{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1145 <br>KARAR NO\t\t: 2025/107<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 22/04/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2019/582 Esas - 2022/255 Karar<br>DAVA             \t\t: Tapu İptali ve Tescil-Aidat Alacağı<br>DAVA TARİHİ\t\t: 22/11/2019<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 29/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2022 tarihli 2019/582 Esas ve 2022/255 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, geçmişte kooperatifin az sayıda üyesine tapu devri yaptığını, davalının da bunlardan birisi olduğunu, ancak kooperatifin geri kalan çoğunluğunu oluşturan diğer üyelerine ise halen tapu devri yapılamadığını, kooperatifin geçmişte yöneticilerince birçok yolsuzluk yapıldığını ve zarara uğratıldığından aleyhine açılan icra dosyaları yanında halen devam eden birçok hukuk ve ceza davaları bulunduğunu, müvekkilinin halen de küçümsenemeyecek miktarda borçları bulunduğunu, bu borçlar nedeniyle şu anda kooperatife ait olan daireler üzerine hacizler konduğunu, bu nedenle halen tapu devri verilememiş üyelere devir yapılamadığı gibi kısa sürede yapılma ihtimali de bulunmadığını, kooperatif üyeleri arasında çok büyük eşitsizlikler bulunduğunu, davalı üyenin kendisine tapu devri de yapılmış olmasına ve dairesinde oturmasına rağmen çok uzun süredir aidat ödemelerini yapmadığını, bu nedenle geçmişte önce Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3695 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının bu takibe itiraz ettiğini ve Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ni 2017/303 Esas sayılı dosyası ile verilen kararda davalının toplam 17.700,00-TL asıl alacak ve 2.137,05-TL faiz olarak toplam 19.837,05-TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, akabinde borçlunun sonraki aidatları için Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9680 Esas sayılı dosyası ile ve son olarak yine devam eden aidat borçları için Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8708 Esas sayılı dosyası ile icra takipleri yapıldığını, yapılan bu takiplerde yapılan araştırmalarda davalı emekli olduğundan emekli maaşına haciz konulamadığını, adına kayıtlı sadece dava konusu edilen ve kooperatif üyeleri arasındaki eşitliği bozması nedeniyle esasen hatalı olarak yapılan işlem ile kendisine devroluna taşınmaz dışında haczi kabil hiçbir malının da olmadığının tespit edildiğini, davalı adına kayıtlı bu taşınmazın haczi ile satışının mümkün olması halinde dahi, icra ihalesi ile alan kişinin kooperatife üye olma zorunluluğu olmayacağından müvekkilinin aidat alacakları kısmi olarak tahsil edilse dahi, devam eden aidatların tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle gerek kooperatifin gerekse davalının aleyhine olacağının aşikar olduğunu, oysa taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına kaydedilmesine karar verilmesi halinde müvekkilince bu daire için yeniden üye kaydı yapılarak bugüne kadar ödenmesi gereken aidatların tahsilinin mümkün olacağını ve tahsil edilen bu aidatlardan davalı tarafından ödenmiş olan aidatlardan davalıya iade edilmesi gereken kısmının kendisine iadesinin mümkün olacağı dikkate alındığında bu kararın gerek kooperatifin gerekse davalının lehine olacağının görüldüğünü, davalının halen aidat borçlarını ödemediğini, müvekkili adına kayıtlı iken kooperatifin ve ödemelerinin devam etmesine rağmen tapu kaydına hiçbir sınırlayıcı takyidat da konmaksızın taşınmazın davalıya devredilmesi işleminin hatalı olduğunu ve kooperatif üyeleri arasındaki eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, kooperatifin her üyesinin ödemesi gereken aidatlar toplamının 115.500,00-TL olduğunu, bu aidatların ödenmemesi halinde 08/03/2015 tarihli genel kurulun 11.maddesi ile aylık 1,5 faiz uygulanmasına karar verildiğini, genel kurul kararının iptalinin istenmediğini ve genel kurul kararının kesinleştiğini, bu halde alacağın dayanağının haklı ve usulüne uygun olduğunu, diğer yandan davalının itirazında ödeme yaptığından bahsetmediğini, herhangi bir ödeme makbuzunun da sunulmadığını, açıklanan nedenlerle; davalının davadan haberdar olduğunda dairesini satarak davayı sonuçsuz bırakabileceği dikkate alınarak, davalı adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mah., Cilt ..., Sayfa ..., Ada ..., Parsel ...de kayıtlı ... Blok ... bağımsız bölüm nolu mesken nitelikli taşınmazı üzerine müvekkilinin kooperatif oluşu ve birçok dairenin mevcut olması ve olayın diğer somut özellikleri dikkate alınarak teminatsız olarak tedbir konmasını, haklı davanın kabulüyle taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkili adına tesciline, tapu kaydının iptali ve tescil talebinin reddi halinde dava tarihi itibariyle müvekkiline olan asıl ve ödeme tarihlerinden itibaren genel kurul kararları gereği yıllık %18 (aylık 1,5) oranı üzerinden hesaplanacak faizleri ile birlikte borcunun hesaplanarak alacağın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yerinde olmadığını, kooperatife olan aidat borçlarını düzenli olarak ödediğini, kooperatifin tüm genel kurul kararlarına uyduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...Davacı kooperatif tarafından 03.03.2016 tarihinde Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü kanalı ile başlatılan 2016/3695 sayılı icra takibine davalının  itirazı üzerine mahkememizin 2017/303 E  sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında  2018/264 K. sayılı kararı ile \" Karşıyaka İcra Müdürlüğü'nün 2016/3695 sayılı dosyası ile yapılan takibin 17.700,00TL' asıl alacak ve 2.137.05 TL lik faiz alacağına  yönelik itirazın iptaline karar verildiği\", Yine davacı kooperatif  tarafından davalı aleyhine  Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü kanalı ile başlatılan 2017/9680 sayılı takipte aidat borçları için ve Karşıyaka 1 İcra Müdürlüğünün 2018/8708 E sayılı dosyasında ise Karşıyaka Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/302 E ve 2015/454 K sayılı kararından kaynaklanan yargılama gideri ve  vekalet ücreti alacağı için  icra takibi yapıldığı ,davacının dava dilekçesinde davalının emekli olduğundan maaş haczi uygulanamadığını bildirdiği  ve davacı vekilinin, kooperatif alacağını teminat altına almak amacıyla  tapu iptal ve tescil talep ettiği ,davacı kooperatifin, davacının daha önce mahkeme kararları ile hüküm altına alınan alacakları bakımından  ve  doğmuş ve doğacak olan ortaklık alacaklarının teminatı olarak gördüğü taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep edemeyeceği  anlaşıldığı...\" gerekçesiyle \"...Davanın reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her şeyden önce mahkemenin dava dilekçeleri eksik incelemesi neticesi terditli taleplerinin ikincisini bile fark edemediğini, kararın tapu iptal talebinin reddi kısmı da hatalı ise de öncelikle usule ilişkin olması hasebiyle davalarının terditli taleplerinden ikinci sıradaki taleplerinin mahkemece fark edilmediği ya da fark edilmiş ise göz ardı edildiğinden hatalı olduğunu,  terditli taleplerinin ilkinin tapu iptali, bu talebin reddi halinde ikincil taleplerinin ise dava tarihi itibarıyla müvekkili alacağının dava tarihi itibarıyla hesaplanarak hüküm altına alınması olduğu halde sadece tapu iptal taleplerinin reddiyle yetinilmesi ve ikincil taleplerinin dikkate alınmayarak alacağa hükmolunmasına ilişkin talepleri hususunda hiçbir karar verilmemesi HMK'nın konuya ilişkin düzenlemesi olan 111. Maddesine aykırı olmakla kararın öncelikle bu açıdan kaldırılmasının gerektiğini, diğer yandan davalarında yer alan tapu iptal taleplerinin reddi dosya içeriğinde yer alan bilirkişi raporlarına aykırı olarak hiçbir gerekçeye yer verilmeden reddine dair kararın da hatalı olduğunu, tapu iptal talebinin red gerekçesi gösterilmediğini,  davalı üye tapu kendisine ferdileştirme ile tapu devri yapıldıktan sonra tek bir aidat dahi ödememiş olup bu durum diğer üyelerle arasındaki eşitliği tamamıyla bozmakta olduğunu, müvekkili kooperatifte çoğunluk üye an itibarıyla 180.000 TL civarında toplam aidat ödediğini ancak halen tapusuna kavuşamamış iken, davalı (ve aynı durumda olan diğer üyeler) bu meblağın kat ve kat az aidat ödeyerek tapusunu aldığını ve hatta bazı üyeler dairesini dahi sattığını, yasal düzenlemeler açısından Kooperatif üyeleri edimleri olan aidat ödemelerini yapmamaları durumunda başvurulacak hukuki yolların gösterildiğini ancak davalıya daire tapusu verildiğinden üyelikten çıkartılmasının da mümkün olamadığını, bu halde gelinen sonuç açıkça hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olarak kötüniyetli davalının aidat ödemesi yapmaması hukuksal olarak korunmuş olup eşitlik ilkesi yargı eliyle bozulduğunu,  kararın dosyadan alınan bilirkişi raporlarına da aykırı olduğunu, davalıya tapu devri yapılması işleminin, dayanağı olan 20.4.2008 tarihli Genel Kurul'un 16. Maddesi ile alınan karara aykırı olduğundan işlemin hukuka uygun olmadığının da ayrıca ve açıkça belirtildiğini, mahkeme bu derece açık ve net raporlara rağmen anlaşılmaz ve hukuksal hiçbir gerekçeye dayanmaksızın hatalı olduğu açık olan şekilde davanın reddine karar vermiş olmakla kararın kaldırılmasının gerektiğini, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın incelenerek kaldırılmasına ve duruşma taleplerin kabul edilerek ve dosyada gerekli tüm bilirkişi raporlarının alındığını ve yine mahkemece yapılması gereken bir yargı faaliyeti kalmamış olduğu nazara alınarak HMK md. 353/1-b gereği yapılacak yargılama ve duruşmada davanın kabulüne ve diğer yasal sonuçlarına ancak duruşma ve karar verilme  taleplerinin de reddi halinde kararın kaldırılarak dosyanın mahkemeye gönderilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı kooperatif üyesinin aidat borçlarına karşılık ferdileşme neticesinde kendisine verilen bağımsız bölüme ilişkin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>1-Davacı kooperatifin, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... ve ... bloktan oluşan her biri 32 daire olmak üzere toplam 64 dairenin yapımını üstlendiği, davalının, davacı kooperatifin üyesi olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ferdileşme sonucu 2007 yılı ve 2008 yıllarında değişik tarihlerinde C blokta 22 üyeye, E blokta ise 10 üyeye tapularının verildiği, davalıya da C blokta 26 numaralı bağımsız bölümün tapusunun ferdileşme edinme sebebine dayanılarak 09/08/2007 tarihinde devredildiği, davacı Kooperatif uhdesinde 32 daire kaldı ancak kooperatifin borçları nedeniyle diğer kooperatif üyelerine bu dairelerin tapularının verilemediği, davacı kooperatifin davacının tapusunu almasına ve üyeliğin devam etmesine rağmen tapu devrinden sonra doğan aidat borçlarını ödemediği, davalının emekli maaşı ve dava konusu taşınmaz dışında malvarlığının bulunmadığı, bir kısım üyelik aidatlarının tahsili için Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3695 esas sayılı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası Karşıyaka Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2017/303 esas-2018/264 karar sayılı dosyası ile kısmen kabul edilmiş ise de; taşınmazın icrada satışının talep edilmesi halinde değerinden düşük bedelle satılacağı, bu durumun hem davacı kooperatifin hem de davalının aleyhine olacağı, ayrıca davalının da içlerinde bulunduğu bir kısım ortaklara tapularının devredilmesine rağmen bir kısım ortaklara ise üyelik aidatlarını düzenli olarak ödemelerine rağmen  taşınmazların tapularının dağıtılmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğundan bahisle terditli olarak açılan davada ilk talebin davalı adına ferdileşme sonucu devredilen bağımsız bölüme ilişkin tapunun iptali isteğine ilişkin olduğu, yapı kooperatiflerinin amacının ortaklarına oturabilecek bağımsız bölümü teslim etmek olduğu, kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, başka bir anlatımla kooperatife borcu bulunan ortakların tapu iptal ve  tescil isteme hakları bulunmadığı, ancak 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik kuralı gereğince kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatifin aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğu,  kooperatif, bir kısım ortaklara borçlarına rağmen konut ya da iş yeri vermiş ise, borcu bulunmasına rağmen diğer ortakların da kooperatiften konut ya da iş yeri isteme hakkının varlığının kabul edilmesi gerektiği, davacı kooperatifin ortakları arasında kötü yönetim nedeniyle eşit işlem yapılmadığından bahisle kendi kusuruna dayanarak ferdileşme sonucu davalıya tahsis edilen ve tapuda devredilen taşınmazın tapusunun aidat borçlarına karşılık iptali ve tescil isteğinde bulunmasının TMK'nun 2. maddesindeki dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, dolayısıyla mahkemece terditli taleplerden ilki olan tapu iptali ve tescil isteğinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tapu iptali ve tescil hususundaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>2-6100 sayılı HMK'nun \"Terditli dava\" başlıklı 111. Maddesinde \"(1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.<br>(2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. <br>Davacının eldeki davayı terditli olarak açtığı, mahkemece davacının asli talebi olan tapu iptali ve tescil isteği hakkında ret kararı verilmesin rağmen, feri talebi olan aidat alacağı hakkında hüküm kurulmadığı gibi gerekçede de ikincil talep olan aidat alacağına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, davacının asli talebinin reddine rağmen terditli dava niteliğindeki iş bu davada ikincil talep olan aidat alacağı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi HMK nın 111. maddesine aykırı olduğundan davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülerek kararın bu gerekçeyle davacı lehine ortadan kaldırılması gerekmiştir.<br>3-Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidat bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararların kesinleşmesi halinde, bu kararların tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda,  6098 sayılı TBK'nın  117. maddesi hükmü karşısında, genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Anapara  faizi ise, borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Bu durumda, kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, TBK'nın 88 nci maddesinde düzenlenen anapara faizi olmayıp, TBK'nun 120 nci maddede düzenlenen temerrüt faizine ilişkindir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt  Faizine  İlişkin  Kanun' un 2/1. maddesi gereğince, temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak faizi oranını belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate alınmak zorundadırlar.<br>4-Dosya kapsamına göre de mahkemece bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporların terditli talep olan aidat alacağı, ödeme tarihi ve temerrüt faiz oranının tespiti açısından hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı görülmektedir. <br>Somut olayda, mahkemece yapılacak iş davacı kooperatife ait tüm GK kararlarının getirtilmesi, davalının bir kısım aidat borcunun tahsili için davacı kooperatif tarafından Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3695 esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasının Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/303 esas-2018/264 karar sayılı dosyasında  kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmakla anılan bu davaya konu aidat alacaklarının hesaplama dışında tutulması, diğer aidat alacakları yönünden ise ilgili yıllara ait genel kurul kararlarının incelenerek, aidat alacaklarının ve son ödeme günlerinin tespiti, aidat alacakları için faiz oranı ile ilgili karar alınıp alınmadığının belirlenmesi, faiz oranı ile ilgili karar alınmış olduğunun belirlenmesi halinde ise ilgili dönemdeki oran yönünden TBK'nın 120/2. maddesindeki sınırlamanın dikkate alınarak uygulanabilecek azami faiz oranının tespiti hususlarında kooperatif alanında uzman yeni bir bilirkişiden  hesap raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2022 tarihli 2019/582 Esas ve 2022/255 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,<br>2-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA, davacı tarafça karşılanan 80,70-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 29/01/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a22f0fec4df16a88","SID":"7a735705e50dd30c"}}