{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1248 <br>KARAR NO: 2025/296<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/579<br>KARAR NO: 2021/527 <br>KARAR TARİHİ: 28/04/2021<br>DAVA TÜRÜ: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ: 06/08/2019<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil sigorta şirketi nezdinde İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi ile sigortalı işyerinde, 09.06.2018 tarihinde meydana gelen hırsızlık hadiseleri sonucu muhtelif inşaat malzemesi çalındığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalısına eksper raporu ile tespit olunan 221.214,00 TL hasar tazminatının 14.12.2018 tarihinde ödendiğini, dava dışı sigortalı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan Denetim Gözetim Danışmanlık Hizmet Alımı Sözleşmesine göre sigortalı mahallin güvenlik ve koruma hizmetinin davalı şirket tarafından verildiğini, müvekkili sigorta şirketinin ödemiş bulunduğu tazminatın gerek sözleşme gerekse de mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin usulüne uygun yerine getirilmermesinden ötürü davalıdan Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu amir hükümleri uyarınca rücuen tahsilini talep elme zorunluluğumuz doğduğunu, bu kapsamda başlatılan icra takibine kötü niyetle itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği malzemelerin gerçekten çalınıp çalınmadığının tespitinin hukuken mümkün olmadığını, buna ilişkin tanzim edilen tutanaktaki belgelerin içeriğini ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, çalındığı iddia edilen malzemelerin alarm sistemi bulunan depolar olmasına rağmen alarm sistemi olmayan depolara konulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili firmanın üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin dava dışı inşaat yönetimine denetim gözetim hizmeti verdiğini, olaydan asıl sorumlu olan şirketin dava dışı ... Ticaret A.Ş. olduğunu, şantiyenin hırsızların giriş yaptığı dere tarafındaki kısmının tamamen sökülmüş olduğunun belirtildiğini ancak bu hususlar konusunda müvekkil şirkete herhangi bir bilgi verilmediği gibi bir tedbir de alınmadığını savunarak davanın reddi ile tazminata hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, rücuen tazminata ilişkin itirazın iptali davasında, davacı sigorta şirketi sigortalısına ait iş yerinde meydana gelen hırsızlık sonucunda sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği tazminatın rücuen iş yerinin bulunduğu güvenlik şirketi olan davalıdan tahsilini talep ettiği, keşfen yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve mahkememize hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi heyet raporunda ayrıntılı olarak tespit edildiği üzere olayın oluş biçimi, iş yerindeki fiziki koşullar, iş yerinin bulunduğu sitedeki güvenlik hizmetlerinin yerine getiriliş biçimi, güvenlik personeli sayısı ve özel güvenlik şirketi arasındaki sözleşme hükümleri incelenerek yapılan değerlendirmede davalının şantiye alanı ile ilgili görevli  personelin sorumluluklarını yerine getirmediği taraflar arasındaki anlaşmanın 8. Maddesi gereği;  üstlenici tarafından istihdam edilecek personelin ihmalen, kasten, meslekte acemilik veya tecrübesizlik sonucu görev alanı içerisindeki demirbaşlara taşınır ve taşınmaz eşyaya, alet ve edavata ya da site sakinleri veya üçüncü kişilere vereceği her türlü maddi manevi veya cismani zararlardan ve yine ihmal ya da görevde eksiklik sonucu oluşacak hırsızlık olaylarından uğranılacak zararlardan üstlenici ve personel müştereken ve müteselsilen sorumludur. Üstlenici bu durumu peşinen kabul ve taahhüt etmiştir gereği davalının  %100 oranında kusurunun bulunduğu, davacı sigorta şirketinin poliçe teminat ve vadesi kapsamında gerçekleşen hasarı sigortalısına ödemesi sonucu TTK'nun 1472. maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olması nedeniyle kusuru oranında davalı Güvenlik Şirketinden rücuen talep edebileceği, %100 oranına göre ödenmesi gerekli sigorta bedelinin 221.214,00 TL olduğu anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulüne; alacak miktarı yargılama ile belirlenmekle icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜNE Bakırköy ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacağı takip tarihinden itibaren alacaklının talebi aşılmamak koşuluyla değişik oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, Davacının icra inkar tazminat talebinin REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosyanın karara çıktığı gün mazeretini doktor  raporu ile belgelediğini, daha önce yargılamayı uzatmaya yönelik herhangi bir mazeret dilekçesi de sunmadığını, bu konuda taraflara sayın mahkemece herhangi bir uyarı da yapılmadığını, kararda mazeretimin kabul edilmediğine, neden kabul edilmediğine ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, bu nedenlerle yokluklarında karar verilmiş olmasının savunma hakkımızın kısıtlanmasına neden olduğunu, dosyanın bu açıdan bozulması ve mazeretli sayılmaları ile yeni bir duruşma günü verilmesi gerektiğini, 16.02.2021 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, çalışan personel sayısını cevap dilekçesinde yanlış yazdıkların 2. cevap dilekçesinde düzelterek beyan ettiklerini, ne var ki bilirkişi raporu tanzim ederken bu husus göz ardı edildiğini, çalışan sayısının makul bir sayı olmadığını, bilirkişiden ek rapor veya yeni rapor alınması gerekirken itirazlarının yok sayılarak dava dışı mandarins şirketi kusursuz gibi gösterildiğini, müvekkil şirketin ayrıca hazırladığı ve dava dışı mandarins şirketine sunduğu güvenlik risk analizi raporunda ayrıntılı açıklama yapılarak alınması gereken önlemleri belirttiğini, dava dışı mandarins şirketi gerçekleşen olaylarla ilgili tam kusurlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, inşaat tüm riskler sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Sigorta A.Ş., borçlunun ise ... Hizmetleri Ltd. Şti. olduğu, 221.214,00 TL asıl alacak ve 1.654,56  TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 222.868,56 TL üzerinden 08.03.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde 09/06/2018 günü ... İnş. Tic A.Ş. adına sigortalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık hadisesi sonucu sigortalının uğradığı  zarara ilişkin olarak ödenen 221.214,00 TL hasar  tazminatının TTK'nın 1742. maddesi uyarınca rucuen  tahsiline yönelik borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 21.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 17.07.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.  Dava dışı sigortalı ... Ticaret A.Ş.'nin  2 blok konut inşaatının, 14/10/2015-14/10/2017 tarihlerini kapsar şekilde ... poliçe numaralı İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi ile davacı şirket nezdinde, inşaat işleri 110.000.000,00 TL, şantiye tesisi ve ekipman 3.000.000,00 TL, iş makineleri 10.000.000,00 TL üzerinden teminat altına alınmıştır. Dava konusu hırsızlık 09.06.2018 tarihinde meydana gelmiş ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 14.12.2018 tarihinde 221.214,00 TL ödeme yapılmıştır. Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde ise \"davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.\" denilerek hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkının kullandırılmaması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın, hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yar/ı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. (Yargıtay 22. H.D. 22/06/2020 tarih 2017/29720 E. 2020/6157 K. Sayılı ilamı) Somut olayda davalı vekilince 27.04.2021 tarihinde mazeret dilekçesi sunularak ekine 2 günlük iş göremezlik belgesi şeklindeki hekim raporu eklenmiştir. İlk Derece Mahkemesince 28.04.2021 tarihli celsede mazeret ile ilgili herhangi bir karar verilmeden yargılamaya son verilerek hüküm tesis edilmiştir. Davalı vekilinin belgelendirilen mazereti ile ilgili herhangi bir karar vermeden yargılamaya son verilmesi davalının savunma hakkının kısıtlanmasına sebep olmakla hatalı olmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen icra takibinde asıl alacak ve işlemiş faiz kalemleri yönünden icra takibinin başlatılmış olduğu dikkate alındığında hangi kalem ve hangi miktar üzerinden itirazın iptaline karar verildiğinin bildirilmemesi infazda tereddüt oluşturacağı gibi HMK'nın 297. maddesine de aykırıdır. Yine kabule göre de, davalı vekilinin bilirkişi heyeti raporuna karşı itirazları konusunda ek rapor aldırılmaması veya itiraza konu hususların gerekçeli kararda bu konuda değerlendirme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olduğundan isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/579 E. 2021/527 K. sayılı 28/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2025  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3afd52b33f389c66","SID":"9c500a018b5d1495"}}