{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1049 Esas<br>KARAR NO: 2025/404<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/03/2022<br>NUMARASI: 2021/105 Esas, 2022/27 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 18/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının müvekkiline ait ve müvekkil tarafından dünya genelinde meşhur hale getirilmiş ... markalı \"...\" modeli olarak bilinen ayakkabının aynısı denebilecek kadar benzerini ürettiğini, piyasaya sürdüğünü, kendisine ait lüks mağazalarda ve internette satışa başladığını, dava konusu ayakkabının ilk yaratacısının ve meşhur edicisinin müvekkili olması nedeniyle TTK'ya göre de haksız rekabet hükümleri gereğince davalının bu eyleminin haksız rekabet olarak değerlendirilmesini, davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını ve kötüniyetli olduğunu belirterek, davalı eyleminin haksız rekabet ve dürüstlük kuralına aykırılığının tespitine, önlenmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. - Davacı vekili, 2.cevap dilekçesinin süresinden sonra, ön incelemeden önce sunduğu 16.05.2017 tarihli dilekçesinde; tasarımın TPMK nezdinde ... numarası ile tescilli olduğunu, dava dilekçesinin sonuç kısmının haksız rekabet ile dürüstlük kuralına aykırılığın tespiti, önlenmesini talep etmekle birlikte , tescilli tasarıma tecavüzün tespiti, önlenmesi ve bundan doğan 1000TL maddi, 10.000TL Manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın davayı ve taleplerini TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde yer alan haksız rekabet hükümlerine dayandırdığını, davada davacının tescilli bir tasarımdan kaynaklanan taleplerinin yer almadığını ve Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan kaynaklanan başkaca taleplerinin de bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından satışı yapılan ürünün davacı şirketin ürünü ile benzer olmayıp iltibas yaratmadığını belirterek, davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanında bulunmakta olduğunu ve görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir. - İLk derece mahkemesince görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiş, dosyanın tevzi edildiği İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/885E, 2017/1233 Karar sayılı dosyasında ise fikri sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. - İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/987 Esas, 2019/611 Karar sayılı ilamında; \"...dava, tescilli tasarıma tecavüzün tespiti ve meni ile tazminat olmakla Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"... Ayakkabı tasarımında dış görünüş dışında diğer unsurların tali nitelikle olduğu, değerlendirmenin de bilirkişilerce bu doğrultuda yapıldığı anlaşılmaktadır. Ürünlerin karşılaştırılmasında, burun bölümü yönünden her iki üründe de uzun ince çizgili şerit kullanıldığı, yukarıdan bakıldığında her iki üründe de burun şeridinin görüldüğü, ürünlerin oval biçimde benzer şekilde tasarlandıkları, ayakkabıların yan yüzeyleri bakımında yapılan incelemede de, her iki ürünün bağcık kanatlarının kökleri tabanlarının iki yanına oval şekilde indirildiği, yan kenarların orta kısımlarında  aşağıdan yukarıya doğru yatay seyreden havalandırma delikleri bulunduğu, ayakakkabıların alt katmanları bakımından yapılan incelemede, alt katmanların her iki üründe benzer şekilde tüm ayakkabıyı çevrelediği, yukarıdan aşağıya kendinden kabartma şeklinde ince düz çizgilerin yer aldığı, tasarımların alt katmanda yer alan kendinden kabartmalı şeritlerin aynı sıklıkta ve yan yana yer aldığı, bu benzerliklerin her iki ürün arasında ki en önemli benzerlikler olduğu, sonuç itibari ile bilirkişiler tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeler  dikkate alındığında, davalıya ait kullanımlar ile davacıya ait dava konusu 2016/07122 numaralı tasarımların karşılaştırılması sonucu, seçenek özgürlüğü ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı bütünsel etki bakımından davacıya ait tescilli tasarım ile davalı kullanımlarının benzer olarak algılandıkları, dolayısı ile 6769 Sayılı SMK'nun 81/1-a maddesi uyarınca endüstriyel haklara tecavüzün tespiti şartlarının somut olay bakımından oluştuğu kanaatine varılmıştır. Somut olaya dönüldüğünde, yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere, davalı kullanımlarının davacıya ait tasarım hakkına tecavüz oluşturduğuna dair saptamalar ışığında, tasarımların benzerliği sonucu, davalı kullanımlarının aynı zamanda TTK md. 54/1-a -4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği de izahtan varestedir. Somut olayda, mali bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamada tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda davacının kar marjının ortalama maliyet hesabı düşüldükten sonra 162,02 TL olarak hesaplandığı, davalının mali kayıtlara göre 288 adet tecavüz konusu ayakkabıyı ihbar olunan tarafa fatura karşılığı satmış olduğu görülmekle bu miktarlar üzerinden yapılan hesaplamada, davacının SMK 151/2-a maddesi uyarınca talep edebileceği yoksun kalınan kazanç miktarının 46.661,76 TL olabileceği bilirkişilerce tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait defter ve kayıtlarında incelenmesi, hesaplamanın buna göre yapılması talep edilmiş ise de, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı şirket ile dava dışı şirkeler hakim şirketler yönünden birbirlerinin sahibi olsa da, kanunen ayrı tüzel kişiliklere sahip oldukları, her bir şirketin kendi ticari defterlerinden kendisinin sorumlu olduğu, birbirlerinin yerine defter ve kayıt tutamayacakları bu nedenlerle dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait defter ve kayıtların davacı lehine delil olabilme kriterlerine haiz olmadığına dair varılan hukuki kanaat neticesinde bu yöndeki itirazlara itibar edilmemiştir. Bilindiği gibi tasarım hukukundaki tazminat davalarında davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç, yada sunulan emsal lisans sözleşmeleri kapsamına göre davacının talep edilebileceği lisans yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamına göre borçlar kanunu hükümlerine göre de mahkemece res’en değerlendirme yapabilmektedir. Zararın belirlenmesi, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi  ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte de olmamalıdır. Somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan tazminat bakımından sorumluluğunun da doğduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında TBK md. 50,51 hükümleri dikkate alındığında bilirkişilerce tespit edilen  46.661,76 TL'nin somut olay özelinde makul sayılabileceği,  davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek bir tutar olmadığı gözetildiğinde hak ve nesafet kurallarına göre maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı manevi tazminat da talep etmiştir.  Manevi tazminat yönünden tasarım hakkına yapılan tecavüzün niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında  meydana gelen  kayıp  durumu,  manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre  davalının davacı tasarımına tecavüz teşkil edecek şekilde izinsiz olarak kullandığı ,dolayısıyla eyleminde kusurlu olduğu, ürün miktarının da azlığı gözetilerek talep doğrultusunda 10.000- TL manevi tazminatın uygun olabileceği kanaatine varılmıştır.\" gerekçesi ile neticeten; 1-Davanın KABULÜ İLE, davalı kullanımlarının, davacıya ait TPMK nezdinde ... numara ile tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile, bu tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, bu bağlamda tecavüz konusu ürünlerin piyasadan toplatılmasına, internet sitelerinden kaldırılmasına, gümrük alanlarından toplatılmasına, 2-Maddi tazminat talebinin kabulü ile, 46.661,76 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat talebinin kabulü ile, 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davacı vekilinin bilirkişi incelemesi esnasında davacı şirkete ait ticari defterleri  sunamadığını, kök raporun de bu husus dikkate alınarak hazırlandığını, Davacı şirketin , bir başka şirketin ticari defterlerine dayanarak huzurdaki davadaki iddialarını kanıtlaması hukuken mümkün olmadığını, ek raporda da her şirketin kendi ticari defterlerini tuttuğu, birbirlerinin yerine ticari defter tutamayacakları, HMK md. 222/b uyarınca ticari defterlerin ancak hukuki işlemin ticari işletme ile ilgili olduğu durumlarda delil olarak sunulabileceği, huzurdaki davanın davacısının ... olduğu, ...'nin ... San. ve Tic. A.Ş.'nin sahibi diye bu şirketin ticari defterlerini kendi lehine delil olarak sunmasının mümkün olmadığı belirtildiğini, mahkemenin de bu yönde gerekçe yazmışken gerekçe ile de çelişerek  davacı ... dışındaki dava dışı bir şirketin defter kayıtlarına dayanarak yapılan hesaplamadaki maddi ve manevi tazminat rakamları üzerinden hüküm kurmasının hatalı olduğunu, adil yargılanma ilkesine de aykırılık olduğunu Müvekkilinin dava konusu ayakkabılarının, davacıya ait tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğuna dair tespitinin de uygun olmadığını, ayakkabı tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceğini, dava konusu tasarımların ortak özelliğinin her iki modelin de gündelik kullanıma uygun spor tarz ayakkabılar olduğu, ayakkabıya spor tarzını veren başlıca unsurun ise burnunun yuvarlak olması ve bağcıklarının bulunması hususları olduğu, dava konusu edilen ayakkabıların teknik ve tasarım detaylarında birbirlerinden oldukça farklı oldukları, ... marka üründe gamba parça üstünde kapsül parçası ve bağların geçtiği kapsül parçasında sadece delik bulunduğu, gamba deliklerin yatay olduğu, ... markalı üründe ise kapsül parçanın mevcut olmadığı, astarı gamba ile tutturmak amacı ile dikişin mevcut olduğu, gamba parçası üzerinde metal kapsüller bulunduğu, gamba deliklerinin dikey olduğu, dava konusu ayakkabı tasarımında delik sayılarının farklı olduğu, taban yapılarının ovallik, tırtıklı olma hususlarında farklılıklar ihtiva ettiği, ... modelinin davacı ya da ... tarafında tasarlanan bir model olmadığı, 1950'lerde 2. Dünya Savaşı'nda Kuzey Afrika çöllerinde bulunan İngiliz askerlerinin bölge şartlarına uygun olarak giydikleri modeller olduğu, savaştan sonra da ilgili modellerin kullanımlarının sürdürüldüğünü Davacı tarafından 18/05/2017 tarihinde dosyaya sunulan Türk Patent nezdinde ... tescil numarası ile tescilli tasarımın davanın bu aşamasında ortaya konulmasının iddianın genişletilmesi yasağını ihlal eder mahiyette olduğu, yeni delil sunulmasına muvafakatimizin olmadığını, bu yöndeki savunmaların dikkate alınmadığnı belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE Dava, tescilli tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni refi, maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekili, davacının tescilli tasarım iddiasının incelenmesinin iddianın genişletilmesi yasağına aykırılık olduğunu ileri sürmüş ise de; daha önce görev yönünden yapılan istinaf incelemesinde İstanbul BAM 13.HD'nin 2018/987, 2019/611 Karar sayılı ilamında bu husus değerlendirilerek önincelemeden önce iddianın genişletilebileceği, davanın tescilli tasarıma tecavüzün tespiti meni, tazminat davası olduğu gerekçesi ile fikri sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek istinaf isteminin reddine karar verildiği dikkate alındığında davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının tescilli tasarım belgesi ile davalının ürünlerinin usulüne uygun karşılaştırmasının yapıldığı, davalı ürünleri ile davacı tasarımının bilgilenmiş tüketici nezdinde benzer olarak algılandıklarının tespit edildiği, tazminat hesabı yönünden alınan raporda ise davacı şirketin defterlerini sunmadığı, SMK 151/2-a maddesine göre hesaplama yapılabilmesi için davacı defterlerini ibrazının gerekli olduğu, mahkemece bu hususa değinilerek BK 50. Maddesine göre maddi tazminata hükmedilmesinin somut dosya durumuna uygun olduğu, tasarıma tecavüz sabit olmakla manevi tazminata hükmedilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri ile sınırlı ve kamu düzenine ilişkin ilkeler dikkate alınarak yapılan incelemeye göre; ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 3.870,56TL harçtan, peşin alınan 967,64TL harcın mahsubu ile bakiye 2.902,92TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17a5c30ebcc116a4","SID":"902269f33f2a10e1"}}