{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                                         Esas-Karar No: 2023/2543 - 2025/375<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2543 <br>KARAR NO\t: 2025/375<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t:<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:\tSigorta Tazminatı<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t13/03/2025<br><br>Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkiline ait ....plakalı aracın .... tarihinde sürücü ...’ün sevk ve idaresinde olduğu sırada, kaza yerindeki yolda orta refüjü sulayan .... plakalı araca çarpması sonucu ciddi şekilde hasar gördüğünü, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketi tarafından ... numaralı kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını, kaza sonrasında  sigorta şirketine başvuru yapıldığı halde ödeme yapılmadığını, ekspertiz raporunda hasarın ödenmesi yönünde olumlu kanaat belirtilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, kazanın sürücünün alkollü olmasının etkisiyle değil refüj sulama işleminin gerekli güvenlik önlemleri alınmadan yapılması nedeniyle meydana geldiğini, sulama sırasında yolun kaygan hale geldiğini, sulama aracının yola gerekli trafik işaretlerini koymadığını, sulamanın yanlış yöntemlerle yapıldığını ve kaza anı görüntülerinin bu durumu doğruladığını, kazanın meydana geldiği noktanın alt geçit çıkışı olduğunu, sürücünün görüş mesafesinin kısıtlı olduğunu, sulama aracının konumu nedeniyle fark edilmesinin zor olduğunu ve kazanın bu koşullar altında gerçekleştiğini, bu nedenlerle sigorta şirketinin ödeme yapmamasının haksız olduğunu, yapılacak yargılamada kazanın alkolün etkisiyle gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerektiğini ve sigorta kapsamında hasarın ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; 6100 sayılı HMK m. 107 hükmü uyarınca fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili; müvekkil şirketin ... plakalı araç için davacı ... Ltd. Şti. ile,... tarihleri arasında geçerli .... numaralı ... Sigorta Poliçesini ve.... tarihli .... Genişletilmiş Kasko Plaka Değişikliği Zeyilnamesini düzenlediğini, dava konusu kazanın 19/08/2021 tarihinde gece saat 00:12 sıralarında, davacı sigortalı şirket adına kayıtlı .... plakalı aracın, ... sevk ve idaresinde iken, dörtlü ışıkları açık vaziyette orta refüjde bulunan ve yeşillik alanın sulamasını yapmakta olan su tankerine arkadan çarpması sonucu gerçekleştiğini, kaza sonrası araç hasarının giderilmesi talebiyle başvurulmuşsa da, yapılan araştırma, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacı sigortalı araç sürücüsünün kaza esnasında yasal sınır üzerinde yüksek alkollü olduğu tespit edilerek talebin olumsuz değerlendirildiğini, sigortalı araç sürücüsü ....'ün, Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97'de düzenlenen ticari araçlardaki alkol sınırı olan 0,20 promilin üzerinde 2,314 promil alkollü olduğu tespit edildiğinden, davacının talepleri ilgili mevzuat gereği poliçe teminat kapsamı dışında olup, işbu davanın reddi gerektiğini, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın \"Teminat Dışında Kalan Zararlar\" başlıklı A.5 maddesine göre; aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat dışında tutulduğunu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesinin benimsendiğini, deliller toplandıktan sonra nöroloji uzmanı, sigorta hukukçusu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyetten rapor aldırılmasını ve işbu davaya konu trafik kazası salt alkolün etkisi ile meydana gelmiş olduğundan haksız ve kötnüyetli davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen faizin her yönüyle hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, herhangi bir ödemenin söz konusu olması halinde dahi faizin yasal faiz oranı üzerinden ve ihbar tarihinden 45 gün geçmesinden itibaren hesap edilmesi gerekeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; tarafların sunduğu delillerin incelendiği, trafik tescil kayıtları, kasko poliçesi, hasar dosyası ve kaza anına ait video kayıtlarının dosyaya ekleyerek Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas  Kurulundan  bilirkişi raporu alındığı, ATK raporunda sürücünün 2,13 promil alkollü olduğu ve bu seviyede alkolün güvenli sürüşü imkânsız hale getirdiğinin belirtildiği, bu alkol düzeyinin bireysel farklılıkları da elimine edebilecek seviyede yüksek oranda olduğuna yönelik Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporu göz önüne alındığında kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği kanaatine varıldığından davacının talebinin Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesi uyarınca  teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun, Trafik İhtisas Dairesi’nden de rapor alınması gerektiği yönündeki tavsiyesini dikkate almadan karar verdiğini, kazanın münhasıran alkol etkisiyle meydana geldiğinin teknik bilirkişiler tarafından değerlendirilmesi gerektiği hâlde bu incelemenin yapılmadığını, ayrıca kazanın meydana geldiği yerin alt geçit çıkışı olduğunu, sulama yapan aracın görüş mesafesi kısıtlı bir noktada bulunduğunu, yola gerekli trafik işaretlerinin konulmadığını ve sulama işleminin usule aykırı olarak yapıldığını, sulama aracının kör noktada bulunmasının ve yolun kaygan hale getirilmesinin kazanın temel nedeni olduğunu, sürücünün alkollü olmasını münhasıran  kazanın nedeni sayılamayacağını, İlk Derece Mahkemesinin keşif yapmadan, trafik işaretlemeleri ve sulama prosedürlerinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirmeden karar verdiğini ileri sürerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminatı isteğine ilişkindir.<br>Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında, davacının mâliki olduğu... plaka sayılı araca ilişkin olarak ....tarihlerini kapsayacak şekilde ....numaralı genişletilmiş kasko sigorta poliçesi düzenlendiği, 13/08/2021 tarihinde saat 23.30'da  meydana gelen  sigortalı ... plakalı araç ile  .... plakalı  araçların çarpışması ile oluşan çift  taraflı trafik kazası nedeniyle .. plakalı  araçta meydana gelen hasarın ödenmediği iddia edilerek eldeki maddi  tazminat davasının açıldığı, ilk derece yargılaması esnasında Adli Tıp Kurumu 5. Adlî Tıp İhtisas Kurulundan alınan ... K. sayılı uzmanlık raporunda özetle; sigortalı araç sürücüsü ....'ün kan numunesinin analizinin Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde plazmada çalışılarak 231,4 mg/dl olarak bulunduğu, plazmanın tam kana göre daha fazla su içermesi ve alkolün de suya afinitesinin daha fazla olması nedeniyle plazmadaki alkol miktarı tam kan alkol miktarına göre daha fazla olacağı dikkate alınıp plazmadaki alkol konsantrasyonu/tam kandaki alkol konsantrasyonu = 1,14 oranı kabul edilerek yapılan hesaplamada kan alkol düzeyinin ortalama olarak 202,98 mg/dl = 2,02 (ikivirgülsıfıriki) promil olacağı, kaza anı ile kan numunesinin alındığı/istendiği saat arasında 45 (kırkbeş) dakika fark bulunduğu, metabolizma sonucu kandaki alkol düzeyinin bir saatte 0,12-0,18 promil, ortalama 0,15 promil azaldığı tıbben bilindiğine göre; 18/08/2021 tarihinde saat 23:30'da meydana gelen kazadan 45 (kırkbeş) dakika sonra alınan kanda 2,02 (ikivirgülsıfıriki) promil saptanan alkol düzeyinin kaza anında 2,11-2,15 promil ve ortalama olarak 2,13 (ikivirgülonüç) promil olduğunun kabulü gerektiği, alkol düzeyinin 2,13 (ikivirgülonüç) promil gibi bireysel farklılıkları da elimine edebilecek seviyede yüksek bulunan ....'ün emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceği, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin etkisi altında olduğu alkol ile izah edilemeyeceği, kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların kazadaki rolünün tıbbi bir konu olmadığı, kusur oranının  sorulması halinde Trafik İhtisas Dairesi'nden görüş alınabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince  yapılan yargılama neticesinde yazılı gerekçe ile davanın reddedildiği, davacı vekili tarafından mahkeme kararının istinaf edildiği anlaşılmaktadır.<br>Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından karşılanmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşmazlık, poliçedeki rehin alacaklı (....) .... A.Ş.'nin davaya muvafakatinin gerekip gerekmediği, davacı aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, poliçe teminatı kapsamında ise hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br><br>1-) Poliçedeki rehin alacaklı .... A.Ş.'nin davaya muvafakatinin gerekip gerekmediği yönünden:<br>6102 sayılı TTK'nun 1453. maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1406. maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Yine 6102 sayılı TTK'nun 1456/1. maddesinde \"sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder\" düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise \"sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski haline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 4721 sayılı TMK'nun 879. maddesinde ise \"muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir; sigorta tazminatı taşınmazın eski hale getirilmesi için harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir\" denilmek suretiyle, benzer yönde düzenleme yapılarak sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınmasının gerekli olduğu belirtilmiştir.  <br>Bu yasal düzenlemeler gereği sigortalı mal üzerinde sınırlı ayni hakkı bulunan alacaklı, sigorta tazminatı üzerinde öncelikli hak sahibi olup sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain-i mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan,  kendi menfaati de zedelenmişse, tazminat istemek hakkına sahip olur. Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani sigorta bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya sigorta bedeli ödenebilir.  Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu şartın yerine getirilmiş sayılacağı Yargıtayın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulmuştur. <br>Kural olarak tazminat ödemesi sigortalıya yapılır. Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığında, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceğinden poliçede dain-i mürtehin sıfatıyla başka biri gösterilmişse, tazminat artık bu kişiye ödenir. Çünkü, dain-i mürtehin olarak gösterilen bu kişi, sigorta tazminatı açısından öncelikli olarak lehtar konumundadır. Bu husus  dava ön şartı olup Kanun’da emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu kurala aykırı olarak ödeme yapan sigortacı, ancak sınırlı hak sahiplerinin sonradan yazılı onay vermesiyle sorumluluktan kurtulabilir. Muaccel olan bir sigorta tazminatı, sigortalıya ancak tüm rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir. Rehin hakkı sahibinin bu rızası, şarta bağlı olamayacağı gibi, sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesine açıkça rıza gösterilmesini de kapsamalıdır (Ulaş, Işıl: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara, 2012 s. 169 vd.; Yavaşi, Mahmut: Kara Taşıtları Sigortaları, Ankara, 2019, s. 136 vd).  <br>Somut olayda, gerek ....tarihleri arasında geçerli ... numaralı kasko poliçesinde ve gerekse ....tarihli poliçe zeyilnamesinde; dava dışı .... A.Ş.'nin \"rehin alacaklı\" (dain-i mürtehin) sıfatı ile yer aldığı, bu durumda davacının sigorta poliçesine dayanarak tazminat talebinde bulunabilmesi için dain-i mürtehinin bu konuda açık muvafakatinin alınması gerektiği hâlde İlk Derece Mahkemesince icra edilen yargılama sırasında, dava dışı .... A.Ş.'nin davaya konu sigorta tazminatının davacıya ödenmesi hususunda muvafakatinin alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava ön şartı olan ve davanın her aşamasında tamamlanabilen açık ve kayıtsız şartsız rıza koşulu gerçekleşmemiştir.<br>Buna göre, İlk Derece Mahkemesince öncelikle; dain-i mürtehin (rehin alacaklı) sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı rehin hakkı sahibi dava dışı ....A.Ş.'den poliçe ve zeyilnamedeki dain-i mürtehin kaydının devam edip etmediği, ediyor ise rehne konu sözleşme uyarınca tazminatın davacıya ödenmesine kayıtsız şartsız muvafakat edip etmediği sorularak, davacının aktif dava ehliyetinin varlığının tespiti hâlinde bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, söz konusu eksiklik giderilmeden ve aktif dava ehliyeti ile ilgili bu husus üzerinde durulmadan işin esası hakkında karar verilmesi yerinde değildir (Bkz. Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 14/01/2019 tarih ve 2018/4230 E., 2019/71 K. sayılı; İzmir BAM 11. HD'nin 03/07/2024 tarih ve 2022/10 E., 2024/1309 K. sayılı kararları).<br><br>2-) Hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, teminat kapsamında ise hasar miktarının tespiti yönünden:<br>6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı ileri sürülmüştür. Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının hasarın teminat kapsamı dışında bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir.<br>Alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olan kişilerin davranışlarında değişme olmakta, fizyolojik ve metabolik reaksiyonlarda bozukluk meydana gelmekte, sinir sistemi üzerindeki etkisiyle psikolojik anormallikler ortaya çıkmaktadır. Yine sarhoş olan kişinin duygu, düşünce, idrak (algılama) yetenekleri değişmekte, koordinasyon ve motor fonksiyonlarında bozukluklar görülmektedir.<br>2918 sayılı KTK'nun 48. Maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu düzenlenmiştir.<br>Yine  Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin \"Alkol, Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddeler Etkisinde Altında Araç Sürme Yasağı\" başlıklı 97. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olması durumunda diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu  belirtilmiştir.<br>Öte yandan, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.<br>2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK hükümleri gereğince sigortacıya düşmektedir.<br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (Yargıtay HGK'nın 23/10/2002, E. 2002/11-768, K. 2002/840; 07/04/2004, E. 2004/11-257, K. 2002/212; 02/03/2005, E. 2005/11-81, K. 2005/18; 14/12/2005, E. 2005/11-624, K. 2005/713; 10/12/2014, E. 2013/17-1199, K. 2014/1018 tarih ve sayılı kararları; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27/12/2022 tarih ve 2021/20022 E., 2022/17884 K. sayılı kararı).<br>Öte yandan; 6100 sayılı HMK'nun 266/1. maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Buna göre; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.”<br>Yine, 24/11/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 3. maddesinin iki ve üçüncü fıkraları, \"(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi ve tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.\"; 03/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 5. maddesinin iki ve üçüncü fıkraları ise, \"(2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.\" şeklinde düzenleme içermektedir. <br>Kabul edilen ilkelere göre, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için yol, hava durumu, olayın oluş şekli dosyada yer alan tüm deliller ile birlikte değerlendirilmelidir. Yapılacak olan bu tespit konusu uzmanlığı gerektirdiğinden, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayıp teknik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yapılmalıdır. Zira, alınan alkol oranı doğrudan sonuca etkili olmadığı gibi, alkol oranı aynı olsa bile alkolün kişiler üzerinde yarattığı etki değişkenlik göstermektedir. Bazen alkollü olan bir kişi alkol almasa dahi belirtilen etkenler nedeniyle aynı kazayı gerçekleştirebilmektedir.   <br>Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, 23/12/2022 tarihli (2) numaralı celsede \"Dosyanın İstanbul ATK'ya sevki ile içinde nörolog bulunan bilirkişi kurulundan davaya konu kazanın münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği, kazanın meydana gelmesinde alkol dışında başka etken hususların olup olmadığı yönünden tereddüte yer vermeyecek, ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporu düzenlenmesinin istenilmesine\" karar verildiği halde, Adlî Tıp Kurumu 5. Adlî Tıp İhtisas Kurulundan alınan ....K. sayılı uzmanlık raporu, İlk Derece Mahkemesinin ara kararındaki hususları karşılamamaktadır. Zira söz konusu raporda sadece sürücünün alkol seviyesi nedeniyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceği yönünde tıbbi görüş bildirilmiş; kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin etkisi altında olduğu alkol ile izah edilemeyeceği, kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların kazadaki rolünün tıbbi bir konu olmadığı, kusur oranının sorulması halinde Trafik İhtisas Dairesi'nden görüş alınabileceği belirtilmiştir. Söz konusu raporun İlk Derece Mahkemesinin ara kararını karşılamadığı, alkol dışındaki yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların etkili olup olmadığı hususunda başka uzmanlık alanına sahip kişilerden görüş sorulması gerektiği belirtilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince yetersiz rapora itibar edilerek, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür. <br>Diğer yandan; Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.1 maddesine göre, sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibariyle rayiç değerine kadar teminat altına almış olup, sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur. Rayiç değer için esas alınacak referansa veya rayiç değeri belirleme yöntemine poliçede yer verilir. Bu yönde bir referans belirlenmemişse veya bu belirleme somut değilse Hazine Müsteşarlığınca tespit edilecek kurallar çerçevesinde belirlenecek referans rayiç değerler esas alınır. <br>Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.2.2 maddesi ''Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez.'' hükmünü içermekte olup; bu düzenleme ile tam ziya olduğu kabul edilen araçlar için ödenecek tazminat belirlenirken, araç için öngörülen rayiç değerden sovtaj miktarının mahsup edilmesi yahut araç mülkiyetinin hurda hali ile sigorta şirketlerine devredilmesi öngörülmektedir (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 24/06/2021 tarih ve 2021/15074 E., 2021/3667 K.; 08/12/2021 tarih, 2021/2418 E., 2021/9947 K. sayılı kararları). <br> Davalı sigorta şirketi, Kasko Sigortası Genel şartları uyarınca hasarın teminat dışında kaldığını ispatlayamadığı müddetçe, meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altındadır. Sigorta ettiren sigortalı araç hurdasının kendisine verilmesini istemedikçe, sigortacı tarafından, araç hurdası sigorta ettirenin uhdesinde bırakılıp, hurda bedelinin tazminattan indirilmesi olanaklı değildir. Mal sigortalarından olan kasko sigortasında aslolan amaç gerçek zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır. Hasarlı aracın kimin uhdesinde kalacağı hususunda sigortalıya seçimlik hak tanınmıştır. Sovtajın sigortalı tarafından talep edilmemesi halinde, sigortacıda kalacağı anlaşılmaktadır (Yargıtay 4. HD'nin 09/12/2021 tarihli ve 2021/6427 E., 2021/10142 K. sayılı kararı).<br>Yukarıda anılan ilke ve esaslara göre somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu hasarlı araç için sigorta eksperi tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda sigorta bedelinin 699.532,00 TL olduğu, piyasa değerinin 1.000,000 TL olduğu, araçtaki hasarın KDV dahil 544.068,67 TL olduğu, dosyanın talepsiz ret olarak kapatıldığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince gerçek zararın tespiti yönünden teknik rapor alınmadığı, araçtaki hasarın tespit edilmediği, sigortalı aracın piyasa rayiç bedelinin araştırılmadığı ve davacıya ait sigortalı  aracın tam hasara uğraması halinde sovtaj bedelinin hesaplattırılmadığı anlaşılmaktadır.<br>İlk Derece Mahkemesince, kazanın münhasıran sigortalı araç sürücüsünün alkollü olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılmasının dışında, dava konusu aracın tescil kayıtlarının getirtilerek üzerinde devrine engel haciz, rehin, şerh gibi hak kısıtlamalarının olup olmadığının tespiti, sonrasında davacıya ait aracın rayiç bedeli, ardından aracın tamir bedeli belirlenerek, tamirinin ekonomik olup olmadığı, aracın pert işlemine tabi tutulmasının mı yoksa tamirinin mi ekonomik ve uygun bulunduğu hususlarının da tespiti gerekmektedir. Sigortalı aracın tamirinin ekonomik olmadığının tespiti hâlinde, aracın kaza tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinin tespit edilmesi, hasarlı aracın kimin uhdesinde kalacağı hususunda sigortalıya seçimlik hak tanındığı gözetilerek sovtajın (araç hurdasının) kimde kalacağı konusunda davacının açık beyanı alınarak, davacı sigortalının araç hurdasının sigortalıya (davacıya) bırakılmasını istemesi halinde rayiç değerden sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının hesaplanması, araç hurdasının davacı tarafça talep edilmemesi halinde ise kaza tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinin hasar miktarı olarak tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. <br>Açıklanan hukukî ve maddî vakıalar karşısında İlk Derece Mahkemesince; (i) öncelikle (1) numaralı bentte detaylı olarak izah edildiği üzere, dava dışı dain-i mürtehin (rehin alacaklı) şirketten muvafakat sorularak davacının aktif husumetinin araştırılması, bu araştırmanın sonucuna göre kayıtsız ve şartsız muvafakat verilmemesi hâlinde sonucuna uygun bir karar verilmesi; (ii) davacının aktif husumetinin bulunduğunun tespitinden sonra (2) numaralı bentte izah edilen hususlar uyarınca, kaza ile ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma sayılı dosyası aslı ile dosya içerisinde kaza anına ait kamera görüntülerini içeren CD'nin de celp edilip dosya arasına alınması, akabinde davacının tazminat doğumu için, kazanın münhasıran alkol etkisinde meydana gelip gelmediğinin, uzman bilirkişi heyetinden alınacak raporla saptanması gerektiği, davaya konu edilen zararın teminat dışı kaldığını ispat yükünün davalı sigortacıda olduğu ve bu hususun somut biçimde ispat edilememesi halinde tazminat hakkının doğacağının kabulün zorunlu olduğu da gözönünde bulundurularak; kasko sigortalı  araç sürücüsünün kaza anında 2,13 promil alkollü olduğu da gözetilerek, kazanın oluş şekli, kazanın meydana geldiği yer ve saat, yolun özellikleri, aydınlatma, hava şartları gibi dış etkenlerin ve kasko sigortalı aracın arkadan çarptığı ...plakalı  aracın  kazadaki etkisi ve müterafik kusuru olup olmadığının da değerlendirilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin (sürücünün alkollü olmaması halinde de kazanın gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığının, alkol dışında başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının) tespiti, kazanın münhasıran alkolün etkisinde kaldığının tespiti hâlinde sonucuna uygun bir karar verilmesi, (iii) kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleşmediğinin ve hasarın teminat kapsamında olması ihtimalinde ise yukarıda izah edilen ilkeler çerçevesinde davacının hasar talebi ile ilgili olarak davalı sigorta şirketince karşılanması gereken gerçek hasar miktarının tespiti için, aralarında nörolog doktor bilirkişi, trafik kusur uzmanı ve otomobil hasarları konusunda uzman makine mühendisinden oluşan 3 kişilik bir bilirkişi heyetinden hükme ve denetime uygun  ayrıntılı ve gerekçeli bir rapor alınıp hâsıl olacak sonuca  göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik ve yüzeysel bir inceleme yapılarak, deliller tam olarak toplanmadan, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353 maddesi gereğince, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>    1-)\tDavacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-)\tGerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı tarafa İADESİNE,<br>4-)\tİstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>5-)\tİstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359(4). maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a08d4e9da40343b0","SID":"3488430ce9cad51e"}}