{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2024/1404 Esas  - 2025/270 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1404 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/270<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t: 30/04/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/861 Esas 024/218 Karar<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 01/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 14/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı bankadan kredi kullanarak satın aldığı tarımsal nitelikte taşınmaz üzerine bu kredinin teminatı olarak 1. dereceden davalı lehine ipotek tesis edildiğini, kredi borçlarının 13/10/2016 tarihinde kat edilerek, işleyen faizi ile birlikte 410.871,94 TL'ye baliğ olan alacak için Ankara 20. İcra Dairesinin 2016/22404 E. sayılı dosyasında davacı aleyhinde açılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonucunda, ipotekli taşınmazın 21/05/2018 tarihinde alacağa mahsuben davalı alacaklı bankaya 375.150,00 TL bedelle ihale edilerek paraya çevrilmiş olduğunu, 375.150,00 TL tutarındaki ihale bedeli, işleyen faiz nedeniyle dosya borcunu (670.714,62 TL.) karşılamadığından, İcra Dairesi'nce İİK’nun 152.md gereğince, aradaki fark kadar (295.264,62 TL)  kesin rehin açığı belgesi düzenlendiğini, davalı tarafından bakiye alacak için kesin rehin açığı belgesine dayalı olarak davacı aleyhine Ankara 24 İcra Müdürlüğü'nün 2021/2817 E. sayılı genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, ipotekli taşınmaz satışı alacağa mahsuben davalı bankaya yapıldığından, bankanın ihale kararı kesinleşinceye kadar ki süreçte ihale bedelini yatırmadığını, nitekim 23/03/2021 tarihinde yatırdığını ve aynı gün bu paradan avukatlık ücreti ve faiz tahsilatlarını yaptığını, ihale bedelinin davacının hesabına yatırıldığı tarihlerde davalı bankanın pandemi nedeniyle kampanya başlattığını, davacının, banka hesabına yatırılan 375.150 TL ihale bedelinden haricen haberdar olunca, 2021 yılı nisan ayında kampanya devam ederken bu paranın yanısıra kalan bakiyeyi ödeyerek borcunu defaten kapatmak suretiyle, faiz affı niteliğindeki kampanya imkânından yararlanmak istediğini davacının durumunun kampanya için elverişli olmasına rağmen davalının kampanyadan yararlandırmadığını ileri sürerek,  Ankara 24. İcra dairesi 2021/2817 E. sayılı icra takibindeki borcun faizine ilişkin kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, ihale bedelinin nema gelirlerinin borçtan düşümü konusunda fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 02/02/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle;  dava değerinin ıslahı neticesinde artırdıkları 95.925,34 TL nemalandırma tutarı ile dava dilekçesinde talep ettikleri 177.942,97 TL faiz borcu miktarların birleştirilmesi sonucu bulunan; toplam 273.868.31 TL borcun müvekkilinin takip borcundan silinmesini, davalı tarafından nemasız olarak yatırılan ihale bedeli için 21/05/2018 -23/03/2021 tarih aralığında yatırılması gereken nemalandırma tutarının 95.925,34 TL olduğu belirtildiğinden, davanın değerini bu bedeli de dahil ederek harcı yatırmak suretiyle ıslah ettiklerini bildirmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Ankara 20.İcra Müdürlüğü'nün 2016/22404 sayılı dosyası ile kesin rehin açığı belgesi düzenlendiğini, bu belge ile Ankara 24.İcra Müdürlüğü'nün 2021/2817 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının davalı bankanın faiz indirimi kampanyasına ilişkin talep ve itirazlarının yerinde olmadığını, zira faiz indirimi kampanyasının genel bir uygulama olmayıp davalı bankanın bu uygulamanın şartlarını belirleme serbestisi bulunduğunu, davacının bankaya rızai bir ödeme yapmadığını, Ankara 20.İcra Müdürlüğü'nün 2016/22404 sayılı dosyası ile satışı gerçekleşerek davalı banka tarafından alacağa mahsuben alınan taşınmaz bedelinin nemalandırılması taleplerinin de yerinde olmadığını beyanla davanın reddi ile  davacı aleyhinde %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davacının faiz affı niteliğindeki kampanya koşullarını taşıdığının kabulü ile kampanya nedeniyle silinmesi gereken faiz borcundan kaynaklanan 177.942,97 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine,  ihale bedelinin nema gelirinin borçtan düşülmesi yönündeki talebinin ise reddine ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne, davacının, Ankara 3. Genel İcra Dairesi 2023/185867(Eski Ank. 24. İcra D. 2021/2817 E.) Esas sayılı takibinde asıl alacağın 177.942,97 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine, davacının, ihale bedelinin nema gelirinin borçtan düşülmesi yönündeki talebinin reddine, davacı yanın İİK'nın 72. maddesine dayalı kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davacı tarafın borcu ile ilgili kısmı hatalı değerlendirilmesi sonucu rehnin paraya çevrilmesi yoluyla elde edilen kısımdan sonra kalan borcu değerlendirerek kampanyaya uygun olduğu yönündeki kanaatinin   hukuka ve usule aykırı olduğunu, ayrıca ilgili icra dosyasında satış tarihi 21/05/2018 olup, ihalenin feshi yargılaması sonrası tahsilat 23/03/2021 tarihinde yapıldığını, davacı yanın kampanyadan yararlanma talebi ise 16/04/2021 tarihinde sunulduğunu, ilgili tahsilatın kampanya şartları dahilinde süresinde yapılmadığını, geriye dönük tahsilatlara ilişkin kampanyadan yararlandırılması mümkün olmadığını, hükme alınan bilirkişi raporunda sadece davacı yanın talep tarihi dikkate alındığını, buna göre davacı tarafın kampanyaya katılım için ileri sürdüğü gerekçe  ipotek satışı tutarının düşülmesi gerektiğini, ancak bu satış tutarının 23/03/2021 tarihinde tahsil edildiğini, davacı yanın tahsil edilen bu tutara ilişkin 23/03/2021 tarih ve öncesinde herhangi bir talebi olmadığını, bu durumda geçmiş tahsilat üzerinden bir indirim yapılmasının  teknik olarak da mümkün olmadığını, buna göre davacının kampanyaya başvurduğu süreçten sonra davalıya yapılan bir ödemesi olmayıp başvuru tarihinden önce icrai olarak tahsil edilen para üzerinden kampanyaya başvuruda bulunmasının  dürüstlük kuralına  aykırılık oluşturduğunu, davacının davalı bankadan talebinin icra satışı sonucu tahsil edilen 375.150,00 TL üzerinden kampanyadan yararlanma talebi olduğununu , davacı yanın güncel borç üzerinden bir kampanya talebi de bulunmadığını, Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2016/22404 E. sayılı dosyasında takibe ve ipotek hakkına ilişkin davacı/borçlu yan tarafından hiçbir itiraz ve dava yoluna başvurulmamış olduğu nazara alındığında rehin açığı belgesinde yer alan tutara ve işleyen faize ilişkin de itiraz hakkı olmadığının  maddi hukuk açısından da sabit olduğunu bildirerek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.  <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında, İİK 134 maddesi uyarınca  ihaleye iştirak ederek taşınmazı alacağına mahsuben satın alanlara ihale bedelini ödeme veya nemalandırma yükümlülüğü getirilmeyip tam aksine bu yükümlülükten açıkça muaf tutulduğunu, dava konusu olayda, ihalenin feshi davası açan ve kesinleşmesini erteleyen taraf davacı taraf olup davalı tarafın bu konuda kusuru kusurun da bulunmadığı gözetildiğinde yasal dayanağı bulunmayan bu talep yerinde görülmediğinin denildiği, bu gerekçenin hukuka uygun olmadığını, öncelikle  İİK md. 134 hükmünde söz edilen istisna, alacaklı ihaleye alacağına mahsuben girerse  hiç bedel \"ödememesi\" değil, satış bedelini \"derhal veya süre içinde nakden ödemek zorunda olmaması\" olduğunu, aynı mevzuatta alacağına mahsuben taşınmaz satın alanların \"nemalandırma yükümlülüğünden muaf tutulduğuna dair bir hüküm de olmadığını, ayrıca ihalenin feshi davası açmak ve kesinleşmesini ertelemek yasal bir hakkın kullanılmasına yönelik olup, bunun bir kusurmuş gibi değerlendirilmesi de hukuka uygun olmadığı gibi, bu durumun alacaklıya yasada öngörülmeyen bir hakkı bahşetmesi de hakkaniyete ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, alacaklının ihale bedelini nakden /derhal ödemediği için icra müdürlüğüne depo etmeyip yedinde tuttuğu satış bedelinin ihalenin feshi sürecinde hiç nemalandırılmayacağı anlamına gelmediğini, nitekim, alacağa mahsuben satışta, sıra cetvelinin yapılmasının gerekli görüldüğü durumda alacağın, ihale bedelini karşılayacağı tarihteki tutarı mahsup işlemine esas kabul edileceğini, buna göre, sıra cetvelinin kesinleşmesini müteakip alacaklı/alıcının ihale bedeline karşılık mahsup edeceği alacağı belirlenirken, alacağın nemalanmış ve kesinleşmiş sıra cetveline göre paylaştırmaya esas  tutarı hesaba alınması gerektiğini, davalının satış bedelini nakden derhal ödemediği somut olayda yıllarca parayı nemalandırmaksızın aynen yedinde tutması hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı gibi, davalının ya satış bedelini taşınmazı satın aldığı tarihteki alacağından mahsup etmesi veya ihalenin kesinleşmesi beklendiği süreç için satış bedelini icra müdürüne depo etmesi halinde ne kadar nemalandırılacak idi ise o miktar kadar nemalanmış şekilde yatırılması gerektiğini bildirerek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava;  tarımsal krediden kaynaklanan  menfi tespit istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>Davacı vekili  istinaf başvuru dilekçesinden sonra,  UYAP üzerinden sunduğu 10/03/2025 tarihli dilekçe ile,  istinaf isteminden ve davadan feragat ettiğini bildirmişlerdir. Davacı vekilinin dosya içerisinde yer alan Ankara 63. Noterliğinin 12/07/2021 tarih ve 23796 yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.<br>Davalı banka vekili Av. Damla Alioğlu Alper'in süresinde verdiği istinaf başvuru dilekçesinden sonra UYAP üzerinden sunduğu 13/03/2025 tarihli dilekçe ile istinaf isteminden feragat ettiklerini bildirmişlerdir. Davalı banka vekilinin dosya içerisinde yer alan Beyoğlu 48. Noterliğinin 26/04/2022 tarih ve 86784 yevmiye numaralı vekaletnamesinde istinaftan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.<br>Başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK'nın 349/2. maddesinde; \"Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, dava dosyası istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra davacının ve davalı şirketler vekili tarafından istinaf başvurusundan feragat edilmiş olmakla davacı vekilinin ve davalı banka vekilinin istinaf isteminin feragat sebebiyle reddine, ayrıca davacı tarafça davadan da feragat edildiği ve davadan feragat hakkında istinaf isteminden feragat edilmekle Bölge Adliye Mahkemesinin karar verme yetkisi sona erdirildiğinden Dairemizce olumlu olumsuz bir karar verilemeyeceğinden davadan feragat hakkında ilk derece mahkemesince ek karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacının ve davalının istinaf başvurusunun feragat nedeniyle USULDEN  REDDİNE,<br>\t2-Davadan feragat hakkında ilk derece mahkemesince ek karar verilmesine, <br>\t3-Davacı tarafça yatırılan 1.169,40 istinaf yoluna başvuru harcı, 1.778,00 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde istinafa başvuran davacıya iadesine,<br>\t4-Davalı tarafça yatırılan 1.169,40 istinaf yoluna başvuru harcı, 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde istinafa başvuran davalıya  iadesine,<br>\t5-İstinaf giderlerinin başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.14/03/2025<br><br><br>Başkan-       Üye -     Üye -      Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb54f8069ee0f200","SID":"b709555ac18ab93e"}}