{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1150 <br>KARAR NO: 2025/181<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2021<br>NUMARASI: 2018/416 Esas, 2021/462 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında süregelen ticari ilişki kapsamında müvekkilinin davalıya hizmet verdiğini ve bu hizmetleri faturalandırarak karşılığında bir alacak hakkı doğduğunu, ancak bu alacağın tahsil edilememesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız yere itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, bu sebeple mahkemeden itirazın iptaliyle takibin 17.700,00 TL asıl alacak ve 282,11 TL işlemiş ticari faiz üzerinden devamına karar verilmesini, davalının kötü niyetle icra takibini durdurduğunun sabit olması nedeniyle alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, icra takibine yönelik itirazlarının sadece esasa değil, aynı zamanda yetkiye de olduğunu belirterek, yetkisiz bir icra dairesinde başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasında öncelikle yetki meselesinin incelenmesi gerektiğini, yetkili icra dairesinin ve mahkemenin Çorum olduğunu, davacıdan alınan faturanın geçerli olmadığını ve müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddi ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  davacı tarafından davalı aleyhine 23.03.2018 tarihinde faturaya dayalı olarak toplam 17.982,11 TL alacak yönünden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın itirazda bulunduğunu, uyuşmazlığın 01.12.2017, 01.01.2018 ve 05.02.2018 tarihli toplam 17.700 TL bedelli üç fatura nedeniyle davacı tarafından davalıya hizmet sağlanıp sağlanmadığı hususundan kaynaklandığı, bilirkişi incelemesi sonucunda 01.12.2017 tarihli 5.900 TL bedelli faturanın davalının ticari defterine itiraz edilmeksizin kaydedildiği, dolayısıyla bu faturaya dayalı davacı alacağının sabit olduğu, ancak 05.02.2018 tarihli faturaya davalı tarafından noter ihtarı ile itiraz edildiği ve 01.01.2018 tarihli faturanın ise davalı defterlerinde yer almadığı, bu durumda davacının, söz konusu iki faturaya ilişkin mal veya hizmet sağladığını ispat yükü altında olduğu, ancak sunduğu delillerin bu hizmetin verildiğini ispat etmeye yeterli olmadığı, dolayısıyla bu iki faturaya dayalı alacağın varlığının ispatlayamadığı, davacı tarafından itiraz edilmeksizin davalı defterine kaydedilmiş olan 5.900 TL bedelli fatura yönünden alacaklı olduğu, davalının dava açılmadan önce temerrüde düşürüldüğüne dair yeterli delil sunulmadığından, takipten önce faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı tarafından 5.900 TL’lik alacağa yapılan itirazın iptaline, takibin yalnızca bu tutar üzerinden devamına ve fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının ispat edilebilen alacağının faturaya dayalı olması nedeniyle likit nitelikte olduğu ve davalının icra takibine haksız itiraz ettiği anlaşıldığından, itirazın iptaline karar verilen kısım yönünden icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne,  davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunun dosya kapsamından anlaşılamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili, istinaf dilekçesinde, taraflar arasında irade uyuşması bulunduğunu ve geçerli bir sözleşmenin mevcut olduğunu, 1.12.2017 tarihli faturanın davalı defterinde yer almasının sözleşmeyi doğrulayan bir kanıt olduğunu, davalıya sosyal medya planı oluşturulduğunu, tasarımların plana uygun şekilde çeşitli mecralarda ve sosyal medyada kullanıldığını, mail yoluyla sözleşmeye uygun olduğuna dair onay alındığını, 17.700 TL alacaklarının ticari defterlere dayandığını ve bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, ticari defterlerin usule uygun olduğunu ve davalı tarafça faturalara itiraz edilmediğini, bu sebeplerle davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde, mahkemece yargılama esnasında davacı tarafından hangi hizmetlerin verilip verilmediğinin değerlendirilemediğini, davacının verdiği hizmetleri ispatlaması gerektiğini, yalnızca ticari defterlerin açılış, kapanışları ve fatura ile yapılan ödemelerin defterde yazılı olup olmadığının tespit edilerek sonuca varılmasının hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki \"bir kısım afiş ve sosyal medya plan ve paylaşımına dair\"   sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında iş bedeli (fatura) alacağının davalıdan tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı vekili, dava konusu faturalarda zikrolunan tutarlara karşılık gelen içerikte müvekkiline verilmiş bir hizmet bulunmadığını, bu fatura içeriklerine konu işlerin yapıldığının davacı tarafça ispatı gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davaya konu icra takibinde dayanak 3 adet faturadan 01/12/2017 tarihli 5.900 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu faturaya konu işlerin yapılıp teslim edildiğinin ispat edilmiş sayılacağı, bunun aksinin davalı tarafça ispatlaması gerektiği, davalı ticari defterleri ile sabit olan takibe konu bu faturaya ilişkin alacak bakımından itirazın iptaline mahkemece karar verilerek, bu alacak miktarı için takip konusu alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının yerinde olduğu anlaşılmıştır.Takibe konu edilen diğer 2 adet fatura ise davalı iş sahibi defterinde kayıtlı olmayıp, davacı bu faturalar kapsamındaki işleri usulünce ispat edememiştir. Dosya kapsamında bulunan fotoğraflar ve mail yazışmalarının, somut olay için ispata yeterli olmadığı da değerlendirilerek, düzenlenen faturaların tek başına edimin yerine getirildiğini ispat etmesi mümkün olmadığından, bu 2 adet faturaya ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesi doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/06/2021 tarih ve 2018/416 Esas, 2021/462 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Taraflardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından taraflarca yatırılan peşin harçların  mahsubu ile bakiye 483,9‬0 TL'nin davalıdan, 517,7‬0 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde  BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8bf9acaf8d176f6","SID":"b137f7e7018a3bdb"}}