{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:24/09/2021<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:05/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davacı şirkete ait veya kiralık araçlar ile davalı tarafın uçakla Türkiye’ye getirdiği turist yolcuları Antalya Havalimanından otellerine ve/veya turistik turlara götüren taşımacı olduğunu, davalı şirket yurt dışından özellikle Almanya’dan Türkiye'ye turist getiren seyahat acentesi olduğunu, taraflar arasında davalının Antalya Havalimanına getireceği tüm yolcuların taşıma işini 3 yıl süre ile kararlaştırılan bedeller üzerinden sadece davacı tarafından yapılacağına dair 01.04.2013 tarihinde anlaşmaya varıldığını, davalının, davacı ile imzalanan 3 yıl süreli turist taşıma sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca davalı sadakat ve rekabet etmeme borcu altında bulunduğunu, başka bir taşıma firması ile yolcularını taşımayacağı edimini yükümlenen davalı, bu edimine aykırı davrandığını, başka bir taşımacı firma aracılığı ile taşıttığını, yapılan tespitler ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesine göre sözleşmenin 01.04.2013 ile 31.03.2016 tarihleri arasında ifa edileceğinin düzenlendiğini, karşı tarafın 31.03.2016 tarihine kadar yolcularını talepte bulunan dışındaki hiçbir taşımacıya taşıtmaması gerektiğini, davalı taraf sözleşmeye aykırı davrandığını, davacının beklenen ve muhtemel kazanç kaybına neden olan ve sözleşme nedeniyle doğacak kar hesabına esas olacak biçimde sözleşmenin ihlal edildiğini, davalının ... firması ile 25.02.2014 tarihli Turizm Taşımacılık Sözleşmesi yaptığını, davacı ile arasındaki taşıma sözleşmesi devam etmesine rağmen ... firması ile sözleşme bulunduğunu, sözleşmenin varlığı da davalının, davacı ile aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiğinin açık ispatı olduğunu, davalı tarafça Antalya 10. Noterliğinden gönderilen 27.02.2014 tarihli numaralı ihtara dayanak gösterilerek aylıklı kiralanan araçların, aylıklı kiralamasının sona erdiğinin bildirildiğini, halen davalı yolcularını başka firma ve/veya firmalara taşıttığını, davalı, sözleşme gereğince araç talep etmediğini, davacının tüm beklentilerine rağmen davalı davacıdan araç istemediğini, davacının 2014 sezonu boyunca işsiz kalmasına sebep olduğu gibi 2015 sezonunda da halen bir araç talebi gelmediğini, davacı bu süre içinde yeni ve aynı değerde bir iş de bulamadığını, davacı, davalının kusurlu, yasal olmayan sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle maddi ve ticari zararlara uğradığını, davalının; sözleşmeye, yasaya, sözleşmede karar altına alınan sadakat borcuna, rekabet etmeme borcuna aykırı davranması ve sözleşmenin gizliliğini ihlal etmesi sebebiyle sözleşmenin uygulanamaz hale geldiğini, davalının sözleşmeyi feshettiğini Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... ile Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyalarında görülen davalarda ikrar ve beyan ettiğini, Antalya 10. Noterliğinin 01.03.2014 Tarihli ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde tutanak sureti ile davalının sözleşme şartlarını ihlal ettiğini, davacıya ait araçlar hazır bulunmasına rağmen yolcuların başka firmaları taşıttığını, davacı ile davalının arasındaki taşıma sözleşmesi devam etmesine rağmen davacının ... firması ile yaptığı 25.02.2014 tarihli Turizm Taşımacılık Sözleşmesi uyarınca davacı ile aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiğini, davacı tarafından tutulan fotoğraflı tespit tutanaklarında davalı ile davacı arasında sözleşme tarihleri arasında geçerli olan taşıma sözleşmesi devam ediyor olmasına rağmen davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşme hukukunda egemen olan ve Türk Hukukunda kabul edilen kural, “sözleşmeye bağlılık” ilkesi bulunduğunu, sözleşme edimlerinin yerine getirilmesi gerektiğini, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmeyi feshedildiğini, davacı şirket davalı ile akdedilen turistik taşıma sözleşmesi gereğince yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, TTK'nun 18/II maddesine göre “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır\" hükmünün amir olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ... E., ... K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi “davacıya herhangi bir süre vermeden, sözleşmeye aykırılık nedenlerini belirtmeden sözleşmeyi fesh etmek haksızdır\" kararının bulunduğunu, bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şeklide kötüye kullanılması hukuk düzeninin korumadığını, 6100 sayılı yasanın 107. maddesi gereği dava tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacak tutarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin olanaksız olması sebebiyle belirsiz alacak davası olarak davanın ikame edildiğini belirterek haksız olarak feshedilen 01.04.2013 tarihli turistik taşıma sözleşmesi nedeniyle; yoksun kalınan kazanç ve diğer zararlardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın, bakiye sözleşme süresi için yoksun kalınan kazanç kaybının karşılığı olarak 10.000,00.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili;  davalı şirkete açılan davanın taraflar arasında imzalanan Turistik Taşıma Sözleşmesinden kaynaklandığını, TTK'nun “Taşıma İşleri” başlığındaki işlerin kapsamına girdiğini, dava açılış tarihi itibariyle davaya konu uyuşmazlık üzerinden bir yıldan fazla zamanı geçtiğini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının açtığı davanın mükerrer olduğunu, davacının davalıya konu alacağı ile ilgili Anlalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini, itiraza konu mahkemenin ... esas sayılı dosyası ile halen görüldüğünü, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının dava dilekçesinin ilk kısmında davalı şirket tarafından rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia ettiğini, davalı şirketin sözleşme süresi içerisinde davalı şirketin sözleşmeyi ağır kusuruyla ihlal edene kadar kesinlikle bu yükümlülüğe uyduğunu, edimlerini süresi içerisinde yerine getirdiğini, davalı şirketin iş hacmi düşünüldüğünde taşıma işi için başka bir şirketle daha anlaşması kesinlikle rekabet yasağını ihlal anlamına gelmediğini, anlaşmadan sonra davalı şirket ile olan iş ilişkisinin taraflarınca hiçbir aksamaya yer vermeden sözleşmenin davacı tarafından ihlal edilene dek devam devam ettirildiğini, yükümlülüklere aykırı davranılmadığını, taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesinde başka bir operatörle daha sözleşme imzalanmasına engel teşkil edebilecek herhangi bir madde bulunmadığını, davalı şirketin sözleşmeden doğan ödev ve yükümlülüklerini ihmal etmeden başka bir şirketle anlaşması ve sözleşmenin ihlali anlamına gelmediğini, davalı şirket ile davacı taraf arasında 01.04.2013 tarihinde 01.04.2013 ile 31.03.2016 tarihleri arasını kapsayan bir turistik taşıma sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeye göre davacı taşıma, mülkünde olan veya kiraladığı araçlar ile davalı acenteye bağlı olarak çalışmayı, davalının göstereceği iş ve işlemlerle ilgili olarak davalının emir ve talimatlarına göre hareket etmeyi davacı taşımacıya ait olan araçların belirlenen saatlerde istenilen aktarım noktaları ve otellerde bulunmak başta olmak üzere davalıya bağımlı olarak iş görmeyi davalının talimatlarına uyma borcunu yüklendiğini, davacının sözleşme ile yüklendiği edimleri gereği gibi ifa etmediğini, haksız olarak davalının kendisine borcu olduğunu iddia ederek sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, davacı şirket tarafından sağlanan araçların ve araç kaptanlarının 28.02.2014 ile 01.03.2014 tarihleri arasında sebep oldukları olumsuzluk ve aksaklıklar nedeniyle davalı şirketin müşterilerine karşı zor durumda kaldığını, Antalya 3. Noterliğinin 21.03.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflarınca davacı tarafa bildirildiğini, ihtarnamede hangi tarihte hangi aracı hangi edimleri yerine getirmediğinin açıkça belirtildiğini, davalı şirketin müşterilerinin yanlış otele sevk edildiğini, eksik müşterilerin taşımacı tarafından davalı şirkete bildirilmediğini, araç arızası nedeni ile müşterilerin otellere bırakılmadığını, müşteri mağduriyetini önlemek amacı ile davalı şirket tarafından ikame araç sağlandığını, müşterilerin otellerine başka araçla bırakıldığını, davalı şirketin müşteri şikayetlerine ve olumsuz reklamasyona maruz kaldığını, davacının neden olduğu olumsuzluklar nedeniyle zarara uğradığını, yaşanan bu zarar verici olayların davalı şirket tarafından 03.03.2014 tarihinde Türkiye Seyahat Acenteler Birliğine dilekçe ile bildirilerek konunun araştırılmasını talep edildiğini, taraflar arasında imzalanan Turistik Taşıma Sözleşmesinin 9. Genel Hükümler başlığı altındaki 9.6. Maddesinde hükümlerin ön görüldüğünü, davacı taşımacının sağladığı araçların ve istihdam ettiği personelin meydana getirdiği zararlardan sorumlu olacağını, sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmeyen davacının bir de davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmesinin abesle iştigal olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından haklı nedene dayanılarak fesh edildiğini, davacı tarafın 27.02.2014 tarihinde davalı şirkete ihtarname çektiğini, ilgili ihtarname daha taraflara ulaşmadan 28.02.2014 tarihinden itibaren belirttikleri sözleşme ihlallerinin yaşanmaya başladığını, davacı tarafın gönderdiği ihtarnamenin henüz taraflarına ulaşmadan kötüniyetli olarak edimlerini yerine getirmediğini, davalı şirketin bilerek zor durumda bırakıldığını, davacı tarafın iddiaları kabul edilse bile sözleşmenin halen yürürlükte iken işin ihmalinin ağır kusur kapsamında değerlendirildiğini ve sözleşmenin feshedildiğini, davacının dava dilekçesinin ikinci maddesinde gizlilik şartının ihlal ettiğini belirttiğini, davalı şirket açısından bu durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı tarafın bu iddiasını ispat etmesinin gerektiğini, davacı şirket tarafından taşıma sözleşmesinin bilinçli olarak ihlal edildiğini, davacı tarafın sözleşmenin feshi nedeniyle işsiz kaldığını ve iş bulamadığını, araç sattığını ve borçlarını ödemeyeceğini iddia ettiğini, davacının bu iddiasının da haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde sundukları link adresinden de görüleceği üzere davalı şirketin hali hazırda çalışmakta olduğu ... adet şirket/kurum bulunduğunu, daha önceki tüm iş ortaklarının ise ... adet olduğunu, çalışmakta olduğu ... Tur, ... Tur gibi bilinen şirket olduğunu, davalı şirketle aynı sektörde hizmet veren başkaca firmalarda bulunduğunu, davacının açtığı belirsiz alacak davasının reddinin gerektiğini, belirsiz alacak davasının açılabilmesi için davanın açıldığı tarihte davacının alacağın miktarının ya da değerinin tam ve kesin olarak bilebilecek ve belirleyebilecek durumda olmaması gerektiğini, alacağın miktarını ya da değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmenin imkansız olması gerektiğini, açılan davalarda bu şartların açıkça mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın yoksun kalınan kar hesabında genel bilançonun esas alınmaması gerektiğine dair beyanını kabul etmediklerini, davacının hizmet vermediği 2 yıl için ücret talep ederek açıkça ihlal ettiği sözleşmeden sebepsiz olarak zenginleşmeye çalıştığını, davacı tarafça iddia edilen hususların gerçeği yansıtmamakla birlikte hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, davalının karşı taraf davacıya hiçbir borcunun olmadığını, aksine davacı taraftan alacağının olduğunu belirterek haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \" Dava, taraflar arasındaki 01/04/2013 - 31/03/2016 tarihleri arası döneme ilişkin 3 yıl süreli taşımacılık sözleşmesinin davalı tarafça fiilen haksız feshedilmesi nedeni ile davacının uğradığı zarar ve geri kalan dönem için uğradığı kar kaybının tahsili davasıdır. Davalı tarafça davacının sözleşmeye aykırı davrandığı ileri sürülmüş ise de, buna ilişkin ...'a yapılmış bir şikayeti olmadığı gibi usulüne uygun tutulmuş bir tutanakta ibraz edememiştir. Sözleşme de davalının rekabet etmeme yükümlülüğü de düzenlenmiştir. Sözleşmenin devamı sırasında davalı tarafça 25/02/2014 tarihinde dava dışı ... firması ile yeni bir sözleşme imzalamış olup, sözleşmeyi fiilen davalı feshetmiştir. Davalı tarafından davacının kusuru olarak ihbar ettiği ve tuttuğu tutanaklar kısmen sözleşmeden önceki, kısmen de fesihten sonraki döneme aittir. Buna göre de davacının herhangi bir sözleşmeye aykırılığı ispatlanmamış olup, davalı sözleşmeyi fesihte haksızdır. Yine mahkememizce alınan ve hüküm vermeye yeterli ve elverişli görülen bilirkişi heyet raporuna göre davacının geriye kalan dönem için yeniden sözleşme imzalaması için gereken süre sözleşmenin sezonluk taşıma sözleşmesi olması nedeniyle bir sonraki sezon göz önüne alındığında 1 yıl olup, buna göre zarar hesabı yapılmalıdır. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının uğramış olduğu zarar 392.185,37.-TL olup, bu zarardan davacının da az da olsa müterafik kusuru olması ve geriye kalan dönem için yapmaktan kurtulduğu masraflar ve başka iş yapma şansı ve kaçırdığı fırsatlar, elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği gelirler de göz önüne alınarak Türk Boçlar Kanunu 408.maddesi gereğince takdiren %50 oranında indirim yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulü ile toplam 196.092,69.-TL tazminatın 10.000,00.TL'sinin dava tarihinden, 186.092,69.-TL'sinin de ıslah tarihi olan 15/03/2017'den itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\"şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili ve  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğini, mahkemece işin sezonluk olarak yapıldığı kabulünün gerçekliği yansıtmadığını, yapılan işin sezonluk değil yıllık olduğunu, davacının davalının büyüklüğünde bir hacme sahip bir iş bulmasının mümkün olmadığını, hakkaniyet indirimi bağlamındaki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin kendi kararında çelişkiye düştüğünü, zararın ortaya çıkmasında vekil edenin kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, giderlerin azalmasının kazanç olarak görülmesinin yasaya ve işin doğasına aykırı olduğunu, müvekkilinin haksız fesih nedeni ile otobüsleri satmak zorunda kaldığını, doğal olarak personeli de işten çıkartmak zorunda kaldığını, buradaki gider azalmasının kazanç olarak görülmesinin ticari işletme mantığına uymadığını, TBK'nın 408. maddenin getiriliş amacının işçinin çalışsa idi elde edeceği kazançtan daha yüksek miktarda tazminat almasının önlenmesi olduğunu, bu hususun somut olaya uymadığını, hakkaniyet indiriminin fahiş olduğunu, ölçülü olmadığını, keyfilik boyutuna vardığını, 27/02/2017 tarihli raporun neden hükme esas alınmadığının gerekçesinin belirtilmediğini, davanın belirsiz alacak olduğunu, bu nedenle faizin işleyeceği tarih bakımından kararın hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davanın kısmen ret olmasına rağmen tüm yargılama harçlarından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının hukuka aykırı reddedildiğini, derdestlik itirazlarının ve davaların birleştirilmesi taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, dosyada mevcut raporların birbirleri ile çelişmesine rağmen çelişkinin giderilmediğini, sözleşmenin niteliği konusunda hataya düşüldüğünü, bu nedenle hesaplamanın hatalı yapıldığını, sözleşmenin feshinin uygun bir fesih olmadığını, sözleşmeye aykırılığın ve edimlerin yerine getirilmemesinin davacıdan kaynaklandığının sabit olduğunu, Antalya 3. Noterliğinin 21/03/2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının sözleşmeye aykırı hareketlerinin davacıya bildirildiğini, bu hususun tanık beyanları ile de ispatlandığını, bu nedenle feshin haksız fesih olduğunun kabul edilemeyeceğinin, kar kaybı hesaplamasında davacının maliyetlerindeki artışın dikkate alınmadığını, sözleşmede münhasırlık şartının bulunmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının araçları satması nedeni ile aynı hizmeti başka bir şirkete vermesinin mümkün olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle yoksun kalınan kar istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, yazılı gerekçe ile, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasında 01.04.2013 tarihinde sözleşmenin, davacının davalı acente tarafından getirilen turistleri acentenin, talimatlarına göre taşıma işinin yaptırılması konusunda düzenlendiği, sözleşmenin 01.04.2013 ila 31.03.2016 tarihleri arasında geçerli olduğu, acente yönünden 3. maddede taşımacıya sadakat borcu ve rekabet etmeme borcu ile taşımacının taşıma bedellerini ödemesi borcunun düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. <br>Davalı tarafından 25.02.2014 tarihinde sözleşmenin feshedildiği cevap dilekçesinden ve tüm dosya kapsamından sabittir.  <br>Davacı, sözleşmenin haksız yere erken feshi nedeniyle yoksun kalan kazanç kaybı olarak 10.000,00 TL belirsiz alacak davası açmış, daha sonra 15.03.2017 tarihli bedel arttırımı dilekçesi sunarak talebini 430.376,84 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davacı ile davalı arasındaki sözleşme devam ederken davalı acentenin 25.02.2014 tarihinde dava dışı  ... Ltd. Şti. ile davalı acentenin getirdiği turist gruplarının havalimanı ile otel arasında günlük, gecelemeli veya Anadolu turları ile her türlü turistik taşımaya yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi için turizm taşımacılık sözleşmesi düzenlenmiştir. <br>Davalının davacı ile olan sözleşmesini sona erdirmeden sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak dava dışı  ... Ltd. Şti. ile turizm taşımacılık sözleşmesi imzalaması sözleşmenin ihlali niteliğindedir. Yine  davalı tarafın tuttuğu tutanakların fesihten sonraki tarihe ilişkin olması da gözetildiğinde davalının sözleşmeyi haklı feshettiğini ispatlayamadığı kabulü yerindedir. <br>Taraflar arasındaki ilişki, taşıma hizmet sözleşmesi olup TTK'nın 850. maddesi kapsamında olmadığından davalının zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. <br>Yine davalı taraf derdestlik itirazında bulunmuş ise de; bildirmiş olduğu dosyaların konusu ile eldeki dava dosyası konusunun farklı olduğu, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında ise dava konusu aynı ise de davalı tarafın  ... Turizm Taşımacılık ve Ticaret Anonim Şirketi  olduğu, yargılama sırasında Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davalı olarak yer alan şirketin eldeki dosya davalımız  ... Şirketi ile birleştiği anlaşılmakla davalı tarafın derdestlik itirazı da yerinde değildir.<br>Türk Borçlar Kanunu 112. maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, malvarlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Bu nedenle müspet zararın tazmini halinde malvarlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.<br>Müspet zarar olan kâr kaybı, yukarıdaki hükümlerin de sonucu olarak kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak TBK'da düzenlenen 408 ve 438. maddelerdeki kesinti yöntemi esas alınmalıdır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi  sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen  veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir.  Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup, öğreti ve uygulamada bu hesaplama, kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır. TBK'daki kesinti yöntemi hizmet sözleşmelerine ilişkin olmasına rağmen,  diğer sözleşmelerin haksız feshi halinde de kıyasen uygulanması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilâmında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde, kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'ndaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. <br>Buna göre mahkemece yapılması gereken TBK 438. Madde uyarınca sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile ( hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasılattan satış için katlanılan maliyetlerin düşülerek hesaplama yapıldığı  gözetilerek) başka bir işten elde edilen  veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin tespiti için bilirkişiden rapor alınması ve tespit edilen bu tutarın, 392.185,37 TL tutarındaki kar kaybı bedelinden düşülerek karar verilmesinden ibarettir.<br>Bu hususa aykırı olacak şekilde uzmanlık alanı olmayan konuda mahkemece hesaplanan tutardan resen %50 oranında indirim yapılarak karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Yine kabule göre de;  somut olay açısından kar mahrumiyetinden kaynaklı zararın olup olmadığı  varsa miktarı, ancak yargılama aşamasında ticari defterler ve belgeler üzerinde  yapılacak inceleme neticesi ortaya çıkacağından davacının taleplerini belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürmesinde  hukuki yararı bulunduğu, belirsiz alacak davasında faiz başlangıcının, davadan önce temerrüt söz konusu değilse, dava tarihi olması gerektiği, somut olay açısından dava tarihinden itibaren faiz talep edilmekle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli ise de bedel artırım dilekçesi ile artırılan kısma da dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken bu kısma 15.03.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalıdır.<br>Öte yandan davalı vekili tarafından yargılamada davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen yargılama harçlarından müvekkilinin sorumlu tutulduğu da istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de karar ve ilam harcı hüküm altına alınan tutar üzerinden hesaplanmakta, bir diğer ifade ile kısmen kabul edilen tutar üzerinden hesaplanmakta olup, kabul edilen kısma yönelik harç masrafı haksız çıkan davalı üzerinde olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerinde değildir.<br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 13.395,09.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.350.00TL 'nin mahsubu ile bakiye 10.045,09 TL 'nin davalıdan taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Davacı vekili ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>5-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/09/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>6-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>7-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>8-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c5c00624e36acde","SID":"65dc39f66b0715a8"}}