{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/672 <br>KARAR NO\t\t: 2025/240<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29.01.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/327 E. - 2024/62 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 13.02.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13.02.2025<br><br>\tİzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.01.2024 tarih 2023/327 E. - 2024/62 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili hakkında, İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi’nin 2022/128189 E. sayılı dosyasında kredi sözleşmesine dayalı icra takibi başlatıldığını, ödeme emri tebliğinin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin o tarihlerde yurt dışında olduğunu, icra dairesince itirazının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkilinin şirket hisselerini aktif ve pasifleriyle birlikte usulüne uygun olarak devrettiğini, bu nedenle müvekkilinin şirket borçlarına karşı kefalet sorumluluğunun da bulunmadığını, davalı tarafça takibin dayanağı olarak gösterilen 27.05.2020 tarihli 55.000,00 TL kefalet tutarlı kefalet sözleşmesi ile 19.03.2018 tarihli 100.000,00 TL kefalet tutarlı kefalet sözleşmesinin kefalet türü olarak müteselsil gösterilmişse de içeriğine bakıldığında; ... Ltd. Şti’nin banka ile akdetmiş olduğu 19.03.2018 tarihli Ticari Kart Sözleşmesi kapsamında kullandırılmış ve kullandırılacak kredilerden doğan tüm borçlara kefil olunmasının işbu sözleşmenin konusunu oluşturduğunun belirtildiğini, oysa müvekkilinin 27.11.2020 tarihli İzmir 15. Noterliği’nin Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi’ne göre hissesini devir ve temlik ettiğini, bunu 04.12.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiğini, müvekkilinin ilgili banka şubesine giderek devir hakkında bilgilendirme yaptığını, şirket borçlarından müvekkilinin şahsi olarak sorumlu olamayacağını, müvekkiline ihtar yapılmadığından ortada muaccel hale gelmiş herhangi bir alacak/borç bulunmadığını, takibe dayanak kredi ve kefalet sözleşmesi ile eklerinin belirli olmadığını, genel işlem koşulları niteliğinde olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin icra dosyası nedeniyle davalıya borcunun olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı vekili, davacının tebliğin usulsüz olduğuna ilişkin itirazlarını icra hukuk mahkemeleri nezdinde ileri sürmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan ve davacının imzasının olduğu genel kredi sözleşmelerinden en eski tarihli sözleşmenin 19.03.2018 tarihli olduğunu, süre bakımından da davacının kefaletinin sona ermediğini, TBK'da ortağın ortaklıktan ayrılmasının kefaleti sona erdiren bir neden olarak düzenlenmediğini, ifada gecikilen borç için borçluyu takip etme zorunluluğu olmadığını, kefili takip etmek için ihtarın sonuçsuz kalmasının yeterli olduğunu, Beyoğlu 48. Noterliğinden 08.02.2022 tarihinde çekilen  ihtarname ile davacıya ihtarnamenin 23.02.2022 tarihinde tebliğ olduğunu, davalının buna rağmen borcu ödemediğini, kefalet sözleşmesinin gereken şartları taşıdığını, davacının tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine, davacı aleyhine alacak tutarının %20'si tutarında inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2022/128189 Esas sayılı dosyasında davacı ... aleyhine yapılan takipte; 210.000,00 TL asıl alacak/istenen %45 yıllık diğer, 3.675,00 TL Faiz alacağı, 183,75 TL %5BSMV olmak üzere toplam 213.858,75 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının taksitli ticari kredi borcu, kredili mevduat hesabı borcu, kredi kartı borcu ve alınan çek karnelerinden kaynaklanan depo ve nakdi kredi sorumluluğu borcu olduğunun belirlendiği, taksitli ticari kredi yönünden yapılan değerlendirmede, söz konusu kredinin 24.06.2021 tarihli ...Ltd. Şti. (şirket yerkilisi ...) tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesi sonrası ... Ltd. Şti. tarafından kullanıldığı, ödeme planının ... Şti. tarafından imzalandığı, bu sözleşmede davacının veya ... Şti.'nin kefalet imzasının bulunmadığı, kullanılan kredinin ödenmemesi sebebiyle de takibe konu yapıldığı, ancak davacının söz konusu kredi borcundan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı; kredili mevduat hesabı borcu yönünden yapılan değerlendirmede, kredili mevduat hesabının ... Ltd.şti. adına olduğu, temel bankacılık hizmetleri sözleşmesinin ... Ltd. Şti.'nin ... Şti.'ni devir aldıktan sonra 23.01.2021 tarihinde düzenlendiği ve hesaptan ... Ltd. Şti. ve sahibi olan ...'in işlem yaptığı, davacı ile ilgili olmadığı;  çek karneleri yönünden yapılan değerlendirmede, ihtara/takibe konu depo talep edilen ve banka sorumluluk bedeli ödenen çeklerle ilgili olarak bankadan temin edilen çek karnesi taleplerinin ... Ltd. Şti. tarafından 05.07.2021 ve 12.08.2021 tarihlerinde yapıldığı, çeklerin ... Şti. ile ilgili olduğu, davacı kefilin sorumluluğunun bulunmadığı; kredi kartı borcu yönünden yapılan değerlendirmede, ... nolu kredi kartı ekstrelerinin .... Şti. adına düzenlendiği, bu şirkete kefaletinden dolayı davacının sorumlu olduğunun düşünülebileceği, ancak kredi kartı ekstre borçlarının ... Ltd. Şti'ne ait kredili mevduat hesabından ödendiği dikkate alındığında kartın ... Ltd. Şti. tarafından kullanıldığı, borcun ... Şti. ile ilgili olduğu görüşüne varıldığı; taksitli ticari kredi borcu, kredili mevduat hesabı borcu, kredi kartı borcu ve alınan çek karnelerinden kaynaklanan depo ve nakdi kredi sorumluluğu borcu olarak 4 kalemde kefil davacıya müteveccih takip yapılmış ise de davacının her bir borç kalemine dair mevcut ve geçerli bir kefalet akdinin söz konusu olmadığı, sözleşmenin hiç kurulmamasına rağmen takip yapılması ciheti ile bu hâlin kötüniyete delalet ettiği kanaati ile kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiği yönündeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davalının kefaletinin her ne surette olursa olsun asaleten veya kefaleten doğmuş doğacak tüm riski kapsadığından ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporunda sunulan görüşlerin hukuka aykırı olduğunu, davalının kefaletnameyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kefalet sözleşmesinin şahsi bir sözleşme olduğunu, kefil olarak bir sözleşmeyi imzalayan kişinin şahsi olarak borcu üstlendiğini, davalıların imzaladığı kefalet sözleşmesinin süresiz olarak imzalandığını, kefalet limiti dahilinde sözleşme uyarınca imzalanan kredilerden ve diğer bankacılık borçlarından sorumlu olduğunu, davalının kefillik sıfatının devam ettiğini, kefaletin asıl borçlunun çeşitli yükümlülüklerinden sadece birisi için verilmesinin zorunlu olmadığını, azami miktar ile sınırlı olmak üzere kefilin borçlunun belirli birden fazla yükümlülüğünü aynı kefalet sözleşmesinde tekeffül etmesinin mümkün olduğunu, sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte tüm geri ödemeler yapılmış olsa, bakiye sıfır vermiş olsa dahi kefilin sorumluluğunun devam ettiğini, bilirkişinin her şekilde alacak hesaplamasını yapması, hukuki değerlendirmeyi ise mahkemeye bırakması gerektiğini, davacının şirket paylarının devrinin kefaleti sona erdirmediğini, kefaletin sona erme sebeplerinin TBK'nın 598 ve devamı maddelerinde sınırlı olarak sayıldığını, bunlardan ilkinin asıl borcun sona ermesi olduğunu, davacının iddiasının aksine dosya borcunun kapanmadığını, diğer hallerden birinin ise sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın sonunda kefaletin kendiliğinden sona ermesi hali olduğunu, taraflar arasında imzalanan ve davacının imzasının olduğu genel kredi sözleşmelerinden en eski tarihli sözleşmenin 19.03.2018 tarihli olduğunu, süre bakımından da davacının kefaletinin sona ermediğini, TBK'da ortağın ortaklıktan ayrılmanın, kefaleti sona erdiren bir neden olarak düzenlenmediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDasya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile mahkemece alınan bilirkişi raporundan, davacının .... Şti.’nin lehdar sıfatıyla imzaladığı 27.05.2020 tarihli genel kredi sözleşmesinde 55.000,00 TL’lık, 19.03.2018 ve 27.05.2020 tarihli ticari kart sözleşmelerinde toplam155.000,00 TL’lık  kefalet imzasının bulunduğu; ... Şti.’nin 27.11.2020 tarihinde dava dışı ...’e devredildiği, 04.12.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde şirket sahibinin/tek ortağı/şirketin yetkilisinin ... olarak belirtildiği, unvanının da .... Şti. olarak gösterildiği, şirket devrinden sonra ... Şti.'nin davalı bankanın Altındağ Şubesi ile 24.06.2021 tarihinde 500.000,00 TL’lık genel kredi sözleşmesi imzaladığı, kefilin şirketin ortağı ... olduğu, 29.06.2021 tarihinde ... Şti.’nin kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 130.000,00 TL tutarında araç rehni verdiği tespit edilmiştir.  <br>\tDavalı vekili, davacının kefaletinin devam ettiği, şirket hisselerini devretmesinin davacının kefaletini sona erdirmeyeceğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, icra takibine konu edilen taksitli ticari kredinin ... Ltd. Şti.'nin 24.06.2021 tarihinde imzaladığı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanıldığı; icra takibine konu edilen kredili mevduat hesabının da yine ... Şti. adına olduğu ve 23.01.2021 tarihinde düzenlendiği; icra takibine konu çek karnelerine ilişkin taleplerinin de yine ... Şti. tarafından 05.07.2021 ve 12.08.2021 tarihlerinde yapıldığı; yine takibe konu edilen kredi kartı borcunun .... Şti.'ne ait olduğu, böylece söz konusu alacaklar bakımından davacının sorumluluğu bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda usul ve esas bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 14.608,69 TL'den peşin alınan 3.653,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.955,69 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca43b770c821a058","SID":"0d073aa22b40bc6c"}}