{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1848 <br>KARAR NO:2024/1995<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/07/2021<br>NUMARASI:2020/53 Esas 2021/500 Karar <br>DAVA:Genel Kurul Kararlarının Yokluğunun Tespiti<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili,  davacının davalı şirketin de %40 ortağı olup 2008-2013 yılına kadar yönetimde olduğunu,03.09.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında, sahip olduğu %40 hisseye ilişkin Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından hiçbir itiraz veya muhalefette bulunulmadığını,diğer ortakların eski eşi ve çocukları olduğunu, boşanma davası sonrasında ..., ..., ... ve ..., ... ile suç işlemeyi göze alarak kurduğu organizasyon ile önce İstanbul 18. ATM nin 2017/39 esas sayılı dosyasında  davacıya ait %40 hissenin %26,5'inin ...'ye, %13'ünün ...'a, %0,5'inin ...'ye ait olduğunun tespiti için dava açtıklarını taleplerini geçersiz ilmühabere dayandırmaya çalıştıklarını ve  “Nama Yazılı Hamiline” ilmühaber düzenleyerek TTK'nda olmayan bir “senet” ihdas ettiklerini dava dayanağı olarak, hazirun cetvellerindeki %40 hisse kaydının genel kurul işlemlerini yerine getirenlerce yapılan bir hatadan kaynaklandığını ileri sürdüklerini,davanın takip edilmeyip açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bilahare davalı şirket tarafından 20.02.2017 tarihinde 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısını yapılıp davacıya ait %40 hissenin, ..., ... ve ... tarafından kullanıldığını,TTK nın 414.maddesi gereği davalı şirketin çağrı yapmadığını,  genel kurulda  haklarının pay sahibi ve yetkisi olmayan diğer hissedarlar tarafından kullanıldığını ileri sürerek 20.02.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların  yok hükmünde olduğunun (Butlan) tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili,davacının son hazirun cetveli gereği hissedar olmadığını, aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davalı şirket tarafından “nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberi” bastırılıp hissedarlara dağıtıldığını,ilmuhaber dışında bastırılmış hisse senedi bulunmadığını, 30/12/2005 tarihli ve ...nolu “yönetim kurulu kararıyla”, “hisse senedi ilmühaberi” bastırılarak hissedarlara dağıtıldığını, hissedar ..., ... ve ...'nun 03/02/2017 tarihli ihtarnameyle; “son genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelinde, %40 hissenin ...’a aitmiş gibi hatalı bir kayıt düşüldüğünü, sözü geçen bu hissenin %26,5’inin ...’ye, %13’ünün ...’a, %0,5’inin de ...’ya ait olduğunu, bu %40 hisseye ait hisse senedi ilmuhaberinin ciro yoluyla kendilerine geçtiğini” bildirip hisse senedi ilmuhaberini ibraz ettiklerini,  davacı ...’a, %40 hisse senedi ilmuhaberini ciro ederek pay zilyetliğini devir alıp almadığının 3 (üç) gün içinde bildirilmesi, hisse senedi ilmuhaberi var ise  ilmuhaber aslının ibrazı, aksi halde adı geçen şahısların ihtarı doğrultusunda işlem yapılacağının”bildirildiğini, davacının 22.02.2017 tarihli cevabi ihtarında ihtarın dayanağının belirsiz olduğundan ihtarın kabul edilmediğinin bildirildiğini,davacının hisse senedi ilmuhaberi  ibraz edemediğini, ilmühaberlerin ciro edilerek devrinin tek başına, pay devri için yeterli olmadığını,TTKnın 494 madde hükmü uyarınca, pay devri için yönetim kurulunun, devri onaylaması gerektiğini,elinde şirketin hisse senedi ilmühaberi olan ve şirkete ibraz eden ..., ... ve ...’nun hisselerini davacıya devir ettiğine ilişkin işlem yapılmadığını, toplantının tüm hissedarlar çağrılarak %100 katılım ile yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davacının 30/12/2005 tarihli, 2005/4 sayılı karardan önce bastırılan hamiline yazılı hisse senetlerini elinde bulundurduğu gibi, 30/12/2005 tarihli, 2005/4 sayılı kararın tescil ve ilanından ve hamiline yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberlerinin bastırılmasından önce alınan 30/12/2005 tarihli, 2005/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile, adı geçen yönetim kurulu üyeleri ...'ın 6.500 adet, ...'nin 13.250 adet, ...'nin 250 adet hissesini davacıya devrettikleri, devredilen hisselerin çıplak pay niteliğinde oldukları, devir tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6768 sayılı TTK'da çıplak payın devir şekli konusunda bir hüküm bulunmadığı, çıplak pay devrinin alacağın temliki şeklinde yapılması, bunun için ise devredenin iradesinin yazılı hale getirilmesi gerektiği, buna göre 30/12/2005 tarihli, 2005/5 sayılı yönetim kurulu kararının, hisse sahiplerinin devir iradesini içermekle alacağın temliki hükmünde ve davacının 30/12/2005 tarihi itibariyle 20.000 adet hisse sahibi olduğu, en son katıldığı 03/09/2014 tarihli genel kuruldan sonra hisselerini devretmediği, davaya konu genel kurul toplantısının çağrısız yapıldığı, davacının katılımı olmaksızın çağrısız genel kurul toplantısı yapılamayacağından 20/02/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne; davalı şirketin 20.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısı'nda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; davalının davacı şirket kayıtlarında hissedar olmadığını, genel kurulun iptali davasını açamayacağı, aktif husumetinin bulunmadığını, davalı  hisselerinin basılı nama yazılı hisse senedi ilmuhaberleri ile temsil edildiğini, ellerinde hisse senedi ilmuhaberi olanların sadece ..., ... ve ... olduğunu, davacının hissedarlık iddiasını bu kişilere yöneltmesi gerektiğini,  davacının  hissedarlığını ispat için nama yazılı hisse senedi ilmuhaber ibraz edemediğini, mahkeme davacıda daha önce bastırılan hamiline yazılı hisse senetleri olduğu kabul edilmiş ise de; davacının sadece renkli fotokopiden ibaret kağıtlar sunduğunu, Yönetim Kurulu üyelerinin ıslak imza ve onaylarının olmadığını, bunların hisse senedinin aslı olmadığını, sonradan üretilmesinin de mümkün olduğunu, bunun şirketi bağlamayacağını, davalı şirketin hiç bir zaman hisse senedi bastırmadığını, 2005 yılında sadece Nama Yazılı Hisse Senedi İlmuhaberleri bastırılıp hissedarlara dağıtıldığını, davacının  böyle bir ilmuhaber ibraz edemediğini, şirket defter ve kayıtlarına göre sadece 30/12/2005 tarihli, 2005/4 Karar Nolu Yönetim Kurulu Kararı ile Nama Yazılı Hisse Senedi ve Nama Yazılı Hisse Senedi özelliğini ihtiva edecek şekilde ortaklara hisse senedi geçici ilmuhaberi verilmesi yönünde karar alındığını ve hissedarlara dağıtılan hisse senedi ilmühaberleri de dava dışı paydaşlarca  ibraz edildiğini, T.T.K.’nun 490/2. madde hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerinin devri, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devir alana geçirilmesiyle yapılabildiğini, davacı yana devir edildiğine ilişkin  işlemlerin olmadığını, davacının ibraz ettiği hisse senedi fotokopilerinin 1998 basım tarihli olduğunu, bunların gerçek olması halinde davacının 1998 yılından bu güne kadar hissedar olması gerektiğini, 15/12/2005 tarihinde yapılan genel kurul hazirun cetveline göre davacı yanın müvekkil firmada hissedarı olmadığını, 2005 yılında davacı  hissedar olmadığı için adına hisse senedi ilmuhaberi dahi bastırılmadığını,  şirkete ibraz edilen ilmuhaberlerin arkasında da devir edildiğine ilişkin bir ciro olmadığını, diğer hissedarların elinde, davacının ibraz ettiği gibi bir hisse senedi bulunmadığını, 15.01.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ticari defterlerde kayıt düzeninin müsade etmemesi nedeni ile hisse devirlerinin tespit edilemediğinin bildirildiğini, bunun şirket kayıtlarının  doğru olmadığını gösterdiğini, davacının bu davayı açmasında hukuki yararının olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine  karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE:Dava,davalı şirketin ..tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların  yok hükmündü  olduğunun tespiti  talebine ilişkindir.Davacı  taraf , davacının şirketin %40  oranda payına  sahip olmasına rağmen çağrısız yapılan 20.2.2017 tarihli genel kurul toplantısının TTK nın 416  maddesi uyarınca yoklukla malul olduğunu ileri sürmekte, davalı taraf ise davacının şirkette payı olmadığını ,şirketin pay sahipliğini tesbite yarar ilmühaberlerinin  ..., ...,... tarafından ibraz edilerek gerekenin yapılmasını talep ettiklerini ,davacıya durumun bildirilerek hisse senedi ilmühaberlerini ciro alıp almadığı sorulmuşsa da cevap verilmediğini ,genel kurulun  hisse senedi ilmühaberlerini ibraz eden paydaşların katılımı ile çağrısız yapıldığını,davacı pay sahibi olmadığından genel kurula katılma hakkı olmadığını savunmuştur.Dava dışı ..., ... ve ... tarafından keşide edilen 3.2.2017 tarihli ihtarname ile son genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde %40 hissenin ...'a aitmiş gibi hatalı kayıt düşüldüğünü, bu payın kendilerine ait olduğunu, ellerinde nama yazılı muvakkat hisse senedi ilmuhaberi bulunduğunu, senetleri ...'a ciro etmediklerini, zilyetliğini de vermediklerini bildirerek %40 pay sahipliği haklarının kullandırılmasının istenilmesi üzerine , davalı şirket tarafından davacıya 9.2.2017 tarihli ihtarname ile %40  pay devrinin nasıl yapıldığı, sözleşmenin veya  ciro edilmiş hisse senedi ilmuhaberlerinin sunulması istenilmiştir. Anonim ortaklık genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek olan şahıslar TTK nın  446 maddesinde tahdidi olarak belirtilmiştir.İptal davası hakkı: anonim ortaklık pay sahiplerine, yönetim kuruluna, kararların uygulanması durumunda yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumlulukları söz konusu olacak ise bunların her birine, üç aylık kanuni süre içerisinde tanınmıştır. İptal davası açma hakkı pay sahiplerine, anonim ortaklıkta pay sahibi sıfatını haiz olmalarından ötürü tanınan ve kanunun emredici hükümlerince güvence altına alınmış olan haktır.Davacı şirket ortağı olduğunu ileri sürerken ,davalı şirket davacının  paydaş olmadığını genel kurula katılma hakkı olmadığı ileri sürülmüştür.Dava dilekçesinde davacı  yerihne genel kurula katılanların %40 payın kendilerine ait olduğunun tesbiti  için  İstanbul 18. ATM nin 2017/39 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını ancak bu davanın takipsiz bırakılarak açılmamış  sayılmasına karar verildiğini beyan etmektedir.Ne var ki açılan bu davanın takipsiz bırakılması davacının  doğrudan pay sahibi olduğunun kabulune yeterli değildir. Davalı şirket tarafından pay sahiplerinin davacı dışında ilmühaberleri  elinde bulunduran şahıslar kabul edilmektedir.İlk derece mahkemesince ;davalı şirket kayıt ve defterleri incelenerek davacının paylarını diğer şahıslara geçerli biçimde devretmediği sonucuna varılarak davacının pay sahibi olduğu sonucuna varılmış ise de elde ki dava şirketin taraf olduğu  genel kurul karar butlanı davasıdır.Davacı ile pay sahipliği sıfatı nedeniyle  ihtilaflı kişiler bu davada taraf değildir .Mevcut durumda davacının şirket ortağı olarak kabulüne ilişkin tesbitler  yapılabilmesi için davalı şirketin pay sahibi olarak kabul ettiği kişilerin  davada taraf olması gerekir.İlgili kişilerin taraf olmadığı bu davada bu yolda bir tesbit yapılamaz .Davacının ;davalı şirket ortağı olduğunun tesbiti ile dava açmaya aktif husumet ehliyeti bulunduğu yokluğunda  toplantı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de ; hükümde yapılan bu tesbitler genel kurul toplantısına pay sahibi  sıfatıyla katılan  \"dava dışı  ... ,... ve ...'nun hukukunu etkilediğinden yokluklarında açılan bir davada pay sahibi olup olmadıkları incelenip karar verilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmuştur.(Yargıtay 11 HD nin 2012/15290 esas,2013/3091 karar , 21,02.2013 tarihli-2012/1594zesas ,2013/17904 karar sayılı 08.10.2013 tarihli - 2023/533 esas ,2024/2571 karar  28.03.2024 tarihli ilamları bu yöndedir.) O halde ;davacı tarafa süre verilerek dava konusu genel kurulda davacı yerine genel kurul toplantısına katılan kişilere husumet yöneltilerek  davalı şirkette  pay sahibi  olduğunun tesbiti için dava açmak üzere süre verilip dava açıldığı takdirde  neticesi beklenerek sonucuna  göre karar verilmek,dava açılmadığı takdirde davacının pay sahibi olmadığının kabulü ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle ;davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  02/07/2021 tarihli 2020/53 Esas 2021/500 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;\"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"961c92cb213d49a3","SID":"5bf6bd75eff6fdfc"}}