{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2264 <br>KARAR NO: 2025/300<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2020<br>NUMARASI: 2018/360 E. 2020/890 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin davacı şirkete ürün satışları olduğunu, bu ürünlerin yanı sıra davacının davalıdan temin ettiği oto elektrik yedek parçalarını perakende olarak sattığı, müvekkilinin davalıdan mal sipariş ettiğini, davalıdan sipariş edilen ürünlerin davacıya teslim edilmeden önce bu ürünlerin avansı olarak davacının kendisine bono verilmesini talep ettiğini, davacının da bu ticari ilişkiden kaynaklanan her biri 5.136,00 TL bedelli, 18.09.2017 keşide tarihli, 31.03.2018, 30.04.2018, 31.05.2018 ve 30.06.2018 vade tarihli olmak üzere  toplam 25.680,00 TL tutarlı 5 adet bonoyu malen kaydı ile keşide ederek davalıya teslim ettiğini, ancak bahsi geçen ürünlerin teslim edilmediğini, davalının, davacıya iade edeceğini söylediği bonoları bankaya ibraz ederek davacıdan tahsil etmeye çalıştığını, senet ihbarnamesine konu bonolar karşılığında davacının borcu bulunmadığını, davacıya teslim edilmesi gereken ürünler teslim edilmediğinden bonoların bedelsiz kaldığını, bedelsiz senetleri tahsil etmeye çalışan davalının kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, bonoların davacıya iadesi konusunda ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ürün tesliminin gerçekleşmediğini ileri sürerek, dava konusu bonolar sebebiyle davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, bonoların davacıya iadesine, ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; Hukuki niteliği itibariyle davacı tarafça davalı yana ticari ilişki kapsamında avans olarak verildiği iddia edilen dava konusu 5 adet bono karşılığı davalının mal teslim etmediği ve senetlerin bedelsiz kaldığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Uyuşmazlığın tacirler arasında olması nedeniyle Mahkememizce ticari defterlerin incelenmesi için taraflara gün verilmiş, belirlenen gün ve saatte tarafların işletme defterleri ve kayıtlarını sunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce re'sen seçilen mali müşavir bilirkişinin 24/09/2019 tarihli raporunda özetle: \"Tarafların usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahiplerine lehine delil kudretine haiz olduğunu, taraflar arasındaki hesap ilişkisinin 2014- 2015 - 2016 - 2017 ve 2018 yıllarındaki faturalar ve ödemelerden oluştuğunu, 2018 yıl sonu itibariyle davacı şirketin davalıdan 117.500,25-TL alacaklı olduğu, davalı şirket ticari defterlerinde ise davacıdan 58.607,46-TL alacaklı olduğu, 31/01/2018 vadeli 5.660,00-TL tutarlı senet ile 28/02/2018 tarihli 5.660,00-TL tutarlı iki senedin davacı tarafın elinde olmasının ödendiğine karine teşkil etmekte olduğu, davacının 5.136,00-TL tutarlı 5 adet senetten dolayı borçlu olmadığının değerlendirildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır \" şeklinde raporunu Mahkememize sunmuştur. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesi sunmuştur. Davalının rapora itirazları, tarafların defter kayıtları ve cari hesapları değerlendirilmek suretiyle davaya konu beş adet senet verildiği tarih itibariyle davalı ve davacı defterlerine göre davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, senetlerin verildiği tarihte her iki tarafın defter ve kayıtlarına göre kimin, ne kadar alacaklı olduğu, davalı alacaklı görünmekte ise bu alacağın ispat edilip edilmediği, teslim ve ödemelere ilişkin ispatlayıcı belgeler de değerlendirilmek suretiyle rapor alınması hususunda ek rapor alınmıştır.Bilirkişinin 19/02/2020 tarihli ek raporunda özetle: \"Davaya konu olan toplam 25.680,00 TL tutarındaki 5 adet senedin verildiği tarihte davacı taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan toplam 87.356,38 TL alacaklı göründüğünü, davalı tarafın ticari defterlerine göre ise davacının davalıya 23.480,46 TL borçlu göründüğünü, dava konusu senetlerin verildiği tarihte davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacının davalıya 23.480,46 TL borçlu olduğu görünse de 24.008,00 TL tutarındaki davalı alacağının ödenmeyen senetlere ilişkin kayıtlardan kaynaklandığını, bu senetlere ilişkin icra dosyasının haricen tahsil ile infaz olduğu anlaşıldığından davacının davalıya başkaca bir borcu kalmadığını, davalı vekili tarafından huzurdaki davanın, dava konusu kambiyo senetlerinin verilmesine karşın mal alınmadığına dayalı bedelsizlik sebebiyle menfi tespit davası olduğu ve davacının davaya konu senetleri verdiği halde mal alıp almadığının araştırılması gerektiği, ileri sürülerek rapora itiraz edilmiş olup dava konusu senetlerin tarafların ticari defterlerine kaydedildiği tarihten sonra davalı tarafından düzenlenen herhangi bir fatura bulunmadığını, dolayısıyla senetlerin teslimi sonrası davacıya verilmiş mal veya hizmet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır\" şeklinde raporu mahkememize sunmuştur.Eldeki dava \"bedeli malen ahzolunmuştur\" şeklinde düzenlenen beş adet senetten kaynaklı mal teslimi yapılmadığı ve bedelsiz kaldığı iddiasıyla açılan  menfi tespit davasıdır. Davacı ile davalı arasındaki ilişki dosya kapsamından ve İstanbul Anadolu 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1304 E. Sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere, hem davacı davalı yana satış yapmakta hem davalı yan davacı yana satış yapmaktadır. Davacının davalı yana yaptığı satışlar ve ödemeler 120 cari kod hesabından, davalının davacı yana yaptığı satışlar ve ödemeler ise 320 cari kod hesabından devam etmiştir. Davacı tarafın kendi cari hesabından yaptığı satışlar nedeniyle bakiye alacağı  İstanbul Anadolu 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1304 E. Sayılı dava dosyasında karara bağlanmış, bilirkişi raporu uyarınca Mahkemece yalnızca 120 kodlu cari hesaptaki alacak miktarı hesaplanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ise her iki hesap birlikte değerlendirilerek davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, uyuşmazlık davalının satmadığı mallar nedeniyle bedelsizlik iddiası olup, 120 kodlu cari hesabın yani davacının davalıya sattığı mallar nedeniyle takip ettiği hesabın mahkememiz dava dosyası ile ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle incelemenin yalnızca 320 kodlu cari hesaptan yapılması gerektiği bilirkişi raporunun bu haliyle yanlış hazırlandığı kanaatine varılmıştır. Dosyada bulunan 320 kodlu davacının cari hesabı incelendiğinde  senetlerin deftere kaydedildiği tarihte davacının davalıya 10.460,05-TL borçlu göründüğü, senetlerin cari hesaba girilmesiyle davalıdan 15.219,95-TL alacaklı göründüğü, daha önceki yıllarla birlikte 2017 yılı değerlendirildiğinde önce avans senet verilmesi sonra fatura düzenlemesi gibi bir ticari ilişki olmadığı, senetlerin de avans senedi olarak kaydedilmediği anlaşılmıştır. Yine davalının cari hesabı incelendiğinde, dava konusu senetlerin avans kaydının olmadığı, senetlerin deftere kaydedildiği tarihte davalının davacıdan 23.480,46-TL alacaklı olduğu,  bu alacağın bir kısmının davacı tarafça önceden verilen ancak ödenmediğinden tekrardan cari hesaba alacak kaydedilen senetlerden dolayı olduğu, senetlerin de daha sonradan ödendiği ancak davacının 320 kodlu cari hesapta defterlerinden tespit edildiği üzere dava konusu senetlerin cari hesaba girdiği tarihte davacının davalı yana 10.460,05-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu senetler üzerindeki kayıt dikkate alındığında; davalı tarafça mal teslimi gerçekleştiği için dava konusu senetlerin davacı tarafça düzenlendiği karinedir. Bunun aksini ispat yani avans olarak senet verildiği iddiasını davacı taraf ispat etmelidir. (Yargıtay  19.HD'nin  2012/12325 E. 2013/10765 K. Sayılı ilamı) Mahkememizce incelenen defter ve kayıtlar, senet üzerindeki kayıt bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yukarıda bahsedildiği gibi davalının defterlerinde senetlerin avans olarak verildiğine ilişkin bir kayıt olmadığı gibi, taraflar arasındaki ticari ilişki de de önce senet düzenleyip sonra fatura tanzim edilmesi gibi bir uygulama olmadığı anlaşılmaktadır. Yine taraflar arasında bu yönde bir sözleşme de bulunmamaktadır. Davalının defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin düzenlenmiş bir fatura bulunmaması tek başına mal teslim edilmediğinin ispatı için yeterli değildir. Üstelik davacının kendi defter ve kayıtlarında da senetlerin kaydediliği anda davalı yana 10.460,05-TL borçlu görünmektedir. Hal böyle olunca davacının dava konusu senetlerin avans olarak verildiğini yazılı delillerle ispatlaması gerekmekte iken ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.  Nitekim benzer nitelikte İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2017/1473 E. 2018/1772 K. Sayılı ilamında, her iki tarafın defter ve kayıtlarına göre davacı alacaklı iken \"Dava konusu çeklerin avans çeki olduğuna dair davacının iddiası ve davalının kabulü yoktur. Şu halde çek tanzim eden, malı da teslim aldığını karine olarak kabul etmiştir. Aksine avans çeki olduğuna dair delil sunulmadığına göre artık davacının dayandığı yemin hakkı hatırlatılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Her ne kadar dairemiz tarafından da yemin delilinin hatırlatılması mümkün ise de, kararın kaldırılmasından sonra yargılamaya devam edilerek yemin hakkının hatırlatılması usulen mümkün olmadığından eksikliğin mahkemece giderilmesi gerekmektedir.\" gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Yine Yargıtay 19. HD'nin 2014/2957 E.  2014/4632 K. Sayılı ilamı da benzer niteliktedir. Davacı taraf yemin deliline dayanmadığından yemin delili de hatırlatılamamıştır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davanın malen kayıtlı senet karşılığı mal teslim edilmediği iddiasıyla açılan menfi tespit davası olduğu, taraflar arasında karşılıklı alım satım ilişkisi kurulduğu, her ne kadar bilirkişi tarafından    davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, incelenmesi gereken hesabın 320 kodlu cari hesap olduğu dava konusu uyuşmazlığın hukuki değerlendirilmesinde davalının işletme defterinde senet bedellerine ilişkin fatura düzenlenmemiş olmasının tek başına mal teslim edilmediğini ispatlayamayacağı, davacının senetlerin verildiği tarihte de bakılması gereken davalının sattığı ürünlere ilişkin takip edilen 320 kodlu cari hesapta kendi kayıtlarına göre  davalı yana 10.460,05-TL borçlu olduğu, dava konusu senetlerin cari hesaplarda avans kaydının olmadığı, yine  taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, bu haliyle davacının mal teslim edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiş, dava konusu senetler hakkında takipten sonra tedbir kararı verildiğinden İİK'nın 72/4. Maddesi uyarınca davalı lehine tazminat hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, davanın reddine, İİK'nın 72/4  maddesi uyarınca tedbirlerin kaldırılmasına, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca 25.680,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 5.136,00 TL  tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının davalıdan ürün sipariş ettiğini, davalının da sipariş edilen ürünleri teslim etmeden önce avans olarak kendisine bono verilmesini talep etmesi üzerine geçmişte yaptıkları ticaretten oluşan güven nedeniyle davacının davalıya  dava konusu bonoları verdiğini,  ancak  anlaşmaya göre söz konusu ürünlerin teslimi gerekirken  hiçbir zaman  teslim edilmediği gibi, davalının bedelsiz senetleri tahsil için bankaya ibraz ettiğini,   yargılama sırasında bonoların takibe konulduğunu, bilirkişi tarafından verilen 24/09/2019 tarihli kök raporda, \"Tarafların ticari defterlerindeki farklılıklar ve dayanak belgeleri irdelendiğinde davacının dava konusu 5.136,00 TL tutarlı 5 adet senet toplamı 25.680,00 TL borçlu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış; 12/05/2020 günlü celsede, bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi 19/02/2020 tarihli ek raporunda \"Davaya konu olan toplam 25.680,00 TL tutarındaki beş adet senedin verildiği tarihte davacı taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan toplam 87.356,38 TL alacaklı göründüğü, davalı taraf ticari defterlerine göre ise davacının davalıya 23.480,46 TL borçlu göründüğü; dava konusu senetlerin verildiği tarihte davalı taraf ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacının davalıya 23.480,46 TL borçlu olduğu görünse de 24.008,00 TL tutarındaki davalı alacağının ödenmeyen senetlere ilişkin kayıtlardan kaynaklandığı; bu senetlere ilişkin icra dosyasının haricen tahsil ile infaz olduğu anlaşıldığından davacının davalıya başkaca bir borcu kalmadığı; davalı vekili tarafından huzurdaki davanın dava konusu kambiyo senetlerinin verilmesine karşı mal alınmadığına dayalı bedelsizlik sebebi ile menfi tespit davası olduğu ve davacının davaya konu senetleri verdiği halde mal alıp almadığının araştırılması gerektiği ileri sürülerek\" rapora itiraz edilmiş olup, dava konusu senetlerin tarafların ticari defterlerine kaydedildikten sonra davalı tarafından düzenlenen herhangi bir fatura bulunmadığı; dolayısıyla senetlerin teslimi sonrası davacıya verilmiş mal veya hizmet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını,  bilirkişi raporunda, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş; dava konusu senetlerin tesliminden sonra herhangi bir mal ya da hizmet tesliminin bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu senetlerden dolayı müvekkilinin dava konusu bonolardan dolayı bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğini,  buna rağmen  mahkemece bilirkişi raporunun aksine  \"davacının mal teslim edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı kanaati\" gibi hukuki dayanaktan yoksun, tamamen soyut bir gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72.maddesi uyarınca dava konusu bonolar sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava konusu bonoların avans olarak verildiğini, davalının mal teslimi yapmadığını, bu sebeple bonoların bedelsiz kaldığını ileri sürmüş; davalı, davaya cevap vermemiş ve bu şekilde  HMK'nın 128.maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiştir.Dava dosyasının ve  5 adet bononun incelenmesinde;  her birinin 5.136,00 TL bedelli, 21.09.2017 keşide tarihli, 31.03.2018, 30.04.2018, 31.05.2018 ve 30.06.2018 vade tarihli olmak üzere  toplam 25.680,00 TL tutarlı olduğu, davacı tarafından davalı emrine düzenlendiği,  ''malen''  ibaresi yer aldığı,  söz konusu bonoların davalı yanca dava tarihinden sonra icra takibine konu edildiği, mahkemece icra veznesindeki paranın davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları TTK'nın 688.maddesinde sayılmış olup, burada sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında bazı seçimlik şartlar da söz konusudur. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan herhangi bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “malen” ya da “nakden” olarak belirtilmişse,  alacaklının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır ( HMK m. 191/1, 4721 sayılı TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bu bilgilere göre somut olayda davacı ''nakden'' kaydı bulunan bononun avans olarak mal teslim edilmeden  verildiğini ileri sürerek bedelsiz kaldığını iddia etmektedirler. Bu sebeple ispat yükü davacı  üzerindedir.  Ancak davacının senetlerin avans verildiğine ilişkin herhangi bir yazılı delil sunamadığı, iddiasını ispatlayamadığı görülmektedir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda,  senet teslim tarihinden sonra davalının mal teslimi bulunmadığı yönündeki tespiti mücerretlik (soyutluk) ilkesi uyarınca dava konusu senetlerin  avans olarak verildiğini göstermeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.02.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7c10f9d0e548524","SID":"cfdbe7a0406db082"}}