{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/125 <br>KARAR NO: 2025/398<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/10/2024<br>NUMARASI: 2024/52 E. - 2024/185 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yapımcılığını davalı ... Aş.'nin üstlendiğini \"...\" isimli dizinin tüm görsel efektlerini gerçekleştirdiğini, ... dizisi, ...'ye bağlı olan dijital platformu olan ... isimli TV platformunda 10 bölüm olarak yayınlandığını, dizinin yayınlanma tarihinin 1 Aralık 2023 olduğunu, davalı firma, bu iş için davacı firma çalışanı ... ile görüşmüş taraflar dizinin görsel efektlerinin davacı firma tarafından gerçekleştirileceği hususunda anlaştıklarını müvekkili dizinin tüm  görsel efektlerini gerçekleştirmiş,diziye uygulamış ve davalı firmaya teslim ettiğini,  davalı şirket tarafından müvekkiline pey der pey toplamda   2.006.000 TL. ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından kesilen 840.000 TL.'lik fatura ise davalı firma tarafından kabul edilmediğini, müvekkili şirketin tamamlamış  ve davalı firmaya teslim ettiği  iş için ödenmesi gereken tutar 10-15 milyon TL. üzerinde olduğunu beyan ve gerekçelerle  bu aşamada Alacak miktarımızın net olarak belirlenmesi mümkün olmadığından  şimdilik 50.000 TL. alacağın faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiliyle müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirket tarafından, davaya konu alacak taleplerinin tamamı için 50.000,00 TL gibi bir dava değeri belirlenmiş ve harç ödendiğini, davacının dava dilekçesinde alacağının yaklaşık 200 kat fazlası olduğunu belirttiklerini yine davacı şirket tarafından müvekkili şirket'e karşı kesilen faturalar da dosyaya sunulduğunu, davacı şirket'in huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacı şirket ile müvekkili arasında; müvekkili şirket tarafından yapımı üstlenilen ... adlı dizinin görsel efektlerinin yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, davacı taraf görsel efektlerin teslimini eksik ve geç bir şekilde yerine getirdiğini, anlaşmaya aykırı davrandığını, davacı taraf, dava dilekçeleri içeriğinde müvekkili tarafından kendilerine 2.006.000,00-TL. ödeme yapıldığını belirtmiş ise de, dilekçe ekinde sunulan fatura ve ödeme dekontlarından görüleceği üzere davacı şirketçe kesilen 2.336.000,00-TL fatura bedeline karşın müvekkili tarafından kendilerine 2.336.000,00-TL ödeme yapıldığını, davacı şirket 840.000 TL'lik faturanın kabul edilmediği ve ödemesinin yapılmadığını belirtmiş ise de, ilgili faturada belirtilen tutarın hatalı olması nedeniyle müvekkili şirket'çe fatura reddedildiğini, müvekkili şirket tarafından faturanın reddedilmesi üzerine karşı taraf ile yapılan görüşmeler doğrultusunda yeniden aynı meblağda fatura bedeli yansıtılmadığını, davacı yanca fiyat teklifinde ileri sürülmeyen ve faturalandırılmayan bir bedelin güncel değerinin hesaplanmasının talep edilmesi hukuken temelsiz olduğunu, müvekkili şirket tarafından ödemelerin eksiksiz yapıldığını beyan ve gerekçelerle davacının haksız ve mesnetsiz işbu davasının ve taleplerinin bütünüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davalının \"...\" isimli dizinin yapımcısı olduğunun, davacı ile davalı arasındaki anlaşma kapsamında davacının bu dizinin görsel efektlerini yaptığının ve işi teslim ettiğinin, davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığının ancak yapılan iş bedelinin daha fazla olduğunun ödenmeyen bedel bulunduğunun beyan edilerek alacak talepli bu davanın açıldığı, davacı ile davalının ticari şirket oldukları, dava konu uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerinden kaynaklı olduğu bu nedenle 6102 sayılı TTK'nun 4.maddesi kapsamında bu davanın ticari dava olduğu, davacı tarafça para alacağı talep edilmekle aynı kanunun 5/A maddesi kapsamında bu davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı kapsamında olduğu, zorunlu arabuluculuk dava şartının düzenlendiği 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi kapsamında dava şartı olan arabuluculukta davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olup, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya verilecek  bir haftalık kesin süre içerisinde son tutanağın  mahkemeye sunulması gerektiği, mahkememizce 12/09/2024 tarihli duruşmada yukarıda belirtilen kanun maddesindeki düzenleme doğrultusunda son tutanağın aslını ya da onaylanmış suretini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince 10/10/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı sunulmuş ise de bu son tutanağa ilişkin arabuluculuk başvuru tarihinin ve son tutanağın düzenlenme tarihinin, dava tarihinden ve kesin sürenin verildiği tarihten sonra olduğu, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi kapsamında bu dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartı olmadığı, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması gerektiği, dosya kapsamından davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" karar verilmiştir. Davanın zorunlu arabuluculuk  dava şartı yokluğu  nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın arabuluculuğa tabi bir dava olmadığını, davanın ticari dava olarak görülmesi halinde dosya hakkında yerel mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, bunun dışında mahkemenin ara kararı sonrasında taraflarınca arabulucuya da başvuru yapıldığını ve tarafların dava konusu hakkında anlaşamadığını, arabulucu anlaşamama tutanağının dosyaya sunulduğunu, buna rağmen yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı şekilde davanın reddine karar verdiğini, müvekkili davacı şirketin yapımcılığını davalının üstlendiği \"...\" isimli dizinin tüm görsel efektlerini gerçekleştirdiğini, sınai, bilimsel, edebi ve sanatsal alanlarda yaratıcılık sonucu ortaya çıkan faaliyetlerinden doğan fikir ve sanat eserleri üzerindeki düşünsel (fikri) hakların Fikri Mülkiyete bağlı olduğunu, davalı firmanın bu iş için davacı firma çalışanı ... ile görüşmüş olup tarafların dizinin görsel efektlerinin davacı firma tarafından gerçekleştirileceği konusunda anlaştığını, aralarında imzalanmış herhangi bir sözleşme olmadığını, müvekkili şirketin dizinin tüm görsel efektlerini gerçekleştirdiğini, diziye uyguladığını ve davalı firmaya teslim ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline peyderpey toplamda 2.006.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından kesilen 840.000 TL'lik faturanın ise davalı firma tarafından kabul edilmediğini, ödenmesi gereken tutarın 10-15 milyon TL üzerinde olduğunu, buna rağmen sadece 2.006.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacı şirketin kalan borcunu ödemesi için davalı firma ile sürekli irtibat kurmaya çalıştığını ancak firma yetkilileri tarafından oyalandığını ve kalan miktar için ödeme yapılmadığını, müvekkili davacı şirket tarafından davalı firmaya verilen \"...\" isimli 10 bölümlük dizinin görsel efektlerinin yapımı hizmetinin güncel değerinin bilirkişi marifetiyle tespitini talep ettiklerini, bilirkişi tarafından belirlenecek alacak miktarına göre dava değerini yargılama safhasında artıracaklarını, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ikame ettirilen davanın arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı iddiasının hatalı olduğunu, davacının istinaf dilekçesindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının uyuşmazlığın ticari dava olarak ikame ettirildiği ihtimalde görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini iddia ettiğini, TTK m.4'ün gerekçesinde fikri mülkiyet hukukuna ilişkin mevzuatta düzenlenen hususlardan doğan davaların yasa gereği mutlak ticari davalar olduğu, ihtisas mahkemelerinin görevli olmalarının bu davaların ticari dava niteliklerini değiştirmeyeceğinin vurgulandığını, profesyonel yardım aldığı bilinen davacının zorunlu arabuluculuk şartının sonradan tamamlanabilecek bir dava şartı eksikliği olduğunu ve davanın reddinin usul ekonomisine aykırı olduğunu iddia ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olup zorunlu arabuluculuğun dava şartı niteliğinde olduğunu, bu şarta uyulmaması halinde davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, arabuluculuk tutanağının sunulması için mahkemenin 1 haftalık kesin süre verdiğini fakat davacının arabuluculuk prosedürüne riayet etmediğini, ilk derece mahkemesinin dava şartı yokluğundan ret kararı vermesinin hukuka uygun olduğunu, istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davacı vekili   dava dilekçesi ile, yapımcılığını davalı şirketin üstlendiği \"...\" isimli dizinin tüm görsel efektlerini gerçekleştirdiğini,  davalı  tarafından müvekkiline pey der pey toplamda   2.006.000 TL. ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından kesilen 840.000 TL.'lik faturanın davalı tarafından kabul edilmediğini, müvekkiline ödenmesi gereken miktarın  10-15 milyon TL. üzerinde olduğunu,  şimdilik 50.000 TL. Alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı sebebi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusunun 6102 sayılı TTK'nun 4.maddesi kapsamında ticari dava olduğu, davacı tarafça para alacağı talep edilmekle aynı kanunun 5/A maddesi kapsamında zorunlu arabuluculuk dava şartı kapsamında olduğu, zorunlu arabuluculuk dava şartının düzenlendiği 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi kapsamında dava şartı olan arabuluculukta davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olup, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya verilecek  bir haftalık kesin süre içerisinde son tutanağın  mahkemeye sunulması gerektiği,  davacı vekilince 10/10/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı sunulmuş ise de bu son tutanağa ilişkin arabuluculuk başvuru tarihinin 22/09/2024, dava tarihinden sonra olduğu anlaşılmakla mahkemece zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/10/2024 tarih ve 2024/52 E., 2024/185 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b74b8f6e2d45f842","SID":"b9c0a63689178589"}}