{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/07/2022<br>NUMARASI\t\t: ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2022 Tarih ve 2021/140 Esas - 2022/198 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t :Davacı vekili, müvekkilinin şirketin 01 ve 35. sınıflarda tescili için yaptığı “... ...” ibareli başvurusuna, davalı Şirketin 2019/125270 sayılı ve  “... ...” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazının  Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvurunun 1 sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazının ise dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin  kurulduğu yıl olan 2006 tarihinden beri dava konusu ibareyi kullandığını markanın bu kullanımı sonucunda ticari hayatta ayırt edicilik kazandığını,  2006 yılında ....tr alan  2008 yılında ... alan adını alarak web siteleri kurduğunu ve ticari faaliyetlerini bu siteler üzerinden devam ettirdiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, aksi kanaate varılması halinde redde mesnet markanın  hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin \"... ...\" ibaresini  ilk ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişi olduğundan, anılan ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, davalı şirketin redde mesnet marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın müvekkili şirkete ait web sitelerinin davalı şirket tarafından satın alınmak istenmesi ile başladığını, müvekkili şirketin web sitelerini satmayı kabul etmemesi sonucu davalı şirket tarafından Aralık 2019 itibariyle ... nezdinde içinde “...” ve “...” geçen “... ...”, “... ...”, “....”, “... ...” şeklinde bir çok marka başvurusu yapılmaya başlandığını, yine davalı şirketin 2019 yılından itibaren... adlı web sitelerini kurarak müvekkili şirket ile haksız rekabete giriştiğini, davalı şirketin sürekli unvan değişikliği yaptığını, bu sebeple uzun süredir “... ...” olarak bilindiğini iddia etmesinin gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafın  sunduğu delillerden “... ...” ibaresini ilk olarak 2016 yılında kullanmaya başladığının görüldüğünü, müvekkili şirket tarafından ise “... ...” ibaresinin kuruluştan bu yana kullanıldığını ileri sürerek, YİDK’ın 2021-M-2587 sayılı kararının iptaline, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğuna kanaat getirilmesi halinde davalı şirkete ait 2019/125270 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>  Diğer davalı vekili,  müvekkilinin1940’lı yıllara dayanan, kimyevi madde ithalatı, ihracatı ve pazarlaması ile bu hususlarda danışmanlık ve teknik destek veren Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirketin kökeninin grup firmalarından ... ...’nın 1940”lı yıllarda kurulmasıyla başladığını, müvekkili şirket kurucusunun 2006 yılında hammadde ithalatı ve ihracatı amacıyla ... ... firmasını kurduğunu, 2020 yılında ... ... ... A.Ş. adını aldığını, devamında ise müvekkili şirketin ticari hayatını 2021 yılında yaptığı değişiklikle ... ... A.Ş. adıyla sürdürdüğünü, ... ... ve ... San. Tic. Ltd. Şti. olarak 21.08.2006 tarihinde kurulan müvekkili şirketin “... ...” markasını tescil ettirdiğini ve markanın münhasıran hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin anılan markayı kesintisiz biçimde kullandığını, müvekkili şirketin 2006 yılından bu yana hem yerli hem de yabancı sektörde \t... ...\t adıyla bilindiğini, davacı şirketin ticaret siciline kayıt tarihinin müvekkili şirket kaydından yaklaşık iki ay sonra olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketin haklarını ihlal ettiğini, bu sebeple hem sözlü hem de yazılı olarak defalarca uyarıldığını, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin kendisini müvekkili şirketmiş gibi tanıtmak suretiyle müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanarak haksız rekabet gerçekleştirdiğini, bu hususta davacıya ihtarname gönderildiğini, eylemlerine son vermeyen davacı şirketin internet sitelerinde müvekkili şirket markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanımlara başladığını,  dosyaya sunulan faturalardan görüleceği üzere 2016 yılından bu yana müvekkili şirketin “... ...” şekilli markasını kullandığını, davacı şirketin başvuru markasının müvekkili şirket markası ile fonetik, görsel ve anlamsal olarak birebir aynı olduğunu ve iltibasa yol açacağını, “...” kelimesinin “...” kelimesinin İngilizce karşılığı olduğunu, markaların birebir aynı kavramı ifade ettiğini ve anlamsal olarak birebir aynı olduğunu, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  dava konusu başvuru ile redde  mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu, davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden  marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede; dosya kapsamında davacının kullanımını gösterir 14.11.2006-03.02.2021 tarih aralığında her yıla ilişkin 16 adet fatura ve ....tr alan adının 17/10/2006 tarihinde oluşturulduğunu gösterir belgenin yer aldığı, faturalarda, davacının \"... ...” ibaresi ile 01. sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” emtiası kapsamında üretim/satış yaptığı, internet sitesinde de aynı doğrultuda kullanımların yer aldığı, fakat davalı itiraz sahibinin kullanımını gösterir herhangi bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı, dolayısıyla taraf markalarının, piyasada fiili olarak karıştırılıp karıştırılmadığının tespitinin yapılamadığı, ayrıca dosya kapsamında bulunan belgelerin kullanıma ilişkin sınırlı sayıda faturadan oluşan belgeler olduğu, birlikte var olma ilkesi bakımından aranan “kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması” şartı bakımından, markanın tanıtımına ilişkin yeterli nitelik ve nicelikte evrakın marka işlem dosyasında bulunmadığı, bu nedenle marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede, davacının, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markanın piyasada barışçıl bir şekilde birlikte var oldukları olgusunu ispatlayamadığı, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden ise, davacının “... ...” ibaresini 2006 yılından bu yana fiilen kullandığı tespit edilmiş olup, YİDK karar iptali davası bakımından incelendiği üzere, davacının marka başvurusuna da konu ettiği “... ...” ibaresi, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davacı tarafın “... ...” ibareli kullanımının 01. Sınıfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” emtiasına ilişkin olduğu, bu emtianın dava konusu marka kapsamında aynen yer aldığı, bununla birlikte; bilirkişi ek raporunda davalının markasal kullanımını gösterir belgeler incelendiğinde; bu belgelerde davalının hükümsüzlüğü istenen markayı \"Şekil+... ...\" ibareleriyle ilk olarak 07/02/2013 tarihinde tescilsiz şekilde kullanmaya başladığı, belgelerden tespit edildiği üzere, kullanıma konu ürünlerin; 1.sınıfta yer alan \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.\" alt sınıfı kapsamında yer alan emtialara ilişkin olduğu, sunulan belgelerin gerek nitelik, gerekse nicelik olarak markanın ciddi surette ve ayırt edicilik oluşturacak derecede kullanımını ispatladığı, buna göre; her ne kadar davacının \"... ...\" ibaresini davalıdan önce tescilsiz olarak yukarıda belirtilen emtialar bakımından kullanmaya başladığı tespit edilmişse de, davalının da 2013 yılından bu yana  \"Şekil+... ...\"  ibareli markayı önce tescilsiz olarak kullandığı, ardından tescilsiz olarak kullanarak piyasada ayırt edici hale getirdiği bu işareti marka olarak tescil ettirdiği, davalının önceki tescilsiz kullanımlarından kaynaklı olarak taraflar arasında niza çıkmadığı, bu nedenle piyasada tescilsiz kullanımlardan kaynaklı olarak tarafların birlikte var oldukları, bu nedenle artık davacının önceki tarihli gerçek hak sahipliği iddiasından kaynaklı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü isteminde bulunamayacağı, diğer taraftan kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü isteminin reddine, karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, mahkemece tarafların markalarının birlikte var oldukları açıkça kabul edilmesine rağmen dava konu başvurunun tescil talebinin haksız yere reddedildiğini, dava konusu başvurunun redde mesnet markadan daha önce 14.11.2006 tarihinden itibaren kullanmaya başlandığını, müvekkilinin kurulduğu 10.10.2006 tarihinden bu yana \"... ...\" ibaresini kullandığını, anılan ibarenin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu nedenle davalı Şirkete ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı Şirketin redde mesnet markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, tarafla arasındaki uyuşmazlığın davalı şirketin müvekkili adına 2006 ve 2008 yılında tescil edilen \"... ...\" ibareli alan adlarını 2018 yılında satın almak istemesiyle başladığını, müvekkilinin anılan web sitelerini davalıya satmaması üzerine davalı Şirketin \"... ...\" ibareli birçok marka başvuru yaptığını,  mahkemece alınan bilirkişi raporlarında kötü niyet iddiası yönünden değerlendirme yapılmadığını, davalının müvekkilinden önce davranarak dava konusu markayı tescil ettirmesinin tek başına davalıya tescilden kaynaklı özel koruma hakkı vermeyeceğini, zira gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca davanın terditli olarak açıldığını, terditli taleplerin reddi halinde ortada tek bir dava olduğundan tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davalı şirket yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE :Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ile başvurunun reddine mesnet markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>                      İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden,  davacının 07.02.2020 tarihinde 2020/15718 sayılı ve \" şekil + ... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 1 ve 35 sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı Şirketin 2019/125270 sayılı ve  \"şekil +... ...\"  ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, başvurunun 1 sınıf mallarla ile bu malların satışına özgü 35. sınıf perakendecilik hizmetleri yönünden kısmen reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı itirazının da YİDK'ın 2021-M-2587 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın başvuru sahibi davacıya 06.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve YİDK kararının iptali istemli davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde 31.05.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>         Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere, davacı vekili 2020/15718 sayılı dava konusu başvurusu ile davalı Şirkete ait redde mesnet 2019/125270 sayılı marka arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, başvuruya konu ibarenin redde mesnet markadan çok daha önce 2006 yılında müvekkili tarafından kullanılmaya başladığını, dava konusu ibare üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı Şirketin redde mesnet marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, dava konusu YİDK kararının iptalini ve redde mesnet alınan 2019/125270 sayılı markanın hükümsüzlüğünü  istemiştir.<br>     Dava konusu 2020/15718 sayılı başvuru ile redde mesnet 2019/125270 sayılı markada \"...\" ibaresinin asli unsur olarak yer almasından kaynaklı olarak SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu açık olup başvurunun reddedildiği 1 sınıf mallar aynen redde mesnet marka kapsamında da yer aldığı ve bu mallar ile başvurunun reddedildiği 1. sınıf malların satışına özgü 35 sınıf hizmetlerin de benzer olduğu, bu itibarla dava konusu başvuru ile redde mesnet 2019/12570 sayılı marka arasında, başvurunun reddedildiği uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin YİDK kararının iptali istemi bakımından aynı  yöndeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, davacının bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>    6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinin 1. fıkrasında aynı Kanun'un 5. ve 6. maddesinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği düzenlenmiş olup, hükümsüzlük hali olarak düzenlenen  6/3 maddesinde de,  başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. Somut olayda da davacı, davalı Şirkete ait 2019/12570 sayılı markanın SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.<br>Hükümsüzlük istemine konu 2019/125270 sayılı ve \"... ...\" ibareli markanın başvuru tarihi 11.12.2019 olup, 29.09.2020 tarihinde tescil edildiği, tescil kapsamında da 1. sınıfta yer alan \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar.\" mallarının bulunduğu dosya kapsamında bulunan marka tescil belgesinden anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davacının \"... ... \" ibaresini 2006 yılından beri markasal olarak fiilen kullandığı, bu kullanımların 1. sınıfta yer alan \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarına ilişkin olduğu davacı tarafça dosyaysa sunulan delilerle sabit olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarih ve 2023/676 E.-2024/3737 K. sayılı kararında  tescilsiz kullanılan bir işaret üzerinde gerçek hak sahibi olmak için tescil veya tescil başvurusundan önce söz konusu işaretin ticaret sırasında markasal kullanımı yeterli olup başka bir şart aranmasına gerek bulunmadığının kabul edildiği de gözetildiğinde davacının dava konusu \"...\" ibaresinin  SMK'nın 6/3 maddesi anlamında gerçek hak sahibi olduğu, anılan ibare ile dava konusu markanın asli unsurunu oluşturan ibare aynı bulunduğundan ve davacıya SMK'nın 6/3 maddesi anlamında hak bahşeden kullanımlarının gerçekleştiği malların, dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan 1. sınıfta \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarına karşılık geldiğinin de mahkemece alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden, dava konusu 2019/125270 sayılı markanın sayılan mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. <br>Her ne kadar mahkemece davacının yukarıda belirtildiği şekilde gerçek hak sahibi olduğu kabul edilmesine rağmen, davalı Şirketin dava konusu markayı oluşturan ibareyi 1. sınıfta \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallarında tescilsiz olarak 2013 yılında  kullanmaya başladığı, bu kullanımlarla dava konusu markayı oluşturan ibarenin ayırt edici hale getirildiği, sonrasında tescil ettirdiği, davalının önceki tescilsiz kullanımlarından kaynaklı olarak taraflar arasında niza çıkmadığı, bu nedenle birlikte var olma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmişse de mahkemenin bu kabulü de yerinde değildir. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarih ve 2018/2050 E.- 2019/7034 sayılı kararında açıklanan “birlikte var olma” olarak tanımlanan ilke (Buket Gün, Marka Hukukunda Birlikte Var Olma, Oniki Levha Yayıncılık, 2019) uyarınca,  itiraza gerekçe markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardır barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceğinin  kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/442 Esas -2020/3781 Karar sayılı ilamında da aynı hususlara yer verilmiştir. <br>Somut olayda ise davacı, hükümsüzlüğü istenen dava konusu markanın başvuru tarihinden ve dahi mahkemece davalının tescilsiz kullanımlarının başladığı 2013 tarihinden çok daha önce, 2006 yılında başlayan tescilsiz kullanımlarına dayalı olarak, SMK'nın 6/3 maddesi anlamında markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğinden, somut uyuşmazlıkta birlikte var olma ilkesinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. <br>Bir an için aksinin kabulünde dahi davalının dava konusu markayı oluşturan ibareyi, birlikte var olma ilkesi için gerekli bulunan şekilde ayırt edici hale getirdiği de ispatlanamamıştır. Zira davalı tarafça dosyaya bu kapsamda sunulan deliller 2013 ila 2019 yıllarına ait toplam 15 adet fatura, sipariş formu ve sevk irsaliyesinden ibaret olup dava konusu markayı oluşturan ibarenin birlikte var olma ilkesi için aranan şekilde ayırt edici kılındığının kabulüne elverişli değildir. Bu itibarla marka hükümsüzlüğü istemi yönünden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir. <br>Her ne kadar davacı tarafça dava konusu 2019/125270 sayılı marka tescilinin kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüşse de davacının bu iddiasının ispatlayamadığı kanaatine varıldığından bu yöndeki itirazları yerinde görülmmeiştir.<br>Yukarıda açıklandığı üzere mahkemenin YİDK kararının iptali istemi bakımından dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden iltibas bulunduğu kabulü yerinde ise de  bu istem bakımında da birlikte var olma ilkesi şartlarının gerçekleşmediğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Zira yine yukarıda belirtildiği üzere birlikte var olma ilkesinden bahsedilebilmek için tescilli bir markanın başvuru tarihinden sonra gerçekleşen fiili kullanımların söz konusu olması gerekir. Oysa somut olayda dava konusu başvuru sahibi davacı, redde mesnet markanın başvuru tarihinden önce gerçekleşen fiili kullanımlarına dayalı olarak, yani SMK'nın 6/3 maddesinde düzenlenen gerçek hak sahipliği ilkesi uyarınca başvurunun tescil edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Dairemizce davacının, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 1. sınıf \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” mallar yönünden dava konusu başvuruyu da oluşturan \"...\" ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca gerçek hak sahibi olduğu kabul edilmişse de, davadaki marka başvurusunun reddine dair YİDk kararının iptali istemi bakımından davacının gerçek hak sahipliğinin dikkate alınması mümkün değildir. Zira anılan durum, ancak gerçek hak sahibine SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında marka başvurusuna itiraz hakkı bahşedeceğinden gerçek hak sahibinin, tescilli bir markanın benzerini tescil ettirmesine yasal olarak imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla YİDK kararının iptaline yönelik davanın da bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle  reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Öte yandan,  Dairemizce davacının dava konusu başvurunun reddine mesnet davalı şirkete ait 2019/125270 sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden somut olay bakımından bu durumun davadaki YİDK kararının iptali istemine etkisinin de tartışılması gereklidir. <br> Marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemi yönünden, mahkemece YİDK kararının, verildiği tarihteki hukuki duruma göre, yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre, Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün değildir. Aksi durumun eldeki davada YİDK kararının iptali isteminin niteliği ile uyuşmadığı açıktır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5733 E.- 2024/1629 K., 2015/12614 E.-2017/4086 K., 2019/3262 E.- 2020/1222 K., 2018/2037 E.-2019/4080 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir. Bu itibarla her ne kadar Dairemizce davacının dava konusu başvurusunun reddine mesnet olan 2019/125270 sayılı markanın, davacının dava konusu başvurusunun reddedildiği, 1. sınıfta yer alan \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.”malları yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kabul edilmişse de redde mesnet marka, dava konusu YİDK karar tarihi itibariyle hüküm ifade eden bir marka olduğundan, Dairemizce verilen hükümsüzlük kararının, davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından varılan sonuca etkili olmayacağı kabul edilmiştir.<br>Diğer taraftan, her ne kadar davacı taraf davadaki başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali ve redde mesnet marka hükümsüzlüğü istemlerinin terditli olarak ileri sürüldüğü itirazında bulunmuşsa da HMK'nın 111 maddesinde terditli dava için talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunmasının şart olduğu, davacı tarafça ileri sürülen talepler arasında bu şekilde bir bağlantının bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Sonuç olarak, marka başvurunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemli davanın, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvurunun reddedildiği uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının işbu istem bakımından dinlenilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle reddine, marka hükümsüzlüğü isteminin ise dava konusu markanın tescilli bulunduğu 1. sınıf \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” malları yönünden SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca hükümsüzlüğü koşularının oluştuğu gerekçesiyle kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun YİDK kararın iptali istemi yönünden hükmün gerekçesine yönelik olmak üzere kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca YİDK kararının iptali isteminin reddine, marka hükümsüzlüğü isteminin kısmen kabulüne dair  aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br><br>  <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2022 gün ve 2021/140 Esas - 2022/198 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE<br>                        3-Marka hükümsüzlüğü istemli davanın KISMEN KABULÜ ile 2019/2019/125270 sayılı ve \"şekil+... ...\" ibareli markanın 1. sınıfta yer alan  \"Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.” malları yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>4-Fazlaya ilişkin hükümsüzlük isteminin REDDİNE,<br>5-YİDK kararının iptali istemi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili  ile Hazineye irat kaydına,<br>6-Marka hükümsüzlüğü istemi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL bakiye harcın davalı Şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>7-YİDK kararının iptali istemi yönünden davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve kararı istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre belirlenen 7.375,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>8-Marka hükümsüzlüğü istemi yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı Şirketten  alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Marka hükümsüzlüğü istemi yönünden davalı Şirket kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Şirkete verilmesine,<br><br>10-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.750,00-TL bilirkişi ücreti, 163,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 117,00-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.251,20-TL yargılama giderinin, 1/2 oranda YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi yönünden yapıldığı kabul edilerek, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden yapıldığı kabul edilen 1.125,60-TL'nin , marka hükümsüzlüğü isteminin kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 562,80-TL'sine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 681,40-TL'nin davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t11-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br> \t13-Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde anılan davacıya iadesine, \t<br>\t14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :14/03/2025       \t\t<br><br><br>Başkan<br><br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"def9f5cc8e6ade1b","SID":"38321c12024575b3"}}