{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/50 - 2025/319<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/50 <br>KARAR NO\t: 2025/319<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/122 E.  -  2022/349 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2022 tarih ve 2022/122 Esas - 2022/349 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin  2020/54753 sayılı ve \"...\" ibareli başvurusunun, davalı Şirketin \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa  taraf markalarının karıştırılma ihtimalini doğuracak şekilde benzer olmadıklarını, markaların genel görünümlerinin ve toplu intibalarının farklı bulunduğunu, ayrıca taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin davalı firma tarafından yaratılmış bir ibare olmadığını ve markasal hüviyette herkes tarafından kullanılabilecek alelade bir ibare olduğunu,  davalı Kurumj nezdinde farklı kişi ve kuruluşlar adına tescilli onlarca “...” ibareli marka bulunduğunu, karşılaştırılan markaların farklı tüketicilere hitap ettiğini, bu sebeplerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'ın 2022-M-1118 sayılı kararının iptale karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı  vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış ve seri markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu,  dava konusu markanın tescilinin davalının markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davacının haksız olarak davalının markasının tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile redde mesnet davalının 2016/12926, 2016/65115, 2018/121549, 2018/121553, 2018/64894, 2018/86771, 2018/88387, 2018/88393 ve 2020/32646 sayılı markaları özelinde, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar açısından iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira davalının “...” markasının  elektronik ticaret/online alışveriş sektöründe www...com web sitesi tahtında Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu,  davalının “...”li markalarıyla “seri marka” yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davacının markasının, davalının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu, bu benzerliğin potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davalının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu, uyuşmazlık konusu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/ bilinç/ dikkat/ özen/ algı seviyeleri düşük olmasa da, söz konusu mal ve hizmetlerde “...” ibaresinin markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların söz konusu mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu başvurusunun bir bütün olarak redde mesnet markalardan yeterince farklılaştığını, iltibas değerlendirmesinde yalnızca \"...\" ibaresinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,  mahkemece alınan bilirkişi raporunun da hatalı bulunduğunu, \"...\" ibaresinin davalı tarafça yatırılmadığını, anılan ibarenin kullanılmasının önüne geçilmeye çalışmasının tekeleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, markalar arasında emtia benzerliğinin de bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...\" ibareli marka başvurusu ile karar yerinde belirtilen \"...\" esas unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında  biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında \"...\" ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan \"...\" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, özellikle davacı markalarının tanınmış oldukları da gözetildiğinde ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu davacının seri markalarından biri olarak algılayabilecekleri gibi başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğunu düşünebilecekleri, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu, ayrıca bahsi geçen markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>Ayrıca dosyasının yapılan incelenmesinde, davalı ... vekilinin karara karşı istinaf başvurusu bulunmamasına rağmen sehven yatırıldığı anlaşılan istinaf başvuru ve ilam harcının da karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalı Kuruma iadesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>  3-Davalı ... tarafından sehven yatırıldığı anlaşılan, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalı kuruma iadesine, <br>\t4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025   <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f60025d4791de8df","SID":"07138f2c287010b2"}}