{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                           ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...          ...<br>KATİP\t\t: ...                   ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/10/2021<br>NUMARASI\t\t: ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2021 tarih ve 2020/46 E. - 2021/309 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"... ...\" ve \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2018/72953 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2019-M-10518 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa müvekkili markalarının tanınmış hale geldiğini, emtia benzerliğinin tamamen gerçekleştiğini, müvekkili markalarının, reddedilmeyen 35. sınıf hizmetlerde de tescilli olduğunu, \"...\" ibaresinin ayırt edici vasfı yüksek bir kelime olduğunu, müvekkilinin bu ibare üzerinden gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, taraf markalarının benzer olduklarını, her iki markanın da birebir aynı ibareyi taşıdıklarını, bu nedenle aralarında iltibas oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, anılan ibarenin 2014 senesinden beri müvekkili ticaret unvanının da kılavuz unsuru olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2019-M-10518 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede; taraf markalarının birebir aynı malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerini kapsadığı gözetildiğinde, ilgili tüketicinin, davacı yanın önceki tarihli \"...\" markası ile bir şekilde karşılaşmış olduğu varsayımında, dava konusu \"...\" şeklindeki marka ile de karşı karşıya kalması halinde, önceki ve sonraki marka arasında bir bağlantının, başka bir deyişle işaretler arasında iktisadi ya da idari bir ilişki mevcut olup olmadığını sorgulamasının ihtimal dahilinde olduğu, tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği; taraf markalarındaki ortak unsur olan \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetlerde ayırt ediciliği tereddütsüz bir şekilde mevcut olup davacı yanın tek başına \"...\" ibareli markaları dava konusu markadan farklı mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle benzer görülmemiş ise de \"...\" markasındaki \"...\" ibaresinin de bütün içerisinde \"...\" ibaresini geri plana itmediği, \"...\" ibaresinin varlığının işaretlerin kavramsal ya da fonetik olarak yeterince uzaklaşmalarını sağlamadığı, dolayısıyla tüketicinin, iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi, bu ibarenin her iki markadaki kullanım biçimi itibariyle, başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı var olduğunu düşünebileceği, davacı yanın sunduğu delillerin \"...\" markalarının bir kısım kullanımlarını göstermeye elverişli olduğu ancak bu delillerin davacı markalarının tanınmış olduğu yönünde bir kanaate ulaşılması sonucunu doğuracak nitelikte olmadığı, davacı yanın markalarının tanınmışlığına veyahut davacı yanın ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının var olduğuna kanaat getirmeye elverişli delillerin dosyada mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, TPMK YİDK'nın 2019-M-10518 sayılı kararın iptaline,  dava konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlükle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığını, başvuru kapsamından çıkartılmayan mal ve hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli itiraza mesnet markaları ile davalının dava konusu \"...\" esas unsurlu marka başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira, dava konusu başvurunun tek esas unsuru olan \"...\" ibaresinin davacının mesnet markalarının tüketiciler tarafından daha çok dikkat çeken başlangıç kısmında aynen yer aldığı, çekişmeli \"...\" ibaresi davacının mesnet markasında \"...\" ibaresi ile birlikte yazılmış ise de, bu ibarenin mesnet markada bağımsız varlığını koruduğu, bu hale göre dava konusu başvurunun davacının mesnet markasından yeterince uzaklaştığının söylenemeyeceği ve dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, öte yandan davalı Kurumun kısmi red kararı sonrası başvuru kapsamında kalan 35/05 alt sınıftaki 03. Sınıf malların satışı hizmetlerinin de davacının mesnet markalarının kapsamındaki hizmetlerle benzer olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL'nin davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/03/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3de447c584626d12","SID":"c880361ac3870c01"}}