{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1615 <br>KARAR NO: 2025/190<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/06/2021<br>NUMARASI: 2019/323 Esas -  2021/277 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Ürün İç. ve D/ş Tic Ltd, Şti. ile ilgili olarak müvekkili şirket tarafından ... numaralı Nakliyat Abonman sigorta poliçesi tanzim edilmiş bulunduğunu, ilgili poliçe kapsamında sigortalıya ait emtiaların nakliyesi esnasında oluşacak zararlar teminat altına alınmış olup aşağıda detaylıca izah edileceği ü2ere davalıların nakliyesini üstlendiği sigortalıya ait emtialar üzerinde hasar oluştuğunu, müvekkili şirket tarafından ilgili poliçe gereği zarara uğrayan sigortalıya 1207 2017 tarihinde 15 421,62-TL hasar ödemesi yapıldığını, işbu ödemenin rücuen tazmini amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olup işbu takibe itiraz edilmesi sonucu şimdilik 14,019,65 TL'lik kısım için itirazın iptali davası ikame edildiğini,,  müvekkili şirket'in sigortalısına ait emtialar, nakliye esnasında içinde bulundukları konteynerlerin su geçirmesi sebebiyle zarar gördüğünü, taşıma işini üstlenen davalılar nakliye esnasında oluşan zarardan sorumludur İşbu sebeple müvekkilimiz şirket tarafından ilgili zarar kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin halefıyet prensipleri gereği davalı taraflardan rücuen tazmini gerekmektedir müvekkili şirket'in sigortalısı tarafından Şili'den ithal edilerek 5 konteyner içerisinde gemi ile Mersin'e getirilen torbalı ceviz emtiası, Mersin Limanı'nda gemiden tahliye edildikten sonra aynı konteyner içerisinde karayolu ile Gaziantep'e götürüldüğünü, ilgili emtiaların taşıma işini davalı taraflar üstlenmiş bulunduğunu, müvekkilimiz şirketin sigortalısı dava dışı ...'in deposuna getirilen emtiaların boşaltılması sırasında 1 konteyner içerisindeki bazı torbaların ıslak, ayrıca içlerindeki emtianın da ıslak, küflenmiş ve kokuşmuş olduğunu görüldüğünü, ve işbu durum tutanak altına alındığını, sigortalıya ait emtiaların zarar görmesi sonucu anılan zarar ekspertiz raporları ile tespit edilmiş ve sigortacı sıfatıyla müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, zararın oluşmasına taşıma için uygun olmayan konteyner kullanan davalı şirketlerin sebebiyet verdiği açık bir şekilde ortada olduğunu, ayrıca önemle belirtmek gerekir kit konteyner üzerindeki bazı deliklerin silikon İle doldurulduğunun tespit edilmiş olması, davalı şirketlerin konteynırların yetersiz olduğunu bildiğini net bir şekilde ispatladığını, kusuru ile zarardan sorumlu olan davalı taraf, oluşan zararı tazmin ile mükelleftir 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi 1, Fıkrası gereği müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin rücuen tazmini gerektiği, davalıya karşı müvekkilimiz Şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine borçlu haksız ve kotu niyetli olarak itiraz ettiğini, likit  alacağa karşı yapılan itiraz sonucu %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş olmakla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; geminin varış ve konteynerin gemiden indirilme tarihi 14.06 2017 olduğunu, konteyner indirildikten ve gümrük işlemleri yapıldıktan sonra Gümrük Giriş Beyannamesine göre bir hasar şerhi düşülmemekle, malların temiz indirildiği TTK 1154/4 maddeye göre karinedir konteyner, 21/06/2017 tarihinde Gaziantep'e sevk edildiğini, Malın gümrükten çıkmasından 7 gün sonra malda hasar tespit edildiği sigorta şirketine bildirildiğini, yapılan testte, ekspertiz raporuna göre deniz suyuna rastlanılmamış, aksine tatlı suya rastlanıldığı  tespit edildiğini, Bu sebeplerle ve TTK 1184 ve 1185 gereği davacı tarafın bu hasarın deniz takmasından olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Dosya içeriğinde yer alan belgeler, usul ve yasaya uygun alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde;  yükün ıslanarak zarar görmesinin sebebinin, konteyner tabanındaki delikten içeriye tatlı su girmesinden kaynaklandığı, zararın hangi anda gerçekleştiğinin tespit edilemediği, zarar ihbarının süresi içerisinde yapıldığına ilişkin bir husus tespit edilemediği için davalı taşıyan lehine karine doğduğu, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememesi nedeniyle davalıların sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemece, beyanlar ve itirazların dikkate alınmadığını, eksik inceleme sonucunda kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, taşıma işinin kara taşıması kısmından sonra emtiaların sigortalıya teslimi sonrasında tır şoförü tarafından imzalanan tutanağın, hasarın tespitinden sonra 3 günlük sürede ihbarın gerçekleştiğini gösterdiğini, zira davalının komet turizm taşıma işleri komisyoncusu sıfatını haiz olduğunu, yerel mahkemenin, ortada somut deliller bulunmasına rağmen, hasarın taşıma sırasında gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilemediği ve süresinde ihbarın gerçekleştirilmediğine yönelik gerekçelerinin yerinde olmadığını, bu bakımdan eksik inceleme sonucunda kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava,  ''Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi\" kapsamında ödenen hasar bedelinin taşıyıcılardan rücuen tahsili istemiyle başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine  karar verilmiş   karara karşı davacı  vekilince  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde;  ödemenin poliçe kapsamında kalıp kalmadığı, davalıların taşıyıcı olup olmadıkları, zarardan sorumlu olup olmadıkları noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafça davalılar ... A.Ş., ...ye izafeten ... San. A.Ş. ve dava dışı ... klubüne izafeten ... Müş. A.Ş. hakkında  İstanbul  ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı  dosyası ile  \".. Emteanın nakliyesi esnasında meydana gelen hasar  neticesinde ödenen tazminatın kusur sebebi ile rucuen tahsiline ilişkin alacak\" borcun sebebi gösterilerek 15.421,62 TL asıl alacak  ve 460,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.881,73 TL  alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi  başlatılmış, davalıların borca itirazı  üzerine takip durmuş,  davalılar  ... A.Ş. ve ...ye izafeten ... San.A.Ş.'ye yönelik eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. 6102 sayılı TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için; sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Dosyaya sunulan davacı ile dava dışı sigortalı ... Ltd. Şti.  arasında yapılan Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi kapsamında ödemenin yapıldığı anlaşılmakla sigortalısına halef olarak zarar sorumluları hakkında ödediği tazminatı rücuen tahsili için  dava açma hakkı bulunmaktadır.  Dosyaya toplanan delilerden; dava dışı sigortalının Şili ülkesinden ithal ettiği kabuklu ceviz emtiasının Şili ülkesinden Mersin limanına deniz yolu taşındığı,  dosyaya yazılı bir navlun sözleşmesi sunulmadığı gibi taşımaya ilişkin navlun faturası da sunulmadığı, konteynerlerin 14/06/2017 tarihinde  Mersin Limanında gemiden indirildiği,  gümrük giriş beyannamesinde bir hasar şerhi düşülmediği, konteynerlerin 21/06/2017 tarihinde Gaziantep'e kara yolu ile sevk edildiği, burada aynı tarihte şoför, hamal ve sigortalı firmanın depo sorumlusunun imzasını taşıyan tutanak ile 1 konteynerde bulunan 68 çuval x25 kg 1700 kg kabuklu ceviz yükünün  \"Konteynerin en arka kısmından başlayarak en ön kısmına doğru alt zeminde çuvalların ıslandığı ve bu ıslanmadan ötürü ürünün hasar gördüğü tespit edilmiştir ve konteynerin taban kısmında deliklerin olduğu tespit edildi silikonla daha önce kapatılmaya çalışılmış ana yeterli olmadığı için su geçermiştir\"  şeklinde tutanak tutulduğu,  ekspertiz incelemesinde Nitrat testi yapılarak ıslanmanın tatlı sudan kaynaklandığı, deniz suyunun olmadığı belirlendiği görülmektedir. Dava dilekçesinde davalıların taşıma işini üstlendiği, taşıma işini uygun olmayan konteyner kullanan davalıların sebep olduğu iddia edilerek davalılar sorumlu tutulmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise  navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun  ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi şirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdiği, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildiğini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Davaya konu uyuşmazlık navlun sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Navlun sözleşmesi uyarınca deniz yolu ile yük taşıma taahhüdü altında olan taraf taşıyan, yük taşıtma hakkına sahip ve navlun borcundan sorumlu olan taraf ise taşıtan olup, yük taşımadan kaynaklı zararlardan sorumluluk işbu sözleşmenin taraflarından taşıyana aittir.  Davalıların  pasif husumetlerinin bulunması taşıyan sıfatlarının  bulunmasına bağlıdır. Navlun sözleşmesinde taşıyan sıfatını tayin ise öncelikle var ise yazılı bir sözleşme ile mümkündür. Yazılı sözleşmenin bulunmadığı hallerde konişmento aracılığı İle taşıyan sıfatının tespiti mümkündür Zira TTK m 1238 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatı ile imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılmaktadır. Dosyaya ... tarafından tanzim edilmiş ... numaralı  birinde gemi adının ..., diğerinde ise ... olarak görünen 2 konişmento ve ... tarafından düzenlenmiş ... numaralı bir adet  konişmento sunulmuştur. Bu konşimentolardan ... booking, ... konişmento numaralı konişmentoda ... Ltda., ... numaralı konişmentoda ise ... taşıyan olarak görünmektedir. Dosyaya sunulan konişmentoların herhangi birinde davalılar taşıyan olarak görünmemektedir.  Buna karşılık   ... tarafından düzenlenen ... numaralı  konişmentoda davalılardan ... denizcilik A.Ş.  \"...\" başlığı altında yer almakta, ... numaralı konişmentolarda ise gönderilen hanesinde bulunmaktadır. Konişmento, taşıyan sıfatının tespiti için yegane belge olmayıp, navlun sözleşmesinin şekle bağlı olmaması sebebiyle, varlığı ve keza taraflarının sıfatı diğer herhangi bir bilgi veya belge ile de ispatlanabilir. Nitekim uygulamada gerek sözleşmenin varlığı gerekse taraflarının sıfatı, konişmento dışında, varsa navlun faturası ve/veya mail yazışmaları ile de tespit edilebilmektedir. Ancak dosya kapsamında ne davalıların taşıyan sıfatı ile tanzim ettikleri bir navlun faturası ne de yük taşımayı taahhüt ettikleri anlamına gelebilecek herhangi bir mail yazışması mevcut değildir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davalıların taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumetlerinin bulunduğu tespit edilememektedir. Taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmesi gereken hususlardan olup  davalıların cevap dilekçesinde taşıyan olmadıkları yönünde bir savunmada bulunmamış olmalarının da sonuca bir etkisi yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun  reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43814f49cfeb9587","SID":"daf73893fe6bb0f7"}}