{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1633 <br>KARAR NO: 2025/187<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/05/2021<br>NUMARASI: 2019/235 Esas -  2021/241 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin yurtiçinde ve yurtdışında yük taşımacılığı hizmetlerinin sağlanması alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı şirket ile Mersin Limanından İsrail/Haifa Limanına yük taşımasının organizesi konusunda anlaşma sağlandığını, davalı şirketin göndericisi/taşıtanı olduğu yüklerin konişmentolar tahtında müvekkili şirket organizasyonu ile ifa edildiğini, taşımanın müvekkili şirketçe gereğince yerine getirildiğini ve taşıma konusu yükün alıcısına teslim edildiğini, müvekkili şirketçe ifa edilen taşıma ve bağlantılı takip/elleçleme hizmetleri için 07/01/2019 tarihli ... numaralı ve 3.637,36 ABD Doları bedelli, 07/01/2019 tarihli ... numaralı ve 1.848,68 ABD Doları bedelli, 14/01/2019 tarihli ... numaralı ve 12.580,76 ABD Doları bedelli, 14/01/2019 tarihli ... numaralı ve 36.050,00 TL bedelli, 14/01/2019 tarihli ... numaralı ve 1.848,68 ABD Doları bedelli, 21/01/2019 tarihli ... numaralı ve 9.003,40 ABD Doları bedelli, 21/01/2019 tarihli ... numaralı ve 30.000,00 TL  bedelli, 21/01/2019 tarihli ... numaralı ve 9.003,40 ABD Doları bedelli, 21/01/2019 tarihli ... numaralı ve 30.000,00 TL  bedelli, 21/01/2019 tarihli ... numaralı ve 5.426,04 ABD Doları bedelli, 21/01/2019 tarihli ... numaralı ve 6.000,00 TL  bedelli kesilen faturaların e-arşiv sistemi üzerinden davalı şirkete gönderildiğini, faturaların davalı şirketçe e-arşiv sistemi üzerinden tebellüğ edildiğini, itiraz edilmeyerek kabul edildiğini, fatura bedellerinin ödenmesi konusunda davalı tarafla iletişime geçildiğini ve bir süre beklendiğini, ödeme yapılmayacağının anlaşılması üzerine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile alacağın tahsili amacıyla icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafın borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının borca itiraz dilekçesinde ikametgahının Mersin olmasından bahisle yetki itirazında bulunduğunu ancak alacaklının yerleşim yerinde de icra takibinin başlatılabileceğini, davalının faize ilişkin itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, açılan takipte talep edilen faizin yerinde olduğunun aşikar olduğunu belirterek icra takibine haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, sözleşmenin yapıldığı yerin ifa yeri ve davalının ikametgahının Mersin olduğunu, bu nedenle Mersin Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu, davacı ile Fethiye’den Mersin Limanına, Mersin Limanından İsrail’e domates taşıtılması konusunda anlaşıldığını, davacı tarafından taşıma işinin gerek Fethiye-Mersin arası gerekse Mersin Liman-İsrail arası kötü bir şekilde yapıldığını, bu nedenle davacının taraflarından isteyebileceği herhangi bir bedelin sözkonusu olmadığını, alıcı firma tarafından domateslerin İsrail’e geldiğinde malların çökmüş ve çürük vaziyette olduğunun bildirildiğini, durumun davacıya haber verildiğini, sigorta eksperinin atanmasının istendiğini, geminin set derecelerine ilişkin raporların istendiğini, ancak davacının sigorta eksperini göndermediği gibi geminin set derecelerine ilişkin raporu da göndermediğini, alıcı firmanın ve taraflarınca sigorta eksperinin atandığı, malların kötü taşındığı ve  hasar gördüğünün denetleme raporunda tespit edildiğini, malların gönderildiği gemiyle taşınan başka firmalara ait malların da hasarlı getirildiğini ve kötü taşındığını, davacının kötü taşımasından kaynaklı mallara gelen zararlardan dolayı alıcı firma alacağından 102.168-ABD doları kesildiğini, davacının alacağı olmadığını ve 102.000-ABD doları zarara uğrattığını belirterek davacının alacağı olduğu kanaatinde olunursa alıcı firma tarafından alacağa kesilen 102.168-ABD dolarının davacının hükmedilecek alacağından takas-mahsubuna, takas-mahsup sonucu bakiye kalacak alacağının saklı tutulmasına, kötü niyetli davacının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Yapılan yargılama, toplanan deliller ile bilirkişi raporuna göre; davacının ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu konişimentolar tahtında yapmış olduğu taşımalardan dolayı davalı gönderen/ taşıtan adına düzenlediği 11 adet navlun faturasından dolayı 102.050 TL ve 43.348,32 USD navlun alacağının bulunduğu, davacı faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı vekili tarafından malların taşıma sırasında hasarlandığı ileri sürülerek söz konusu hasardan dolayı ortaya çıkan zararın navlun alacağından takas mahsubunun talep edildiği, TBK'nın 139 ve devamı maddelerine göre takas mahsup def'inin ancak karşılıklı iki alacağın bulunması halinde kabul edilebileceği, davalının hasar iddiasını ... tarafından düzenlenmiş olan denetleme raporuna dayandırdığı, ancak söz konusu raporda tespit edilen hasarın ..., ... nolu konişimentolar tahtında yapılmış olan başka bir taşımaya ilişkin olup söz konusu  taşımadan dolayı mahkememizin 2019/236 esas sayılı dosyasında devam eden başka bir alacak davasının bulunduğu,  davalının söz konusu dosyada aynı survey raporuna dayanarak takas mahsup iddiasında bulunduğu, bu durumda ... tarafından düzenlenmiş olan survey raporunun eldeki davada dikkate alınamayacağı,  davalı hasar iddiasını başka bir delil ile de ispatlayamadığından eldeki davada takas mahsup talebinin uygulama yerinin bulunmadığı, davalı defterlerinde yer alan banka havalesinin davacının 2018 yılı defterlerinde kayıtlı olan  31.12.2018 tarihli 3.660,98 USD bedelli fatura borcu için yapıldığı anlaşıldığından dava konusu olan 2019 yılı faturalarından mahsup edilemeyeceği, bu durumda davacının takibe konu navlun faturalardan dolayı 102.050 TL ve 43.348,26 USD alacağının bulunduğu kanaatine varılmış olup takip talepnamesinde söz konusu alacak için işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de takip tarihinden önce alacağın ödenmesi konusunda davalıya çekilen bir ihtarname bulunmadığından davalının icra takibi ile temerrüte düştüğü takip öncesi dönem için işlemiş faiz istenemeyeceği değerlendirildiğinden açıklanan tüm bu nedenlerle davanın 102.050,00 TL ve 43.348,26 USD üzerinden kısmen kabulü ile  İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinde davalının 102.050,00 TL ve 43.348,26 USD alacağa ilişkin itirazının iptaline, bu kapsamda 102.050,00 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 43.348,26 USD'nin de takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak faturaya dayandığından belirli ve likit kabul edildiğinden takdiren  % 20 oranı üzerinden hesap edilen 67.722,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, koşulları oluşmadığından davalı vekilinin reddedilen kısma yönelik kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; erel mahkemenin, taşıma konusu emtianın kötü ifa sebebiyle hasarlı olarak teslim edildiği iddiasına yönelik değerlendirmesinin yerinde olmadığını, davacı taraf ve davalı arasında imzalanan taşımacılık akdinin birbirinden bağımsız olmayan tek bir iş olduğunu, taşıma konusu emtianın, davacı tarafın kusurlu ifası dolayısıyla alıcı firmaya kötü bir şekilde teslim edildiğini, taraflarca hazırlanmış ve imzalanmış olan konişmentolara göre taşıma konusu emtiaların taşıyan tarafından iyi durumda teslim alındığını, taşıma konusu emtianın durumunun iyi olduğuna ilişkin konişmento evrakları ve kanun maddesi hükümleri bir arada değerlendirilerek emtianın yükleten tarafından iyi durumda tevdinin kabul edilmesi gerektiğini, ancak taşıyanın kusurlu taşımacılığı neticesinde, emtianın kötü bir şekilde teslim edildiğini, TTK'nın 1178. maddesine göre taşıyanIN, taşıma işini tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özene göre yerine getirmesi gerektiğini, yerel mahkemenin takas mahsup defi'ine ilişkin iddialarına yönelik beyanlarının yerinde olmadığını, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/422 e. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve ... Ltd. Şirketi tarafından hazırlanan 10/02/2019 tarihli raporda göz önünde bulundurarak mallara ilişkin hasardan davacı tarafın sorumlu olduğu kanaatine varıldığını, konteynerlerin muhtevası, ürünlerin ambalaj ve nakliye yöntemi, ürünlerin teslim anındaki telef olma durumundan davacı tarafın sorumlu olduğunun yaptırılan eksper raporlarına istinaden bilirkişilerce de tespit edildiğini, kötü ifadan davacı tarafın sorumlu olduğu hususu da göz önünde bulundurularak davalı şirketçe öne sürülen takas - mahsup def'i talebinin kabulünün zorunluluk arz ettiğini, tüm sebepler ışığında haksız ve vicdana aykırı olarak verilmiş yerel mahkeme kararını bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı tarafça iddia edilenin aksine davacı şirketin kusurlu ifasının söz konusu olmadığını, gerek yerel mahkeme dosyasında mübrez hükme esas alınan bilirkişi raporlarında gerekse mahkemece yazılan gerekçeli kararda da detaylıca izah edildiği üzere davalı tarafın kusurlu ifa ve hasar iddiasını herhangi bir delil ile ispatlayamadığını, bir an için emtianın hasarlandığı düşünülse dahi bu durum davacının navlun alacağına halel getirmediğini, davalının, tamamen bir başka derdest dosyaya ve hadiseye ilişkin olarak öne sürmüş olduğu survey raporunun dikkate alınmasının mümkün olmadığını, bambaşka bir derdest davaya air bir survey raporuna dayanılarak takas/mahsup iddiasında bulunmasının kabul edilemez olduğunu, tüm bu hususlara rağmen davalının halihazırda derdest olan bir başka davaya ilişkin bir delille huzurdaki dosyada da dayanmak istemesi ve bu itibarda takas mahsup iddiasında bulunmasının kötü niyetli olup tamamen davacıyı zarara uğratma saikinden ibaret olduğunu, davalının istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu tüm iddia ve beyanların gerçeklikten uzak ve dayanaksız olduğunu, tamamen davacıyı zarara uğratma ve adaleti yanıltmak saikinden ibaret olduğunu, davalı şirketin haksız istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, deniz taşımasına ait  düzenlenen fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf  talebinde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde davacının takip konusu faturalar nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise davalının takas defi/mahsup itirazının yerinde olup olmadığı  noktasındadır. Taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu, davacı tarafça davalı hakkında istanbul Anadolu  ... İcra müdürlüğünün ... esas dosyası ile \" 11 adet fatura\"  borcun sebebi gösterilerek ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe fatura örneklerinin eklendiği,  davalı tarafça yetkiye ve borca itiraz edilmesiyle takibin durduğu ve  eldeki itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile davacı tarafça davalıya ait ürünlerin Fethiye'den Mersin limanına, oradan da İsrail'in Hayfa limanına deniz yolu ile taşındığı, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve  kendi lehine delil olma niteliğinde olduğu,  davacının tanzim ettiği navlun faturalarının davacı ve  davalı ticari defterlerinde aynen  kayıtlı olduğu, davacı ticari defterlerinde dava konusu faturalar  dışında başka faturaların da kayıtlı olduğu, davalının yaptığı 21/01/2019 tarihli 19.586 TL lik havalenin davacının 2018 yılına düzenlediği takip konusu olmayan bir faturaya mahsup edilmesi ile tarafların ticari defterlerinin birebir uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki uyuşmazlığın; davacının ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu konişimentolar tahtında yapmış olduğu taşımalardan dolayı davalı gönderen/ taşıtan adına düzenlediği 11 adet navlun faturasından dolayı  her iki tarafın ticari defterlerine göre takip tarihi 21/03/2019 itibarıyla 43.348,26 USD ve 102.050 TL navlun alacağı olduğu sabittir. Sözlük anlamı “sayışma” olan mahsup; bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir.Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, yerleşik yargı kararlarında belirtildiği  gibi mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. TBK 76/2, 325/2, 408. Maddeleri, TTK 1427/3 maddesi yasada düzenlenen mahsup işlemine örnek olarak gösterilebilir. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı).Türk Borçlar Kanunu’nun borçların ve borç ilişkilerinin sonra ermesi başlıklı birinci kısım 3. Bölümünde,  139 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takasın şartları ise; Borçların karşılıklı olması,  borçların benzer olması, borçların muaccel olması, ( her ne kadar kanunda her iki alacağın muaccel olması lazım gibi bir anlam çıkmakta ise de takas hakkını kullanan tarafın alacağının muaccel olması yeterlidir), alacağın dava edilebilir olması ve  takas açıklamasında bulunulmuş olması olarak sayılabilir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-3087 E. 2020/691 K. - Yargıtay- 15. HD. 2015/2802 E. 2015/5758 K. sayılı ilamları ) 6098 sayılı TBK 143 maddesine göre takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Takas hakkı, dava dışında veya davada ileri sürülebilir. Takasın davada ileri sürülmesi değişik şekillerde gerçekleşmektedir. Öyle ki, takas hakkı davadan önce kullanılmış olmasına rağmen karşı taraf, takas edilen alacağa ilişkin bir dava açabilir ve davalı da daha önceden beyan etmiş olduğu takası davada ileri sürebilir. Bundan başka davalı, takası ilk defa davada da ileri sürebilir. Davalının, davadan önce takas hakkını kullandığını iddia etmesi, dava konusu alacağın kabul edildiği anlamına gelir. Ayrıca, takasın bu şekilde mahkemede ileri sürülmesi, maddi hukuk anlamında bir itiraz oluşturur. Çünkü takas hakkının kullanılması, borcu sona erdiren durumlar arasında düzenlenmektedir. Borcun sona erdiğinin mahkemede ileri sürülmesi ise, itiraz niteliğindedir. Nitekim Yargıtay uygulamasında da, dava açılmadan önce takas beyanı yapılmış olmasına rağmen karşı alacak için dava açılması halinde, davalının davadan önce takası ileri sürdüğünü belirtmesi, bir itiraz olarak nitelendirilmektedir. ( HGK 12.4.1967, 280/195, (RKD, 1967/6, s. 87-89;) Doktrinde karma görüş olarak nitelendirilen görüşe göre; takasın davada ileri sürülmesi, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin özellikleri içinde barındıran “çifte mahiyetli bir işlem”dir. Davada takasın ileri sürülmesi halinde hem maddi hukuk hükümleri hem de usul hukuku hükümleri birlikte uygulanmalıdır. Buna göre, takasın ileri sürülme şekli ve zamanı usul hukuku hükümlerine tabidir. Bunun sonucu ise davada ileri sürülen takas usulü nedenlerden dolayı reddedilirse, takasın maddi hukuk bakımında da geçerli olmamasıdır. Yargıtay’ın bazı kararlarında, takasın davada ileri sürülmesinin çifte mahiyetli bir işlem olarak kabul edildiği dikkati çekmektedir. Yargıtay’ın 1967 tarihinde vermiş olduğu bir kararda, takasın ilk defa davada ileri sürülmesi halinde, hem bir usul işlemi hem de maddi hukuka giren bir işlemin söz konusu olacağı ve takasın ileri sürülme zamanı ve şeklinin de usul hukuku kurallarına göre belirleneceği ifade edilmektedir. Bu bağlamda ilk defa davada ileri sürülen takas, diğer savunmaların tâbi olduğu hükümlere tâbi olacaktır. Buna göre davalı takas defini cevap dilekçesinde bildirecek ve bu aşamadan sonra takas defini ileri sürmesi savunmayı genişletme olarak kabul edilecektir (Takasın davada ileri sürülmesi, AÜHFD Yıl 2008  Dr. Gökçen TOPUZ, Dr. Seçkin TOPUZ) Takas def'i dilekçelerin değişimi süresi içinde ileri sürülmelidir. Süresinden sonra ileri sürülen takas def'i savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşır. Ancak, sonradan davacının açık ya da zımni rızası ile veya ıslah ile takas def'i ileri sürülebilir. Takas def'i, ayrıca harca tabi değildir. Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak,  takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. CIF teslim şeklinde, mallar nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtia alıcı adına sigorta ettirilip ücreti ödendikten sonra aynı satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından ilke olarak taşıma sırasında oluşacak hasarlardan dolayı satıcının talep hakkı bulunmamaktadır. Ancak, malların CIF satış yöntemi ile teslimi benimsenmiş olmakla birlikte, ödeme noktasında taraflar genel kuraldan ayrılarak ödemenin mal mukabilinde yapılmasını kararlaştırmış olabilirler.  Mal mukabili satımda, satılan malın teslim yerine ulaşması ve malın alıcısına teslim edilmesinden sonra satım bedeli ödenmektedir. Bu tür bir satışta, satıcının eşya üzerindeki menfaati teslime kadar devam edeceğinden taşıma sırasında hasar meydana gelmesi halinde de sorumlulara müracaat hakkı bulunmaktadır. Görüldüğü üzere mal mukabili ödemelerde mal teslimi ile ürün bedeli ödeneceğinden taşıma sırasındaki risk ihracatçı üzerindedir. Davalının takas defi/mahsup itirazına konu ettiği hasarlı yüke ilişkin taşımalara ait konteynerların ... ve ... Numaralı konişmento tahtında taşındığı anlaşılmaktadır.  Dosyadaki diğer satım faturaları ve gümrük beyannameleri incelendiğinde satışın CIF ve mal mukabili olduğu kayıtları bulunmaktadır. Ancak takas defisinin dayanağı taşımaya ilişkin sadece ... nolu  konişmento, dosyada bulunmakta  diğer konişmento, mal  fatura ve gümrük beyannameleri dosyada bulunmadığından satışın türü, mal mukabili olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, davalı satıcının 102.168 USD zarar gördüğüne dair mal bedelini dava dışı alıcıdan tahsil edip etmediği hususları da dosyada belirsiz kalmıştır. Yine davalı tarafça domates emtiasının çürüme ve bozularak hasara uğramasının uygun olmayan ısı ve koşullarda taşınmasından kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Mahkemece  konteynerlerin soğutma tesisatlarının çalışır durumda olduğu,  bozulmadan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmış ise de davalının ileri sürdüğü iddialar gereği gibi araştırılmamıştır. Domates emtiasının olgunlaşma evrelerine uygun ısı ve nem oranlarına göre taşındığı,  ayrıca konşimentolarda belirtilen  ısı derecesini  domates emtiası için uygun olduğu hususlarının  davacı taşıyıcının ispat etmesi gerekmektedir. Konteynerlerin taşınma sürecindeki ısısını gösteren kayıtlar dosyaya sunulmamıştır. Bu durumda öncelikle emtianın teslim alınmasından teslim edilmesine kadarki süreçte konteynerlerin ısı derecelerini gösteren kayıtların ibrazı sağlanmalı, sonrasında ise taşımanın uygun ısıda yapılıp yapılmadığının verilen talimatlara uyulup uyulmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Davacı tarafından gerçekleştirilen taşımada, mevsim şartları ve taşıma süresi dikkate alınarak domates emtiasının taşınması için gereken ısı ve nem koşullarının sağlanıp sağlamadığının, domates emtiasının bu sürede bozulmasının mümkün olup olmadığı, meydana gelen bozulmanın ne şekilde oluştuğunun bilirkişi  kuruluna gıda mühendisi bilirkişi dahil edilerek araştırılması, davacı taşıyanın kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, takas define konusunu oluşturan emtialar bakımından davalının zararının hesaplanması gerekmektedir. Davalının takas ve mahsup talebinde haklı olup olmadığının bu şekilde yapılan inceleme  sonucunda incelenmesi gerekirken takas mahsup koşulları bulunmadığı gerekçesiyle eksik araştırma sonucuna karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca aynı taraflar arasında İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/236 E. Dosyası ile davalının takas defisine konu ettiği taşımaya ilişkin itirazın iptali davası görüldüğü, takas defisinin bu dosyada da ileri sürüldüğü belirlenmiştir. Uyaptan yapılan araştırmada bu dosyanın ilk derece mahkemesince karara bağlandığı, istinaf üzerine İstanbul Bam 12. HD.  2021/2241 E.  2024/1868 K. Sayılı ilamıyla kararın kaldırılarak \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" kara verildiği görülmektedir. Takas define konu taşıma her iki dosyada da aynı taşımadır. Her dosyanın tarafları, takasa ilişkin uyuşmazlık konusunda aynıdır. Bu durumda bir dosyada verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gözününe alınarak  iki dosyanın birlikte görülmesi yada birinin diğerinin sonucu bekleyerek hüküm kurulması gerekmektedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden ve  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/236 E. Dosyası gözününe alınmadan karar verilmesi isabetli olmadığından  davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f22122db312bd86e","SID":"217efff45bb60db1"}}