{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/12/2022<br>NUMARASI\t\t....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2022 tarih ve 2022/61 Esas - 2022/398 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  “..., ..., ...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin  \"...\"  ibareli başvurusuna, anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazların dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarını 2008 yılından beri kullandığını, “..., ..., ...” diye bir tatlı çeşidi bulunmadığını, müvekkilinin markaları tescilli olduğundan, korunması gerektiğini, anılan ibarelerin müvekkilinin kullanımı sonucu ayırt edici hale geldiğini ve müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek, 2020-M-547 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerli bulunmadığını, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarında geçen “.../.../...” ibarelerinin, ülkemizde kremalı ve meyveli puding türü bir tatlının  ismi olduğunu, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olan “...” kelimesinin tek başına bir kişi ya da kuruluşun tekeline bırakılabilecek bir marka olmaktan çıktığını, ayrıca davacının SMK'nın 6/5 hükmünde düzenlenmiş olan koşulların somut olayda gerçekleştiğini ispat edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında “...”, “...”, “...” ve “...” ibarelerinin kullanılmış olmasının, bu ibarelerin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yetmediği, davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının dava konusu edilen markanın tesciline/hükmüne bir etkisinin/engelinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, “..., ..., ...” isiminde bir tatlı çeşidi bulunmadığını, tarifi müvekkiline ait olan biri tatlı türüne \"...\" ismini vererek, marka olarak tescil ettirdiğini, anılan ibareyi ilk olarak marka tescil ettirenin müvekkili olduğunu, müvekkilinin markalarının 2008 yılından beri müvekkili adına tescilli olduğunu, anılan markaların müvekkili ile özdeşletiğini ve tanınmış hale geldiğini, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili ile ilişkilendirilebileceğini, müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, Marka YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu  “...” ibareli başvuru ile  davacının itirazına mesnet \"..., ..., ...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan  \".../...\" ibaresinin Türkiye'de bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir  tatlı çeşidinin adı olduğundan ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/4332-2024/6058 E/K, 2023/6588-2024/7797 E/K, 2022/4182-2024-469 E/K sayılı ilamlarının da aynı yönde olduğu, bu duruma göre dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığının varılan sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76fbf70baade8243","SID":"3f16c50c4d95a143"}}