{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/558 Esas<br>KARAR NO: 2025/471 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/549 Esas (Derdest Dava Dosyası) <br>TARİH: 19/12/2024 (İstinafa Konu Ara Karar Tarihi) <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tek yetkilisi ... ile davalı ... arasında imzalanan ve müvekkili şirket ... Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye alacağın temliki yapılan 10/05/2024 tarihli sözleşme ile, 30.06.2024 tarihli 2.100.000 TL bedelli çek, 15.06.2024 tarihli 1.500.000 TL bedelli çek, 29.06.2024 tarihli 1.000.000 TL bedelli çek, 30.05.2024 tarihli 1.500.000 TL bedelli çek, 02.06.2024 tarihli 1.000.000 TL bedelli çek karşılığında ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçların ilgililer arasında satışı hususunda mutabık kalınmış olduğunu, nitekim müvekkili tarafından davalı/borçlu ile aralarındaki sözleşme uyarınca satıcılara araç satış bedellerinin ödediğini, davalı ...'ın ise satış bedellerini müvekkiline ödemeyi taahhüt etmiş olduğunu, davalı/borçlunun, müvekkili ile aralarındaki sözleşmeye istinaden iş bu satış bedellerini müvekkiline ödemeyi taahhüt etmiş iken gelinen aşamada müvekkiline hiçbir bedel ödemediği gibi bu sözleşmenin temelinde aldatma dolandırıcılık olduğunun anlaşılmış olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca; ... plakalı aracın Bursa ... Noterliği'nin 07.05.2024 tarihli, ... yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile, ...  plakalı aracın Bursa ... Noterliği'nin 07.05.2024 tarihli, ... yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile ... plakalı aracın Bursa ... Noterliği'nin 10.05.2024 tarihli, 31015 yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile, ...  plakalı aracın Kartal ...Noterliği'nin 18.04.2024 tarihli, ... yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile, ... plakalı aracın Bursa ... Noterliği'nin 10.05.2024 tarihli, ... yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile, ... plakalı aracın Bursa ... Noterliği'nin 08.05.2024 tarihli, ... yevmiyeli araç satış sözleşmesi ile devredilmiş olduğunu, alacağın temliki sözleşmesi, 10/05/2023 tarihli sözleşme, Noter satış evrakları ile müvekkilinin, davalılar ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca araç bedellerine ilişkin ödeme şekli olarak kararlaştırılan çeklerin karşılık bulacağına, çek düzenleyen davalı ...'in ödeme kabiliyeti olacağına inandırılmış olduğunu, öyle ki, firmanın çek endeksinin iyi olduğuna, çeklerin karşılıksız kalmasına sebebiyet verecek hiçbir ekonomik sıkıntı yaşanmayacağına dair profesyonelce, hileli olarak söylem ve hareketlerde bulunmuş olduğunu, müvekkili ile davalı/borçlu arasında imzalanan, icra takibine dayanak belgelerden 10/05/2024 tarihli sözleşmenin de bu güven algısı üzerine imzalanmış olduğunu, müvekkili tarafından anılan araç satışlarının yapılması akabinde çeklerin bedellerinin tahsil edilememiş olduğunu, hal böyle olunca müvekkili tarafından satış sebebiyle devri yapılan araç satış bedellerine ilişkin icra takibi başlatılmış olup davalı borçlunun haksız itirazı sebebiyle huzurdaki dava ile itirazın iptali ve takibin devamı kararı verilmesini talep etme zaruriyeti doğduğunu, müvekkili dolandırıcılık suçu mağduru olup, müvekkili tarafından çek keşide eden ... şirket yetkilisi, müvekkili ile çek-araç sözleşmesi ilişkisini gösterir sözleşmeyi imzalayan davalı borçlu ... ve ... hakkında savcılığa şikayetde bulunulduğunu beyanla alacaklarının ödenmemesi, alacağının teminat altında olmaması ve borçlu/davalının mal kaçırmaya yönelik eylemleri sebebiyle davalı/borçlu ...'ın tüm hak, alacak, menkul ve gayrimenkullerinin üzerine 7.100.000 TL tutar üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 08/11/2024 tarihli ara kararı ile; \"1-Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin kabulü ile Dava konusu 7.100.000-TL üzerinden %20 i olan 1.420.000-TL tutarından teminat mektubu sunulduğundan adı geçen davalı ...'ın borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi gösterilen malları ile alacaklarının; İcra İflas Kanununda gösterilen muayyen tahditler dairesinde 7.100.000 TL ile  sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasına\"  karar verilmiştir.İhtiyati haciz kararına itiraz eden davalı vekili 20/11/2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında 08/11/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olup ara karardan dönülmesini ve hacizlerin kaldırılmasını talep ettiklerini, davaya konu dosya borcunu kabul etmemekle birlikte; verilen ara karar ile müvekkilinin araçlarına, banka hesaplarına, taşınmazlarına konulan ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin geri dönülemez bir zarara uğratıldığını, ticaret ile uğraşan müvekkilinin tüm menkul ve gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına konulan hacizler nedeniyle ticari hayatının durma noktasına geldiğini, söz konusu haciz kararının satışa dair noter evrakları karşılığında, sadece davacının beyanı esas alınarak verilmiş bir karar olduğunu, borcun konusu meblağlarda dikkate alındığında burada senetle ispat kuralının geçerli olduğunu beyanla ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/549 Esas ve 19/12/2024 tarihli ara kararı ile;\"Talep; İİK 257 maddesi gereğince verilen ihtiyati haciz kararına karşı itiraz istemine ilişkindir. Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına 20/11/2024 tarihli dilekçe ile davalı tarafça itiraz edilmiştir.İİK 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri; mahkemenin yetkisi, teminat, ihtiyati haczin dayandığı sebepler  olarak sınırlı şekilde sayılmıştır.İİK 264. Maddesinde \"dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan önce ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinden ya takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecburdur\" hükmünü açıklamıştır.Somut olayda; mahkememizce İİK 264 md gereğince 19/12/2024 tarihinde murafaa duruşması yapılmıştır. Davalı tarafın mahkememizin yetkisine yada teminata itirazı bulunmadığı itiraz dilekçesi ile anlaşılmıştır.İtiraz ihtiyati haczin dayandığı sebeplere ilişkin olup ibraz olunan   araç satış sözleşmesi , alacağın temlikine ilişkin 10/05/2024 tarihli sözleşme, çek görüntüleri ile, davalının bu belgelerin sahteliğini, yada bu belgelerdeki imzaları inkar etmemesi, sahteliği gösterir belge sunmaması nedeniyle itiraz yerinde bulunmamıştır. Mahkememizce somut belge ve bilgilere dayanmayan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı tarafın ihtiyati haczin teminatsız olarak devamı istemi de mahkememiz dosyasında yargılama devam ettiğinden ve davalı hakkında kesin aciz vesikası vs ibraz edilmediğinden reddedilmiştir...\"gerekçesi ile ''İtirazın reddine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine açılan ve huzurda görülmekte olan itirazın iptali davasında Mahkemece 08.11.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, karara karşı kendileri tarafından yapılan itiraz üzere Mahkemece bu defa 19.12.2024 tarihli, 2024/549 Esas sayılı ara kararla itirazın reddine karar verildiğini, Mahkemece cevap ve itirazları okunmadan, iddaları değerlendirilmeden, göz ardı edilerek karar verildiğini; İstinafa konu edilen mahkemenin itirazın reddine dair kararın gerekçesinde \"davalının bu belgelerin sahteliğini, yada bu belgelerdeki imzaları inkar etmemesi, sahteliği gösterir belge sunulmadığı\"nın dile getirildiğini, Mahkemenin gerekçesinde belirtilenin aksine kendileri tarafından dosyaya sunulan cevap ve itirazı içerir dilekçede hem imza itirazı, hem sahtecilik iddiasında bulunulduğunu, çünkü 20.11.2024 tarihli cevap ve itiraz dilekçesinde açıkça müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığı, dosyaya davacı tarafça delil olarak sunulan 10.05.2024 tarihli sözleşmede ki imzanın müvekkiline ait olmadığı, bu evrakın sahte evrak olduğu, ivedi olarak imza incelemesi yapılmasınun dile getirildiğini, çünkü müvekkili ile davacı arasında yapılmış alım satım sözleşmesi veya ilişkisi olmadığını, ancak dilekçelerinde defaten alacağın asıl dayanağı olarak kabul edilen 10.05.2024 tarihli sözleşmenin sahte olduğu, imzanın müvekkiline ait olmadığı dile getirilmiş ise de; Mahkemece sanki bu iddialar hiç sunulmamış, talepler atılmamış gibi davranıldığını ve iddialar görmezlikten gelinerek sadece davacı tarafın beyanı esas alınarak ihtiyati haciz kararı verildiğini; Mahkeme kararının gerekçesinin gerçeği yansıtmadığı, usul ve yasaya aykırı olduğunun açık olup bu şekli ile itirazın kabulü ile verilen ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken Mahkemece hukuka aykırı gerekçe ile taleplerin reddedildiğini, müvekkilinin hukuka aykırı bir şekilde ispat külfeti altına sokulduğunu, ayrıca red kararı verilirken gerekçe olarak kendileri tarafından dosyaya ibraz edilen belgenin sahteliğini gösterir belge sunulmamasının dile getirildiğini, davaya delil olarak sunulan ve itiraza konu alacağa gerekçe olarak gösterilen 10.05.2024 tarihli sözleşme adi bir sözleşme olup kendileri tarafından sahte olduğunun dile getirildiğini, Mahkemece ise bu iddia, sahteliği ispatlayan belge sunulmadığından kabul edilmeyerek reddedildiğini; Davacının, alacağa dayanak 5 ayrı araç alım satımına dair Noter Satış Sözleşmesi'ni sunduğunu ancak alacağa dayanak olarak gösterilen \"Noter satış sözleşmelerinin hiç birinde davacı şirketin taraf\" olmadığını, bu araç alım satımlarına dair sözleşmelerin müvekkili ile dava dışı  3. şahıslar arasında imzalandığını, zira müvekkilinin davacıdan herhangi bir şey almadığını, resmi kurumda imzalanan, resmi belge olan bu Noter satış sözleşmelerinde davacı tarafın yer almaması halinin tek başına bu sözleşmede taraf olmayan davacının bu sözleşmelere dayanarak müvekkilinden hiç bir hak ve talepte bulunmayacağının açık kanıtı olduğunu ve resmi senette bulunan durumun tersini ispatın artık davacının yükümlülüğü olduğunu, ve yine alacağa dayanak olarak  5 adet çekin delil olarak sunulduğunu, ancak 5 adet çekin hiç birinde müvekkili taraf olmadığı gibi imzasının da olmadığını, müvekkilinin çeklerle hiçbir bağı olmadığını, çekleri düzenlemediği gibi herhangi bir borç karşılığında da davacı tarafa vermediğini; Kısaca davacının, dava dilekçesinde kendisinin taraf olmadığı Noter Satış Sözleşmesine konu araçların kendisi tarafından müvekkiline satıldığını, satım karşılığında ödemenin sözleşme içeriğinde belirtilenin aksine 5 adet çekle ödendiğini iddia ettiğini, bu çeklerde müvekkilinin adının yada imzasının olmadığı hususu dikkate alındığında resmi evrak olan çeklerdeki borcun müvekkiline ait olduğunun ispatının resmi evrak ile ve davacı tarafça yapılması gerektiğini, resmi senetler karşısında davacı tarafın davaya konu alacağa delil olarak 10.05.2024 tarihli ... ile ... arasında imzalandığı iddia edilen adi satış sözleşmesi ni sunduğunu, ancak adı geçen kişi ile müvekkili arasında imzalandığı iddia edilen 10.05.2024 tarihli satış sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu belgenin sahte olduğunu; 6100 sayılı HMK'nın \"Yazı veya İmza İnkârının Sonucu\" başlıklı 209. maddesi hükmü ile yasa koyucunun adi bir senetteki imzaya itiraz halinde o senede bağlı olarak hiç bir işlem tesis edilemeyeceğini düzenlediğini, HMK kapsamında yapılan itirazla senet hükmünü yitirmiş olmasına ve kanunla açıkça işleme konu edilemeyeceği dile getirilmiş olmasına ve imza itirazı ile ispatı mahkemece zorunlu hale gelmiş olmasına karşın; Mahkemece bu adi senedin sahteliğinin müvekkili tarafından belge ile ispatı istenerek hukuka aykırı şekilde ispat kuralının müvekkiline yüklendiğini; Davacı tarafın diğer bir delil olarak adi bir senet olan 30.05.2024 tarihli alacak temlik sözleşmesini ibraz ettiğini ancak söz konusu bu sözleşme içeriğinin hiç bir yerinde müvekkilinin isim ve imzası olmadığı gibi temlik sözleşmesinde alacağı temlik alanın davacı, temlik eden ise yine bu şirketin tek sahibi ve yetkilisi ... olduğunu, temlik edenin de alanın da imzalardan da anlaşılacağı üzere tek kişi olduğunu, bu sözleşmeye dayanak alınan sözleşmenin kendileri tarafından imzasına itiraz edilen 10.05.2024 tarihli sözleşme olup; ...'ın olmayan bir borcu doğurmak için ilk olarak müvekkilinin imzasını taklit ederek 10.05.2024 tarihli sözleşmeyi yapmış/yaptırmış, akabinde de 30.05.2024 tarihli sözleşmenin temlik edeni ve temlik alanı olarak tek imza ile olmayan bir alacak çıkarmaya çalıştığını, Mahkemenin ise bu hususa hiç dikkat etmeden bu alacağı kabul ettiğini; Kısaca ihtiyati haciz kararı verilirken tüm HMK hükümleri ve ispat kurallarının hiçe sayıldığını ve imza inkarı olan bir davada bunun ispatı için kendileri tarafından belge istendiğini, verilen bu kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini; Mahkemece resmi senetlerin dikkate alınmadığını, karşılığında imzasına itiraz edilen  adi senetler esas alınarak ihtiyati haciz kararı verildiğini, oysa müvekkilinin borçlu olmadığını, bu nedenle de mal varlığı hakkında haciz kararı uygulanamayacağını, Mahkemece senetle ispat kuralı, senede karşı senetle ispat kuralı, basiretli tacir gibi davranma hükümlerinin yok sayıldığını, huzurdaki dosyaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında alacaklı tarafın alacağını belirli tarihli ve bedelli alacak olarak dile getirdiğini, huzurdaki davayı ikame ederken de bu alacakları 5 ayrı Noter Satış Sözleşmesi ne ve yine bu sözleşmelere konu borcun tahsili amacı ile verilmiş 5 ayrı çeke dayandırdığını; Alacaklı tarafından dosyaya sunulan 5 adet araç Noter satış sözleşmesinin resmi senet olduğunu, bu satış sözleşmelerinde davacının hiç bir yerinde araç satan/ruhsat sahibi konumunda olmadığını, yani resmi evraklarda araçları satan alacaklının davacı şirket olmadığını, bu sözleşmelerde satış yapan kişiler dava dışı 3. kişiler olup bu şahısların resmi sözleşmede açıkça satış bedelini aldıklarını beyan ettiklerini, aynı şekilde müvekkilinin bu şahıslara belirtilen bedeli ödediğini, herhangi bir borcu olmadığını, bu şekli ile bu Noter sözleşmeleri iddiaları ispatlar nitelikte olup davacı aleyhine delil teşkil ettiğini; Davacı tarafın şirket işlemin ticari iş ve ödeme belgelerinin ticari evrak olduğu hususu da dikkate alınırsa huzurdaki dosyaya dayanak alacağın tespitinde ticari hükümlerin uygulanmasının yasal zorunluluk olduğunu ve basiretli tacir gibi davranma, alacak miktarı dikkate alındığında resmi senede karşı senetle ispat kuralı ve yine Noter satış sözleşmelerindeki satış bedelinin alındığına  dair beyanları ile muvazaalı işlemlerde tarafların kendi muvazaasına dayanamayacağına dair kurallar dikkate alındığında müvekkilinin araç satış sözleşmelerinde araç satışına konu bedelleri ödediğini, araçları davacıdan almadığını, davacı tarafa borcu olmdığını resmi evrakla açıkça ispat ettiğini ve bunun aksinin senetle ispat kuralı kapsamında yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacı bu durumu ispat edemediği gibi, müvekkilini olmayan bir borç altına sokarak haksız kazanç elde etme niyetinde olduğunu beyanla İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin usul ve yasaya aykırı tesis edilen 19.12.2024 tarihli, 2024/549 Esas sayılı ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile açılan davada ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davalı tarafın karara itirazı üzerine ise yukarıda açıklanan gerekçe ile itirazın reddine karar verilmiş, itirazın reddi kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüsüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Somut olayda; davanın, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe değil ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açıldığı, davacının takip dosyası ile toplam 5 adet çekin karşılığı 7.100.000 TL'nin faizi ile tahsilini talep ettiği, anılan çeklerin dava dışı ... Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından keşide edildiği, çeklerden ikisinin (2.100.000 TL ve 1.000.000 TL tutarlı) üçüncü bir kişi tarafından bankaya ibraz edildiği, üç adet çekin ise dava dışı ... tarafından bankaya ibraz edildiği, iki adet çek için banka sorumluluk tutarlarının ödendiği, davacının alacağını ... tarafından 10/05/2024 tarihli sözleşmeden doğan alacağın kendisine temlik edildiğine dair sözleşme ile dava dışı ... ile davalı arasında akdedilmiş, 10/05/2024 tarihli ve beş adet çek karşılığı dava dilekçesinde belirtilen araçların davalı ve dava dışı ... Şirketi'ne devredildiğinde dair sözleşmeye dayandırdığı, belirtilen tüm araçların satışlarına ilişkin sözleşmelerin dosyada bulunmadığı, çeklerin davalı tarafından keşide ve ciro edilmediği, satış sözleşmesinde çek bedellerinin davalı tarafından ödeneceğine dair bir beyan olmadığı, hangi araçların davalıya ve hangilerinin dava dışı ... Şirketi'ne devredildiğinin anlaşılamadığı, davalının sunulan sözleşmedeki imzasını inkar ettiği ve bu hususta Savcılığa şikayette bulunduğu, tüm bu sebeplerle İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde davacı tarafından alacağın yaklaşık olarak ispat edilemediği, Mahkemece ihtiyati hacze itirazın kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk derece mahkemesinin 19/12/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, Dairemizce itiraz hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/549 Esas ve 19/12/2024  tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davalının ihtiyati hacze itirazının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesinin 2024/549 Esas ve 08/11/2024 tarihli ihtiyati haciz kararının KALDIRILMASINA, 2-Yasa gereği ihtiyati hacze itiraz yönünden  harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk derece mahkemesince değerlendirilmesine,  6-Artan gider avansı bulunması halinde davacıya iadesine, 7-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından davacı tarafa tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c74184280450d1f8","SID":"3ce70be4f7026bc9"}}