{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1347 Esas<br>KARAR NO:2025/257 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/158 Esas- 2022/349 Karar<br>TARİH:11/05/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satım ve Temlik Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  dava dışı ... Şti ile davalı arasında kapı kolu ticari emtiası satımı amacı ile 27/09/218 tarihinde davalı satıcının banka hesabına 20.000,00 USD önden avans ödemesi yapılmışsa da, davalı borçlu firma mal teslimi yapmadığı gibi ödemeyi de iade etmediğini, alıcı firmanın iade alacağını müvekkiline 26/11/2018 tarihli adi yazılı sözleşme ile temlik ettiğini, davalıya ihtar çekilmişse de sonuç alınamadığını belirterek tahsil için başlatılan icra takibine vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali ile takibin devamını, asgari %20 inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili ile aralarında herhangi bir alım satım sözleşmesi bulunmadığı gibi davacı tarafın ihtarnameye sözleşme fatura ve cari hesap gibi ticari ilişkiyi ispatlayıcı bilgi belge sunmadığını, yapılan havale işleminin aksi belirtilmediği yada ispatlanmadığı sürece var olan borcun ödendiğine karine olduğunu, davacının avans ödemesini ispat edemediğini belirterek davanın reddini dileyerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/05/2022 tarih ve 2021/158 Esas- 2022/349 Karar sayılı kararında;\"Dava hukuksal niteliği itibariyle, alacağın temliki uyarınca dava dışı alıcının avans iddiası ile gönderdiği havalenin mal teslimi yapılmaması nedeniyle iadesine ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.Kural olarak açıklama içermeyen havale yada EFT ödemesi mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılan bir ifa edimidir. Bunun aksi HMK'nın 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı delil yada ikrar gibi kesin bağlayıcı delillerle ispat edilmelidir. Somut olayda banka havale dekontunda açıklama kısmında ... fatura bedeli yazmaktadır. Yani dava dışı temlik eden ... firması faturaya istinaden ödeme yaptığı yönünde dekonta açıklama yapmıştır. Ancak avans yada veresiye satıma ilişkin herhangi bir açıklama olmadığı gibi taraflar (temlik eden ile davalı) arasında ödemenin alındıktan sonra siparişin gönderileceğine dair herhangi bir yazılı sözleşme  de sunulabilmiş değildir. Davalı borçlunun 14/09/2020 tarihli ...yevmiye sayılı Bakırköy 3. Noterliğinden gönderilmiş cevabi ihtarnamede taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı yönündeki beyanı çelişkili davranışmış gibi anlaşılsa da esasında ihtarname metninin bütünü incelendiğinde temlik işleminden haberdar olmadığı yönünde savunma getirildiği gibi ihtarı çeken davacı ... ile aralarında herhangi bir ilişki olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle çelişkiden söz edilemez. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi adı altında 28/07/2021 tarihli dilekçesindeki ileri sürdüğü hususlar bu nedenle yerinde görülmemiştir. Ticari ilişkinin bulunduğu yönünde davalının ispat yükümlülüğü mevzu bahis değildir.Davacı yan delil başlangıcı olarak mail yazışmaları ve whatsapp yazışmaları ile bir kısım fotoğraflar sunmuşsa da ibraz olunan bu belgeler 20.000,00 USD tutarlı mal satışının ispatına yeterli olacak düzeyde değildir. Mail yazışmalarında banka hesabına 20.000,00 USD geldiği belirtilmişse de zaten ödeme hususu çekişmeli değildir. Diğer yandan whatsapp yazışmalarından da avans şeklinde işleyen bir ticari münasebet olgusu anlaşılamamaktadır. Bir başka söyleyişle mal bedelinin peşin gönderildiği halde ticari emtiaların teslim edilmediği ispatlanamamıştır. Sunulan yazışmalar ve belgeler ise yazılı delil başlangıcı olmaya yetecek ağırlıkta değildir. Bu nedenle dekonttaki fatura bedeli ödemesinin avans olarak verildiği, malın teslim edilmediği davacı tarafından ispat edilememiştir. Davacı taraf yemin deliline de açık bir şekilde dayanmamıştır. Bu nedenle yemin hakkı da sorulmaksızın ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava ispatlanamadığı için reddedildiğinden kötü niyet sabit görülmemiş olup davalı tarafın tazminat istemi de yerinde değildir....\"gerekçesi ile,''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile haklılıklarının ve müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, tüm delillerin ve bankadan gönderilen para ile de davacı müvekkilin alacaklı olduğunun sabit iken davanın kabulü yerine hatalı ve hukuka aykırı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle kararın bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı okunduğunda görüleceği üzere dosyadan resmi olarak yapılan bilirkişi incelemesi ve bilirkişi raporuna kararın hiçbir noktasında yer verilmediğini, öte yandan birçok hatalı tespit ve ispat kurallarının tersi yönde hatalı değerlendirmeler mevcut olduğunu;Söz konusu dosya tahtında gerçekleşen 15/09/2021 tarihli celse 4 numaralı ara kararı ile; ''Tarafların ve dava dışı temlik eden ... Şti.'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce re'sen seçilen mali müşavir bilirkişi ... eliyle 15/10/2021 günü saat: 14.30 da mahkememiz kaleminde inceleme yapılmasına, ticari defterlerin mahkemeye getirilmesine güçlük beyan edilmesi halinde HMK 278/4. Maddesi uyarınca bilirkişiye yetki verilmek suretiyle incelemenin şirket merkez ya da merkezlerinde yapılmasına'' karar verildiğini,Kendilerinin 15/10/2021 tarihli inceleme günü mahkeme kaleminde hazır bulunduklarını ve dava dışı temlik eden firmanın da defter ve kayıtlarını ibraz etmek suretiyle incelemeye katıldığını, ancak davalının inceleme günü defter ve kayıtlarını hazır etmediğini ve incelemeye katılmadığını ve herhangi bir mazeret de bildirmediğini, öte yandan mahkeme ara kararında da yazılı olduğu şekilde herhangi bir güçlük de beyan etmediğini ve bu şekilde açık şekilde ticari defter ve kayıtlarını inceletmekten imtina ederek kaçındığını,Davalı-borçlu ile temel ilişki içerisinde olan ve alacağını temlik eden dava dışı ... Şti. nin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde ve TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiğinin bilirkişi raporunda belirtildiğini, ayrıca; '' Dava dışı temlik eden ... Şti 'nin ... Bankası aracılığıyla 27.09.2018 tarihinde ''20.000-USD Metal Fatura bedeli'' açıklamalı havaleyi davalı ... Şti. 'ye gönderdiği, dava dışı temlik eden ... Şti gönderdiği 20.000-USD tutarlı havaleyi, 20.000-USD karşılığı (Verilen Sipariş Avansları) cari hesap kodunda 27.09.2018 tarihinde 1515 yevmiye numarası ile ticari defterlerinde kayıt ettiği ve 31.12.2018 tarihinde 20.000-USD alacağının bulunduğu'' hususunun raporda belirtildiğini, bilirkişi raporuyla da davalının borçlu olduğunun sabit olduğunu, Hal böyleyken borçlu olduğunu açık şekilde bilen davalının ticari defterlerini inceletmediğini, defter ve kayıtları hazır etmediğini, inceleme günü mahkemede hazır bulunmadığını ve yerinde inceleme talep etmediği gibi herhangi bir mazeret veya güçlük de bildirmediğini, davalının tutumuyla borçlu olduğu için defterlerini inceletmediğini ve öte yandan bu tavır ve davranışlarıyla davayı uzatmaya çalışarak mal kaçırdığını ve müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığını beyan etmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması başlıklı 222. Maddesi 5. Fıkrası: ''Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. '' hükmüne havi olduğunu, davalı tarafın mahkemece tesis edilen ara karara rağmen defterlerini ibraz etmediğini, bu nedenle zaten banka dekontu ile de sabit olan alacağın dava dışı temlik eden firmanın ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle de bir kez daha bilirkişi raporuyla sabit hale gerldiğini, bu nedenle davanın haklılığının bir defa daha anlaşıldığını, Yüksek Mahkemenin de defter ibrazından kaçınmanın hukuki sonuçları hakkında karar tesis ettiğini beyan etmiştir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/4087 Esas - 2017/261 Karar sayılı 23.01.2017 tarihli kararında: ''Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. ''Defter ibraz etmeyen tarafın ticari defterlerindeki kayıtların incelenebilmesinin önüne geçtiğinden alacağın varlığının bu yönüyle de kanıtlandığını beyan etmiştir.Gelinen aşama itibariyle davalı tarafın ticari defter inceletme istek ve taleplerinin tamamıyla yargılamayı uzatmaya yönelik olup reddi gerektiğini, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi yönündeki taleplerini kabul etmediklerini ve bu yöndeki taleplerine muvafakatlerinin bulunmadığını beyanla, davalının tutumunun yargılamayı uzatmaya yönelik ve müvekkilin alacağına kavuşmasını geciktirmeye yönelik olduğunu ve hukuken korunabilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. <br>Davalının cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilin aradaki ticari ilişkiyi ispat etmesi gerektiğini bu anlamda sözleşme, fatura ve ticari ilişkiyi gösterir evraklar sunması gerektiğini ileri sürdüğünü, ayrıca Bakırköy 3. Noterliği 04/09/2020 tarihli ... yevmiyeli cevabi ihtarnamesi ve icra takip dosyasına itirazı incelendiğinde görüleceği üzere tümü birbiriyle çelişen ifadeler içerdiğini, bununla birlikte gerek cevap dilekçesi gerekse de ihtar ve takibe itirazında 20.000-USD'lik para havalesinin ne için yapıldığını açıklayamadığını ve ... Elmelik firmasından olan alacağına karşılık borç ödenmesi olarak havale yapıldığını da ileri sürmediğini, eğer davalının, yapılan ödemenin borç ödemesi olduğu yani alacağına karşılık bu havaleyi aldığı yönünde bir savunması olsaydı en geç cevap dilekçesinde bu savunmasında açıkça yapması gerekeceğini, davanın geldiği bu aşamadan itibaren davalının savunmasını değiştirmesine muvafakatleri olmadığını beyan etmiştir.Davalının henüz dava açılmadan önce başlayan çelişkili tavrını halen sürdürdüğünü, dava öncesinde de çektiği ihtarnamede tıpkı cevap dilekçesinde olduğu gibi  tarafları tanımadığını ve arada ticari bir ilişki olmadığını ileri sürdüğünü, ancak 20.000-USD'lik ödemenin ne için yapıldığını açıklayamadığını, üstelik yapılan havalenin açıklama kısmının boş olmadığını ve 'metal fatura bedeli' açıklaması yer aldığını, bu nedenle davalının karşılığında faturasını ibraz etmesi ve mal teslimini de ispat etmesi gerektiğini, ancak bu yönde bir ispat veya fatura ibrazı mümkün olmadığını,  davalının fatura düzenlemediği gibi mal teslimi de yapmadığını,Dava dışı ... Şti., ... Şti.'den alacağı zamak tipi çekmekol (kapı kolu) mallar için 27/09/2018 tarihinde davalı borçlunun ...Bankası A.Ş. ... IBAN numaralı hesabına 20.000.00 USD tutarında fatura bedeli açıklamasıyla havale yapıldığını, ancak geçen sürede davalı- borçlu firma malları temin ve teslim etmediği gibi ödemeyi iade de etmediğini, .... Şti.'nin alacaklı olduğu bu tutarın davacı müvekkil ...'e 26/11/2018 tarihinde yapılan temlik sözleşmesiyle temlik edildiğini, Müvekkil ...'in alacağın tahsili için çeşitli uğraşlar neticesinde tahsili sağlayamadığını, 27/08/2020 tarihinde Kartal 23. Noterliği ... Yevmiye ile borçlu şirket olan ... Şti. ihtarname gönderildiğini, davalı firma yetkili ve çalışanlarıyla çeşitli görüşmeler yapıldığını ancak görüşmelere ve ihtarnameye rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmadığını,<br>Davalı .... Şti. Bakırköy 3. Noterliği 04/09/2020 tarihli ... Yevmiyeli ihtarname ile verdiği cevapta ''taraflar arasında ticari ilişki söz konusu değildir'' dediğini, iki firma arasında birbirlerini tanımamak üzere ve ticari ilişki bulunmadan 20.000-USD para gönderilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu cevabın da davalı borçlunun iyi niyetle hareket etmediğini gösterdiğini,Davalı ... firmasını temsilen kendisini 3 Kasım 2020 tarihinde firmada yetkili olduğunu söyleyen ... isminde bir kişinin aradığını, ardından yine whatsapp uygulaması üzerinden ''... Bey hayırlı günler. Ben ... bugünkü telefon görüşmemize istinaden ne zaman müsait olursunuz. Saygılarımla...'' yazdığını ve sulh olmak adına görüşme isteğini ilettiğini, kayıtların daha evvel dosyaya sunulduğunu, Yine ... firması mali müşaviri ...'ın 9 Eylül 2020 tarihinde yani yaklaşık olan 1 yıl önce kendisini aradığını ve ardından whatsapp uygulaması üzereinden ''... bey selamlar mail adresinizi alabilir miyim elimizdeki dekont fatura vs. evraklar size göndereyim '' dediğini, kendisinin mail adresini vermesi üzerine de aşağıda izah edilecek olan maili kendisine gönderdiğini, bu yöndeki kayıtların da daha evvel dosyaya sunulduğunu beyan etmiştir.Ardından 10.09.2020'de kurumsal uzantılı ... mail adresinden kendisine ait ... mail adresine cc'de ... adresli ... isimli bir başka ... çalışanı veya yetkilisi de yer alacak şekilde mail gönderdiğini, göndermiş olduğu mailde''... ve yurt dışı ...firması ile olan işlemler aşağıdadır, bilgilerinize 27.09.2018 tarihinde banka hesabına 20.000-usd geldi 26.11.2018 tarihinde elden 72.200-usd nakit tahsilat yapıldı 26.11.2018 tarihinde 95.460-usd satış yapıldı 3.234-usd komisyon ve 26-usd hesap mutabakatı düşülerek hesap kapatıldı'' dediğini beyan etmiştir. Öncelikle davalının gerek wsapp ve gerek mail yazışmalarının tamamında tıpkı ihtarname, itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesinde olduğu gibi yine bambaşka ve farklı türden ve çelişkili beyanlar ile iddialar ileri sürdüğünü, davalının bu beyanlarına da itibar edilemeyeceğinin oldukça açık olduğunu, ayrıca yine davalı ... firması mali müşaviri ... cep telefonuma dava dışı/temlik eden ... firması yetkisi olduğunu beyan ettiği ...'nun ... firması içerisinde toplantı masasında çekilmiş fotoğraflarını da gönderdiğini, bunun üzerine kendisi tarafından bu tarz fotoğrafların ve görüntülerin paylaşılmasının doğru olmadığı yönünden uyarıda bulunulduğunu,Hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını beyan eden davalı tarafın bu defa telefon kayıtları, whatsapp yazışmaları, mail içeriğinde ticari ilişkiye istinaden açıklamalar yapmasının davalının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalının 20.000-USd'lik ödeme karşılığında mal teslimi yapmadığının açıkça ortaya çıktığını, davalının bir yurtdışı isimle birlikte hareket ederek ticarete ilişkin kanaat oluşturması durumunun da kendisi tarafından kabul edilebilir olmadığını, davalı firmanın mali müşavirinin mail içeriğindeki açıklamalarını da hukuken kabul etmediklerini bildirdiklerini beyan etmiştir.Öte yandan davalı-borçlu firma tarafından paylaşılan fotoğraflar incelendiğinde görüleceği üzere toplantı esnasında masa üzerinde çeşitli kapı kollarını numunelerinin bulunduğunun görüleceğini, bu durum da davalı ile dava dışı ... firması arasında kapı kolları sipariş işine ilişkin görüşme gerçekleştirildiğini ve haklılıklarını ortaya koyduğunu beyan etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. Maddesi:'' Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.'' hükmüne haiz olduğunu, davalının mali müşaviri ve yetkilileri tarafından yapılan yazışmalar ve paylaşımların açıkça delil niteliğinde olduğunu ve huzurdaki davadaki savunmalarının aksini tek başlarına ispat ettiğinin bu kanun hükmünden anlaşılacağını beyan etmiştir.Yüksek Mahkeme'nin de huzurdaki davadaki somut uyuşmazlığa benzer uyuşmazlıklarda mail yazışmaları gibi elektronik veri ve paylaşımların delil olduğunu vurguladığını; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/1014 E. 2020/4488 K. 10.06.2020 Tarihli kararında: \"Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK'nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. '' demektedir. (EK. Yargıtay ilamının tam metni) Davalının hiçbir ticaretinin olmadığını ve temlik eden ve alıcıyı tanımadığını ileri sürdüğünü ve ancak 20.000-USD bedelin kendilerine neden havale edildiğini ise açıklayamadığını, davalının savunma olarak açıkça borca karşılık ödendiği iddia ve savunmasında da bulunmadığını, bu nedenle gelinen aşamadan sonra bu yönde bir savunmada bulunabilmesinin de mümkün olmadığını ve kendilerinin savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesine muvafakatleri bulunmadığını, böylece davalının hem hesaplarına 20.000-USD havale yapıldığını hem de ticari ilişki olmadığı ve tarafları tanımadığını iddia ettiğini, bu durum da dahi sebepsiz zenginleşme hükümlerinin gündeme geleceğini ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca yapılan havalenin iadesi gerekeceğini beyan etmiştir. Sebepsiz zenginleşmenin Türk Borçlar Kanunu 77 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesi: ''Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.'' hükmüne haiz olduğunu, sebepsiz zenginleşme için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerektiğini, Borçlar Kanunundaki düzenlemeye göre sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebileceğini, Bu durumda davalının davaya cevap dilekçesinde temel ilişkiyi inkar ettiğine ve arada bir ticaret bulunmadığı yönünde savunma yaptığına göre o halde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre havale edilen bedeli iade etmek zorunda olduğunu, öte yandan davalının mali müşavirinin mail yazısında belirttiği takasa ve mahsup yönündeki savunmanın da kendileri tarafından kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, bu mail yazısı içeriğindeki ticari teammüllere aykırı anlatıma da en net şekilde itiraz ettiklerini, davalının müvekkile karşı bir takas veya mahsup hakkını kullanabilmesinin mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi'nin benzer bir olayda vermiş olduğu kararında da bu durum net şekilde ifade edildiğini beyanla;<br>Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2018/574 Esas - 2018/398 Karar sayılı 30.03.2018 tarihli kararında: '' davalının, davacı tarafından ödenen davaya konu meblağın önceki borca karşılık takas yoluyla mahsup edildiği iddiası, takas şartlarını taşımaması nedeniyle yerinde değildir. Zira iki kişinin karşılıklı alacaklarının takasa konu olabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda ... Plakalı aracın satışının davacıya yapıldığı, bu kapsamda ödenmeyen çek bedeli nedeniyle davacının borçlu olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Oysa, incelenen soruşturma dosyası ile icra dosyasına göre davacının söz konusu araç alım satımında taraf olduğu ve davalıya borçlu olduğu ispat edilememiştir. Bu haliyle davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldığını geri iade etmekle yükümlü olduğu, davalı tarafın icra takibine yönelik itirazının haksız olduğu, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm kurulmuştur.'' denildiğini, <br>Yargıtay 3. Hukuk dairesi 2013/1715 esas - 2013/2939 Karar sayılı 25.02.2013 tarihli kararında: ''Sebepsiz zenginleşme davasının konusu, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen kimsenin, bu zenginleşmeyi hak sahibine geri vermesidir. Müspet zenginleşme, kendi içinde aktifin artması ve pasifin azalması şeklinde gerçekleşir. Borcu ortadan kaldıran her işlemde zenginleşenin mal varlığının pasif kısmı azaltılmış ve bu oranda da davalı zenginleşmiş olur.'' denildiğini, eğer davanın hukuki nitelemesi davalının beyan ve savunmalarından sonra sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırılacak olur ise bu durumda da davalının hesaplarına havale edilen 20.000-USD'yi iade etmesi gerektiğini,Sonuç olarak, müvekkil ... alacağın tahsili için İstanbul 25. İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalı/borçlu firma tarafından icra takibine haksız ve  hukuki dayanaktan yoksun şekilde itiraz edildiğini, davalı firmanın uyuşmazlığa konu icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi incelendiğinde, söz konusu dilekçenin maktu ifadelerden oluştuğunun, hiçbir açıklama yapılmaksızın borca itiraz edilmesinden oluştuğunun görüleceğini, davalı firmanın borcunu ödediğini gösterir dekont ibraz edemediğini, davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğini ve ticari defter ve kayıtları üzerine inceleme yapılmasına imkan vermediğini, dava dışı ... firmasının ticari defter ve kayıtları ise usulüne uygun ve TTK anlamında delil niteliğine haiz olduğu ve alacaklı olduğu, davalının borçlu olduğu sabit olup bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu, davalının, alacaklı müvekkilden mal kaçırmaya yönelik olarak hareket ettiği ve yargılamayı uzatarak müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemeye çalıştığını beyan etmiştir. Ayrıca temlik eden dava dışı ... firması tarafından banka yoluyla gönderilen tutarın açıklama kaydı içermeyen bir havale işlemi olmadığını, makbuz incelendiğinde de açıkça ''... bedeli'' açıklaması yer aldığının görüleceğini, böylece mahkemece bir para borcunun ödendiği yönündeki karinenin uygulanmasının, üstelik davalı tarafın bu yönde bir savunması dahi yokken mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemenin kararının zaten bu yönüyle hatalı olduğunu, yine mahkeme kararındaki hatalı değerlendirmelerden bir diğerinin de ''ticari emtiaların teslim edilemediği ispatlanamamıştır'' yönündeki değerlendirme olduğunu, malın teslimini ispat külfetinin davacı müvekkilde değil, davalı borçlu taraftadır ve davalı taraf mal teslimin yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, malları teslim etmediği için ispat etmesinin de mümkün olmadığını, yukarıda arz ve izah etmiş olduğu nedenlerden, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen usul hataları bulunduğunu, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapılmadığını, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulanmadığını, delillerin hiç değerlendirilmediğini ve eksik değerlendirilmesinden dolayı hatalı sonuca varılması ve dosyaya katılan resmi bilirkişi raporunun da davacı müvekkil lehine gelmiş olmasına ve mali kayıtlara göre müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu sabit olmasına rağmen kamu düzenine aykırılık oluşturacak şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunun görüleceğini beyanla, istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını, davanın kabulü ile; davalı-borçlunun İstanbul 25. İcra Dairesi ... sayılı icra takibine yaptığı  itirazın iptaline ve takibin tüm faiz ve ferileriyle birlikte devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı borçlu aleyhine İİK m.67/2 uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, hatalı mahkeme kararı sebebiyle müvekkilinin ödemek veya teminat depo etmek zorunda kalacağı aleyhe vekalet ücreti ve arabuluculuk giderleri ücretlerinin iadesine ve eski hale getirilmesine karar verilmesini, AAÜT'nin 16/2-c hükmü gereği arabuluculuk vekalet ücreti ve huzurdaki davanın yargılama gideri ve vekalet ücretinin ve istinaf yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; dava dışı şirket tarafından, teslim edilecek ürünler karşılığında davalıya avans ödemesi olarak gönderildiği iddia edilen ve davacı tarafından temlik alınan bedelin ürünlerin teslim edilmediği iddiası ile davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, dava dışı ...Ltd. Şti. tarafından davalıya teslim edilecek ürün bedeli karşılığında, banka aracılığı ile ve banka dekontunda \"... fatura bedeli\" açıklamalı olarak 20.000,00 USD avans ödemesi gönderildiğini, ancak davalı tarafından ürünlerin teslim edilmediğini ve bedelin de iade edilmediğini, söz konusu bedelin davacı tarafından dava dışı şirketten alacağın temliki sözleşmesi ile temlik alındığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı ve dava dışı şirkete borçlu olmadıklarını, davacı tarafından aralarında ticari ilişki, sözleşme olduğunun ispat edilemediği, ayrıca banka havale/eft'sinin mevcut bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiğini, davacı tarafından karinenin aksinin ispat edilmediğini ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece de gerekçeli kararda isabetli bir şekilde belirtildiği gibi taraflar arasında dava konusu edilen 20.000,00 USD bedelin  \"... fatura bedeli\" açıklamalı olarak dava dışı şirket tarafından davalıya gönderildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf söz konusu ödemenin avans ödemesi olup olmadığı ve avans ödemesi ise karşılığında ürünlerin teslim edilip edilmediği hususundadır.TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.\" hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yapıldığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde  ödeme yapıldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Yine davacının avans olduğunu iddia ettiği ödemesi banka havalesi suretiyle yapılan ödemedir. Havale mevcut bir borcun ödemesi niteliğindir. Yani havale borcun bulunduğuna, malın teslim edildiğine karine teşkil etmektedir. Bu durumda davacı tarafından dava dışı şirket ile davalı arasındaki satış sözleşmesinin varlığı, banka dekontunda fatura bedeli olarak açıklama bulunuyor ise de aynı anda ifa kuralı gereği dava konusu tahsilatın avans olarak verildiği, ödeme bedeli kadar malların teslim almadığını iddia eden davacının, bu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından iddialarının ispatı için whatsapp yazışmaları, fotoğraflar ve mail kayıtları sunulmuş ise de söz konusu kayıtların içeriğinde davalı tarafından davacı iddialarının ikrar edilmediği gibi iddiaları ispatlayacak bir husus da bulunmamaktadır.Davalının mali müşaviri tarafından gönderilen kayıtta 20.000,00 USD'nin dava dışı şirket tarafından kendilerine gönderildiği belirtilmiş olup, bu husus zaten ihtilaf konusu değildir. Ayrıca 20.000,00 USDnin ne şekilde kullanıldığı ve hesabın sıfırlandığı belirtilmiştir. İspat külfeti davacıda olduğundan davalının söz konusu havalenin ne için yapıldığını açıklama ve ispat külfeti bulunmamaktadır. Davacı tarafından davalının defter ve kayıtlarının bilirkişi incelemesine ibraz edilmediği gerekçesi ile de TTK'nın 222/5 maddesi uyarınca alacağın ispat edildiği iddia edilmiştir. Ancak TTK'nın 222/5 maddesi uyarınca bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurması, ancak karşı tarafın münhasır delil olarak buna dayanmasına bağlı olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının defter ve kayıtlarına münhasıran delil olarak dayanılmamıştır. Yine TTK'nın 222/3 maddesi uyarınca İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi  yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekeceği hükmündeki davalının defter ve kayıtlarının ibraz etmemesi halinde alacağın ispatı için TTK'nın 222/2 maddesi uyarınca davacının defter ve kayıtlarının kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış defterlerinin ibrazı üzerine diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi  yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekeceği, ancak davacının gerçek kişi olması ve defter ve belgelerinin bulunmaması sebebiyle sunulmadığı, üçüncü kişinin davada taraf olmadığı, ayrıca Mahkemece davalıya TTK'nın 220/3 maddesi uyarınca ticari defter ve belgelerini sunmamasının sonuçlarına ilişkin usulüne uygun bir ihtar yapılmadığı anlaşılmakla söz konusu maddenin de somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafından dava konusu ödemenin avans ödemesi olduğu ve karşılığında ürünlerin teslim edilmediği hususu geçerli yazılı ve kesin deliller ile ispat edilemediğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b 1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bbfe1b30dde1b327","SID":"50e57c65c5b8611a"}}