{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2134 <br>KARAR NO\t: 2025/326<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/760 E.  -  2022/519 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetin ve Gizlilik Sözleşmesine Aykırı                                                                      Davranışların Önlenmesi, Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/10/2022 tarih ve 2021/760 Esas - 2022/519 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette 28/06/2017 -26/10/2018 tarihleri arasında insan kaynakları biriminde çalıştığını,  01/10/2018 tarihinde istifa ederek kendi isteği ile şirketten  ayrıldığını  ve bilahare aynı alanda faaliyet gösteren ... Yazılım San.ve Tic.A.Ş. 'de çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten edindiği bilgileri, müşteri çevresini, üretim ve ürün özelliklerini, yine diğer şirket politikaları ve sırlarını  yeni geçtiği firmada kullanmış ve kullanmakta olduğunu, davalının bu eyleminin taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan gizlilik ve rekabet etmeme taahhüdüne aykırı olduğunu,  davalının müvekkilinin pek çok çalışanını yönlendirme veya etkileme yoluyla kendi şirketinde çalışmasına aracılık ettiğini, davalının bu eylemlerinin haksız  rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabet ve gizliliğe aykırı tüm davranışlarının önlenmesi ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL cezai şart/tazminatının davalının rakip firmada çalışmaya başladığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, davaya dayanak  sözleşmenin  rekabet yasağına ilişkin hükümlerinin geçersiz olduğunu, davacının dilekçesinde bildirdiği personelin davacı şirketten ayrılıp ... A.Ş. 'de çalışmaya başlamalarının müvekkiliyle bir ilgisinin olmadığını,  müvekkilinin,  davacı şirkette insan kaynakları biriminde çalıştığını, yaptığı iş sebebi ile  herhangi bir teknik  bilgiye veya müşterilerine ulaşma imkanının bulunmadığını,  davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının 28/06/2017-26/10/2018 tarihleri arasında davacı şirkette insan kaynakları biriminde çalıştığı, 01/10/2018 tarihinde istifa ederek ayrıldığı, sonrasında ... Yazılım Sanayi ve Tic A.Ş.'de çalışmaya başladığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11. maddesinde gizlilik yükümlülüğünün düzenlendiği, 12.maddesinde ise rekabet yasağı hükmünün getirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen maddesinde süre sınırlaması getirilmiş ise de, coğrafi alan sınırlaması yapılmadığı, bu haliyle anılan sözleşmenin maddesinin, davalı işçinin Anayasa ile koruma altına alınmış çalışma hürriyetini ortadan kaldırır nitelikte bulunulduğundan TBK'nun 27. Maddesine aykırılık teşkil ettiği için kesin olarak hükümsüz olduğu, davalının gizlilik sözleşmesine aykırı davrandığı iddiası yönünden ise davalının ilk iş deneyimi için   davacı şirkette çalışmaya başladığı, 1 yıl 4 ay süre çalıştığı, çalıştığı sürenin bir bölümünde oryantasyon eğitimi aldığı, daha sonra ise insan kaynakları biriminde destek elemanı olarak çalıştığı, bu haliyle davalının, davacının asli teknik işlerine vakıf olabilecek bir konumda çalışmadığı, davacı şirket nezdinde üstlendiği görev ve sorumlulukları itibariyle şirket içi gizli ticari ve teknik bilgileri öğrenme ihtimali bulunmadığı, davalının rakip şirkete davacı çalışanlarını transfer ettiğine dair iddianın ispatlanamadığı, getirilen kayıtlara göre iddia edilenin aksine dava dilekçesinde ismi geçen kişilerin bir kısmının davalıdan önce dava dışı 3. firmada çalışmaya başladıkları  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece eksik incelme ile karar verildiğini, dava dilekçesinde ayırtılı olarak açıkladıkları üzere davalının haksız rekabet aykırı filli,  müşteri bilgisi, işletme sırrı taşıması değil, personellerin rakip firma  olan ve davalının da kendi çalıştığı firmaya transferine aracılık etmesi ve sözleşmeye aykırı şekilde rakip firmada çalışmaya başlaması olduğunu, davalının iş sözleşmesindeki rekabet etmeme ve gizliliğe uyma konusundaki maddeleri kabul ettiğini, davalının sözleşmenin bu maddelerine aykırı davrandığını, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını, davalının müvekkili şirkette öğrendiği bilgileri kullanarak, müvekkili şirketin personelinin yönlendirme ve etkileme yolu ile işten ayrılmalarına sebep olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, haksız rekabetin ve sözleşmede kararlaştırılan gizliliğe aykırı davranışlarının önlenmesi ile cezai şart/tazminat  istemlerine ilişkindir.<br>                           Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesi ile kararlaştırılan gizlilik anlaşmasına aykırı davrandığının ve davalının davacının çalışanlarını  yönlendirme veya etkileme yoluyla rakip firmaya transferine aracılık ettiğinin davacı tarafça ispatlanmadığı anlaşılmakla,  davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair  istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Davacının rekabet yasağına dair iddialarının incelenmesine gelince; 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. <br>\tTBK'nın 444/2 maddesine göre rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında iş yerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir iş yerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki iş yerinde edindiği bilgileri yeni iş yerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. <br>6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1961 E., 2019/7515 K., 26/11/2019 T.).<br>\tTaraflar arasındaki sözleşmenin \"Rekabet Yasağı\" başlıklı 12. maddesi \"İşçi, sözleşmenin feshi veya kendiliğinden sona ermesi tarihinden itibaren iki yıl boyunca, herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, <br>özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka <br>türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı taahhüt eder. Bu bağlamda işçi, iş akdi çerçevesinde edindiği bilgi ve eğitimleri <br>kullanabileceği Hastane Bilgi Yönetim Sistemi, Elektronik Belge Yönetim Sistemi, PACS, RFID kart ve Sisoftun diğer yazılım ve donanım <br>üretim alanlarında çalışan ve rakip konumda bulunan herhangi bir yazılım şirketinde ya da hizmet verilen hastanelerde işverenin yazılı iznini <br>almaksızın çalışamaz. 2 yıl süre ile yazılı veya sözlü olarak herhangi bir ilişki içinde bulunamaz. İşverenin yazılı iznini almaksızın bu hükümlere <br>aykırı biçimde yapılacak çalışmalar, rekabet yasağının ihlali kabul edilir. İşveren, yasağa aykırı davranışa son verilmesini isteme hakkı saklı <br>kalmak üzere, ihlal nedeniyle doğmuş ve doğacak zararların tazmini için her türlü hukuki talep ve dava hakkına sahiptir.\" şeklinde olup hükmün ,yer olarak bir sınırlandırma içermediği anlaşıldığından,  yer bakımından aşırılık içerdiği açıktır. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere, 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre, hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. Bu madde çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde,  davalının davacı iş yerinden 01.10.2018 tarihinde ayrıldığı, 18.10.2018 tarihinde aynı alanda ve yerde faaliyet gösteren dava dışı şirket nezdinde çalışmaya başladığı, dolayısıyla TBK 444/2 hükmü uyarınca somut uyuşmazlıktaki rekabet yasağı düzenlemesinin esasen geçerli olduğu görülmektedir. Bu nedenle mahkemece, taraflar arasında  imzalanan  iş sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet yasağı hükmünün coğrafi alan sınırlaması içermediğinden, anılan hükmün  davalı işçinin Anayasa ile koruma altına alınmış çalışma hürriyetini ortadan kaldırır nitelikte bulunulduğundan TBK'nun 27. Maddesine aykırılık teşkil ettiği için kesin olarak hükümsüz olduğu yönündeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br> Dosya kapsamından davalının davacıya ait iş yerinde çalıştığı yaklaşık 1 yıl 4 aylık süre  boyunca insan kaynakları biriminde detsek elemanı olarak çalıştığı anlaşılmakta olup,  davalı taraf yeni iş yerinde davacı şirkette yapılan işten farklı bir iş yaptığını savunmamıştır. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olup, davalının, davacı nezdinde çalıştığı süre ve insan kaynakları biriminde destek elemanı olarak çalışması gözetildiğinde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davacı şirkete ait sır niteliğinde sayılabilecek bilgilere ulaşabilecek konumda olmadığı, davacının müşterilerini, üretim ve ürün özelliklerini  bildiğinden bahisle davalının bir takım sırlara sahip olduğunun ispat edilemediği kanaatine varıldığından, davacı tarafın rekabet yasağına aykırılık iddiasının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.<br>Bu itibarla, mahkemece davacının rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı istemenin, yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile bu istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun hükmün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/10/2022 gün ve 2021/760 Esas - 2022/519 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>                        3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 556,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ancak istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen  1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t7-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br><br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 17,50-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,\t<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2025   <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b4a1059340284c7","SID":"fbc650968aa058fc"}}