{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/257 <br>KARAR NO\t: 2025/548<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/402 E.  -  2022/238 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:Marka Tecavüzü, Haksız ve Rekabetin Tespiti, Men'i,  Maddi ve \t\t Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/09/2022 Tarih ve 2020/402 Esas - 2022/238 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin “...” markasıyla “....com” adlı internet sitesinde Mart 2020 ayı başlarından itibaren dekoratif ev ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, 27.05.2020 tarihinde de  “...” ibareli marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, 22.09.2020  tarihinde 2020 54067 sayılı markanın 20. ve 35. sınıflarda tescil edildiğini, davalı tarafça anılan online satış platformu üzerinden müvekkilinin markası kullanılarak haksız rekabet teşkil edecek şekilde ahşap dekoratif ev ürünlerinin düşük fiyatlarla piyasada satışa sunulduğunu, davalı tarafından satılan ürünlerin 20. ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin kapsamına girdiğini, davalının “....com” adlı websitesi üzerinden yaptığı satışlarda müvekkiline ait “...” markasına yer vererek müvekkili ile bağlantılı bir şekilde ürün ürettiği algısını verdiğini ve haksız kazanç elde ettiğini, davalının satışlarının Ekim ayında engellenmesi sonucu müvekkilinin “....com” sitesindeki satışlarında artış gerçekleştiğini, SMK 150/2-a uyarınca \"Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir\" hükmü uyarınca seçimlik hakları dikkate alınarak hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, davalının ürünlerini paketleme şeklinin dahi müvekkilinin itibarını zedelediğini ileri sürerek, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, marka hakkına tecavüzün internet yoluyla kullanımı dahil tekrarının ve haksız rekabetin menine/önlenmesine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik belirsiz alacak olarak yoksun kalınan kar niteliğindeki 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  ve dava  etmiş, 13/06/2022 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 89.759,18 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalı şahıs vekili, müvekkilinin hediyelik eşya imalatı ve satışı ile iştigal ettiğini, imal ettiği ürünleri çeşitli platformlar üzerinden pazarladığını, müvekkilinin ... marka ürünlerinin satışını da ... sitesi üzerinden bir müddet yaptığını, ancak davacı tarafın söz konusu markayı adına tescil ettirdiğinden haberdar olduktan sonra satışa son verdiğini, dava tarihi itibariyle tecavüzün söz konusu olmadığını, müvekkilinin tecavüzü nedeniyle Ağustos ve Eylül aylarında davacının satış adedi ve cirosunun düştüğü gerekçesiyle tazminat talep ettiğini, davacının satış adedi ve cirosunun düşmesi nedeniyle uğranılan gelir kaybının talep edilebilmesi için müvekkilinin eylemi ile gelir kaybı arasında uygun bir illiyet bağının bulunmasının gerektiğini,  davacının markası için bir itibar kaybının söz konusu olmadığını, müvekkilinin ... mağaza puanın da davacının puanından düşük olmadığını, müvekkilinin markayı kaliteli ürünlerde kullanması, reklam vs. gibi başarıları nedeniyle davacı marka sahibinin gelirinin arttığını, müvekkilinin kar payı dışındaki diğer tüm gider kalemlerinin davacı tarafından da harcandığının göz önünde bulundurulmasının, davacının ürünlerini sattığını iddia ettiği miktar üzerinden vergi ve ... payının hesaplanmasının, daha kaliteli ürün kullandığı iddiasına göre iddia edilen ham madde fiyatının dikkate alınmasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı tarafın 27.05.2020 başvuru , 22.09.2020 tescil tarihli \"  ... \" ibareli  20 .nci sınıftaki bazı malları ile 35.nci sınıftaki \" aynı malların  satışı \" hizmetleri yönünden tescilli ve korunan markasının olduğu, davalı tarafın ise \" dava tarihi öncesindeki dönemlerde www...com web sitesinde “...” ibaresini fiilen kullanarak  dekoratif ev ürünlerini ticarete sunduğu, davalının internet yoluyla ticaret ortamında satışa sunduğu ve markasal olarak \" dekoratif ev ürünlerinde\" kullandığı \"...\" ibaresi ile  davacının \"... \" ibareli   tescilli markası  arasında  biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel,sesçil ve anlamsal  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede  ayniyet şeklinde benzerlik bulunduğu; ortalama tüketici kesimi tarafından taraf markaları arasında benzerlik nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği, her iki taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan davalının  eyleminin marka tecavüzü şeklinde oluştuğu, benimsenen bilirkişi heyeti raporunda \"....davalı ...’ın www...com internet sitesinde davacı ... adına TPMK nezdinde tescilli marka adı olan “...” adını kullanarak tüketicilere daha düşük kalitede benzer/aynı türde dekoratif ev ürünleri satışını yaptığı \"  şeklinde izah edilen gerekçe ve görüşe aynen iştirak edilerek davalının bu şekildeki kullanımlarının TTK 54 ve devamı maddelerinde sayılan haksız rekabet oluşturduğu, davacı vekili ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir'' seçeneği üzerinden talep ettiği maddi tazminatın bilirkişi raporunda hesaplanan   86.764,04 TL üzerinden belirlendiği,  davalı tarafın marka tecavüzü eylemi nedeniyle davacının müşteri potansiyelinde / tescilli markasının itibarında yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz  etki / zarar  oranı dikkate alınarak 3000,00 TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı taraf eyleminin davacıya ait  tescilli markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, davacı tarafça  talep edilen  ve bilirkişi raporunda hesaplanan   86.764,04 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek ticari  avans faizi ile birlikte  davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacı tarafça talep edilen 3.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans  faizi ile birlikte  davalıdan alınıp  davacıya verilmesine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan ve Tirajı 100 binin üzerinde olan bir gazetede bir kez ilan edilmesine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece gider kalemleri üzerinden hesaplama yapıldığını, \"davalının imal ettiği ve sattığı ürün tutarı x davacının  karlılık oranı\" formülüne göre hesaplama yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin karlılık oranının % 84 olduğunu, davalının satışa başladığı Nisan 2020 ile satışın engellendiği Ekim ayı arası oavalının gerçekleştirdiği 1984 satışı davacı gerçekleştirse 143.145,60 TL brüt kazanç elde edeceğini, bu yönde değerlendirme yapmayan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mahkemece sebebi açıklanmadan bilirkişi raporunda hesaplanan faiz talebinin reddedildiğini, reddedilen 2995,14 TL için davalı lehine 4995,14 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davanın kabul/ret oranına göre yargılama giderlerinin hesaplanması gerekirken 1/2 oranında taraflardan tahsiline karar verildiğini, kabul edilen her bir istem için ayrı vekalet ücreti takdiri yerine tek vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından 21.07.2020 - 12.10.2020 tarihi arasındaki dönem için hesaplama yapılması gerektiği belirtildiği halde  hatalı olan 27.05.2020-31/12/2020 tarihleri baz alınmak suretiyle yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını, davacının dava dilekçesinde ve hatta rapora itiraz dilekçelerinde de  Ağustos-Eylül aylarındaki zararını talep edildiği halde Mayıs ve Aralık ayına ait 1984 satışın tamamının hesapladığını, hesaplama yapılırken davacının ortalama satış fiyatının esas alınmasının doğru olmadığını, davalının ortalama satış fiyatının dikkate alınmasının gerektiğini, müvekkilinin eylemi ile davacının gelir kaybı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının irdelenmediğini, gelir kaybının mütecavizin filleri ile ilgili olmayan bir sebepten de kaynaklanmış olabileceğini, davacı defterlerinin ve ticari faaliyetlerinin incelenmesinin zorunlu olduğunu, Yargıtay kararları gereği taklit markanın kullanılmasıyla elde edilen net kara markanın etkisinin hangi oranda olduğunun araştırılmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tHMK'nın 307. maddesine göre davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ile davacı, dava konusu haktan maddî hukuk açısından geri dönülemeyecek biçimde vazgeçtiğinden, bu konuda artık herhangi bir hak talep etmesi kural olarak mümkün değildir. Feragat, bir inşai hakkın kullanılması niteliği taşır, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne gerek yoktur ve dosyaya vardığı anda kendiliğinden sonuç doğurur. Kural olarak davacı, her davadan hiçbir kayda tabi olmaksızın feragat edebilir. Kayıtsız ve şartsız olması gereken feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. HMK'nın 311. maddesine göre feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. <br>Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilip, verilen karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiş ise de, karardan sonra davacı vekili Av.... tarafından UYAP sisteminden gönderilen 18/03/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerini bildirdiği, davalı vekilinin de davacının vaki feragati nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığına dair dilekçe sunduğu, davacı vekillinin dosyada mevcut vekaletnamesinin davadan feragat yetkisini içerdiği anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.     <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21/09/2022 gün ve 2020/402 Esas - 2022/238 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,<br>\t3-Davacının davadan feragat etmesi nedeniyle davalı şahsın istinaf taleplerinin incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacının davadan feragat etmesi nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın 2/3'ü olan 410,27 TL'nin, peşin alınan 136,62-TL'den mahsubu ile bakiye 273,65-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu konularda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 1.650,00-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, \t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a0d7ce64f310784","SID":"9ff861cbf3f55262"}}