{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/94 Esas<br>KARAR NO: 2025/475<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/05/2019<br>NUMARASI: 2018/515 E. - 2019/585 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili şirketin muhasebe sorumlusu olan ... tarafından düzenlenen sahte banka ödeme talimatlarına dayalı olarak müvekkili şirketin hesaplarından farklı hesaplara 18/08/2016 tarihinde 155.000-USD, 10/08/2016 tarihinde 32.279,98-USD, 22/09/2016 tarihinde 12.219,98-USD tutarında havaleler gönderildiğini, söz konusu havale talimatlarının müvekkili şirketle bir ilgisi bulunmadığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermeyerek havale işlemlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin hesaplarından gönderilen toplam 211.638,87-USD 'nin tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine itiraz edildiğini, bu nedenlerle davalı tarafın haksız itirazının iptaliyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankaya gönderilen faks talimatlarındaki imza ve kaşenin davacı şirkete ait olduğunu, talimat evraklarının sahte olarak düzenlendiğinin müvekkili banka yetkilileri tarafından bilinemeyeceğini, müvekkili bankanın taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak hareket ederek bankacılık işlemlerini yaptığını, davacının takip konusu yapmış olduğu alacağını ancak sahte belge düzenlediği iddia edilen muhasebe sorumlusu ...'ten talep edebileceğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2019 tarihli, 2018/515 Esas-2019/585 Karar sayılı kararıyla; \"Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın takip konusu yaptığı 155.000-USD ve 32.279,98-USD havale talimatlarının, davacı şirketin muhasebe elemanı olan ... tarafından şirket temsilcisine ait imzaların başka bir belgeden aktarılarak oluşturulduğu taraflar arasındaki sözleşmeye göre faks ile gönderilen talimatın işleme konulacağı, nitekim havale talimatındaki imza ve kaşenin şirket temsilcisine ait olduğunun şirket temsilcisi olan ...'in Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/567 esas sayılı dosyasındaki ifadesiyle kabul edildiği, bu bağlamda davalı bankanın, faks ile kendilerine gönderilen belgedeki imzanın şirket temsilcisine ait olması nedeniyle sahte olarak düzenlendiğini tespit etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre belge aslı istenmeksizin faksla gönderilen talimatla işlem yapılabileceği; ayrıca dava konusu yapılan havalelerin davacı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan havalelerin kayıt tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 24/08/2017 tarihinde icra takibine konu edilmesi nedeniyle söz konusu işlemlerden davacı tarafın haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve söz konusu işlemlere icazet verildiğinin kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 11.HD 2007/4172 esas 2008/6183 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere) hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı bankanın  sözleşmeye uygun olarak kendisine gönderilen faks talimatıyla işlem yapmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı şirketin muhasebe elemanı olan ...'in başka bir belgede yer alan şirket temsilcisinin imzasını scanner ile tarayarak sahte evrak oluşturmasında kusurun tamamen kendisine ait olduğu ve ...'in bu eyleminden dolayı yargılanıp cezalandırıldığı da dikkate alındığında davalı bankaya izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine; davalı tarafın İİK 67/2.md gereğince talep etmiş olduğu kötü niyet tazminat isteminin de koşulları oluşmaması\" nedeniyle sabit görülmeyen davacının davasının reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin koşulları oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURULARI; Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin genel işlem şartlı sözleşme olduğunu, bu tip sözleşmelerde genel işlem şartlarının geçerliliğinin belirli koşullara bağlı olduğunu, TBK 21. madde hükmü gereğince karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi durumunda yazılmamış sayılacağını, TBK 22 maddesi gereğince yazılmamış sayılmasına karar verilen hüküm olmaksızın sözleşmenin geçerliliğini koruyacağının hükme bağlandığını, buna göre genel işlem şartlı genel kredi sözleşmesindeki bankanın sahtecilik eylemleri sebebiyle bile sorumluluğunu ortadan kaldırdığı ileri sürülen hükmün sözleşmeye yazılmamış sayılması, bunun dışındaki geçerli hükümlerle sözleşmeye geçerlilik sağlanması gerektiğini,  mahkeme kararının banka ile davacı arasında yapılmış olan genel işlem şartlı Genel Kredi Sözleşmesini mutlak geçerli belge olarak esas alarak buna göre kararını oluştuduğunu, bilirkişi raporuna da yansıyan genel işlem koşullu sözleşmede hüküm bulunmasına rağmen bu kadar yüksek miktarlı işlemler için onay alınması gerektiğini ve onay alındığı hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı hususunun mahkeme tarafından göz ardı edilerek karar oluşturulduğunu, mahkemenin bilirkişi raporunda yazılı olan ve bankaya izafe edilen normal işlem yapma esaslarına uymayan kusurlu davranışlara hukuksal sonuç bağlamadığını, bu hukuka aykırılıklara hangi gerekçe ile sonuç bağlamadığını kararında da açıklamadığını, bilirkişi raporunda yapılan bir kısım tespitlerin yerinde olmadığı halde mahkeme kararında gerekçe olarak gösterildiğini, mahkemenin raporda yer alan lehe hususları dikkate ve nazar almadığını, davacı şirketin ekonomik büyüklüğü ve işlem hacmi dikkate alındığında, banka hesabında mevcut tutarda meydana gelen azalmanın farkında olmamasının kusur olarak kabul edilemeyeceğini, davacı parasının güven kurumu olan bankada bulunduğunu ve bankaya emanet olduğunu bilmekte ve bu güvenle hareket etmekte olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde; davacının 3 adet asıl alacak kalemini icra takibi konusu ettiğini, 12.219,98 USD'lik birinci işlemin esasında hiç olmadığını, davacının ticari defter ve kayıtlarına ve müvekkilinin banka kayıtlarına yansımadığını, hayali bir işlem olduğunu, 32.279,98 USD'lik ikinci ve 55.000,00 USD'lik üçüncü işlemlerin davacının bilgisi ve talimatı dahilinde, davacının imzaladığı sözleşmeler kapsamında yapılmış işlemler olduğunu, basiretli bir tacir olan davacının bu işlemleri de dava konusu etmesinin kendisinin kötü niyetini gösterdiğini bu nedenle müvekkili banka lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu olan 12.219,98 USD miktarlı işlemin davacı tarafından istinaf sebebi yapılmadığını, bu nedenle istinaf edilmeyen bir hüküm için istinaf incelemesi yapılmaması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 02/11/2023 tarihli 2020/1850 Esas-2023/1289 Karar sayılı kararıyla; \"Somut olayda davacı şirket yetkilisi tarafından imzalı olarak bankaya faks ile gönderilen 10.08.2016 tarihli talimat ile banka hesabındaki 32.279,98 USD'nin 2,943 kurdan TL'ye çevrilerek toplam 95.000,00 TL karşılığının ... Dış Tic. Ltd. Şti'ne transfer edilmesini, davacı şirket yetkilisi tarafından imzalı olarak bankaya faks ile gönderilen 18.08.2016 tarihli talimat ile banka hesabındaki 155.000,00 USD'nin ...'ya transfer işleminin yapılmasının talep edildiği, işlemlerin gerçekleştirildiği, banka tarafından sözleşme hükümleri doğrultusunda faksa dayalı işlem yapılmasında bankanın herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi havalelerin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun da tespit edildiği, davacının hesabından para aktarılması olayında davacının çalışanının yaptığı usulsüzlükten davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece itirazın iptali davasının reddi kararı isabetli olduğu, ancak mahkemece davalı tarafın kötü niyet tazminat talebi reddedilmiş ise de, İİK 67/2 ye göre takibinde haksız ve kötü niyetli alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedileceği belirtildiğinden davacının takibinde haksız olduğu anlaşıldığından davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir iken hükmedilmemesinin yerinde olmadığı\" gerekçesiyle;  davacının istinaf başvurunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince  kabulüne mahkeme kararının  kaldırılmasına itirazın iptali davasının reddine davalı lehine takip tarihindeki kur üzerinden ana alacak miktarının TL'ye çevrilerek( toplam=199.499,96 USD x 3.4950 TL=697.252,36 TL'nin ) %20'si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir. Dairemizin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2024 tarihli 2024/655 Esas-2024/9014 Karar sayılı kararıyla; \"Bölge Adliye Mahkemesince verilen nihai kararda, davacının takip başlatmada haksız olduğu gerekçe gösterilerek aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği, bu durumda davacı alacaklının takip başlatmakta haksız olduğunun kabulünün, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli olmayıp davacı alacaklının kötü niyetli olduğunun da ispatı ve gerekçelendirilmesi gerekirken yalnızca davacının takip başlatmakta haklı olmadığı gerekçesine dayandırılarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığı\" gerekçesiyle Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, davalı vekili ise davanın esasına yönelik beyanlarını tekrar etmiş, usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK 67/2. maddeye göre açılan itirazın iptali davası olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığından, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizce, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, davalı lehine ana alacak üzerinden %20 tazminata hükmedilmesine  karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizin kararına karşı davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin davacı vekilinin temyiz başvurusunun kısmen kabulü ile, kötüniyet tazminatı yönünden kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından usulsüz gönderilen tutar olduğu belirtilmek suretiyle toplam 211.638,87 USD'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu banka tarafında yasal süresi içinde borca itiraz edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, banka ve mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 24.12.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda geçersiz olduğu iddia edilen faks talimatı ile yapılan iki işlem tutarının toplam 187.279,98 TL olduğu, bankanın Genel Kredi Sözleşmesi hükümlerine uygun ancak banka sorumluluğu çerçevesinde eksik tedbir nedeniyle kusurlu olduğu, kusursuzluğunu ispat etmesi noktasında delil sunamadığı, usulsüzlüğü yapanın davacı firma çalışanı olduğu, davacı firma yetkililerinin de kontrol ve denetimlerini zamanında yapmaması nedeniyle kusurlu bulundukları, tarafların kusur miktarlarının, tarafların kusur miktarlarının tespitinin mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Somut olayda davacı şirket yetkilisi tarafından imzalı olarak bankaya faks ile gönderilen 10.08.2016 tarihli talimat ile banka hesabındaki 32.279,98 USD'nin 2,943 kurdan TL'ye çevrilerek toplam 95.000,00 TL karşılığının ... Dış Tic. Ltd. Şti'ne transfer edilmesini, davacı şirket yetkilisi tarafından imzalı olarak bankaya faks ile gönderilen 18.08.2016 tarihli talimat ile banka hesabındaki 155.000,00 USD'nin ...'ya transfer işleminin yapılmasının talep edildiği, işlemlerin gerçekleştirildiği, banka tarafından sözleşme hükümleri (Genel Kredi Sözleşmesinin 15. Maddesi) doğrultusunda faksa dayalı işlem yapılmasında bankanın herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi havalelerin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun da tespit edildiği, davacının hesabından para aktarılması olayında davacının çalışanının yaptığı usulsüzlükten davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece itirazın iptali davasının reddi kararının isabetli olduğu, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin incelenmesinde; takibin haksız olduğu anlaşılıyorsa da, takip başlatmakta davacı tarafın kötüniyetli olduğu yönünde dosya kapsamında delil bulunmadığının anlaşıldığından, mahkemece kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine, ancak duruşmalı inceleme yapıldığından mahkeme kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2/3 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Duruşmalı inceleme yapılmakla Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2019 tarihli 2018/515 Esas 2019/585 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2-3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 3-İtirazın iptali davasının REDDİNE, -Kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu  ile 571 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 112.958,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561‬ TL harcın  davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5/ç-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/d-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc6252b2a9912f95","SID":"b80e6b47e4d098d9"}}