{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1043 <br>KARAR NO:2025/218<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/03/2024<br>NUMARASI:2021/213 Esas -  2024/126 Karar<br>DAVA:Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/02/2025<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili... şirketi, otel yönetim ve işletme faaliyetleri ile iştigal eden ve halihazırda Ortaköy ve Nişantaşı'ndaki ... isimli otellerin işletmecisi konumundaki ...A.Ş. %53,06 oranında pay sahibi olduğunu, ... şirketinin diğer pay sahipleri olan davalılar ise ..., ..., ..., ... ve üçüncü kişi ... olduğunu, müvekkili şirket ile davalılar arasında ...'taki pay sahipliği ilişkilerini düzenlemek amacıyla imzalanan hissedar sözleşmesinin tadiline ilişkin ... ve Tadil Sözleşmesinin davalılar tarafından ihlal edilmiş ve ... Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirket her bir davalının müştereken ve müteselsilen ödemekle yükümlü olduğu 1.000.000-ABD Doları cezai şarta hak kazandığını, ancak müvekkili şirketin davalılara bu bedelin ödenmesine yönelik ihtar edilmesine rağmen herhangi bir ödemenin yapılmadığı için huzurdaki davanın açıldığını, söz konusu cezai şartın ödenmesinden davalı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmakla, 1.000.000 ABD Doları tutarındaki alacağının, 21 Temmuz 2017 tarihinden itibaren işleyecek ve ticari ilerde uygulanan avans faiz oranı üzerinden hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıların üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkillerinin ... Anlaşması'nı ihlal ettikleri iddiası ile açılan davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı bu taleplerin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yabancı bir tüzel kişinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinde dava açabilmesi ancak ve ancak teminat yükümlülüğünü yerine getirmesine bağlı olduğunu, davacı şirketin teminat yatırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ... Anlaşması'nın 4. maddesi TTK'nın emredici hükümlerine aykırı olduğu ve ... Anlaşması'nın 4. maddesine aykırı davranılmadığı için cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğunu, müvekkillerinin mahvına sebep olacak cezai şart bedeli geçersiz sayılmalı yada indirilmesinin gerektiğini, bu nedenle geçerli olmayan sözleşme maddesine dayalı olarak talepte bulunulamayacağını, bu nedenlerle yabancılık teminatına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, usul ve esas yönünden açılan davanın reddine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...sözleşmeye göre ana edim sadece sermaye artırımının yapılması ve ortakların artırıma katılmasıdır. Sözleşme gereğince \"şirkete para enjekte etmek\", \"borç vermek\", \"nakit para sağlanması\" sözleşmede taraflara yüklenen bir edim değildir. Ödenmeyen kiralar nedeniyle tahliye riski bulunmasının, sermaye artışı prosedürünü beklemesinin pek mümkün olmaması ticari hayatın gerekliliğince kabul edilebilir ise de; davacı taraf cezai şart alacağını sözleşmeye dayandırmakta ancak dayandıkları sözleşmede cezai şart taleplerinin gerekçesi olarak gösterdikleri  \"şirkete para enjekte etmek\", \"borç vermek\" yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davacının,  Sözleşmenin 4/1-a maddesine aykırılık iddiası açısından ise; \"Davacının Sözleşmenin 4/1-b maddesine göre gündeme getirdiği nakit ihtiyacını çözme konusunda girişimde bulunmaksızın,  Sözleşmenin 4/1-a maddesine aykırı olarak 09 Haziran 2017 tarihli sermayenin azaltılması veya tamamlanmasına ilişkin ihtarnameyi davalı taraf göndermiştir. TTK 376, madde gereğince şirketin mali durumunun görüşülmesi gündem taslağı ile Ticaret Mahkemesine başvurmuştur\" iddiaları ileri sürülmüş ise de; Sözleşmenin 4/1-a maddesi, 01.01.2018 tarihinde veya bu tarihten sonra gerçekleşecek teknik iflas halinde ne yapılacağını düzenlemekte olup, bu tarihten öncesinde \"sermayenin azaltılması veya tamamlanması\" işlemi yapılması talebini yasaklayan bir düzenleme değildir. Ayrıca bu tarihten önce sermaye kaybının oluşması halinde TTK 376/3 maddesi gereğince işlem yapılması yasağı getirdiği kabul edilseydi dahi bu sözleşme hükmü emredici hükümlere aykırılıktan  batıl olacaktır.4.1.A ve 4.1.B fıkralarının Davalı ve Davacı tercümelerinde bu şekilde aktarılmasının sözleşmenin ve uyuşmazlığın yorumlanması açısından fark yarattığı,  taraflar arasındaki opsiyon sözleşmesinin 4.1 maddesinde yer alan ortaklar, şirketin ekonomik darboğaza düşmesi halinde şirketi finansal açıdan destekleyecekleri maddesine göre, davalıların sermaye arttırımı gündemiyle çağrısız bir genel kurul toplanmasını talep ettiği,  14.04.2017 tarihli yazı ile ...'ın ... isimli otelinin ve ... isimli otelinin 2017 yılındaki hiçbir kira bedelinin ödenmediği ve şirketin acil nakit ihtiyacı oluştuğundan şirkete sermaye avansı olarak ödeme yapılması ve sermaye artırımı yapıldığında koyulan sermaye avansının sermayeye dönüştürülmesine dair karar alınabileceği belirttikleri, buna göre mahkememizce yaptırılan çeviri nazara alınarak davalıların sözleşmeye aykırılıkları bulunmadıkları dolayısıyla cezai şart koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların, 02.06.2016 tarihli opsiyon sözleşmesini ihlal ettiğini, mahkemenin karardaki gerekçesinin hatalı olduğunu, opsiyon sözleşmesi m.4 TTK ve TBK da dahil olmak üzere mevzuattaki hiçbir emredici hükme aykırı olmadığını, müvekkili ve davalı paydaşlar arasında, müflis ...A.Ş.’nin de taraf olduğu 02.06.2016 tarihli ... Sözleşmesinin 4.1. maddesinde ... A.Ş.’nin finansal sorunlar yaşaması halinde şirket ortaklarının sorumluluklarını düzenlediğini, bu hükme göre ...’ın mali sıkıntıları hususunda 01.01.2018’den sonra TTK m.376 uyarınca öngörülen işlemlerin gerçekleştirileceği, bu tarihten önce ise şirketin borçlarını ödemekte sıkıntıya düştüğünün tespiti halinde ortakların ya şirketin borcunu ödeyeceğini  ya da sermaye artırımı ile şirkete nakit sağlayacağını, maddenin temel amacının, şirketin finansal durumunun TTK m.376’da öngörülen noktaya gelmesini engellemek için şirkete mali destek sağlamak olduğunu, Mahkemenin, davalıların sermaye artırımı işlemini yapmadıkları ve/veya yapmaktan kaçındığı iddialarının varlığını, bu durumun da sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini ve bu sebeple de cezai şart taleplerinin  olduğunu göz ardı ettiğini, Mahkemenin kararının zaten kendi içerisinde çeliştiğini, Mahkemenin sözleşmedeki ana edimin, “sözleşmeye göre ana edim sadece sermaye artırımının yapılması ve ortakların artırıma katılmasıdır. “ şeklinde olduğu değerlendirildiğini ancak davalıların sermaye artışı yapma yükümlülüğüne uymadığının göz ardı edildiğini, zaten davada ileri sürdükleri iddianın, davalıların 4. Maddeye aykırı davranmaları olduğunu, 4. Maddenin içerisinde sermaye artışı yapma taahhüdü de bulunduğunu, davalıların bu konuda ayak direyerek şirkete destek olmadıklarını, sermaye artırımı yapılmasını fiilen engellediklerini, zira bu durumda ya şirkete sermaye koymak ya da şirketteki paylarının azalması sonucu ile karşı karşıya kalacaklarını, bu durumun yaşanmaması için çeşitli bahaneler ileri sürerek şirketin sermaye artırımı yapmasına engel olduklarının görüldüğünü, söz konusu sözleşmenin 4.1.a maddesindeki şartlarının oluşmadığı düşünülse dahi 4.1.b maddesindeki şartlarının kesin olarak oluştuğunu, dava dışı şirketin taraflar arasındaki sözleşmesinin 4.1.b. maddesi uyarınca borçlarını ödeyememe olgusunun gerçekleşmesinin, bu olgunun hem dava dosyasında yer alan belgeler hem de tarafların beyanlarıyla sabit olduğu düşünüldüğünde 4.1.b maddesinde öngörülen şart gerçekleşmiş olup şirketin borçlarının ödenmesi için sermaye artırımı yapılması gerekliliğinin kuşkusuz olduğunu, müvekkili şirketin davalıların genel kurul talebini kabul ederek sermaye artışının görüşüleceği genel kurulun yapılmasına ilişkin gündem maddesinin yer aldığı yönetim kurulu kararını imzaladığını ve 21.06.2017 tarihli ihtarname ekinde davalılara gönderdiğini ancak davalıların söz konusu yönetim kurulu kararını imzalamadıklarını ve bu sebeple sözleşmenin 4.1. (B) maddesindeki hususların yerine getirilmemesine davalıların sebep olduklarını, sermaye artışına müvekkilinin itiraz etmediğini , gündemde bu konunun yer aldığı yönetim kurulu kararını imzalayarak davalılara gönderdiğini ancak davalılar tarafından gerekli imzalar atılmaması sebebiyle genel kurulun yapılamadığını  ve sermaye artışı hususunun görüşülemediğini, bu sebeple sözleşmenin 4.1. (B) maddesinde yer alan prosedürün işletilememesine davalıların kendilerinin sebep olduğunu, davalıların  prosedürü işletip genel kurulun toplanmasını sağlayabilecekken bunu yapmadıklarını ancak İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/613E. Sayılı dosyasıyla genel kurulun toplanması için talepte bulunarak TTK.nın 376. Maddesinde yer alan prosedürü işletmeye çalıştıklarını, cezai şart tutarının fahiş olduğu iddiasının tacirler arasında ileri sürülmesi mümkün olmamakla beraber davalıların ekonomik mahvına sebebiyet vereceği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, mahkemenin A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan karşı vekalet ücretini hatalı hesapladığını, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hatalı olduğu ve istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/213E. 2024/126K. Sayılı Kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak beyanları doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, sözleşmeden kaynaklı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan ilk yargılamada, davacının dosyaya ibraz ettiği ve davalıların imzasını taşıyan belgeye dayanmasının mümkün olmadığı, yabancı dilde yazılmış sözleşmedeki ceza şartının bu şekilde geçersiz olduğu  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; Dairemizin 04.03.2021 tarihli 2020/201 Esas ve 2021/249 Karar sayılı ilamıyla davaya dayanak sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesinin somut olayda uygulama olanağı bulunmadığından işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesince verilen kararın  kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamı üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davaya dayanak yapılan İngilizce düzenlenmiş 02.06.2016 tarihli sözleşmenin tercüman bilirkişi aracılığıyla yaptırılan tercümesine göre;Sözleşmenin 4.1.maddesi \"(A) (i) veya (ii) en erken 01.01.2018 tarihinde veya bu tarihten sonra gerçekleşmek üzere, (i) Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 376 (3) hükmü uyarınca bir (i) teknik iflas (yani, borca batıklık) riski bulunması veya (ii) öz sermayenin 2/3'ünden fazlasının kaybedilmesi ve bu durumun Türk Ortakları ve Induco'nun karşılıklı rızası ile şirketin masrafları kendisine ait olmak üzere en geç 2 (iki) hafta içerisinde görevlendireceği bir bağımsız denetçi tarafından tespit edilmesi halinde veya (B) ...'ın hiçbir sınırlama olmaksızın kira, vergi, maaş ve/veya sosyal güvenlik primi borçları dahil üçüncü kişilere olan ihtilafsız borçlarını (şüpheye mahal vermemek açısından belirtmek gerekirse, ilgili taraf borç hesapları hariç), art arda üç ay boyunca tamamen veya kısmen ödememesi ve hissedarlar arasında bir anlaşmazlık olması üzerine durumun Türk Ortaklar ve Induco'nun karşılıklı rızası ile  şirketin masrafları kendisine ait olmak üzere görevlendireceği bir bağımsız denetçi tarafından tespit edilmesi halinde, Türk ortaklar ve..., iflas riskini ortadan kaldırmak (yani şirketin bir önceki yıla ait yılsonu sermayesinin 1/2'sine eşit bir düzeye ulaşana kadar) veya yukarıda 4.1.B.'de bahsi geçen borçları ödemek üzere ...'ın sermayesini arttıracaklar ve ...'taki hissedarlık oranları nispetinde sermaye artırımına katılacaklardır. Yukarıda yer alan madde 4.1.B ile ilgili değerlendirmeler, bunlardan birincisi yürürlük tarihini izleyen 30 gün sonra olmak üzere dört aylık dönemler halinde yapılacaktır. Şüpheye mahal vermemek açısından belirtmek gerekirse, ...'ın hissedarları işbu Sözleşme tarihinden önce Şirkete enjekte edilen hisse senedi ihraç primleri ile ilgili taleplerinden feragat etmektedirler.\"Sözleşmenin 4.2.maddesi \"... veya Türk Ortaklar, herhangi bir nedenle sermaye artırımına katılmazlarsa (şüpheye mahal vermemek açısından belirtmek gerekirse, yukarıda yer alan Madde 4.1.(A) bakımından yalnızca 01.01.2018 tarihi veya sonrası için geçerli olmak üzere), sermaye artırımına katılan hissedar,...'ın sermayesini arttırma ve iflas riskini ortadan kaldırmaya yeterli bir seviyede (yani Şirketin bir önceki yıla ait yılsonu sermayesinin 1/2'sine eşit bir tutara kadar veya Şirketin yukarıda yer alan Madde 4.1 (B)'de sözü edilen ödenmemiş borçlarının tamamını ödeyecek kadar) sermaye artırımına katılma hakkına sahip olacaktır.\"Sözleşmenin 4.3.maddesi \"Hissedarlar Sözleşmesi Madde 5.3'te yer alan ve...'nun ...'taki payının %60'ın üzerine çıkmamasını öngören herhangi bir sınırlama, işbu Madde 4 bakımından uygulanmayacaktır. Induco'nun ...'taki toplam pay oranı, ...'ın toplam ortaklık payının %85'ini aşarsa, Türk Ortaklar, Kurula üye atama hakkına sahip olmayacak, Türk Ortakların mevcut Kurul üyeleri ya istifa edecek ya da görevden alınacak ve böylece imza yetkilerini kaybedecekler ve hiçbir sınırlama olmaksızın Yönetim Kurulu'nun kuruluşu, Kurul veya hissedarlar seviyesindeki karar veya toplantı nisapları dahil Hissedarlar Sözleşmesi tahtında Yönetim Kuruluna sağlanan tüm ayrıcalıkları otomatik olarak sona erecektir; ...'ın Ana Sözleşmesi bu doğrultuda tadil edilecektir. Türk Ortaklar oy haklarını bu yönde kullanmayı kabul ederler.\", Sözleşmenin 4.4.maddesi \"Induco ve Türk Ortaklardan her biri, Kurul veya hissedarlar seviyesindeki toplantılara katılacaklarını ve oy haklarını ...'ın Ana Sözleşmesinde yer alan şartları karşılamak üzere Madde 4'e uygun olarak kullanacaklarını kabul ve ikrar ederler.\"Sözleşmenin 7.1.maddesi:\"(1)Türk ortaklardan herhangi birinin, işbu sözleşme madde 2.6, 2.7 ve 2.8 uyarınca opsiyon hakkının kullanımına ilişkin yükümlülüklerini ihlal etmesi veya (2) şirkette pay sahibi olan Türk ortakların ya da ...Grubu şirketinin Madde 4.1 ile 4.5 (dahil) arasında belirtilen yükümlülüklerini ihlal etmeleri halinde ve bu ihlalin telafi edilebilir nitelikte olmaması veya telafi edilebilir olmakla birlikte ihlalde bulunmayan tarafın bu yöndeki yazılı ihbarını müteakip 5 iş günü boyunca telafi edilmemesi halinde, her bir ihlal için ilgili duruma göre aşağıda belirtilen cezalar uygulanacaktır:  Madde 7.1.(1) veya Madde 7.1.(2) bakımından, ihlalde bulunan taraf, ihlalde bulunmayan tarafa 1.000.000 ABD Doları ceza tutarı ödemekle yükümlü olacaktır (ihlalde bulunan taraf Türk ortaklar ise bunlar aynı tutarın ödenmesinden müştereken ve müteselsilen yükümlü olacaklardır)\" şeklinde düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki ihtarnamelerin incelenmesinde;Davalı ... tarafından davacı ... hakkında keşide edilen 14.04.2017 tarihli ihtarnamede ... ve ... için ödenmemiş kira tutarlarının olduğu, opsiyon sözleşmesinin 4.1.B maddesine göre borçların ödenmesi için ev evlak şirketinin sermayesinin arttırılması gerektiği, bu sebeple muhatabı sermaye arttırımı için gerekli eylemlerde bulunmaya davet ettikleri, kendisinin...'ın anılan borçlarını ödemesini mümkün kılmak için nakit olarak ve ... pay sahipliği oranında sermaye arttırımına iştirak etmeye hazır olduğu, ...'ın genel kurulunu olağanüstü genel kurul toplantısına davet etmek için hazırlanmış yönetim kurulu kararının ekte olduğu ve imzalanarak gönderilmesinin istendiği, sözleşme uyarınca sermaye arttırımının yapılmasındaki herhangi bir gecikmeden kaynaklanabilecek her türlü sorundan ...'ın sorumlu olacağı bildirilmiştir....A.Ş yönetim kurulu üyesi ... tarafından ..., ..., ... ve ...'ya hitaben düzenlenmiş olan 12.05.2017 tarihli belgede, taraflarına gönderilen yönetim kurulu kararının nakde ilişkin aciliyetin varlığından söz etmekte olup, sonrasında bir sermaye artırımı yapılana dek sermaye avanslarının emanet hesabında tutulacağından söz ettiği, nakit avans tutarını kullanabilmek için sermaye arttırımı beklenmesi gerekecekse bu nakdin ancak sermaye arttırımından önce gönderilmesinin ... şirketinin acil nakit ihtiyaçlarına yardım etmeyeceği, bu nedenle ... şirketine sermaye arttırımından önce sermaye avansı gönderilmesinin tek amacının, sermaye arttırımı için bir genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin uzun usuller dikkate alınarak, acil nakit ihtiyacının çözülmesi olduğu, paranın derhal gönderilmesini ve şirketin acil ihtiyaçları için kullanılmasını talep ettikleri, nakdin doğrudan şirkete verilmesi için ve yönetim kurulunun bu miktarların uygun bir genel kurul toplantısı yapıldığında sermayeye dönüştürülebilecek sermaye avansı olarak kabul edileceğine ilişkin bir karar verilebileceği, sermaye arttırımına ilişkin genel kurul toplantısında Bakanlık temsilcisinin katılmasının zorunlu olduğu, Bakanlık temsilcisinin, ...'ın toplantıya katılmaması halinde genel kurul toplantısının çağrısız olarak yapılmasına izin vermeyeceği, ... şirketinin tüm pay sahiplerinin genel kurul toplantısına katılmamaları halinde genel kurul toplantısının tüm pay sahiplerine bir çağrı yapmak suretiyle Türk Hukukuna uygun olarak yapılması gerekeceği, ... şirketinin mali durumuna göre yüksek bir ihtimalle teknik iflas durumunda yeminli mali müşavirin yönetime tabi olması nedeniyle sadece 1.369.726,00 TL sermaye arttırımı için olumlu bir rapor vermeyeceği, bu nedenle muhatapların genel kurul kararına ilişkin dökümanlarla devam etmeden önce sermaye arttırımı için gerekli miktarı anlamak adına yeminli mali müşavire danışması gerektiği, ... şirketinin aylar önce taşınmaz maliklerine ve tedarikçilere ödeme yapması gerektiği ancak gerekli nakdin ... şirketine acilen gönderilmesi için Tük Hukukuna göre gerekli hukuki eylemleri yerine getirmemeleri nedeniyle şirketin mali durumu dikkate alındığında ... şirketinin iflasına neden olunacağı belirtilmiş ve  muhataplardan  gerekli nakdi göndermeleri istenmiştir.Davalılar ... , ..., ... ve dava dışı ... tarafından ... A.Ş hakkında Beyoğlu 7. Noterliğinin 09.06.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, şirketin mali sıkıntıları sebebi ile önlem alma ihtiyacı doğduğundan şirkete ihtiyacı olduğu nakdi sağlamak amacıyla daha önceden TTK'nın 416.maddesi kapsamında ilettikleri çağrısız genel kurul toplantıları istemlerinin diğer pay sahiplerinin bu öneriyi reddetmeleri sebebi ile gerçekleşemediği, bu yüzden yönetim kurulundan TTK'nın 416. Maddesi kapsamında son yıllık bilançoya göre sermaye ve yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebi ile karşılıksız kaldığı anlaşıldığından  TTK 376/2 maddesi uyarınca sermayenin 2/3 oranında azaltılmasının veya sermayenin tamamlanmasının görüşülüp karara bağlanması ve TTK'nın 376/3 maddesi  uyarınca şirketin aktiflerinin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetip yetmediğinin tespiti için hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılması yolunda yönetim kuruluna talimat verilmesinin görüşülüp karara bağlanması  konulu genel kurul toplantısı çağrısı yapılması talep edilmiştir.Davacı ... tarafından davalılar ... , ..., ... ve dava dışı ... hakkında Beşiktaş 25. Noterliğinin 21.06.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, genel kurulun çağrısız yapılmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığı zira çağrısız genel kurulda bütün pay sahiplerinin hazır bulunması gerektiği fakat A grubu pay sahiplerinden ... Varlık'ın genel kurul toplantısına katılıp katılmayacağının bilinmediği, bu koşullar yerine gelmediğinden çağrısız genel kurulun yapılmasının mümkün olmadığı, şirket genel kurulunun geçmişte toplanamamasının bir diğer sebebinin de A grubu pay sahiplerinin sürekli olarak hatalı sermaye artırımı talebinde bulunmaları olduğu, muhataplara defalarca kez mali müşavir raporu almaları gerektiği belirtilmesine rağmen ısrarla bu çalışmayı yaptırmaksızın sermaye artırımı talebinde bulundukları yine geçmişte A grubu pay sahiplerinin teknik iflas hükümleri kapsamında sermaye artırımı konusunu görüşmekten imtina ettikleri, şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve B grubu yönetim kurulu üyesi genel kurul çağrı talebini kabul ettikleri ve bu konuda sürecin başlatılacağını tevsik eden yönetim kurulu kararını imzaladıkları, imzalarını almak üzere aynı zamanda A grubu yönetim kurulu üyeleri olan ... ve yönetim kurulu başkanı olan ... ve bağımsız yönetim kurulu üyesi olan ... ile paylaştıkları ancak ... ve...'nun kararı imzalamaktan imtina ederek TTK'nın 412 maddesi uyarınca çağrıyı mahkeme aracılığıyla yapacaklarını belirttikleri yazılı olup, TTK'nın 411. Maddesine göre yönetim kurulunun çağrıyı kabul etmesi halinde genel kurulun en geç 45 gün içinde toplantıya çağırması konusunda iş birliğinde bulunulması ihtar edilmiştir. Yine davacı ... tarafından davalılar ... , ..., ... ve dava dışı  ... hakkında Beşiktaş ... Noterliğinin 22/06/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, A grubu yönetim kurulu üyelerinden ...nun TTK'nın 411. Madde kapsamında ihtarnamede belirtilen gündemi ihtiva eden çağrı kararını e-posta aracılığı ile paylaştığı, aynı gündemde TTK 376/2 ve TTK 376/3 maddelerinin birlikte görüşülmesinin çelişkili durum yarattığı ve hukuka aykırı olduğu, B grubu yönetim kurulu üyeleri ve bağımsız yönetim kurulu üyesi tarafından sermaye arttırılması konusunun görüşülmesine ilişkin olağanüstü genel kurul çağrı kararının muhataplarca imzalanmadığı yazılı olup, bu hususta işbirliğinde bulunulması ihtar edilmiştir.Son olarak davacı... tarafından davalılar ... , ..., ... ve dava dışı ... hakkında keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 03.07.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, 02.06.2016 tarihli opsiyon sözleşmesinin 4.1 ve 4.2. Maddesi hükümlerine göre TTK'nın 376. Maddesi kapsamındaki düzenlemenin sadece 01.01.2018 tarihinden sonra uygulanabileceği, bu tarihten önceki dönem için opsiyon sözleşmesinde farklı bir düzenlemeye yer verildiği, sözleşmenin 4.1 ve 4.2 maddesine uygun davranmak amacıyla şirkete nakit enjeksiyonu yapılması gerektiği konusunda en az 20 kez uyarıda bulunulduğu ancak muhataplar tarafından opsiyon sözleşmesine aykırı olmasına rağmen TTK'nın 376. Maddesinde öngörülen süreçlerin takip edilmesi konusunda ısrarcı olunduğu ve gündemin gönderildiği , opsiyon sözleşmesi 7.1. Maddesine göre sözleşmenin 4.1 veya 4.2. Madde hükümlerini ihlal eden tarafın her bir ihlal için diğer tarafa 1.000.000 ABD doları tutarında cezai şart ödemekle yükümlü olup, cezai şartın ödenmesinden Türk pay sahiplerinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilerek cezai şartın 15 gün içinde banka hesabına yatırılması ihtar edilmiştir.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/613 Esas sayılı dosyasında ..., ..., ... ve dava dışı ... tarafından, ... A.Ş hakkında, 06.07.2017 tarihinde, TTK'nın 411 ve 412. Maddeleri uyarınca davalı şirketin genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılması konusunda kayyum atanması talepli dava ikame edildiği, yapılan yargılama sonunda davacıların 02.06.2016 tarihli opsiyon ve şartlı değişiklik anlaşması ile kendilerini bağladıkları, davacılar tarafından davalı şirkete TTK'nın 411.maddesi kapsamında azlık haklarının kullanılarak yönetim kurulundan, genel kurulu toplantıya çağırması talebini içeren bildirimde bulunulduğu ve bu ihtarnameye verilen cevapta çağrı kağıdının geçerli olabilmesi için B grubu pay sahibi...'nin yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu başkanı ... ve A grubu pay sahibi yönetim kurulu üyesi ...'nun da çağrı kağıdını imzalaması gerektiğinin ihtar olunduğu ancak davacılar ... ve ...'nun  toplantı çağrı kağıdını imzalamadıkları ve bu nedenle toplantının yapılamadığı yine taraflar arasında imzalanan opsiyon sözleşmesinde 01.01.2018 tarihine kadar TTK'nın 376/3.maddesi uyarınca TTK 376. Maddesi gündemli bir toplantının yapılamayacağının belirtildiği, davacıların opsiyon sözleşmesinde Türk ortaklar olarak imzalarının bulunduğu, yapılan çağrıya rağmen çağrı kağıdının imzalanmadığı gözetilerek davacıların opsiyon sözleşmesi gereğince taleplerinin 01.01.2018 tarihinden sonra değerlendirebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın istinaf incelemesi sonucunda TTK'nın 412. Maddesi  gereğince kesin olması nedeniyle davacıların  istinaf başvurusunun usulden reddine karar verildiği görülmüştür.Sermaye azaltımı ve artırımı kararları, anonim şirkette sermayenin korunmasına ilişkin kararlar olup, sermaye artırımı ana sözleşmede yer alan  esas sermaye rakamının yükseltilmesi, yani kural olarak bir ana sözleşme değişikliğidir. Ancak ana sözleşmenin değiştirilmesi yanında Yasa’da bir de sermayenin artırımı kurumuna yer verilmiştir ki, bu da esas sermayenin teminat işlevinden kaynaklanmaktadır.\"Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu\" başlığı altında düzenlenen TTK'nın 376.maddesi \"(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kur en toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. (2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. (3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleş menin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur\" şeklinde düzenlenmiştir.  TTK'nın 376/2 maddesinde  şirketin sermayesi ile kanuni yedek akçeleri toplamının 2/3 ünün zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı hallerde sermayenin 1/3'ü ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar verme hakkı tanımaktadır. Ancak bu seçenekleri kullanma hakkı sadece sermayenin 2/3 ünün kaybı haline mahsus olmayıp , şirket genel kurulu, kanuni sınırları gözeterek her zaman sermaye artırımına veya azaltımına karar verebilecektir.(Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 26/04/2022 tarih ve 2020/6203 Esas ve  2022/3451 Karar sayılı kararı) Somut olayda davacı, davalılar ile birlikte hissedarı oldukları ...A.Ş’deki pay sahipliği ilişkilerini düzenlemek amacıyla imzalanan hissedarlar sözleşmesinin tadiline ilişkin 02.06.2016 tarihli ... ve Tadil Sözleşmesinde, ortakların birbirlerine ve şirkete karşı taahhütlerinin düzenlendiğini, sermaye arttırımına ilişkin sözleşme hükümlerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinden sözleşmede öngörülen cezai şart alacağının doğduğunu iddia ederek bu alacağın davalılardan tahsilini istemiş, davalılar ise cezai şart koşullarının oluşmadığını, emredici hükümlere aykırı olan cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu, cezai şartın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Taraflar arasındaki 02.06.2016 tarihli sözleşmenin 4.1.A maddesinde ... A.Ş 'nin 01.01.2018 tarihinde veya bu tarihten sonra gerçekleşecek teknik iflas veya öz sermayenin 2/3'ünden fazlasının kaybedilmesi ve bu durumun Türk Ortakları ve Induco'nun karşılıklı rızası ile şirketin  masrafları kendisine ait olmak üzere en geç iki  hafta içerisinde görevlendireceği bir bağımsız denetçi tarafından tespit edilmesi halinde  davacı ve davalı tarafların, iflas riskini ortadan kaldırmak üzere ... A.Ş 'nin  sermayesini arttıracakları ve hissedarlık oranları nispetinde sermaye artırımına katılacakları düzenlenmiş olup, davalı tarafça 06.07.2017 tarihinde TTK'nın 412.maddesi kapsamında dava yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme hükmü 01.01.2018 tarihinden öncesinde TTK hükümleri kapsamında gerekli tedbirlere başvurulmasına engel değildir. Zira pay sahiplerinin birbirlerine karşı vermiş oldukları taahhütleri içeren sözleşme hükümleri, pay sahipleri üzerinde sonuç doğuracak olup, şirketler hukuku kapsamında Kanun ile getirilen düzenlemelerin uygulanmasını bertaraf edemez. Taraflar arasındaki ihtarname içerikleri dikkate alındığında  davalı tarafça salt TTK'nın 412.maddesi kapsamında başvuru yapılması, sözleşmeye aykırı olmadığı gibi Kanun gereği kesin olan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/613 Esas-2017/990 Karar sayılı  kararı, eldeki davaya konu cezai şart istemine dayanak teşkil etmez. Bu nedenle opsiyon sözleşmesinin 4.1.A maddesindeki şartların gerçekleştiğine yönelik davacı  vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki 02.06.2016 tarihli sözleşmenin 4.1.B maddesinde ... A.Ş 'nin  hiçbir sınırlama olmaksızın kira, vergi, maaş ve/veya sosyal güvenlik primi borçları dahil üçüncü kişilere olan ihtilafsız borçlarını (ilgili taraf borç hesapları hariç), art arda üç ay boyunca tamamen veya kısmen ödememesi ve hissedarlar arasında bir anlaşmazlık olması üzerine durumun Türk Ortaklar ve Induco'nun, karşılıklı rızası ile Şirket'in masrafları kendisine ait olmak üzere görevlendireceği bir Bağımsız Denetçi tarafından tespit edilmesi halinde bahsi geçen borçları ödemek üzere  ...A.Ş 'nin sermayesini arttıracakları ve hissedarlık oranları nispetinde sermaye artırımına katılacakları düzenlenmiş olup,  şirketin 2017 Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs Ve Haziran kira borcunun ödenmemiş olduğu ihtilafsız ise de davalı ... tarafından davacı ... hakkında keşide edilen 14.04.2017 tarihli ihtarnamede,  opsiyon sözleşmesinin 4.1.B maddesine göre davacıyı sermaye arttırımı için gerekli eylemlerde bulunmaya davet ettiğini, kendisinin de pay sahipliği oranında sermaye arttırımına iştirak etmeye hazır olduğunu bildirmiştir.Taraflar arasındaki ihtarname içeriklerine göre davacı tarafça davalılardan şirkete nakit para sağlanması istenmiş ise de opsiyon sözleşmesinin 4.1.B maddesinde bunun sözleşme ile üstlenilen bir edim olmadığı açıktır. Tarafların genel kurul toplantısı yapılması konusunda iradeleri örtüşmekle birlikte görüşülecek gündem maddeleri yönünden ihtilafa düşmeleri sonucunda fiilen bir toplantı yapılmadığı ve sermaye artırımı konusunda karar alınmadığı anlaşılmaktadır. Ancak sözleşmenin 4.1.B maddesinde kira, vergi, maaş ve/veya sosyal güvenlik primi borçları dahil üçüncü kişilere olan ihtilafsız borçlarını art arda üç ay boyunca tamamen veya kısmen ödememe halinde sermaye artırımı yapılması  salt davalılara yüklenen bir edim olmayıp, borçların ödenmemesi ve hissedarlar arasında bir anlaşmazlık olması üzerine durumun şirketin görevlendireceği bir bağımsız denetçi tarafından tespit edilmesi halinde  bu edimin yerine getirilmesi her iki tarafça kabul edilmiştir. Davalı tarafça sermaye artırımı konusundaki talebin 14.04.2017 tarihli ihtarname ile davacıya iletilmesine  rağmen  davacıyı temsilen dava dışı şirkete atanan yönetim kurulu üyesi tarafından davalı tarafça acil nakit ihtiyacının çözülerek akdin doğrudan şirkete verilmesinin istendiği gözetildiğinde opsiyon sözleşmesinin 4.1.B maddesindeki şartların gerçekleştiği söylenemez. Bu durumda mahkemece davacının opsiyon sözleşmesinin 4.1.maddesindeki  yükümlülüklerin ihlal edilmesi nedenine dayalı cezai şart isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan cezai şart, zarardan bağımsız olup, herhangi bir zarar söz konusu olmasa da talep edilebileceğinden maddi tazminat niteliğinde değildir. Bu nedenle Avukatlık  Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesinde yer alan maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı hükmü somut olayda uygulanmaz. Buna göre mahkemece  davanın reddedilmesi nedeniyle davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  25/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70950f0b56ea8c72","SID":"9f015d9be3537570"}}