{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ  <br>KARAR TARİHİ: 14/02/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 06/07/2021<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 14/02/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, ... firmasının  birçok kamu kurum ve kuruluşlarına, çeşitli belediyelere birçok özel sektör firmalara ve özelliklede ... ait birçok bölge müdürlüklerine ve işletme müdürlüklerinin, ihtiyaç duydukları promosyon malzemeleri, logo ve yönlendirme levhaları üretmekte ve bu firmalara satttığını, davacı firmanın tüm Türkiye çapında tanınan, üretim satış ve pazarlamasını yaptıkları malların kaliteli ve uygun fiyat anlayışıyla hizmet veren köklü ve itibarlı bir firma olduğunu, davalı vakıf ve vakfa ait işletme müessesesiyle bir müddet çalıştığını, yaklaşık iki sene boyunca bu vakfın ve işletme müessesinin siparişlerini karşıladığını, daha sonra vakfın ve işletme müessesesinin birlikte kullandığı internet sitesi üzerinden sözleşmeleri feshettiklerini beyan ettiklerini, firmanın kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, şeref ve itibarlarını sarstığını, hakaret içeren asılsız ve yalan beyanlarda bulunduğunu, hukuka aykırı ve haksız fiil oluşturan web sitesindeki yayınlarından dolayı davacı firmanın kişilik haklarına hakaretin saldırı niteliği taşıdığını, 14/03/2016 ve 17/03/2016 tarihlerindeki her iki yayın nedeniyle  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi-manevi tazminat talep ve dava etmiştir.<br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalılar vekili, davacının, müvekkillerinin kullanımında olan sitede yapılan duyuru ile kendilerine hakaret edildiğini, ticari itibarlarının zedelendiği iddiasıyla maddi ve manevi zarara uğradığı beyanında bulunarak tazminat davası açtığını, sitede yapılan duyurunun hakaret niteliğini taşımadığını, başka bir suç da teşkil emediğini, bu nedenle davacının maddi ya da manevi zararı doğmadığını, dava konusu olan internet sitesindeki duyurular, davacının iddiasının aksine suç teşkil etmediğini, haksız fiil ve haksız rekabet teşkil etmediğini,  bu nedenle söz konusu maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu,  davacının uğradığını iddia ettiği maddi kayıp var ise bunun ürünlerin davacıdan alınmama kararından kaynaklanan kar kaybı olarak nitelendirildiğini, kar kaybından doğan zararın ise bu davanın konusu olmadığını, bu nedenle davalılar aleyhinde açılan haksız davanın reddine verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... Öncelikle usuli dava şartları yönünden inceleme yapılmış ve davalılardan ...Müessesesi yönünden  iktisadi işletmenin vakıftan ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığı, bu nedenle taraf ehliyeti de olmadığı değerlendirilerek bağlı olduğu vakıf tüzel kişiliği tarafından temsil edileceği kabulüne göre bu davalı yönünden usulden ret kararı verilmesi gerekmiştir. Davacı yan 14/03/2016 (\"Bölge Müdürlüklerinin ve İşletme Müdürlüklerinin Dikkatine- ... nin ve ... Kurum ve Şahıs olarak yaptığı hukuksuz ve etik dışı davranışları nedeniyle başlattığımız hukuk süreci gereğince vakfımızla tüm çalışmaları durdurulmuştur.Ayrıca...geçmişte olduğu gibi şu anda da vakfımızla hiç bir ilişiği yoktur.\" şeklinde) ve 17/03/2016 (\"Bölge Müdürlüklerinin ve İşletme Müdürlüklerinin Dikkatine- ...nin ve...Kurum ve Şahıs olarak yaptığı hukuksuz ve etik dışı davranışları nedeniyle başlattığımız hukuk sürecinden sonra kalitesiz ürünleri ucuz fiyat vererek elinden çıkarmaya başlamıştır.Birimlerimizin özellikle bu konuda dikkatli olmalarını öneriyoruz \" şeklinde ) tarihlerindeki yayınlar ile hakaret içeren asılsız ve yalan beyanlarda bulunulduğunu iddia etmektedir. Aldırılan bilirkişi kök raporunda 25.03.2016 tarihli web sitesi yayını arşiv kayıtlarından ekran görüntüsü alınarak tespit edilmiş, yine  14/03/2016 ve 17/03/2016 tarihlerindeki yayınların noter  tespit tutanağı ile de tespit edildiği anlaşılmıştır. İlgili yayınlarda davacının ismi zikredilerek hukuksuz ve etik dışı davranışlar sergilendiği ve kalitesiz ürünleri ucuz fiyat vererek elinden çıkarttığı belirtilmiştir. Bu ifadelere ilişkin yargı kararı veya ifadeleri destekleyen tespit bulunmadığı dosya kapsamına göre kabul edilmekle, yayının bilgilendirmeden ziyade davacı şirketi incitme ve kötüleme amacı taşıdığı vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Zira davalının bu yönde şikayetleri var ise bu hususu ilgili mercilere başvurarak şikayet ve dava yolu ile ileri sürmesi gerekir. Bu yola başvurmayarak salt bu yönde yayın yapılması şeklindeki davranışın kötüleme ve incitme kastı taşıdığının kabulü gerekmiştir. Bu nedenle anılan yayınların TTK 55/1 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği vicdani kanaatine varılmakla oluşa mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun şekilde hesaplanan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Davacı vekilinin rapora itirazları 11.05.2021 tarihli raporda ayrıntısı ile açıklandığı üzere talebin ilan ve açıklamalardan kaynaklanan haksız rekabet tazminatına ilişkin olması, sözleşmenin feshinden kaynaklanan zararın eldeki davaya konu olmadığı dikkate alınarak yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin rapora itirazları ise, itirazında belirttiği Ankara Asliye ticaret mahkemesi kararında sözleşmenin haklı fesih gerekçeleri ile yapılan yayın içeriğinin uyumlu olmaması, yine cezai anlamda hakaret teşkil etmeyen eylemlerin TTK uyarınca incitici ve kötüleyici beyan olarak nitelendirilmesinin mümkün olması, eldeki davanın sözleşmeden kaynaklı alacağa ilişkin olmayıp salt haksız rekabet eylemine dayalı açılmış olması nazara alınarak yerinde görülmemiştir. Anlatılan nedenlerle 08.07.2020 tarihli rapor uyarınca hesaplanan maddi tazminat hüküm altına alınmıştır. Ayrıca davacı yanca sunulan makbuzlar uyarınca haksız rekabet içeren yayınlara ait noter tespit işlemleri nedeniyle yapılan masraf yönünden de talep haklı ve yerinde görülmekle bu maddi tazminat kalemi de hüküm altına alınmıştır. ( Davacı her ne kadar iki farklı tarihte yapılan internet sitesi yayını nedeniyle ayrı ayrı miktarlarda maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; yayınların 3 gün ara ile yapılmış olması maddi zararın iki ayrı yayın için ayrı ayrı belirlenmesini mümkün kılmadığından maddi tazminat talebi tek kalemde belirlenmiştir.) Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede TTK 56/1/e uyarınca, koşulları varsa TBK m. 58'e göre manevi tazminat da talep edilebilir. Manevi tazminatın koşulları hukuka aykırı bir fiil, kusur, manevi bir zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağıdır. Dava konusu olayda, hukuka aykırı fiil ve kusur unsurları, incitici ve kötüleyici beyan içeren yayın yolu ile gerçekleşmiş olmakla ve kişilik haklarına müdahale niteliği taşıyan davranıştan zarar gördüğü kabul edilen davacı yararına eylemin ağırlığı, tarafların kusur durumu, paranın alım gücü vs. hususlar nazara alınarak hakkaniyetli olduğu düşünülen tutarda manevi tazminata hükmedilmesine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili ve davalılar ..., ...İşletme Müessesesi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece 11/05/2021 tarihli eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu, daha önceki bilirkişi raporuna karşı beyanlarında ifade edildiği ve dava dilekçesinde de şirketin 2014 yılında kurulduğunu ve kuruluş amacına uygun olarak dava dosyasında mevcut 07.04.2014 tarihli ve ... no lu faturada görüleceği üzere Türkiye çapındaki özel bütçeli kuruluşlar olan ... doğrudan alım bütçeleri dahilinde tanıtım ve promosyon ürünleri ile iş güvenliği ve uyarı levhaları ayrıca iş elbiseleri satışına başladığını, verilen hizmetin bu kurumlar tarafından onaylandığını, ürünlerinin beğenildiğini ve 2 ay gibi kısa süre içerisinde yaklaşık 340.000 satış yapıldığını, çalışmalarının aynı işi yapmakta olan ve yöneticileri ... (...)den emekli olmuş veya halen çalışmakta olan kişilerin oluşturduğu... iktisadi işletmesinin de dikkatini çektiğini ve pazarda kendileri ile rekabet etmek yerine işbirliği yaparak kendilerinin satışları üzerinden para kazanmak yolunu seçtiklerini, kendilerine sundukları teklif ile aralarında 01.05.2014 tarihli sözleşme yapıldığını, buna göre zaten kendilerinin satış yapmakta olduğu ... işletme müdürlüklerine yaptıkları satışa...aracılığı ile devam etmelerinin karara bağlandığını, orman işletme müdürlüklerinden gelen siparişlerin ... işletme müdürlüğü tarafından bizzat işletme ismi ve şehri yazılarak taraflarına bildirildiğini ve taraflarınca irsaliye üzerinde işletme adı yazılarak direk sevkiyat yapıldığını, bilirkişinin bahsettiği gibi davalı ile ayrı bir ticaretinin veya kendilerine bizzat sattıkları ve adreslerine naklettikleri hiçbir ürünün olmadığını,...tarafından işletmeye sevk edilmek üzerine sipariş formu gönderildiğini  ve ürünlerin hazırlanarak bizzat işletmeye sevk edildiğini, işletmelere faturayı ...kestiğini, ücretinin.... hesabına yattığını, aradan anlaşılan miktarda komisyon indirimi yapılarak kendilerine ödendiğini, her işletmeye gönderilen malın irsaliyesine dayanarak ,...fatura kestiklerini, davalı firma ile başka bir ticaretlerinin bulunmadığını, ... doğrudan hiçbir mal satışlarının olmadığını, pazardaki güvenilirliklerinden ve ürünlerinin beğenilmesinden yararlandığını, pazardan yok etmeye amaçladıklarını, 2016 yılında davalı firmanın planlarını uygulamaya geçirdiğini ve kendilerinden mal alımını durduklarını ve ürünlere gelen talebi başka firmalardan tedarik ederek işletmelere göndermeye başladıklarını, ... tarafından 2016 yılının ilk 2 ayında toplam sadece 18.000,00 TL sipariş geldiğinde ve işletmelerden direk talepler gelmeye başladığında... ile aralarında yapılan sözleşmeye uymayarak ihlal ettiğini anladıklarını, ... sözlü olarak kötülemeye başladıklarını, 2015 yılında Denizli Tavas İşletme Müdürlüğüne direk fatura kestiklerini,  uyarı mesajları gönderilip sözleşmeye uymalarının gerektiğinin belirtildiğini ve ayrı bir komisyon faturası kestiklerini, davalının niyeti fark edilince işletmelerin müvekkiline gelen taleplerini bizzat karşılamaya başladıklarını, ancak ...bu durumu hazmedemeyerek internet sitelerinden dava konusu kötülemeleri yaptığını ve hukukçu bilirkişinin belirttiği gibi haksız rekabete yol açarak müvekkili firmanın söz konusu pazardan silinmesini amaçladığını, web sayfasında yer alan bu kötülemenin başarılı olduğunu, müşterilerinin bir devlet teşkilatı ve yetkililerin de devlet memuru olduğunu, satılan ürünlerin kalitesi ile ilgili bu güne kadar ne ... ne de işletme müdürlüklerinden en ufak bir şikayet gelmediğini bildikleri halde kamuoyuna mal olmuş bir habere rağmen alım yapmaktan çekindiklerini, orman işletme müdürlüklerine olan satışlarında önce fiyat teklifinin alındığını, sonra telefon ile onay verildiğini, sonrasında irsaliye ile kargo ile gönderildiğini, malların yerine ulaşıp teslim alınıp ve onaylandıktan sonra fatura kesildiğini ve ödemesinin de bu faturaya istinaden yapıldığını, 2016 yılı nisan ayının sonuna kadar kesilen faturaların tamamının söz konusu yayından önce veya aynı tarihlerde irsaliye ile sevk edildiğini, siparişlerin daha önceden geldiğini, ... son kesilen fatura tarihinin 29.02.2016 tarihi olduğunu, bu tarihten sonra kötüleme yayınının yapıldığı 17.03.2016 tarihine kadar ... bizzat müvekkiline siparişlerin geldiğini ve gelen siparişlerin bu tarihe kadar sevk edildiğini ancak faturaların Nisan ayının sonuna kadar peyderpey kesildiğini, 2014 yılında ilk kurulduklarında ayda 170.000 TL satış yaparken ayda 10 binler gibi bir rakama düşmenin nasıl bir Pazar kaybının olduğunu ve şirketin düştüğü maddi ve manevi durumu gösterdiğini, söz konusu yayın web sitesinden kaldırılsa da tekzip yayınlanmadığı ve özür dilenmediği için bu güne kadar zararlarının gittikçe büyüdüğünü ve tekrar aynı seviyelere gelmelerinin mümkün olmadığını, fakat davalı firmanın aynı ... müvekkilinin 2014 yılında yaptığı satıştan fazlasını yaptığını, sadece haksız rekabet değil bir şirketin komple pazar payının yok edilerek ele geçirilmesi olayı ile karşı karşıya kaldıklarını, dava dosyasının görevsizlik kararı veren mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi raporunda zararın 300.000,00 TL olduğunun bildirildiğini, iş bu dosyadaki bilirkişi raporu hesaplamasının kabul edilemez olduğunu,  bilirkişinin müvekkili davacı firmanın 2014, 2015, 2016 ve 2017  yıllarına ilişkin satışlarını belirttiğini, ancak zarar hesaplanırken firmanın faaliyet karlarını hesapladığını, bilirkişi raporunun yanlış olarak hatalı hesaplama yaptığını, sadece haksız rekabet hükümlerine dayanarak zararlarının tazminini istemediklerini, aynı zamanda davalı tarafın eylemlerinin haksız fiil sorumluluğu kapsamında TCK'nın 125. Maddesi anlamında hakaret suçu ve TTK'nın 55. Maddesi anlamında haksız rekabet suçu kapsamında kaldığını belirterek bütün sorumluluk yönlerinden de zararın tazminin istediklerini, bilirkişi raporlarına itirazlarda belirttikleri hususların dikkate alınmadan eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>Davalılar ....vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığından ıslah dilekçesi ile HMK'nın 107. maddesine dayanılmasının yerinde olmadığını, mahkemece davanın kısmi dava olduğunun gözetilmediğini, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının tek müşterisinin müvekkili vakıf olduğunu, müvekkilinin alım yapmamasının davacının gelirinde düşüşe neden olduğu, bu düşüşün haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı hususundaki itirazlarının yerel mahkemece değerlendirilmediğini, orman işletme müdürlüklerinin sehven müşteri olarak değerlendirildiğini, vakfın 01/03/2012 ve 01/05/2014 tarihli sözleşmeler kapsamında başka firmalardan da ürün tedarik hakkı bulunduğundan davacıdan ürün tedarik etmeme hakkını kullandığını ve ürün tedarikini durdurduğunu, davacının, haksız rekabet olduğu kadar suç teşkil eden faaliyetinde daha ileri giderek, sözleşmede müvekkilince talep edilmesi halinde ürün tedarik etmeyi taahhüt ettiği halde, sözleşme ile ilgisi olmayan turizm faaliyetlerinde, müvekkillerine ait...logosunu kullanıp, müvekkili kamu vakfı ve işletmesince düzenlenen yurt içi yada yurt dışı turistik turlar ve hatta Umre turları varmış algısı oluşturarak haksız kazançlar elde ettiğinin tespit edildiğini, davacının düzenlediği turları, bastırdığı afiş ve ilanlar ve yapılan reklamlarda vakıfları çalışmaları kapsamında gösterdiğini, müvekkiline ait logoları izinsiz kullanarak kamu personelini yanıltarak, haksız rekabet suretiyle kazancına kazanç kattığını, Vakıf logosunun haksız yere kullanılmasının ve davacı tarafından müvekkilinin sorumluluğunu üstlendiği..., ..., hatta iyiniyetli üçüncü kişilerin, kamu vakfı niteliğindeki müvekkiline güveninin kullanılarak yeni haksız kazançlar elde edilmesinin önüne geçmek için davacı ile çalışmaların durdurulduğuna dair bilgi amaçlı yayınlar yayınlandığını, bu yazıların içerik itibariyle haksız rekabeti oluşturmadığının da açıkça ortada olduğunu, bilirkişi raporunda davacının tek alıcısının müvekkili şirket olduğunun açıkça belirtildiğini, haksız rekabet oluşturacak 3.şirketin var olmadığının ispatlandığını, yukarıda açıklanan nedenlerle haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, mahkemece yapılan haksız rekabet tespitinin yerinde olmadığını, ....aleyhine açılan davanın usulden reddine karar verilmiş olmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava TTK 55/1 uyarınca açılmış maddi ve manevi tazminat isteminden ibarettir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın davalı...ve....; haksız rekabet nedeniyle açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 31.201,24 TL maddi tazminatın 17/03/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, İki adet noter tespit masrafı nedeniyle açılan maddi tazminat davasının kabulü ile; 258,26 TL 'nin 129,13 TL'lik kısmına 14/03/2016 tarihinden itibaren, 129,13 TL'lik kısmına 17/03/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 14/03/2016 tarihli eylem nedeniyle 4.000,00 TL manevi tazminatın 14/03/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte, 17/03/2016 tarihli eylem nedeniyle 6.000,00 TL manevi tazminatın 17/03/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davalı... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının usulden reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı taraf 14/03/2016 ( \" Bölge Müdürlüklerinin ve İşletme Müdürlüklerinin Dikkatine-.. ve ... Kurum ve Şahıs olarak yaptığı hukuksuz ve etik dışı davranışları nedeniyle başlattığımız hukuk süreci gereğince vakfımızla tüm çalışmaları durdurulmuştur. Ayrıca ...'ın geçmişte olduğu gibi şu anda da vakfımızla hiç bir ilişiği yoktur.\" şeklinde ) ve 17/03/2016 ( \" Bölge Müdürlüklerinin ve İşletme Müdürlüklerinin Dikkatine - ...ve ... kurum ve şahıs olarak yaptığı hukuksuz ve etik dışı davranışları nedeniyle başlattığımız hukuk sürecinden sonra kalitesiz ürünleri ucuz fiyat vererek elinden çıkarmaya başlamıştır. Birimlerimizin özellikle bu konuda dikkatli olmalarını öneriyoruz \" şeklinde ) tarihlerindeki yayınlar ile hakaret içeren asılsız ve yalan beyanlarda bulunulduğunu iddia etmektedir. Davalı taraf ise; taraflar arasında ürün tedarikine ilişkin sözleşme bulunmasına rağmen davalının, sözleşme ile ilgisi olmayan turizm faaliyetlerinde, müvekkillerine ait ... logosunu kullanıp, müvekkili kamu vakfı ve işletmesince düzenlenen yurt içi yada yurt dışı turistik turlar ve hatta Umre turları varmış algısı oluşturarak haksız kazançlar elde ettiğinin tespit edildiğini, davacının düzenlediği turları, bastırdığı afiş, ilanlar ve yapılan reklamlarda vakıf çalışmaları kapsamında gösterdiğini, müvekkiline ait logoları izinsiz kullanarak kamu personelini yanılttığını, Vakıf logosunun haksız yere kullanılmasının ve davacı tarafından müvekkilinin sorumluluğunu üstlendiği ..., ... hatta iyiniyetli üçüncü kişilerin, kamu vakfı niteliğindeki müvekkiline güveninin kullanılarak yeni haksız kazançlar elde edilmesinin önüne geçmek için davacı ile çalışmaların durdurulduğuna dair bilgi amaçlı yayınlar yayınlandığını, bu yayınların haksız rekabet teşkil etmediğini savunmuştur.<br>Mahkemece bu ifadelere ilişkin yargı kararları ve ifadeleri destekleyen tespit bulunmadığı belirtilerek yayınların bilgilendirmeden ziyade davacı şirketi incitme ve kötüleme amacı taşıdığına ve yayınların TTK 55/1 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğine kanaat getirilerek davacı taraf lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.<br>Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.<br>Buna göre, bir kişi bir başkasını ya da o kişilerin mal, iş ürünü, fiyat veya faaliyetlerini yanlış yere, yanıltıcı yere ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemektedir. Burada bir kimsenin başkası nezdindeki itibarı ile haksız biçimde oynamak, iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturduğu gibi aynı zamanda kişilik haklarına da tecavüz niteliğindedir. Kötüleme; karalama, perdeleme, değerini küçümsetme ve aşağıda bulunduğunu söyleme gibi fiilleri kapsar. Kanun koyucu, kötüleme fiilinin yanlış, yanıltıcı veya incitici bir temele dayanmasını aramıştır. Kötüleme, bir kimseyi karalamayı, bu kimsenin halihazırda var olan değerini diğerlerinin gözünde düşürmeyi veya küçümsemeyi içerir.<br>Burada hem genel hem de özel olarak düzenlenen haksız rekabet hallerinde önemli olan husus dürüst davranma kuralına uyulup uyulmadığıdır. Dürüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla ya da ticari uygulamalarla olur. Davranışlar ve ticari uygulamalar iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe aykırı, aldatıcı, yanıltıcı, kandırıcı şeklinde olabilir. Dürüst davranmaya yönelik haklı beklentinin ihlali haksız rekabetin gerçekleşmesinin kabulü için yeterlidir. İddialar araksında yer alan kötüleme, genel bir ifade ile bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır. Kötüleme şeklindeki haksız rekabet halinin şartları ; hedef alınan kişiler açısından rekabeti etkileyecek kötüleme şeklinde yazılı, sözlü, resimli şekilde bir açıklamada (beyanda) bulunmaktır. Olaylar hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Bu sebeple olayların gerçek olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Yanıltıcı açıklamalar ise açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olacak yanlış izlenim bırakacak beyanlardır. Yine yanıltıcı açıklamaların aynı zamanda kötüleyici nitelikte olması gereklidir. Gereksiz yere incitici beyanlar ise amacını aşan değer yargıları olarak kabul edilir. Burada dikkat edilecek husus, gerçek olmasına rağmen eleştiri amacını aşan bir durum ortaya çıkıp çıkmadığıdır. Yani gerçek bile olsa, eleştiri sınırlarını aşıyor ise bu beyan incitici kabul edilmelidir. Eleştirinin objektif olarak haklı ve makul bir gerekçeye dayanması gerekir. Gereksiz yere incitici açıklamalar markalı ürünlerin sahip olduğu imajı etkileyebilecek nitelikte ise haksız rekabet hali olarak kabul edilmelidir. Zira tüketiciler bir ürünü tercih ederken o markanın sahip olduğu imaja da bakarlar. Bu imaj sayesinde bu marka, rakip ürüne göre tercih edilir. Bu nedenle imajı etkileyebilecek açıklamalar eleştiri sınırlarını da aşıyor ise haksız rekabet gerçekleşmiştir. TTK 55.maddesi hükmünün uygulanabilmesi için tarafların daha doğrusu kötüleyen ile kötülenen arasında rekabet ilişkisi bulunmasına gerek yoktur. Kötüleme sureti ile haksız rekabet rakip tarafından yapılabileceği gibi üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. Önemli olan eylemin rekabetin işleyişini bozabilecek nitelikte olmasıdır. Yani açıklamayı yapan ile açıklamanın yöneldiği hedef kitle arasında rekabet ilişkisi olmamasına rağmen, üçüncü kişilerin yaptıkları açıklamaların müşterilerin davranışını etkileyebilecek nitelikte olduğu durumlarda rekabetin işleyişini bozan eylem olarak değerlendirilmelidir.<br>Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davalı Vakıf kendisine ait internet sitesinde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen 14/03/2016 ve 17/03/2016 tarihli yayınlarda davacı şirketten almış oldukları hizmetler ile ilgili karşılaştıkları olumsuzlukları, sorunları belirtmiş ve  davacı şirketin aralarındaki sözleşmeye aykırı davrandığını, hukuki süreç gereğince davacının Vakıf ile ilgili tüm çalışmalarının durdurulduğunu, bu konuda tüm birimlerinin dikkatli olmaları gerektiğini bildirmiştir. Zira taraflar arasında görülen Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/11/2020 tarih ... Esas ...karar sayılı ilamında davacı şirketin davalı Vakfın izni ve muvafakatı olmaksızın reklamlarda davalının ismini kullandığı, bu hususun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin kusurlu bulunduğu belirtilmiş olup,  Ankara Bam 31.Hukuk Dairesinin... Esas ... Karar sayılı ilamı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>Bu kapsamda davalı Vakfın söz konusu yayınları yaparak taraflar arasındaki husumeti ortaya koyması, yaşanan hukuki süreçleri belirtmesi, davacı ile olan tüm çalışmalarının durdurulduğunu ve bu konuda tüm birimlerinin dikkatli olmaları gerektiğini bildirmesi haksız rekabet olarak değerlendirilemeyecektir. Burada gerçekte mevcut olan bir durumun yani davacı ile davalı taraf arasındaki ihtilafın ilanı, duyurulması söz konusu olup bu haliyle TTK 55/1,a-1 maddesinde yazıldığı üzere davacının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı açıklamalarla kötülemek şeklinde bir haksız rekabet eyleminin oluşmadığı, davalının kurum içi bilgilendirme kapsamında olan internet yayınlarının gereksiz yere incitici olmadığı, eleştiri sınırları kapsamında kaldığı, ölçülü olduğu ve üslup olarak bakıldığında incitici olmayıp mevcut durumla ilgili bilgilendirme amaçlı olduğu, dolayısıyla haksız rekabet oluşturmadığı anlaşılmaktadır.<br>Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince, söz konusu yayınların davalı Vakfın birimlerini bilgilendirme amaçlı olduğu, yayınların kötüleme yoluyla haksız rekabet teşkil etmeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması Dairemizce yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak Dairemizce hüküm tesis edilmiştir.<br>Sonuç olarak yukarıda davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2021 tarih ve... Esas,... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>a-Davalı ...aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının REDDİNE,<br>b-Davalı ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının  USULDEN REDDİNE, <br>c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin olarak yatırılan 687,52 TL harç ile 4.955,00 TL ıslah harcı toplamı 5.642,52 TL harçtan mahsubuyla fazla yatırılan 5.027,12 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine, <br>d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>e-Davalılar tarafından yapılan 600,00 TL bilirkişi gideri, 19,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 619,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>f-Davalı...kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat için hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...verilmesine, <br>g-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca manevi tazminat için hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı... verilmesine, <br>h-Davalı ... ayrı bir tüzel kişiliği olmadığı ve bu sebeple hakkındaki davanın husumetten reddine karar verildiği dikkate alınarak lehine vekalet ücreti takdiri konusunda karar verilmesine yer olmadığına,<br>ı-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, <br>i-Davalılar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davalılara İADESİNE, <br>4-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>b-Davalıların istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 709,00'ar TL nispi istinaf karar harçlarının talebi halinde  davalılara İADESİNE, <br>c-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>d-Davalılar tarafından istinaf incelemesi için yapılan 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 53,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 377,20 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE, <br>5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 14/02/2025      <br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a943e2a88a61e3b5","SID":"be0a7490aeb5dd26"}}