{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t:...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İcra Müdürlüğü'nün ... İcra sayılı dosyasında, davalı-borçlu şirket aleyhine, temlik eden ... şirketten satın ve teslim alınan menkul mallar  nedeni ile düzenlenen  fatura bedellerinden doğan ve  tarafların  ticari defterlerde kayıtlı alacaktan davacıya temlik edilen 120.000 USD asıl alacağın, tahsil tarihindeki kur üzerinden tahsili istemi ile  ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin temlik eden şirkete olan borcu  olması ve alacak da likit olmasına rağmen  kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, yasa gereği arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, ... İcra Müdürlüğünün ... İcra sayılı dosyasında 120.000 USD asıl alacağa yapılan itirazın iptali ile 120.000 USD asıl alacak ve bu alacağa  takip tarihinden itibaren işleyecek bankaların  USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek  faizi ile  icra takibinin  devamını, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... şirketi arasında 15/10/2020 tarihli proforma fatura ile satış sözleşmesi kurulduğunu, işbu satış sözleşmesi incelendiğinde dava dışı ... şirketi tarafından verilen fiyat teklifinde mal bedelinin içerisinde herşey dahil olarak anlaşıldığının ortaya çıktığını, yani temlik eden ...ile müvekkili şirket arasında CIF teslim şekli ile anlaşma yapıldığını, belirtilen birim fiyatların içerisine nakliye sigorta da dahil olarak fiyat alındığını, daha sonra müvekkilinin ... Gümrük Müdürlüğü'nden malları masrafları kendisi yapmak suretiyle teslim aldığını ve mal bedellerini dava dışı şirkete eksiksiz bir şekilde ödediğini, daha sonra dava dışı şirket tarafından taraflarına ihtarname gönderildiğini ihtarnamede müvekkilinin ...'ye 372.800 USD borcu olduğunun belirtildiğini, davalının proforma faturasının CIF olmasına rağmen anlaşmaya aykırı olarak satışın gümrük beyannamelerinde FOB  olarak tanzim edildiği ve davalıdan sözleşme bedeli olarak fazla para tahsil edildiği anlaşılınca davalının fatura münderacatına itiraz ederek yetkilisi vasıtasıyla iyiniyetli olarak hem ...şirketi yetkilisi ... hem de davacı ... ile görüşme yaptığını ancak görüşmelerde anlaşma sağlanamayınca taraflarınca işbu faturaların hem davacı şirkete hem de dava dışı şirkete iade edildiğini ancak her iki adresten de faturaların iade edilmek suretiyle geri geldiğini, davalının davacıya ve temlik eden ...'ye makine satımından kaynaklanan bir borcunun bulunmadığını, müvekkillerinden anlaşmaya aykırı nakliye bedeli tahsil edilmeye çalışıldığını, kaldı ki FOB satışın yapılmasında; nakliye sözleşmesini davalının akdetmesi ya da dava dışı ...'nin davalının nam ve hesabına nakliye anlaşması yapması ve bu malların iş bu anlaşılan nakliye ile Çin'den İzmir'e gelmesi gerektiğini, yine ...'nin davalıya “navlun ve sigorta” faturası kesebilmesi için taşımayı bizzatihi yapması gerektiğinin de FOB satışın kuralı gereği olduğunu, zira FOB teslim şeklinde taşıma sözleşmesinin alıcının yapmış olması gerektiğini, böyle bir taşıma sözleşmesi ya da yüke nezaret eden konişmento bulunmadığını,  Seri :... Seri no.lu,....lu ... tarihli Gümrük Beyannamesi incelendiğinde satışının teslim şeklinin FOB Birleşik Devletler olduğunun görüldüğünü, oysa davalının Çin Menşeli mal aldığını, malların ABD'den gelmesinin mümkün olmadığını, gümrük beyannamesine yükleme limanı olarak ABD gözükmesi dahi dava dışı ...'nin beyanlarının ve faturasının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu, davalı şirketin, dava dışı ...'den ... Limanda teslim aldığı mallar yönünden, dava dışı ... firmasının ne kendi adına ne de müvekkili şirket adına navlun sözleşmesi yapmadığını, yapmış olsa ve davalıdan navlun alacağı olsa dahi, iş bu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu mallar gerçekten FOB teslim şekli ile yüklenmişse navlun ve sigorta masraflarının alıcının yükümlülüğünde olduğunu, o halde taşıma sözleşmesinin de alıcı ile yapılması gerektiğini, davalı tarafından dava dışı şirkete bu yönde bir yetki veya talimat verilmediğini, yine Deniz Hukukuna göre davalı adına tanzim edilmiş ordino ve konşimentoda bulunmadığını, müvekkilinin ... Liman serbest bölgeden malları teslim aldığını, ayrıca bir navlun sözleşmesinin davalı adına akdedilmediğini, dava dışı şirket yetkilisi ... ve temlik alacaklısı ...'nun haksız ve yersiz olarak davalı şirketten navlun ücreti talep ettiklerini, davacının MÖHUK ve HMK hükümlerini dolanmak suretiyle usulüne uygun olmayan ve geçersiz bir temlik ile icra takibi ve dava açmakla aslında taraf sıfatı olmaksızın işlem yaptığını, davacının aktif taraf sıfatı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu uyuşmazlıkta, takip talebi ve ödeme emrinde, yabancı para alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve TL karşılığı gösterilmediği gibi yabancı para alacağının harca esas Türk Lirası karşılığının da yazılmadığını, anılan yasa hükümlerinin emredici nitelikte olduğu, takip talebinde emredici yasa hükümlerine  uyulmadığı,  bu itibarla takibin usulüne uygun olmadığı, geçerli bir takibin olmadığı, bu durumun davanın her aşamasında resen gözetilebileceği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın ve gerekçenin usul ve yasaya, icra dosyasından ikinci kez düzenlenen ödeme emrine uygun olmadığını, dava konusu icra dosyasında takip taleplerinde Türk Lirası karşılığı gösterilerek takip talebi düzenlenmesine rağmen  icra dairesi tarafından ilk düzenlenen icra emrinin buna uygun düzenlenmediğini, hatta bu  hususun ilk itiraz dilekçesinde borçlu-davalı tarafından da itiraz nedeni olarak ileri sürüldüğünü, bunun üzerine 19/09/2022 tarihli talepleri ile icra  dairesinden ikinci ödeme emri düzenlenmesi ve tebliğ edilmesinin talep edildiğini, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen ikinci ödeme emrinde döviz cinsi alacağın Türk Lirası karşılığının gösterildiğini, itiraz üzerine huzurdaki davanın ikame edildiğini, ilk derece mahkemesinin icra dosyasındaki  ikinci ödeme emrini görememiş olabileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun İİK’nın 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği, yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde ise; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmektedir.<br> Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK’nın 12.05.1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararı). <br>Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi (BK'nun 83 md.) uyarınca; “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.”düzenlemesi yer almaktadır.<br>Eldeki davada, ... İcra Dairesi'nin ... Esas (Kapatılan ...Dairesi'nin ... Esas) sayılı dosyasının yapılan incelemesinde, icra dairesinin 19/02/2022 Karar Tensip Tutanağı ile, 06/09/2022 tarihli ödeme emrine harca esas değerin yazılmamış olduğu, bu nedenle borçlu şirketin takibe itiraz ettiği anlaşılmakla talep gereği işlem yapılmasına, dosyada bulunan takip dayağı  belge içeriğinde yer alan harca esas miktarın ödeme emrine dahil edilere borçluya yeniden tebliğine karar verildiği, akabinde 26/09/2022 tarihli harca esas değerin Türk Lirası karşılığı yazılan ödeme emrinin düzenlenerek borçluya tebliğ edildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin 03/10/2022 tarihinde durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. <br>O halde, ikinci düzenlenen ödeme emrinin İİK'nın 58/3. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak düzenlendiği, borçlunun bu ödeme emrine itirazı üzerine, itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşıldığından, taraf delilleri toplanıp esasa ilişkin bir değerlendirme yapmak yerine, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,  <br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi....<br>\t\t<br>...<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c54e78e051667116","SID":"02cc99bf8fe85634"}}