{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1780 Esas<br>KARAR NO: 2025/333 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/479 Esas - 2022/385 Karar<br>TARİHİ: 16/05/2022<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin<br>Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... T. A.Ş. ile (dava dışı) ... Ltd. Şti.'nin asıl borçlu, davalı ...'nın ise müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden adı geçen şirkete ticari kredi kullandırıldığını, borçlu şirket ve davalının akdi taahhütlerini ifa etmemesi ve ödemelerini tatil etmesi üzerine borçlu ve davalıya Gebze ... Noterliği'nin 06.05.2019 tarih ve ... yevmiyeli hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini,  hesap kat edilerek alacak muaccel hale geldiğini, ihtarname keşidesine ve alacak muaccel hale gelmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacakların tahsili amacıyla borçlu şirket ve davalı ... hakkında sorumlulukları nispetinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz dilekçelerinde bildirdikleri tüm hususlar ve buna ilişkin talepleri yasal dayanaktan yoksun ve müvekkili bankanın alacağının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, iptali gerektiğini,  alacağın varlığı ve miktarı hususunda müvekkili Banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, müvekkili Banka ile davalı arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi gereğince banka defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkili bankanın alacak miktarı net bir şekilde ortaya çıkacağını, davalı, müvekkili Banka ile aralarında imzalı Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında Banka ile aralarında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarda banka defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini ve bunlara itiraz etmeyeceklerini beyan ve kabul ettiğini, davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu borca, faize ve tüm fer'ilerine itirazlarının takip talebinde bulunan alacaklardan sadece 1. ve 4. Numaralı Alacaklar (... ve ... nolu krediler) bakımından iptalini, takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamını, davalının sorumluluğu nispetinde % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... evli olduğunu, eşinin muvafakatini ibraz etmeden kefilliği geçerlilik kazanmayacağını, bu bağlamda davacı tarafça müvekkilinin eşi ... tarafından kefilliğe ilişkin herhangi bir muvafakat mevcut olmayıp dosya kapsamında da sunulmadığını,  kefilliğin koşulları eksik olduğunu, ortada geçerli bir kefalet ilişkisi bulunmadığını, bu sebepten ... Sanayi ve Ltd. Şti. borcu sebebi ile müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ayrıca asıl borçlular ile birlikte müvekkili hakkında aynı anda icra takibine girişildiğini, davacı taraf tamamen kötü niyetle hareket ettiğini, asıl borçludan tahsile yönelik herhangi bir çaba gösterilmeden kefil olan müvekkilinin sorumluluğuna gidilmeye çalışıldığını, genel işlem koşulu niteliği taşıyan, sözleşmede yer alan \"kefalet, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak\" maddesi tamamen hukuka aykırı olduğu müvekkili lehine yorumlanması gerektiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığına ilişkin beyanları saklı kalmak kaydıyla ve davacı yanın iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilinin borçlu olup olmadığının, şayet borçlu ise borç miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğini, her türlü borç ve alacak miktarı mahkeme tarafından yürütülecek olan tahkikat sonucu ortaya çıkacağını, davacı tarafın alacağı varsa da bunun tespiti ve miktarı Mahkemece yürütülecek tarafsız ve bağımsız bir tahkikat sonucunda ortaya çıkacağından %20 icra inkar tazminatı talebi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin işbu davaya konu icra takibine yapmış olduğu itirazın haklı bir itiraz olduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği izahtan vareste olduğunu, tüm alacak kalemleri açısından zamanaşımı defini ileri sürdüğünü belirterek, müvekkili tarafından davacı şirkete karşı açılacak her türlü dava ve icra takibi hakları ve diğer tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın öncelikle usulden ve esastan reddini, haksız ve kötüniyetli olan davacının takip değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/05/2022 Tarih ve 2020/479 Esas - 2022/385 Karar sayılı  kararında;\".....Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan  \"Borç İkrarı ve Ödeme Taahhüdü Protokolü\" başlığı altındaki belgede davacı bankanın imzasının bulunmadığı, ödemelerin dava dışı kişi tarafından asıl borçlunun borcuna mahsuben yapıldığı, ancak ödemelerin takip ve dava tarihinden sonra olduğu görülmüş, her ne kadar huzurdaki itirazın iptali davasında yapılan ödemelerin icra dosyasına yapılmadığı da nazara alındığında ayrıca dava konusu edilen değer ile bir ilgisi bulunmasa da davalının borcunun kefil sıfatıyla fer'i nitelikte olduğu, asıl borcun azalmasının kefilin borcunu da azaltacağı açık olup, huzurdaki davadaki haklılık durumunun takip tarihine göre hükme bağlanması gerektiği de nazara alınarak davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasına itirazının dava konusu edilen 1 numaralı alacak olan ... nolu kredi ve 4 numaralı alacak olan  ... nolu krediler ve miktarlar yönünden iptaline, takibin  1 numaralı alacak olan ... nolu kredi ve 4 numaralı alacak olan  ... nolu krediler ve miktarlar yönünden,  aynı koşullarda devamına, dair kefilin takip konusu borcunun infazında yapılan ödemelerin kredi borçlusunun azalan borcu oranında kefilin borcunu da azaltması gerektiği de gözetilerek hüküm içerisine  dava dışı asıl borçlu lehine dava dışı üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin infazda tekerrür oluşturmayacak surette dikkate alınması koşuluyla, şerhi düşülerek davanın kabulü şeklinde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/3214 Esas, 2021/7424 Karar sayılı ilamı) Davaya konu banka alacağının likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla takip konusu yapılan ve kabul edilen tutar üzerinden  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir....\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile,Davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasına itirazının dava konusu edilen 1 numaralı alacak olan ... nolu kredi ve 4 numaralı alacak olan  ... nolu krediler ve miktarlar yönünden iptaline, takibin  1 numaralı alacak olan ... nolu kredi ve 4 numaralı alacak olan  ... nolu krediler ve miktarlar yönünden, dava dışı asıl borçlu lehine dava dışı üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin infazda tekerrür oluşturmayacak surette dikkate alınması koşuluyla,  aynı koşullarda devamına,2-Kabul edilen alacak olan 29.540,74-TL nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşbu davanın asıl borçlulara yönetilmesi gerekirken sadece sözleşmede kefil konumunda bulunan müvekkile yönlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın husumet yönünden usulden reddinin gerektiğini,Müvekkilin evli olduğunu ve eşinin muvafakatini ibraz etmeden kefilliğinin geçerlilik kazanmayacağını, dosyada mevcut muvafakat bulunmadığından açılan icra takibinin ve davanın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğini,Davacı tarafından hakkın kötüye kullanıldığını, borcun asıl borçludan tahsiline yönelik çabasının olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, öncelikli olarak borcun varlığının tespit edilmesi gerektiğini, hükmedilen icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu, talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, ilk derece mahkemesince eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu,İleri sürülerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ...A.Ş. ile dava dışı kredi müşterisi ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 12.12.2013 tarihinde 100.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, genel kredi sözleşmesini dava dışı ... ve davalı ...'nın aynı miktarla müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğu, yine Davacı ...A.Ş. ile dava dışı kredi müşterisi ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 28.03.2017 Tarihli ve 250.000,00-TL  limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi sözleşmesine dava dışı ... ve davalı ...'nın aynı miktarla müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış oldukları görülmüştür. GKS. ve Kefalet sözleşmesi 6098 Sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra tanzim edilmiştir.  Davalı ...'nın asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, davalının kefalet sözleşmesine kendi el yazısı ile ad-soyad,  kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihini yazıp imzaladığı, TBK. 583 ve 584 maddeleri uyarınca geçerli bir kefalet akdinin kurulmuş olduğundan davalı vekilinin kefaletin geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. <br>Davacı ...A.Ş. tarafından dava dışı asıl borçlu  ... San. Tic. Ltd. lehine  kredi kullandırıldığı, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle kredi hesabının davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu, dava dışı kefil ve davalı kefile Gebze ... Noterliğinden gönderilen 06/05/ 2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile toplam 35.607,63 TL. kredi borcunun ihtarname tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi ihtarıyla hesabın kat edildiği, verilen süre içerisinde borcun ödenmemesi sebebiyle davaya konu icra takibi başlatılmıştır. Hesabın kat edilmesi ile  kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak muaccel hale gelmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Talep eden banka tarafından asıl borçluya gönderilen ihtarname ile kredi hesabının kat edildiği ve alacağın muaccel hale geldiği, TBK’nın 586'ncı maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşulları somut olayda gerçekleştiğinden davacı bankanın davalı kefil hakkında ilamsız icra takibi yapması usul ve yasaya uygundur. 6098 Sayılı TBK'nun 146 maddesi uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on senelik zamanaşımına tabidir.TBK. 149 maddesinde, zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlacayağı düzenlenmiştir.Somut olayda, dava konusu alacak,  06/05/2019 tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarı ile muaccel olduğu, takip ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davaya konu icra takibi ile 4 adet kredi borcundan kaynaklı toplam:36.691,86-TL alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatılmış ve davalı borçlu, borcun tümüne itiraz etmiş ise de davacı alacaklı banka tarafından 2 adet kredi borcundan kaynaklı toplam 29.540,74 TL\t yönünden 07/09/2020 tarihinde itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece bankacı bilirkişiden alınan ek raporda belirtildiği üzere dava dışı üçüncü şahıs tarafından 15/12/2020 ile 15/09/2021 tarihleri arasında 10 taksitle toplam 30.799,96 TL. ödeme yapılmış ise de, yapılan ödemeler dava tarihinden sonra yapıldığı ve bu ödemeler icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece bu yönde verilen karar usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ve eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf  sebepleri yerinde değildir. İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak asıl alacak ve ferileri taraflar arasında imzalanan GKS.'den kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen niteliktedir. Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/13774 Esas- 2013/1542 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.017,92 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 504,48‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 1.513,44 TL.'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1eb74f3a6aa586c","SID":"6fa542df5a0ff1f3"}}