{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/206 <br>KARAR NO\t: 2025/441<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                    (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...                (...)<br>KATİP\t\t: ...            (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/349 E.  -  2021/82 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2021 tarih ve 2019/349 E. - 2021/82 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı şirketin 2017/103995 başvuru numarası ile \"...\" ibareli markanın 8. sınıfta  tescili talebine  yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, GSM sektöründe faaliyet gösteren ve \"...\" ibareli 242 adet tescilli markası mevcut olan müvekkilinin, yoğun tanıtım faaliyetleri ve kullanım sonucu \"...\" ibareli markasına ayırt edici nitelik kazandırarak seri marka haline getirdiğini, davalının tescil isteğinde bulunduğu davaya konu  markanın  müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer olup bu markalar ile işletmesel  bağlantı bulunduğu izlenimi uyandıracak nitelikte olduğunu ve aynı sektörde faaliyet gösteren rakip niteliğindeki davalının, ürettiği mal ve hizmetler için binlerce seçenek arasından müvekkiline ait markalar ile iltibas teşkil edecek benzer bir markayı seçmesinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeye yönelik kötü niyetli bir hareket olduğunu ileri sürerek, 2019-M-7253 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>        Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı Şirket vekili, davacının iltibas teşkil ettiğine ilişkin itiraza mesnet markalarının  \"...\", \"... ...\", \"... ...\" şeklinde \"...\" kavramını içeren markalardan oluştuğunu, \"...\" kelimesinin sözlükteki karşılıklarından birinin ... telefonu  olup  tüketici nezdinde  telekomünikasyon hizmetine ilişkin tanımlayıcı ibarelerden olması nedeniyle davacının tekeline bırakılamayacak nitelikte bir ibare olduğunu,  TÜRKPATENT online veri tabanında 09., 35., 38., 41. ve 42. sınıflarda farklı başvuru sahipleri adına tescilli 2131 adet \"...\" ibareli marka bulunmasının bu ibarenin ibaresinin herkes tarafından kullanıldığına ve ayırt ediciliğinin zayıf olduğuna delalet ettiğini,    davacının daha önceden aynı iddiaya dayalı olarak yapmış olduğu itirazların hiç birinin kabul edilmediğini, müvekkiline ait marka ve davacının itirazına konu olan markalarda benzerlik değerlendirmesinin \"..., ...\" ibareleri üzerinden değil markanın bütünü üzerinden yapılması gerektiğini, müvekkilinin sahip olduğu tanınmışlık nazara alındığında davacının tanınmışlığından yararlanmasına gerek olmadığının açık olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait markaların tamamının “...” kök sözcük unsuru ve bu unsur etrafına eklenen ek sözcük unsurları (“alan, card, chat, change, close, ..., beraber, partner, sınırsız” vb.) ile oluşturulmuş işaretlerden ibaret olduğu, markalarda, genel anlamda markaya karakteristik özellik kazandıracak herhangi bir şekil unsuru  bulunmamakla birlikte tamamı büyük harflerden oluşan markalarda “...” sözcüğünün yazımında genel olarak “C-E” harfleri daha büyük puntoyla ve “P” harfinin ise yarı boyutta punto ile yazılı olduğu,  markaların ayırıcı unsurları olan \"...\" ibaresi ile \"...\" ibaresi arasında sadece ... ibareleri yönünden anlam bakımından ve fonetik benzerlik bulunduğu, bununla beraber  davalı markanın salt  \"...\" ibaresinden oluşmadığı, ''...'', ''...'' ve ''...'' kelimelerinin kullanılmasının fonetik ve görsel benzerliği ortadan kaldırarak davalı markayı yeterli ayırıcı özelliğe kavuşturduğu, ... kelimesinin davacı markalarının emtia/hizmet konusunu teşkil eden 35.sınıf ürün ve hizmetler için ... telefonu özelliklerinden istifade edilmek suretiyle anılan ürün ve hizmetin sunulduğuna ilişkin mesaj verdiği ve  bu yönü itibariyle 35. sınıftaki hizmetler bakımından anılan özelliği itibariyle zayıf bir marka olduğu, davalı başvurusunun tescilli olduğu sınıflar ile davacıya ait markaların tescilli bulunduğu hizmet sınıfları aynı tür olsa da, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında SMK 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik veya iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları fonetik, görsel, anlamsal bakımdan benzer bulunmadığından SMK 6/4,5 maddelerinin uygulama alanı bulamayacağı ve davalının kötü niyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil ibraz edilemediği gerekçeleriyle  davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının markasının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin müvekkilin seri markalarının kök ibaresi olup  davalının  “...” ibareli markasının müvekkilinin markasına ekleme yapmak sureti ile oluşturulduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve müvekkilinin rakibi olan davalının \"...\"  ibaresinin müvekkilinin markası olarak tescil edildiğinden haberdar olduğunu, numara taşınabilirliği  nedeniyle telekomünikasyon alanında markalardaki asıl vurgunun çatı ve unvanlar üzerinde olmayıp     hizmet veya kampanyanın markası üzerinde olduğunu, bu tür mal ve hizmetlerin öne çıktığı bir ortamda, tüketicilerin davalıya ait markayı müvekkilinin 240’ın üzerindeki \"...\" ibareli markalarından biri olarak   algılamalarının çok kolay olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, \"...\" ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının \"...\" ve \"...\" ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında \"...\" ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. Sayılı ilamında \"...\" ibaresinin davacının \"...\" esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine  \"...\" ibareli başvuruyu davacının \"...\" ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 E.-2018/353 K. sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 E.-2020/438 K. sayılı ilamında belirtilen, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7029 E. - 2022/1579 K. sayılı ilamı ile onandığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab77729e9898ee14","SID":"fe118b950af7c932"}}