{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1529 <br>KARAR NO: 2025/292<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/01/2021<br>NUMARASI: 2020/86  Esas  2021/16 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin analitik ve fiziksel testler üzerine laboratuvar hizmeti verdiğini, davalı borçlunun da müvekkilinin işbu vermiş olduğu hizmetten değişik zamanlarda faydalandığını, akabinde de verilen laboratuvar hizmetinin karşılığında davalı şirkete farklı dönemlerde fatura edildiğini, ilgili faturaların E-Fatura şeklinde davalıya tebliğ edildiğini  ve davalının faturalara yönelik herhangi bir itirazı olmadığını, davalı şirketin müvekkil firmadan uzun zamandan beri laboratuvar hizmeti aldığından tarafların cari hesap usulüyle çalıştığını, bu durumun tarafların ticari defter ve kayıtlarından da anlaşılacağını, nihayetinde müvekkil şirketin cari hesabında biriken 17.949,12-TL alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası aracılığıyla icra takibi başlatıldığını ve borçlu şirkete gönderilen ödeme emri üzerine de davalı şirketin hem borca hem de yetkiye itiraz ettiğini,  davalı borçlunun yetki itirazının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki hizmet ilişkisine göre hizmetin verildiği yerin müvekkili şirket adresinin bulunduğu Kağıthane/İstanbul adresi olup HMK m. 10 uyarınca hizmetin ifa edildiği yer açısından İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu  itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Dava dilekçesi, davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece  \"...Bilirkişiye tevdi edilen dosyada bilirkişinin 07/12/2020 tarihli raporunda; her iki tarafın ticari defterlerine göre; davacı tarafın, davalı taraftan takip tarihi itibarı ile 17.949,12-TL asıl alacaklı olduğunu mütalaa ettiği, bu bağlamda her iki tarafın ticari defter kayıtları ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlandığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna itibar edilerek, icra takibine itirazının haksız olduğu, davacının davalıdan 17.949,12-TL alacaklı olduğu, alacağın vadesinin belirlenmediği, davalıyı temerrüde düşürecek bir ihtar ve ihbarda bulunulmadığı anlaşılmakla \" davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 17.949,12 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; TTK m. 1530 iki tarafın da tacir olduğu durumlarda herhangi bir ihtara gerek olmaksızın alacaklı tarafın temerrüt faizine hak kazanacağını düzenlendiğini, bu yönüyle ilk derece Mahkemesinin vadenin belirlenemediği ve davalının ihbar ya da ihtarda bulunularak temerrüde düşürülmediği yönündeki değerlendirmesi son derece hatalı olduğunu belirterek  kanuna aykırı faiz kararının kaldırılmasını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki talep doğrultusunda davalıdan TTK m. 1530/7 uyarınca takip öncesi ticari temerrüt faizi alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; tarafımızca yapılan yetki itirazında, yetkili icra dairesinin Küçükçekmece İcra Daireleri olduğu belirtildiğini, yüksek Yargıtay'ın içtihatlarında açık olarak görüleceği üzere,  itirazın iptali davasına bakma yetkisi takibin yapıldığı yer mahkemesine ait olduğundan, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi zorunlu olduğunu, yine, mahkemenin açıklanan yönde yapacağı inceleme ve değerlendirme bakımından, kendi yetkisine yönelik bir itirazın bulunup bulunmaması da önem taşımayacağını, kısaca, itirazın iptali davasını gören mahkeme, kendi yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemek ve sonuçlandırmakla yükümlü olduğunu, yerel mahkeme vermiş olduğu kararından yukarıda izah etmiş olduğumuz üzere, yetki üzerinden herhangi bir inceleme yapmaksızın yargılamaya devam etmiş olması yasaya ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, laboratuvar hizmeti verilmesinden kaynaklı cari hesap bakiyesi alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; icra dairesinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davaya konu Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde;  davacı takip alacaklısının davalı borçlu hakkında faturaya dayalı cari hesap alacağına ilişkin 17.949,12 TL asıl alacak, 1.687,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.636,83 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket vekili, yasal süre içerisinde, borca ve müvekkilinin adresinin bulunduğu Avcılar ilçesinin yargı sınırları içerisinde bulunan Küçükçekmece İcra Müdürlüğü yetkili olduğunu belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, davacının ise, İİK 67. madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece verilen karar; davalı vekilince takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığından, davacı vekilince ise reddedilen işlemiş faiz yönünden istinaf edilmiştir.Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Çünkü, itirazın iptali davasının şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin yapılmış olmasıdır. İcra takibi yetkisiz yerde başlatılmış ve yetkiye itiraz edilmişse, itirazın iptali davası dinlenemez. Bu da, yetkili yer icra dairesinde takip başlatmış olmayı, özel yasada düzenlenen dava şartları arasında göstermektedir. Çünkü icra dairesi yetkisiz ise ve usulüne uygun icra dairesinin yetkisine  itiraz var ise, itirazının iptali davası görülememektedir.2004 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde yetki düzenlenmiştir. Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir. Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde genel yetkili mahkeme düzenlenmiş ve genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmiştir.  6100 sayılı Kanunun 10 ncu maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89 ncu maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla takip, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemelerin bulunduğu icra dairesinde başlatılabilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarih ve 2022/(23)6-449 E., 2023/395 K. sayılı ilamı:\"Sözleşmeden doğan para borçları için sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra müdürlüğü de yetkilidir (HMK md. 10). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)  89/1 inci maddesi (mülga BK'nın 73/1 inci maddesi); para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde (ikametgâhında)  ödeneceğini düzenlemektedir. Buna göre, para borçlarında, borcun ifa edileceği başka bir anlatımla para borcunun ödeneceği yer alacaklının ikamet ettiği yerdir.Somut olayda davalının para borcundan oluşan edimi yönünden borcun ifa edileceği yer, davacı takip alacaklısının ikametgâhının bulunduğu Bursa olduğuna ve icra takibi de bakiye iş bedelinin ödetilmesi istemiyle yapıldığına göre HMK'nın 10 uncu maddesi gereğince Bursa İcra Daireleri de özel yetkiye sahiptir.Özel yetki,  genel yetkiyi ortadan kaldırmaz ise de onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel hem de özel yetkili icra müdürlüğünde veya mahkemede açılabilir. Bu durumda, somut olayda icra takibinin yapıldığı Bursa ... İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu açık olup,  mahkemece davalı aleyhine davacının ikametgâhının bulunduğu Bursa ... İcra Müdürlüğünde başlatılan takibin usulüne uygun ve geçerli olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddi yerine işin esası incelenmek suretiyle hâsıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, TBK'nın 89/1 inci maddesindeki düzenlemenin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğu, niteliği itibariyle iki tarafa karşılıklı borç yükleyen ve karşılıklı edimler içeren eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtilâfta yetkili icra müdürlüğünün ve mahkemenin belirlenmesinde TBK'nın 89/1 inci maddesinin uygulanamayacağı, mahkemece usulüne uygun ve geçerli bir icra takibi yapılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olduğu ve direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir...\"şeklindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.04.2018 tarih ve 2017/19-902 E., 2018/973 K. sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.Yargıtay 15. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 13.04.2021 tarih ve 2021/1154 E., 2021/1636 K. sayılı ilamı:\"Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi ve 6098 sayılı  TBK’nın 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Alacaklının ikamet yeri Borçka olduğuna göre Borçka İcra Daireleri alacağın tahsili bakımından yetkilidir...\" şeklindedir.Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarih ve 2019/1058 E., 2020/1825 K. sayılı ilamı:\"Dava,  hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.  Taraflar arasındaki sözleşmenin 38. maddesi ile uyuşmazlıklarda Ankara mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Kaldı ki para alacağı söz konusu olduğundan  HMK 10. madde yollamasıyla TBK 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir...\" şeklindedir.Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ve takip başlatmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Somut olayda; laboratuvar hizmeti verilmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesi; İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'nun 6 maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bulunduğu Küçükçekmece İcra Daireleri ile  TBK'nın 89. maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı tarihteki davacının yerleşim yeri ile aynı yerde bulunan HMK 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin bulunduğu İstanbul İcra Daireleri'dir. Takibin, HMK 10 ve TBK 89. Maddeleri uyarınca sözleşmenin de ifa edileceği yer olan davacı şirketin muamele merkezi olan Kağıthane ilçesinin bağlı bulunduğu yetkili İstanbul İcra Dairesi'nde açıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. fıkrasında, miktar ve değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiştir. Aynı yasanın, \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile ek madde 1’de, 200., 201., 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması sureti ile uygulanacağı, ikinci fıkrada, 341, 362 ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı ifade edilmiştir.Davaya konu uyuşmazlıkta, davacı tarafça istinaf edilen dava değeri;  talep edilen işlemiş faiz talebi olan 1.687,71 TL'dir.  HMK'nın 341/2 maddesi uyarınca karar tarihi olan 12/01/2021 tarihi itibariyle geçerli olan kesinlik sınırı 5.880,00 TL TL olduğundan, reddedilen kısma ilişkin davacı tarafın istinaf talep hakkı bulunmamaktadır. 6100 sayılı hukuk mahkemeleri kanunun 346 maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusuyla ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyalarıyla ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir.Açıklanan nedenlerle; yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekili kesin nitelikte bir karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye irat kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 307,00 TL'nin mahsubu ile noksan kalan  308,40 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4- Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbca7cad12046ad5","SID":"d22cbb60a5826e9c"}}