{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/595 Esas<br>KARAR NO:2025/400<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:21/09/2021<br>NUMARASI:2017/52 E. - 2021/345 K.<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bağlantılı haklarını satın alarak oluşturduğu “...” albümünün kazanç potansiyelini o tarihlerdeki iş yoğunluğu ve icralarına öncelik vermek istemesi sebebiyle davalıyla müştereken kullanmaya karar verdiğini, bu nedenle o dönemde davalının önüne getirdiğini, daha sonra yakın tarihlere kadar görmediği ve fakat şifahi anlaşma koşullarına uygun düzenlediğini düşündüğü bir sayfalık sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmenin uygulanmasında müzik albümüne ilişkin koşulların uygulanıp uygulanmadığı, sözleşmenin diğer tarafının imkan vermemesi sebebiyle öğrenemediklerini, ancak davalının davacının edimlerinden azami yararlanmasına rağmen sözleşmenin uygulanması için hiçbir gayret göstermediğini ve açık olduğu zarar miktarı daha azken zaran tespit ettirmek istediklerini, sözleşmenin uygulanması ile ilgili davalıdan ve davalının o dönemde yönetim kurulu üyesi olduğu Müyap’tan bilgi alamadıkları bu yüzden huzurdaki davayı açmak zorunda kaldıklarını, albüm kapsamındaki ..., ...,..., ..., .... (...), ..., ... (...), ..., ... isimli eserlerin Gsm, internet, dijital sair usuller dahil işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle Radyo ve Tv aracılığıyla yapılan tüm kullanımların meslek birliği tarafından bilindiğini, bu kullanımlara göre hak dağıtımı yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 07/05/2007 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin “Tarafların Hak ve Yükümlülükler başlığını taşıyan 1.1, maddesinin: “...\"a ait ‘...' adlı albümde yer alan sanatçının icralarının ilk tespit hakkını, ilk tespitte konu icraların başta uzunçalar (...) audio kaset (...), compact disk (...), ..., ..., ..., ... olmak üzere iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihte mevcut olan veya sözleşmenin imzasından sonra geliştirilecek her türlü ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkını 5846 sayılı FSEK 'nda tarif edilen en geniş anlamları ile yer, süre ve sayı bakımından herhangi bir sınırlama olmaksızın ...'a devredeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder\" şeklinde olduğunu, bu maddenin, albümün ilk fonogram kaydının ... tarafından yapılmış olduğunu ve devredilen hakların içerisinde tüm eser hakları, diğer İcracıların haklan ile tüm stüdyo ve kayıt masraflarının yer aldığını ifade ettiğini, ilk fonogram kaydı için davalıca masraf yapılmadığını, devredilen hakların ilk kaydı yapılmış fonogramın çoğaltılması ve ticaret mevkiine sokulması maksadıyla albüm için eser kayıt ve tescil belgesi alınmasını sağlayacak hususlar olduğunu, sözleşmenin 1.1.2 maddesinin albüm tanıtımı için davalının yapacağı asgari tanıtım, reklam, klip maliyetlerini gösterdiğini, bu hükmün davalının albümün promosyon faaliyetleriyle satıştan yeterli seviyeye çıkarmak yükümlülüğünü düzenlediğini, sözleşmenin 1 1.3. maddesinin içeriğinin devredilen haklar gibi görünmesine rağmen, aslında tanıtım ve promosyon yükümlülüğünün devamı niteliğinde olduğunu, FSEK gereğince promosyon yükümünün yerine getirilmesi için sözleşmenin 1 1.3. maddesindeki hakların devri gerektiğini, sözleşmenin dürüstçe uygulanması halinde hakları devreden davacının emek, zaman ve parasal masraflarının karşılığını alabileceğini, sözleşmenin  1.4. maddesinin albümden bağımsız olarak aynı eserlerin derleme veya single olarak piyasaya sürülmesi için işleme hakkının devrini düzenlediğini, sektörde böyle bir hakkın ancak ticaret mevkiinde üstün başarılara ulaşmış veya ulaşılması öngörülen durumlarda devredildiğini, başka bir ifadeyle bu hükmün davalı tarafından üstün başarı  vaat edildiğini gösterdiğini, sözleşmenin mali haklara ilişkin II. maddesinde belirtilen ödemeler için de davalının albümü mutlaka ..., ..., ... ve sair dijital mecralarda satışa koyma yükümünün olduğunu, bu maddede davalının davacıya ödeyeceği bedellerin düşük tutulduğunu, eser kayıt ve tescil belgelerinin dayanaklarının bu belgelerin kapsamındaki eserlerin haklarını devreden sözleşmeler olduğunu, davalının hazır albümü zahmetsiz miktarda satarak gerisiyle hiç ilgilenmeyip, yalnızca sözleşmeye değil, dürüstlük ve iyiniyet kavramlarına da aykırı davrandığını, davacının albümün ilk fonogram kaydını gerçekleştiren yapımcı olmasına rağmen maruz kaldığı tavrın iyiniyetle bağdaşmadığı belirtilerek, davacı tarafından oluşturulan “...” isimli albüm için yapılan sözleşmenin davalının kusuru nedeniyle tatbik edilmemesi sebebiyle doğan zararın tespiti ve fazlaya dair talep haklan saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın sözleşmenin imza tarihi 07.05.2007’den itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıdan alınarak davalıya verilmesi, dava konusu fonograf kaydını gerçekleştirenin davacı şirket olduğunun tespiti ile eser işletme belgesinin düzeltilmesini talep edilmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının tüzel kişi tacir olup, basiretli iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunduğunu, bu nedenle sözleşmeyi şifahi anlaşma koşullarını ihtiva ettiğine inandığı için imzaladığı iddia edemeyeceğini, sözleşmeyi imzaladığı anda sözleşmenin içeriğinden haberdar olması gerektiğini, davacının sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği kanaatinde olması durumunda, yine tacir olan davalıya çekeceği ihtarnameyle davalıyı temerrüde düşürmesi gerektiğini, fakat bugüne kadar davacının sözleşme ile ilgili bilgi almak veya davalıyı temerrüde düşürmek için hiçbir çaba sarf etmediğini, taraflar arasında 07.05.2017 tarihinde sözleşme imzalandığı ve bu sözleşmeyle İyiniyetlerim isimli albümde yer alan eserler üzerindeki hakların yer, süre ve sayı bakımından sınırsız olarak davalıya devredildiğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, davacının aksi yönde somut bir iddiasının olmadığını, davalının, albüm satışının 40.000 rakamı geçmesinden sonra satılacak her albüm nüshası için davacıya KDV dâhil 1 ABD dolan ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmede sayılan diğer gelir kalemlerinden elde edilecek gelirin %50’sinin davacıya ödenmesinin de 40.000 adet albüm satılması şartına bağlı olduğunu, sözleşme konusu albüm için 10.000 adet ses kaseti (MC) ve 20.200 adet CD bandrolü alınarak çoğaltılan nüshaların satışa çıkarıldığını, davalının sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen dava konusu albüme daha fazla talep olmadığını, ve satışında 40,000 rakamına ulaşılamadığını, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını, albüm satışları ile ilgili davalıdan ve meslek birliklerinden bilgi istemediğini, davacının sözleşmenin imza tarihi olan 07/05/2007’ den başlayarak yasal faiz istemesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalıyı temerrüde düşürmediğini, eser işletme belgesinde davalının adının yazılı olmasının hukuka uygun olduğunu, zira davacının albüm ile ilgili tüm mali haklan FSEK hükümlerine göre yazılı olarak yer, sayı ve süre bakımından sınırlama olmadan davalıya devrettiğini, davalının da yapımcı sıfatıyla albümü piyasaya sürdüğünü, davacının hangi nedenle maddi zarara uğradığının dava dilekçesinde somut olarak açıklamadığını, albümün piyasada beklenen talebi görmemesinin davalının kabahati olmadığını, albüm satışlarının artmasının davalının da gelir elde etmesi anlamına geleceğini, davalının bunu engelleyici bir tasarrufta bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI::İlk Derece Mahkemesince;\"Toplanan deliller, düzenlenen bilirkişi raporları, Kültür Bakanlığı’nın 20.10.2017 tarihli bandol teslim tutanaklarına ilişkin yazı ekindeki belgeler, sözleşme hükümleri, meslek birliği yazıları bir bütün olarak incelendiğinde; dâva konusu sözleşme ile davalının üstlendiği tüm edimleri yerine getirmesi hususunda kendisine atfedilecek bir kusuru ispat edilemediği gibi sektörel yönden yapılan bilirkişi incelemesinde de davalı yapımcı firmanın  sözleşme ile yükümlendiği tüm edimlerini yerine getirdiği,  yapım ve prodüksiyon maliyetlerini karşıladığı, klip çekimlerini de tamamlayarak ilgili televizyon kuruluşunda belirlenen süre zarfında  yayınlattığı,  dolayısı ile yapımcı olarak üstlenmesi gerekli mali külfetleri de üstlendiği, davacının da  basiretli tacir olma vasfı gözetildiğinde , projedeki maddi beklentileri ancak sözleşme konusu albümün piyasada beklenen rağbet ve ilgiyi görmesi kapsamında karşılık bulabileceği anlaşılmıştır. HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli rapor içerikleri de incelendiğinde, Taraflar arasındaki Sözleşmenin 2.1. maddesinde davalının ödeme yapma yükümünün “...” adlı albümün kaset/CD satışlarıma 40.000’e ulaşması şartına bağlandığı; Sözleşmenin 1.2. maddesinde ise davalı şirketin tanıtım yapma yükümünün “bir yıl içinde iki klip çekip müzik kanallarında gösterimini yaptırmak” ve “... de 5.000 saniye reklam yaptırmak” şeklinde açıklanarak somutlaştırılıp sınırlandırıldığı;, söz konusu tanıtım faaliyetlerinin davalıca yerine getirilmediği yönünde bir davacı iddiasının da bulunmadığı; davalıya, Sözleşmenin 1.2. maddesinde açıklananlardan başkaca tanıtım faaliyetinde bulunma yükümü yükleyen bir Sözleşme maddesi veya sektör uygulaması bulunmadığı gibi, TBK m. 492/1 hükmünden yola çıkarak da böyle bir ek tanıtım yükümünün varlığının savunulamayacağı; davalının gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmediği tanıtım faaliyetleri ile davaya konu albümün kaset/CD satışlarının 40.000 adedin altında kalması (dolayısıyla da Sözleşmenin 2.1. maddesi uyarınca gelir paylaşma yükümlülüğünün doğmaması) arasında herhangi bir sebep- sonuç ilişkisi tespit edilemediği; müzik sektöründe bir albümün satış rakamlarının düşük kalmasının pek çok etkenden kaynaklanabileceği davalının ihmal suretiyle satış rakamlarının düşmesinde bir rolü olduğunun da davacı yanca ispat edilmediği kaldi ki  davaya konu dönemde internet uygulamaları ve dijital teknolojilerdeki gelişmelerin kaset/CD gibi mekanik çoğaltılmış nüsha satışlarının düşmesine neden olduğunun da bilinen bir gerçek olduğu bu kapsamda  ; aniden ortaya çıkmayan ve bir süreç içinde gerçekleşen, genel olarak tüm müzik piyasasını etkileyen bu olgudan davalı tarafın sorumlu tutulmasının olanaklı bulunmadığı; davaya konu albümün kaset ve CD Teri için alınan bandrol rakamlarının yeni çıkacak albümler için alınan olağan bandrol adetleri olduğu; davalının, davaya konu \"...” adlı albüme ait satışların yapımcısı olduğu diğer albümlere nazaran çok daha yüksek olması konusunda özel bir beklenti içinde olduğunu gösteren bir ispat vasıtasına  rastlanamadığı; taraflar arasındaki Sözleşmenin 1.4. maddesinin böyle bir beklentinin varlığını göstermediği; albümdeki icraların “best of” “compilation”, “single” gibi derlemelerde kullanılma hakkını davalıya devreden bu hükmün müzik albümleri için yapılan pek çok sözleşmede ve özellikle de tanınmış icracıların albümlerine ilişkin sözleşmelerde sıklıkla yer alan bir hüküm olduğu; bu hükmün taraflar arasında akdedilmiş Sözleşmede yer almasının bir bütün olarak albümün satış rakamları konusunda herhangi bîr özel beklentinin varlığını ispatlamayacağı; hazır dinleyici kitlesine sahip tanınmış bir icracı sanatçının yeni albümünün ilk yılında görece olarak çok satmasının ve daha sonra piyasanın doymasıyla birlikte satış rakamlarının düşmesinin popüler müzik sektöründe doğal bir süreç olduğu; davalı şirketin, davacının kazancını engellemek için çoğaltma/yayma ve reklam faaliyetlerine aniden son verip satışları kasıtlı olarak düşürmeye çalıştığını gösteren bir delile rastlanamadığı; davaya konu somut olayda “sözleşme temelinin sarsılması” gibi bir durum bulunmadığı; bu nedenle, davalının \"sözleşmenin İlerlememesi” nedeniyle sözleşme hükümlerini yeniden gözden geçirmeyi önermek zorunluluğu altında olmadığı; TMK m. 2’deki dürüstlük (objektif iyinıyet) kuralı uyarıca sözleşmede değişikliği gerektirecek tek sebebin “sözleşme temelinin sarsılması” olabileceği; somut olayda olduğu gibi sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu durumlarda “ahde vefa” ilkesinin uygulanmasının gerekeceği; FSEK m. 58'de düzenlenen cayma hakkının da maddi ve şekli koşullan itibariyle davaya konu olayda mevcut bulunmadığı; dosyada mevcut bandrol teslim tutanaklarında ile ...’ın telif bedeli tahakkuk fişlerinde belirtilen 25.000 ve 32.000 adetlik bandrol rakamlarının kesin ve net bir satış rakamı belırtmediği, davalının ticari kayıtları incelendiğinde de ; ... -...' adlı eserden 9.000 adet Kaset ve 20.200 Adet CD olmak üzere Toplam 29.200 Adet imalat yaptırılmış olduğunun tespit edildiği,  Söz konusu kaset ve CD imalatlarının toplamı 40.000 adedi aşmadığı için, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 2.1. maddesi uyarınca herhangi bir bedele hak kazanamadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine\" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili iddiaları arasında fonogram kaydını gerçekleştiren davacının, telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından tutulan eser kayıt ve tescil belgelerinde yanlış yer alması halinde aksi ispat edilebileceği  ve düzeltilebileceği bir kayıt/şerh olan bu sıfatı mahkemenin kararına istinaden üzerine almak gibi bir talebi olduğunu, talebin davacının hukuki menfaat unsurunu taşımakta olmasına ve gerekçeli hükümde talepleri arasında sayılmasına rağmen ne olduğu, ve ne yapıldığı hakkında tek kelime edilmediği ve gerekçede yer verilmediğini, yargılama içerisinde bu talep zımnen kabul edildiği, fakat kararda da açıkça ifade edilmesi gerekirken ifade edilemediğini, davacının taleplerine kalem kalem gerekçelendirilmeden ve hiç bahsedilmeden kararda yer verilmemesinin usule aykırı olduğunu, mahkeme, sözleşmenin uygulanması konusundaki iddialar hakkında da yeterli bir inceleme yapmadığını ve sözleşmenin davalı tarafça uygulanmadığını, edimlerin yerine getirilmediğinin, ve bilirkişi raporlarında \"Davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilen tanıtım-promosyon yükümlülüklerinin (2 video klibin çekilmesi, maliyetlerinin üstlenilmesi, yayınlanması, ...'de 5.000 saniye reklam yayınlanması) yerine getirildiği,..\"şeklinde bu edimin yerine getirildiğinin iddia olunması üzerine tarafca yerine getirilmediği ısrarla ifade edildiği, müzik piyasasının yapımcı ve meslek birlikleri çevresinde her istediğini yaptırabilen kudrete sahip olduğunu ifade eden kişiye karşı gerçekten inceleme yapabilecek bir bilirkişi bulunamadığını, bilirkişi ifadelerinin tamamen doğru olarak kabul edildiğini, davalının satışlar ve sözleşmenin ilerlemesi konusunda hiçbir bilgi vermediklerini, tacir tarafların bir tacir gibi davranmaları, dürüstlük ve iyi niyet içerisinde bu konuda en küçük bir hususun yer almadığını, İstanbul 1. FSHHM tarafından görülen dava hakkında istinaf incelemesi yapılarak istinaf nedenlerinin kabulüyle Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen usul ve hukuka aykırı gerekçeli kararın kaldırılarak davanın kabulüne veya karardaki hukuka aykırılık karşısında bizzat yerel mahkeme tarafından yeniden bir karar tesisi sağlamak maksadıyla iadesine, karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı dava dilekçesi ile  davalı ile 07/05/2007 tarihli sözleşme imzalandığını \"...\" isimli albümü ilgili olarak imzadan itibaren 10 yıl geçmesine rağmen davalının sözleşme gereklerine uymadığından fonogram kaydını gerçekleştirenin davacı şirket olduğunun tespiti ile eser işletme belgesinin düzeltilmesi belirsiz alacak hükümlerine göre şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın sözleşme tarihini 07/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.09/10/2018 tarihli bilirkişi heyet  raporunda özetle; \"Davacı ... Müzik tarafından, sözleşmenin 1,1, 1.3 ve 1,4 maddelerinde tarif edilen hakların Davacı firmaya devredileceği taahhüdünün gerçekleştirildiği, Davalı tarafça sözleşmenin 1.5 maddesinde üstlenilen basım, dağıtım masraflarının karşılandığı, Davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilen tanıtım-promosyon yükümlülüklerinin (2 video klibin çekilmesi, maliyetlerinin üstlenilmesi, yayınlanması, ...'de 5.000 saniye reklam yayınlanması) yerine getirildiği, İlgili belgelere bakıldığında Davalı yapıma firmanın en fazla 32.000 adet CD ve Ses Kaseti üretebileceği, bu rakamın 40.000 adetlik satış rakamının altında olduğu için Davalı taraf adına gelir paylaşımı açısından sözleşme yükümlülüklerine uymadığı yönünde bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığı, Davalı yapımcı firmanın Kayıt Tescil Belgesi İle sahip olduğu hakların Davacı firmaya iadesini gerektirecek somut bir sözleşme ihlalinden söz edilemeyeceği\" belirtilmiştir. 13/03/2020 tarihli başka  bilirkişi heyetine ait  raporda özetle ; \"Taraflar arasındaki Sözleşmenin 2.1. maddesinde davalının ödeme yapma yükümünün “...” adlı albümün kaset/CD satışlarıma 40.000’e ulaşması şartına bağlandığı; Sözleşmenin 1.2. maddesinde ise davalı şirketin tanıtım yapma yükümünün “bir yıl içinde iki klip çekip müzik kanallarında gösterimini yaptırmak” ve “... de 5.000 saniye reklam yaptırmak” şeklinde açıklanarak somutlaştırılıp sınırlandırıldığı; açıklanan bu tanıtım faaliyetlerinde bulunma yükümünün kapsamının müzik sektöründeki uygulamalarla uyumlu olduğu, söz konusu tanıtım faaliyetlerinin davalıca yerine getirilmediği yönünde bir davacı iddiasının da bulunmadığı; davalıya, Sözleşmenin 1.2. maddesinde açıklananlardan başkaca tanıtım faaliyetinde bulunma yükümü yükleyen bir Sözleşme maddesi veya sektör uygulaması bulunmadığı gibi, TBK m. 492/1 (eBK m. 376/1 son cümle) hükmünden yola çıkarak da böyle bir ek tanıtım yükümünün varlığının savunulamayacağı; davalının gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmediği tanıtım faaliyetleri ile davaya konu albümün kaset/CD satışlarının 40.000 adedin altında kalması (dolayısıyla da Sözleşmenin 2.1. maddesi uyarınca gelir paylaşma yükümlülüğünün doğmaması) arasında herhangi bir sebep- sonuç ilişkisi tespit edilemediği; müzik sektöründe bir albümün satış rakamlarının düşük kalmasının pek çok etkenden kaynaklanabileceği; özellikle davaya konu dönemde internet uygulamaları ve dijital teknolojilerdeki gelişmelerin kaset/CD gibi mekanik çoğaltılmış nüsha satışlarının düşmesine neden olduğu; aniden ortaya çıkmayan ve bir süreç içinde gerçekleşen, genel olarak tüm müzik piyasasını etkileyen bu olgudan davalı tarafın sorumlu tutulmasının olanaklı bulunmadığı; davaya konu albümün kaset ve CD leri için alınan bandrol rakamlarının yeni çıkacak albümler için alınan olağan bandrol adetleri olduğu; davalının, davaya konu \"...” adlı albüme ait satışların yapımcısı olduğu diğer albümlere nazaran çok daha yüksek olması konusunda özel bir beklenti içinde olduğunu gösteren bir bulguya dosyada rastlanamadığı; taraflar arasındaki Sözleşmenin 1.4. maddesinin böyle bir beklentinin varlığını göstermediği; albümdeki icraların ...” “...”, “...” gibi derlemelerde kullanılma hakkını davalıya devreden bu hükmün müzik albümleri için yapılan pek çok sözleşmede ve özellikle de tanınmış icracıların albümlerine ilişkin sözleşmelerde sıklıkla yer alan bir hüküm olduğu; bu hükmün taraflar arasında akdedilmiş Sözleşmede yer almasının bir bütün olarak albümün satış rakamları konusunda herhangi bîr özel beklentinin varlığını ispatlamayacağı; hazır dinleyici kitlesine sahip tanınmış bir icracı sanatçının yeni albümünün ilk yılında görece olarak çok satmasının ve daha sonra piyasanın doymasıyla birlikte satış rakamlarının düşmesinin popüler müzik sektöründe doğal bir süreç olduğu; davalı şirketin, davacının kazancını engellemek için çoğaltma/yayma ve reklam faaliyetlerine aniden son verip satışları kasıtlı olarak düşürmeye çalıştığını gösteren bir delile rastlanamadığı; davaya konu somut olayda “sözleşme temelinin sarsılması” gibi bir durum bulunmadığı; bu nedenle, davalının \"sözleşmenin İlerlememesi” nedeniyle sözleşme hükümlerini yeniden gözden geçirmeyi önermek zorunluluğu altında olmadığı; TMK m. 2’deki dürüstlük (objektif iyinıyet) kuralı uyarıca sözleşmede değişikliği gerektirecek tek sebebin “sözleşme temelinin sarsılması” olabileceği; bunun haricinde ve özellikle somut olayda olduğu gibi sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu durumlarda “...” ilkesinin uygulanmasının gerekeceği; FSEK m. 58'de düzenlenen cayma hakkının da maddi ve şekli koşullan itibariyle davaya konu olayda mevcut bulunmadığı; dosyada mevcut bandrol teslim tutanaklarında ile ...’ın telif bedeli tahakkuk fişlerinde belirtilen 25.000 ve 32.000 adetlik bandrol rakamlarının kesin ve net bir satış rakamı belırtmemekle birlikte, davaya konu \"...” adlı albümün kaset/CD toplam satış miktarının 40.000 adede ulaşmadığı yönünde bir karine oluşturduğu; albümün kaset/CD satış rakamlarının kesin ve net ispatı hususunda, ayrıca, davalı şirketin ticari defterlerinin ve faturalarının da incelenmesine karar verip vermemenin Mahkemenin takdirinde olduğu\" belirtilmiştir.Bilirkişi heyetine mali bilirkişi eklenmek sureti ile alınan   03/02/2021 tarihli bilirkişi heyeti  ek raporda özetle; \" Davalı şirket ticari defterlerinde;... -...' adlı eserden 9.000 adet Kaset ve 20.200 Adet CD olmak üzere Toplam 29.200 Adet imalat yaptırılmış olduğunun tespit edildiğini, Söz konusu kaset ve CD imalatlarının toplamı 40.000 adedi aşmadığı için, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 2.1. maddesi uyarınca herhangi bir bedele hak kazanamamış olduğu görüş ve kanaatine varıldığı\" belirtilmiştir.Somut olayda, davacı tarafından dava dilekçesi ile, dava konusu fonograf kaydını gerçekleştirenin davacı şirket olduğunun tespiti ile eser işletme belgesinin düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, davacının bu talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği, kararda bu talep yönünden herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmakla,  davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih, 2017/52 E. 2021/345 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9a54c86399660c3","SID":"babe6a55dc02bf46"}}