{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1469 <br>KARAR NO:2025/216<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/04/2021<br>NUMARASI:2015/448 Esas -  2021/314 Karar<br>DAVA:Alacak <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>ASIL DAVA;<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ile ... A.Ş arasında 03.12.2010 tarihinde ile beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, ... AŞ,'rin Rekabet Kurulu nun 14,08.2008 tarihli ... Sayılı devir işlemini onaylayan kararı ile davalı şirkete devredildiğini, Davalı şirket ile ... A.Ş. 'nin birleşmesinden sonra davalı şirket satış performansı yüksek olan istasyonlarda kurumsal kimlik yenileme çalışmaları yaptığını, 12.08.2012 tarihinde davacının faaliyet gösterdiği istasyona kurumsal kimlik çalışmaları yapılırken ariyet sözleşmesi ile birlikte 20.08.2012 tarihinde tekrar akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, Bayilik sözleşmesinin imzalanması ile birlikte Davacı, ürün alacaklarından kaynaklı borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ... Bankası ... Şubesi tarafından düzenlenmiş 200.000,00.-TL tutarında teminat mektubunu davalı şirkete teslim ettiğini, Davacı, faaliyette bulunduğu Gaziantep İli Şehitkamil İlçesi ... köyü ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazını 2015 yılı Şubat ayı içinde sattığını, Satış işleminden soma, faaliyet gösterdiği istasyonu sattıklarından bahisle akaryakıt bayilik sözleşmesini feshettiklerini bildiren bir fesihname keşide edildiğini, bayilik sözleşmesinin feshi ile birlikte davalı şirkete olan 28.009,00 TL tutarındaki ürün borcunu ise 19.02.2015 tarihinde ödendiğini, Davalı şirket, fesih işleminden sonra Davacının ... A.Ş ' ye olan 8.927.00 TL borcunu gerekçe göstererek teminat mektubunun tamamını nakde çevirdiğini, Davalı şirket, 8,927,00-TL tutarındaki alacak için herhangi bir ihtarname keçide ederek Davacıyı temerrüde düşürmediği gibi Davacının söz konusu borcu ödemesine fırsat vermeden teminat mektubunu nakde çevirmiş olduğunu,Teminat mektubunun nakde çevirme işleminden sonra Davalı, 28,02.2015 tarihinde, 84.454,10.-TL tutarında cezai şart faturası düzenleyerek Davacıya gönderdiğini, Davacı, faturanın kendisine tebliğ edilmesinden sonra yasal süresi içinde Gaziantep ... Noteriliği\" nın 12.03.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturaya ve fatura içeriğine itiraz etmiş olduğunu, Taraflar arasında kira, intifa ve benzeri etkiye sahip olan bir sözleşme imzalanmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde Davacının istasyonun mülkiyetini devretmesini engelleyen sözleşme hükmü ile bunu kapsayan yasal bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin ihlali gibi bir durum olmadığı gibi Davacının sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını, Davacının herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen 200.000,00-TL tutarındaki teminat mektubunun nakde çevrilmesi sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu, Davacıya ait teminat mektubunun nakde çevrilmesi sebebiyle, Davacı ile ... Bankası ... Şubesi arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan kredi sözleşmesine göre 208.060.-TL tutarındaki kredi 6.427,62 TL taksitler ile 48 ay süreyle ödenmesi konusunda anlaşma sağlamışlardır. 48 aylık süre sonunda müvekkil şirketin bankaya ödemesi gereken toplam tutar 308.525,76 TL 'ye yükseldiğini, Davacı, teminat mektubunun nakde çevrilmesi sebebiyle 308.525,76.-TL tutarında zararla karşılaş olduğunu, Netice olarak haklı davamızın kabulü ile fazla tahsil edilen 191.000.00 TL 'nin 24.02.2015 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek Davacıya ödenmesine, teminat mektubunun nakde çevrilmesi sebebiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla Davacı şirketin uğramış olduğu 9.000,00 TL maddi tazminatın davalı şirketten tahsili iie Davacıya ödenmesine ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle; Dilekçe ekinde sunulan teminat mektubu dava dışı ... A.S. adına düzenlenmiş olduğunu ve yine dava dışı ... A.Ş tarafından tazmin edilmiş olduğundan davalı açısından husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafın bayilik anlaşmasına konu taşınmazı devretmesi, davacının iddia ettiği üzere bayilik anlaşmasının feshi için haklı neden oluşturacak bir durum olmadığını, davacı taraf dava konusu teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla zarara uğradığını ve bu zararın da müvekkilden tazminini talep etmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere müvekkili tarafından dava konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesi söz konusu olmadığını, yine davacının zarar iddiasının da kabulü mümkün olmadığını, söz konusu tutar için kredi kullanılmış olması davacının kendi tercihi olduğunu, davacı bir yandan teminat mektubu bedelinin 191.600,00 TL' sini faizi ile birlikte talep edip diğer yandan da bankaya ödeyeceği faizi talep etmesi mükerrer ve haksız tahsilat talebi oluşturacağını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>KARŞI DAVA;<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 26.08.2012 tarihli Protokol ve yine aynı tarihli Bayilik Anlaşması akdedildiğini, söz konusu Protokol ve Bayilik Anlaşması uyarınca davacı şirket 26.08.2017 tarihine kadar davalıyla bayiliğini yürüteceğini; yılda 1.266 ton ürün almayı, sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde ayrıca 28.506,66 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davacı şirket bu taahhütlerine rağmen taraflar arasında akdedilmiş bayilik anlaşmasını keşide ettiği Gaziantep ... Noterliğinin 18.02.2015 tarihli ihtarı ile “taşınmazın satış suretiyle devredildiği bu nedenle akaryakıt bayilik faaliyetini sürdürmeyeceği gerekçesi ile süresinden önce feshettiğini, davacının akdettiği bayilik anlaşmasını süresinden önce haksız olarak feshi karşısında davalının uğradığı kar kaybını, eksik alım nedeniyle oluşan kar kaybını ve protokolde kararlaştırılan cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu,  bu kapsamda davalının fesihle muaccel hale gelen cezai şart ve kar kaybı alacakları davacı tarafa fatura edildiğini ancak davacının bu bedelleri ödemekten haksız olarak imtina ettiğini, davalının söz konusu alacaklarından 154.215,19.-TL'lık kısmını dava dışı ...A.ş.'ne temlik ettiğini, temlik edilen tutar dışında davalının hali hazırda davacı şirketten fazlaya dair hakları  saklı kalmak kaydıyla 200.082,40 TL alacağı bulunduğunu , müvekkilinin alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Mahkememiz dosyası arasına alınan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihinde almış olduğu kararları 12.03.2009 tarihinde resmi internet sitesinde yayınlamış ve işbu duyurusunda dikey anlaşmaların 2092/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliğdin 5/a maddesi uyarınca alıcıya (Bayie, işleticiye) getirilen belirsiz süreli veya 5 yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğünü taşıyan (sözleşme süresi) dikey anlaşmaların tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanmayacağı, 5 yılı aşan süreler bakımından tebliğde belirtilen muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı, her iki tarafın rızası olmak kaydıyla mevcut sözleşmeler sonlandırılıp 5 yılı aşmayacak şekilde yeni bir bayilik sözleşmesinin yapılabileceği ve bununla uyumlu olarak intifa süresinin de 5 yılı aşmayacak şekilde yenilenmesi kararı gereği 20.08.2017 tarihine kadar ( 5 yıl süresince ) davalı (...) şirketin bayiliğini maliki olduğu taşınmazın üstünde kurulu olan akaryakıt istasyonunda yürüteceğini, yılda 1200 ton akaryakıt alıp satmayı, yerine getiremez ise kar mahrumiyeti ödemeyi, süresinden önce işbu bayilik sözleşmesini feshetmesi halinde ayrıca cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasında bayilik ilişkisinin kurulmasına esas teşkil eden dava konusu protokol ve bayilik sözleşmesi ile Davacı (... Ltd* Şti.) şirketin; 20,08.2017 tarihine kadar ( 5 yıl süresince ) davalı (...) Şirketin bayiliğini maliki olduğu taşınmazın üstünde kurulu olan akaryakıt istasyonunda yürüteceğini, yılda 1200 ton akaryakıt alıp satmayı, yerine getiremez ise kar mahrumiyeti ödemeyi, süresinden önce işbu bayilik sözleşmesini feshetmesi halinde ayrıca cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, Davacı şirket, Gaziantep ... Noterliğinden keşide ettiği 18.02.2015 tarihli ihtarname ile \"taşınmazın satış suretiyle devredildiği bu nedenle akaryakıt bayilik faaliyetini sürdüremeyeceği\" gerekçesini ileri sürerek 20.08.2017 tarihine kadar (5 yıl süreli) süreli olan bayilik sözleşmesini süresinden önce 18.02.2015 tarihi itibariyle feshettiği, üstünde akaryakıt istasyonu kurulu taşınmazın sahibi (maliki) olan ve aynı zamanda bu taşınmazın üstünde kurulu akaryakıt istasyonunu davalı dağıtıcı şirketin bayisi olarak isleten davacı şirketin, işbu protokol ve bayilik sözleşmesine konu olan taşınmazı devretmesi, dava konusu olan bayilik sözleşmesinin devamına engel teşkil etmeyeceği gibi dava konusu olan bayilik sözleşmesini, yükümlü olduğu 5 yıl süresinden önce feshi için de haklı bir neden oluşturmayacağı, taraflar arasındaki 20.08.2012 tarihli Protokol ile aynı tarihli (20.08.2012 tarihli) bayilik sözleşmesi nedeni ile Teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve bir adet faturasının kayıtlara işlenmesi sonucunda Davacı/Karşı Davalı alacağının 191.003,07,-TL olduğu, taraflar arasındaki Prtokolun Cezai Şartla İlgili Ceza Başlıklı 8. Maddesinde: \"...Bayi, protokolün icrasından herhangi bir haklı ve yasal reden olmaksızın vazgeçer, 20.08.2012 tarihli yeni bayilik sözleşmesinin süresi sona ermeden sözleşmeyi tek taraflı fesheder\",. 20.08.2012 tarihli yeni bayilik sözleşmesinin süresinin sonuna kadar hesaplanacak yatırım bedelleri ile birlikte Lukoille 28.500 Amerikan Doları cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.”, Taraflar arasındaki prtokolün 6. Maddesinin son kısmında; \"Ancak, yıllık 1200 ton satın alma yükümlülüğünü yıllık dönemi sonunda yerine getirilmez ise kar mahrumiyeti şartı tahakkuk ettirilecek ve bayi tahakkuk ettirilen kar mahrumiyetini eksiksiz ve itirazsız ...'e ödeyecektir.\" denilmekte olup Davalı/Karşı Davacı ... 'in eksik alınan miktarı nedeniyle kar mahrumiyetini talebinin bulunduğu ancak Davacı/Karşı davalının mal alımlarına ilişkin İcmal tabloya göre sözleşmenin başından beri hiçbir yıl bu taahhüde uymadığı, buna rağmen gerek dava dışı ..., gerekse Davalı/Karşı Davacı ... 'in herhangi bir ikazda bulunmadığı, bilirkişilerce yapılan inceleme sonuçlarından da anlaşıldığı gibi, Davacı/Karşı Davalı sözleşmenin imzalanmasından itibaren asgari alım taahhüdünü yerine getirmemiş olduğu, davacının bu süre içinde bu aykırılığı ileri sürerek sözleşmeyi, feshetmemesi ile davalıda bu alım taahhüdüne uyulmamasının önemli olmadığına daîr bir güven oluştuğu, sözleşmenin başından itibaren her yıl alım taahhüdü yerine getirilmemişken ve aradan uzun zaman geçtikten sonra buna ililin talepte bulunulması çelişkili bir davranış ya da uyandırılan güvene aykırı davranış olarak görüldüğü ve yazılı olan sözleşmeye rağmen uzun süren uygulama ile sözleşme değişikliği yapıldığı, sözleşme kanunen şekil şartına tabi olmadığından sözlü olarak değiştirilmesinin mümkün olduğu, sözleşmenin başından beri uzun süre bu taahhüde uyulmamış ve davacı tarafından bunun gereğinin yerine getirilmesi talep edilmemiş ise birkaç yıl sonunda taraflar arasında zımni irade uyuşması ile sözleşme değişikliğine gidildiğinin kabul edilebileceği, dava konusu kar mahrumiyeti hesabı için Aynı bölgede yeniden bayilik sözleşmesi yapabilmesi için geçecek makul sürenin ortalama 6 ay olabileceği, 5015 sayılı Petrol Piyasası ve 5307 sayılı ... Piyasası kanunu ve bağlı yönetmeliklerinde belirtilmiş olan şehirlerarası yollarda akaryakıt ve ... Otogaz istasyonları arası 10 km, mesafe, şehir içi yollarda en az 1 km. mesafe tahdidi ve ayrıca da istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu söz konusu makul sürenin belirlenmesini, dolayısıyla ne kadar sürede yeni bir bayilik kurulabileceğinin tespitini güçleştirebileceği, sözleşmenin uygulanmayan tüm süreye isabet eden kar kaybına ilişkin ise sözleşmenin başından beri hiçbir yıl bu tonaj taahhüde uymadığı, buna rağmen gerek dava dışı ..., gerekse Davalı/Karşı Davacı ... herhangi bir ikazda bulunmadığından, Davalı/Karşı Davacı ... bu süreç içinde bu aykırılığı ileri sürerek sözleşmeyi feshetmemesi ile davalıda bu alım taahhüdüne uyulmamasının önemli olmadığına dair bir güven oluştuğundan kar mahrumiyeti hesaplamasının Davacı/Karşı Davalının 18.02.2015 tarihinde sözleşmeyi haksız fesihten dolayı sözleşmenin uygulanamayan 2014 yılı ve sonrasıne tekabül eden süre için ve ... taahhüdünden kaynaklanan kar kaybına ilişkin taleplerin yerinde olmadığı, hesaplanan bu tutarların toplamının yada ayrı ayrı Davalı/Karşı Davacı ... firmasına Davacı/Karşı Davalı ... firması tarafından ödenmesi durumunda zaten borca batık olan Davacı/Karşı Davalı ... firması ekonomik mahvına sebebiyet vereceği bilirkişikök ve dört ek heyet raporu ile tespit edildiğinden davacı karşı davalının davasının kısmen kabulü ile 191.003,07 TL 'nin (teminat mektubunun  nakde çevrilmesinden dolayı) 24/02/2015 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, Davalı karşı davacının davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat mektubu ile sabit olduğu üzere söz konusu teminat mektubu dava dışı ... A.Ş. adına düzenlenmiş olup,  yine dava dışı ...A.Ş. tarafından tazmin edildiğini ,teminat mektubu bedelinden müvekkili tarafından tahsil edilmiş bir tutar bulunmadığını,  davacının dava konusu teminat mektubunun müvekkil şirket tarafından haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla ikame ettiği iş bu haksız davasının öncelikle müvekkili  açısından husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus değerlendirilmeden asıl davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu,  müvekkilin davacıdan olan alacağının 154.215,19TL'lik kısmı dava dışı ... A.Ş.'ne temlik edilmiş olup,  154.215,19 TL'lik tutar ise müvekkil tarafından değil temlik alan dava dışı ... A.Ş. tarafından tahsil edildiğini, müvekkili tarafından davacı/karşı davalıdan yapılan 191.003,07 TL tutarında bir tahsilat bulunmadığını, kaldı ki davacı 191.000,00 TL talepte bulunmuş olmasına karşın talebi aşar şekilde 191.003,07 TL'nin müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, davacı/karşı davalı ile imzalanan 20.08.2012 tarihli Protokol'ün 6. maddesinde davacı/karşı davalının yıllık asgari 1.200 ton ürün satın alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde doğacak kar mahrumiyetini eksiksiz ve itirazsız olarak müvekkili şirkete ödeyeceğini taahhüt ettiğini, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde davacı/karşı davalı tarafından tonaj taahhütleri yerine getirilmemiş olduğundan müvekkil şirketin kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşmada davacı/karşı davalının sorumlu olduğu kar mahrumiyeti tutarını eksiksiz ve itirazsız biçimde müvekkili şirkete ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu bakımdan tacir sıfatını haiz davacı/karşı davalının basiretli bir iş adamı gibi hareket ederek akdettiği sözleşmelerde verdiği taahhütleri yerine getirmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerinin kanunun emredici hükümlerine ve ahlaka aykırı olmadığını, müvekkili şirketin protokol ve sözleşme hükümleriyle sabit alacağını, sözleşme sürerken saklı tutmasına gerek bulunmadığını , müvekkilinin bu alacağını saklı tuttuğuna ilişkin bir kayıt bulunmamasından bahisle bu alacağının ortadan kalkacağına yönelik yorumun dayanaksız ve hukuk genel ilkelerine - özellikle ahde vefa ilkesine - aykırı olduğunu, somut olayda davacı/karşı davalıda kar mahrumiyetinin istenmeyeceğine yönelik haklı bir güven oluşmadığını, haklı güvenin dayandığı ilke olan dürüstlük ilkesinin, ahde vefa ilkesini de kapsadığını, protokolle müvekkil şirketin tüm kar mahrumiyeti alacağını eksiksiz ve itirazsız ödemeyi taahhüt eden davacı/karşı davalı şirketin, sözleşme sona ermesine rağmen müvekkil şirketin kar mahrumiyeti alacaklarını ödememesinin ahde vefa ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeplerle davalı şirketin dürüstlük ilkesinden faydalanabilmesi olanaklı olmayıp davalının iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmiş olması müvekkilin taraflar arasında akdedilen anlaşma, protokol ve taahhütnameden doğan haklarından vazgeçtiği sonucunu doğurmayacağını, bu kapsamda eksik alıma dayalı taleplerin  hesaplanması gerektiğini, ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ilişkiyi sürdürmesi halinde geçmiş dönemlere ilişkin kar kaybını talep edemeyeceği kabul edilse dahi, davacı/karşı davalının sözleşmenin son dönemine ve uygulanmayan süresine ait kar kaybından  sorumlu tutulması gerektiğini, davacı/karşı davalı tarafın  sözleşmeyi 18.02.2015 tarihinde yani III.Dönem bitmeden sona erdirdiğini, bu nedenle davacı/karşı davalının III., IV. Ve V. Dönemlere ilişkin müvekkilin uğradığı kar kaybını ödenmekle yükümlü olduğunu, davaya konu kar mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının sebepleri ve hukuki nitelikleri birbirinden bağımsız olup kar mahrumiyeti talebinden tenkis yapılmasının mümkün olmadığını, tenkis şartları oluşması halinde sadece cezai şart talepleri için uygulanacak bir müessese olup, dava konusu kar kaybı alacağı yönünden bu müessesenin uygulanması olanak dahilinde olmayıp,  davacı/karşı davalıdan olan kar kaybı alacağının ödenmesi halinde davacı/karşı davalının ekonomik mahva uğrayacağı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece kurumlar vergisi beyannamesindeki bilanço ve gelir tabloları incelenerek varılan sonuca göre hüküm kurulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, 17.03.2021 tarihli dilekçeleri  ekinde sunmuş oldukları tapu kaydından da görüleceği üzere davacı/karşı davalıya ait Gaziantep İli, Şehitkamil İlçesi ... Mahallesi'nde kain tapuda ... Ada ... Parsel'de kayıtlı 3.854,24 M2 yüz ölçümlü taşınmaz davacı/karşı davalı tarafından 19.02.2015 tarihinde ... Şti.'ne satış yoluyla devredildiğini, söz konusu taşınmaz üzerinde dava konusu akaryakıt satış ve servis istasyonu bulunmakta olup, taşınmaz oldukça kıymetli olduğunu, davacı/karşı davalı tarafın taşınmazın satışından elde ettiği gerçek değeri kayıtlarına yansıtmamış olup, bu nedenle davacı/karşı davalının vergi kayıtlarından yola çıkılarak sonuca ulaşılması olanaklı olmadığını, Gaziantep ili, Şehitkamil İlçesi ... Mahallesi'nde kain tapuda ... ada ... parsel'de kayıtlı  taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin tespiti için ilgili mahkemeye talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş ise de bu talebin  değerlenilmeksizin eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu beyanla istinaf taleplerinin  kabulü ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/488E. 2021/314K. sayılı usul ve yasaya açıkça aykırı kararının kaldırılmasına, neticede haksız asıl davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden ve diğer beyan ve itirazları dikkate alınarak esastan reddine,  karşı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava, bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle  tazmin edilen teminat mektubu bedelinden fazladan tahsil edilen bedelin iadesi ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini; karşı dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle alacağın  tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı-karşı davacı vekili asıl davanın kabul edilen kısmına, karşı davada reddedilen davaya yönelik istinaf isteminde bulunmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı, karşı davaya konu alacağın talep koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının  teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle davalıya husumet düşüp düşmeyeceği noktalarındadır. 1.Davacı , dava dışı ... A.Ş. ile 03.12.2010 tarihinde beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalamış ise de 20.08.2012 tarihinde bu kez davalı şirket ile  bayilik sözleşmesi imzalamış ve  Gaziantep ... Noterliğinin  18.02.2015 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile \"taşınmazın satış suretiyle devredildiğini, bu nedenle akaryakıt bayilik faaliyetini sürdüremeyeceğini\" belirterek bayilik sözleşmesin feshettiğini davalı şirkete bildirmiştir. Dosya kapsamında bulunan tapu kaydından, akaryakıt istasyonunun bulunduğu davacıya ait taşınmazın 19.02.2015 tarihinde ... Şti'ne satıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda taraflar arasındaki bayilik ilişkisi devam ederken bayilik sözleşmesine konu akaryakıt istasyonun bulunduğu taşınmaz üçüncü kişiye satılmış olup, bu husus, taraflar arasındaki sözleşmelere son vermeyi gerektiren bir neden olmadığı gibi davacının yaptığı sözleşmeyle  ve sözleşmede öngörülen süreyle  bağlı olduğu gözetildiğinde sözleşmenin  feshi için haklı ve geçerli bir neden değildir. Buna göre bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshi haksızdır.2.Karşı dava yönünden yapılan incelemede;Karşı  davacı, davalı bayinin bayilik sözleşmesini haksız feshi nedeniyle muaccel hale gelen cezai şart ve kar kaybı alacaklarından 154.215,19TL'lik kısmını dava dışı ... A.Ş.'ne temlik ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere  temlik edilen tutar dışında kalan  200.082,40 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.Dosyaya sunulan 12.03.2015 tarihli temlik sözleşmesine göre karşı davacının, davalı  bayiden  olan  154.215,19 TL alacağını dava dışı ... A.Ş'ye temlik ettiği ihtilafsızdır.Ticari defterler üzerinde bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemeye göre usulüne uygun tutulan karşı davacı defterlerinde 24.02.2015 tarihinden önce davalı bayinin borcunun 28.674,54 TL olduğu, karşı davacı tarafından düzenlenen  28.02.2015 tarihli ve 284336 sayılı 84.454,10 TL tutarlı “cezai şart bedeli” açıklamalı fatura, 27.02.2015 tarihli 28.145,36 USD karşılığı 69.761,09 TL tutarlı “kar hakkı mahrumiyeti bedeli\" açıklamalı fatura ve 31.03.2015 tarihli ve ... sayılı 76.654,05 USD karşılığı 200.082,40 TL tutarlı “tonaj taahhüdünü doldurmadığından kar hakkı mahrumiyet bedeli\" açıklamalı fatura ile sonrasında düzenlenen bir kısım faturaların davalı bayinin borcuna kaydedildiği,  84.454,10 TL tutarlı fatura ile 69.761,09 TL tutarlı fatura toplamı olan 154.215,19 TL'nin temlik sözleşmesi gereğince dava dışı ... A.Ş'ye virman edilmesinden sonra davalı bayinin 12.06.2015 tarihi itibariyle karşı davacıya borcunun 217.743,02 TL olduğu  görülmektedir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda bayilik sözleşmesinin davalı bayi tarafından feshine kadar asgari alım taahhüdünün hiçbir dönemde yerine getirilmediği , karşı davacı tarafından buna dair herhangi bir alacak talep edilmeksizin veya ihtirazı kayıt tutulmaksızın sözleşmenin yeni dönemde ifasına devam edildiği, karşı davacının aynı bölgede yeni bir bayilik vermediği, aynı bölgede yeniden bayilik sözleşmesi yapabilmesi için geçecek makul sürenin ortalama 6 ay olabileceği, mesafe tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğunun makul sürenin belirlenmesini güçleştirebildiği belirtilmiştir.Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde aktin feshinden sonra talep edilemez. Yani ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde, sözleşmenin haksız feshinde kar kaybı zararı da istenebilir. Somut olayda taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 27.1.maddesine göre davalı bayinin bu sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birine uymaması halinde karşı davacının zarar, ziyan satış  kaybından dolayı  maruz kaldığı kar kaybını talep etme yetkisi bulunmaktadır. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 114/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, akaryakıt dağıtım şirketinin zararı azaltma yükümlülüğü bulunduğundan, kâr mahrumiyeti süresi, feshedilen sözleşmenin bakiye bölümü için değil, aynı bölgede  benzer bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin 04/04/2018 tarih, 2017/4479 E.- 2018/1825 K, sayılı ilamı).Yargıtay kararlarında yeni bir bayilik tesisi için 3-6 ay arası süreler makul süre olarak kabul edilmektedir. Makul süreye ilişkin kazanç kaybının, kâr marjı üzerinde bulunan brüt tutardan, yapılmak zorunda olunan  personel, kira, taşıt gibi giderlerin mahsubu suretiyle net kar oranı tespit edilerek  hesaplanması gerekir. (Yargıtay 19.HD'nin 17/06/2015 tarih, 2014/12105 E., 2015/9030 K. Sayılı ilamı) Diğer yandan, davaya dayanak yapılan 20.08.2012 tarihli protokolün 6/f-son maddesinde bayinin yıllık  300 tona kadar olan akaryakıt alımlarında aynı gün yapılan geçerli  toplam kar marjı ... fiyatları üzerinden olmak kaydıyla %20 si ..., %80 i bayi lehine olacak şekilde paylaşılacağı, bayinin yıllık 301-800 arası alımlarda alım yapılan gün geçerli   toplam kar marjı ... fiyatları üzerinden olmak kaydıyla bir sonraki aya kadar %10 si ..., %90 i bayi lehine olacak şekilde paylaşılacağı, bayinin yıllık 800 ton üzeri alımlarda alım yapılan gün geçerli -  toplam kar marjı ... fiyatları üzerinden olmak kaydıyla bir sonraki aya kadar %5 si ..., %95 i bayi lehine olacak şekilde paylaşılacağı ancak yıllık minimum 1200 ton satın alma yükümlülüğünü yıllık dönemi sonunda yerine getirilmez ise kar mahrumiyeti şartı tahakkuk ettirileceği  ve bayinin tahakkuk ettirilen kar mahrumiyetini eksiksiz ve itirazsız ...'e ödeyeceği düzenlenmiş olup, söz konusu düzenleme, TBK'nın 179/2. (BK. md. 158/2) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. TBK'nun 179/2 maddesine göre ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi firmanın, TBK'nun 179/2. Maddesi uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir.Karşı davacı, bilirkişi raporlarına kar mahrumiyeti alacağının taraflar arasındaki protokolün 6.maddesi uyarınca tüm sözleşme dönemini kapsayan şekilde yeniden hesaplanması gerektiğine ilişkin  itirazda bulunmuş ise de öncelikle Mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi gereğince karşı davacıya,  karşı davaya konu alacak talebi yönünden  açıklamada bulunmak üzere süre verilmesi ve sonrasında yapılacak açıklamanın niteliğine göre  yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda inceleme yapmak üzere dosyanın sektör bilirkişisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile ayrıntılı, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli rapor alınarak sonucuna göre  bir karar verilmesi gerekirken  eksik incelemeyle yazılı şekilde  karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun  22. Maddesi gereği kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz. Ancak tacir de olsa, tarafların ekonomik mahvına sebep olan cezai şarta ilişkin protokol ve sözleşme maddelerinin TBK’nın 27. maddesinde yer alan “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” düzenlemesi uyarınca ahlak ve adaba aykırı görülmesi mümkündür. Bu durumda cezai şart miktarı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir. Somut olayda, karar gerekçesinde karşı dava yönünden hesaplanan tutarların ödenmesinin borca batık olan davalı bayinin ekonomik mahvına sebebiyet vereceği gerekçesine yer verilmiş ise de davalı bayinin ticari defterleri incelenmeksizin salt 2018 yılına ait Kurumlar Vergisi beyannamesi esas alınarak mahkemece bu sonuca varılması da hatalı olmuştur.3.Asıl dava yönünden  yapılan incelemede; Davacı ile dava dışı ... A.Ş. Arasında  03.12.2010 tarihinde beş yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, davacı tarafça borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 15.08.2012 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'ye süresiz  olarak 200.000 TL tutarında teminat mektubu verildiği, 24.02.2015 tarihinde teminat mektubunun paraya çevrilerek dava dışı ... A.Ş. 'nin hesabına aktarıldığı ihtilafsızdır. Dava dışı ... A.Ş defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre  davacı bayinin teminat mektubunun nakde çevrildiği 24.02.2015 tarihinde 200.000 TL'den davacının borcu olan 8.927,39 TL'nin mahsubuyla  davacı alacağının 191.003,07 TL olduğu, 154.215,19 TL tutarındaki kısmın davalı ile dava dışı ...A.Ş  arasındaki dosyada mevcut temlik sözleşmesi gereğince 17.03.2015 tarihinde mahsup edildiği, bakiye kalan kısmın davacı alacağına, ... A.Ş'nin borcuna verilmek sureti ile kapatıldığı görülmektedir. Davacı ile davalı şirket arasında ise 20.08.2012 tarihli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli protokol imzalanmış olup, protokolün \"tanımlar\" başlıklı kısmında \"..., ... A.Ş ve/veya grup şirketi olan ... A.Ş'dir\" şeklinde tanımlanmış ve 2.maddede \"20.08.2012 tarihinde  03.12.2010  tarihli eski bayilik sözleşmesi ve bu itibarla ileticilik ilişkisi tarafların karşılıklı mutabakata varmasıyla sona ermektedir. 03.12.2010 tarihli eski bayilik sözleşmesinin sona ermesi ...'in bayiden olan alacaklarının sona erdiği anlamına gelmez. ...'in her türlü talep ve dava hakkı saklıdır.20.08.2012 tarihli yeni Bayilik Sözleşmesinin ... ile bayi arasında akdedilen 03.12.2018 tarihli eski bayilik sözleşmesi ile bağlantısız yeni bir işleticilik ilişkisini  başlatacağı konusunda taraflar mutabıktır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak anılan protokole ... A.Ş taraf olmayıp, protokolde imzası bulunmadığı gibi protokolün 2.maddesinde yer verilen düzenlemeye göre davalı şirket ile akdedilen 20.08.2012 tarihli bayilik sözleşmesinin, dava dışı ... A.Ş ile imzalanan sözleşmeden bağımsız, yeni bir bayilik sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı tarafça teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla 191.000 TL'nin iadesi talep edilmiş olup, mahkemece taleple bağlılık ilkesine riayet edilmemesi isabetsiz olduğu gibi dava dışı ... A.Ş ile imzalanan ilk bayilik sözleşmesine istinaden verilen teminat mektubunun, ... A.Ş tarafından paraya çevrildiği gözetildiğinde ... A.Ş ile davalı şirket arasındaki ilişki açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, işaret edilen hususlarda davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı-karşı davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b37654d2201f6af4","SID":"04a2d80fe10f7fc5"}}