{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/141 - Karar No:2025/233<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/141 <br>KARAR NO\t: 2025/233<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/610 E-2022/619 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 26/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/02/2025<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davacı ile müvekkili şirket arasında 01.10.2018 tarihinde kurumsal kimlik kılavuzu çalışması, web sitesi hazırlanması, sosyal ağ ve dijital medya pazarlama ile ilgili olarak hizmet verilmesi hususunda sözleşme imzalandığını, davacının ilgili sözleşme uyarınca 20.000,00 TL’yi müvekkili şirketin hesabına yatırdığını, sözleşmenin süresinin 30.11.2018 tarihinde sona erdiğini, buna rağmen 30.01.2019 tarihine kadar sadece kurumsal kimlik kılavuzuna yönelik birtakım çalışmaların yapıldığını, web sitesi ve sosyal ağlara ilişkin çalışmaların yapılmadığını ancak bu çalışmaların da sözleşmede taahhüt edilen koşulları sağlamadığı için kabul edilebilir bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliği gereği eserin iş sahibi tarafından beğenilmesi ve kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple davacının sözleşmeyi sona erdirme kararı aldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan çalışmaların karşılığında hakedişinin  %10 olduğunu ve bu sebeple fazla ödenen bedelinin iadesi talebinde bulunulduğunu ileri sürülerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL’nin, 01.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalarını 9.170,00 TL artırarak KDV hariç toplam 10.170,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; davaya konu edilen alacak kalemi zamanaşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf huzurdaki davayı kısmi dava olarak ikame edildiğini, nitekim dava dilekçesinin sonuç kısmında davacının talepleri bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair açık bir belirleme yapılmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak 1.000,00 TL alacak için huzurdaki davanın açıldığını, davanın kısmi dava olarak ikame edildiğini, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında 01.10.2018 tarihinde marka tanıtımına yönelik kurumsal kimlik, web sayfası ve dijital medya çalışmalarının yönetilmesi konusunda “Hizmet Sözleşmesi” imzalandığını, henüz sözleşme imzalanmadan müvekkili şirket davacı tarafından gönderilen bilgi ve talimatlar çerçevesinde çalışmalara başlamış ve web site haritası ile alternatifli olarak kurumsal kimlik kılavuzu demo çalışmasını yaptığını, müvekkili şirket ile davacı taraf arasındaki yazışmalardan görüleceği üzere, söz konusu çalışma ve tasarımlar sözleşmenin imzalandığı tarihte davacıya sunulmak üzere hazırlandığını, davacı tarafından yapılması talep edilen düzeltmeler vakit kaybetmeksizin yapılarak söz konusu çalışmalar davacının onayına sunulduğunu ancak davacı taraf bilgi ve onaylarına sunulan çalışmalara dönüş yapılması konusunda yapılan hatırlatmalara ve bu konuda gönderilen maillere rağmen uzun bir süre çalışmalara ilişkin değerlendirmelerini müvekkili şirkete iletmediğini, davacı taraf söz konusu çalışmalara ilişkin olarak müvekkili şirkete dönüş yapılacağını bildirdiğini ancak yine de maillere uzun süre herhangi bir cevap alınamadığını, müvekkili şirketin henüz sözleşme imzalanmadan çalışmalara başladığı, yapılan çalışmaları vakit kaybetmeksizin davacının onayına sunduğunu, davacı tarafından talep edilen değişiklikleri de gecikmeksizin yaptığı açıkça görülmekte olup, müvekkili şirketin sözleşme gereği yapması gereken çalışmaları zamanında ve gereği gibi yaptığı açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirket davacı tarafından verilen bilgi ve talimatlar doğrultusunda çalışmalar yaparak bu çalışmaları davacı tarafın onayına sunduğunu, davacı tarafın değiştirilmesini talep ettiği hususların bulunması halinde ise talep edilen değişiklikleri gecikmeksizin yaptığını, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla; davacı tarafça davaya konu edilen alacağın yanında istenen faizin nevi ve başlangıç tarihi de usul ve yasaya aykırı olup, taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, asla kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, davacı taraf yasal mevzuat gereğince ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini savunarak, tüm bu nedenlerle davacı tarafın haksız iddiaları ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tMahkemece, toplanan deliller, taraflar arasındaki sözleşme, ihtarnameler, elektronik posta yazışmaları, bilirkişi ön raporu ve nihai raporu ile birlikte yapılan değerlendirme neticesinde; davacı tarafça, davalı ile imzalanan 01/10/2018 tarihli sözleşmeye göre kurumsal kimlik kılavuzu çalışması, web sitesi hazırlanması, sosyal ağ ve dijital ağ ve pazarlama hizmeti verilmesi hususunda 16.950,00 TL+KDV  bedelli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 12.maddesine göre 30/11/2018 tarihine kadar geçerli olacağının kararlaştırıldığı ancak sözleşme süresinin dolmasına rağmen taraflarca devam ettirildiği, davacı iş verenin sözleşme bedelini 09/01/2018 tarihlerinde tamamen  davalı yükleniciye ödediği,  davacının 28/01/2019 tarihinde düzenlediği 18.000,00 TL iade faturasını, davalıya keşide ettiği noter fesih ihbarnamesiyle tebliğ edip, taahhüt edilen eserin sözleşmede belirtildiği gibi birinci sınıf hizmet ve işçilik anlayışını yansıtmadığından sözleşmenin feshi nedeniyle fazla ödenen paranın iadesi ile yapılmayan hizmet ve eserler dolayısıyla alacak isteminde bulunduğu, davalı yüklenicin de bu ihtarnameye karşı cevabi ihtarnamesi ile davacı taleplerini kabul etmediğini ve iade faturasını davacıya iade ettiğini bildirdiği, sonrasında ise davacı iş sahibinin  sözleşme konusu eserin ayıplı olması nedeni ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin huzurdaki davayı açtığı somut uyuşmazlıkta, davaya konu web sitesi yapımı, kurumsal kimlik çalışmaları, sosyal ağ ve digital medya pazarlama işleri yüklenici firma ve işin sahibi tarafından karşılıklı görüşülerek yapılabilen işler olup, ortaya çıkan işlerin, işveren firmanın istekleri, talepleri, beğenilere göre ortaya çıkmakta olmakla, iki tarafın da uyum içinde çalışması, iş planına uyum, gönderilen demo ve örneklere  zamanında dönüş sağlanması ile mümkün olabileceği, örneğin işin ilk aşamalarında şirket  logosu belirlenmeden ilerleme kat edilmesi mümkün olamayacağı, web sitesi site haritası kararlaştırılmadıkça sitenin kodlanmasına, içeriğin oluşturulmasına geçilemeyeceği, bu kapsamda işlerin tamamlanmasında tek taraflı değil tarafların ortak sorumluluğun  bulunduğunun göz önünde bulundurulması gerektiği, dosyada  bulunan ve davacı tarafça inkar edilmeyen elektronik posta yazışmalarına göre de davalı yüklenici tarafından davacıya bir çok kez işin  yapılmasına yönelik elektronik posta ile iletişime geçildiği, taraflar arasındaki bu yazışmaların 27/09/2018 -10/01/2019 tarihlerinde arasında gerçekleştiği, davacının yapılan işleri kabul ettiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.1 maddesinde \"Ajans, İş veren için gerçekleştireceği, sözleşme konusu her iş için tarafların mutabık kaldığı ve yazılı olarak belirlediği sürede işi bitirip, iş verene teslim edeceği, 4.2 maddesinde \"Ajans, İş veren için yukarıdaki amaçlar doğrultusunda İş veren ile tam bir işbirliği içinde çalışmayı, verdiği hizmetin kalitesini korumak ve yükseltmek için her türlü çabayı göstermeyi, işverenin onayı olmaksızın, reklâmını yaptığı ürün ve hizmetlerle rakip durumda olan başka ürünlerin tanıtımını yapmamayı kabul ve taahhüt eder\" ve 4.6 maddesinde ise \"İşveren, anlaşma kapsamı doğrultusunda Ajans'la her alanda işbirliği yapmayı, özellikle doğru ve eksiksiz bilgi vermeyi, tanımlanan hizmetin yürütülmesinde Ajans'ı tek sorumlu olarak görmeyi; kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde düzenlemeler  bulunduğu göz önüne alındığında, davacı işverenin üzerine düşen edimleri yerine getirmediği, sözlemeyi fesihte  haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; gerekçeli kararda, davacı işverenin sözleşmeyi feshinde haklı olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 12.maddesinde sözleşmenin 30.11.2018 tarihinde kendiliğinden sona ereceği, 7.maddesinde ise sözleşmenin taraflarca hiçbir neden gösterilmeksizin istenildiği zaman fesih edilebileceği hususlarının düzenlendiğini, her iki tarafın da basiretli tacir olarak imzalamış oldukları sözleşmede, sözleşmenin feshi için bir şart konulmadığı gibi, fesih halinde bir cezai şart, tazminat gibi bir hüküm de kararlaştırılmadığını, feshi düzenleyen sözleşme maddesinde, fesih tarihine kadar doğan hakedişler dışında bir talebin olmayacağının açıkça düzenlendiğini, bu kapsamda, davalı şirketin fesih tarihine kadar sosyal medya ile ilgili hiçbir çalışma yapmadığını,  web sitesi ile ilgili site haritası çıkarttığını, kurumsal kimlik ile ilgili bazı çalışmalar yaptığını, bu hususta da sözleşme gereğince taahhüt edilen elit, sade, standart dışı bir çalışma yapılmadığını, müvekkilince bu hususun değerlendirilerek sözleşmenin 7.madde uyarınca feshedildiğini, dosya kapsamında alınan 20.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda da, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesine uygun olarak fesih tarihi itibariyle, davalı şirketin sözleşme gereğince yapmış olduğu işin miktarı ve bedelinin hesaplandığını, çünkü 7.madde de \"..Bu durumda Ajansın fesih tarihine kadar doğmuş hak edişleri dışında tarafların birbirlerinden ne ad altında olursa olsun karşılıklı bir talebi olmayacaktır.\" düzenlemesinin bulunduğunu, aynı bilirkişi raporunda fesih tarihi itibariyle 3 kalemden oluşan işin Kurumsal Kimlik Klavuzu işinin %90 tamamlandığı, hakedişin 5.085,00 TL+KDV olduğunu, web sitesi çalışmasının site haritası aşamasında olduğu ve %30 tamamlandığı, hakedişin 1.695,00 TL +KDV olduğunu, sosyal ağ çalışmasının ise hiç yapılmadığını, bu sebeple hakedişin 0 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin ödemiş olduğu 16.950,00 TL+KDV'den davalı şirketin fesih tarihi itibariyle yaptığı iş karşılığı hakedişi olarak tespit edilen 6.780,00 TL+KDV düşülünce müvekkiline iadesi gereken tutarın 10.170,00 TL+KDV olduğunun tespit edildiğini, 01.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerinin KDV hariç 10.170,00 TL olarak düzeltildiğini, mahkemenin müvekkilinin fesihte haksız olduğu değerlendirmesini kabul etmemekle birlikte, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde tarafların hiçbir neden göstermeksizin sözleşmeyi istedikleri zaman feshedebileceğinin kararlaştırıldığını, bu sebeple fesih nedeninin haklılığının irdelenmesinin hukuki olmadığını, sözleşmeye göre davalı şirketin ancak fesih tarihine kadar yaptığı işlerin karşılığını alabileceğini, bu miktarın da bilirkişi raporunda 6.780,00 TL olarak tespit edildiğini, davalı şirketin fesih tarihi itibariyle hiç yapmadığı sosyal ağ çalışması yahut %30'unu yaptığı web sitesi çalışması ve %90'ını yaptığı kurumsal kimlik klavuzu çalışması sebebiyle tam ücrete hak kazanacağının kabulünün hukuka, kanunlara ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinin haklı nedenle feshine dayalı verilen fazla iş bedelinin  iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tTaraflar arasında 01/10/2018 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu hususu ihtilafsız olup, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.<br>\tTaraflar arasındaki sözleşmenin \"Fiyat ve Ödeme\" başlıklı 6.maddesinde iş bedelinin 16.950 TL + KDV olarak götürü bedel şeklinde kararlaştırıldığı, sözleşme kapsamında yapılacak kurumsal kimlik klavuz çalışması, web sitesi ve sosyal ağ dijital medya pazarlama olan  üç iş kalem yönünden her birinin bedelinin veya götürü bedel içerisindeki oranının gösterilmediği anlaşılmıştır. <br>\tYargıtay ve Dairemiz uygulamalarında, götürü bedelli eser sözleşmelerinde gerçekleştirilen imalâta göre yüklenicinin hak ettiği iş bedeli, ödemeyen iş bedeli ya da iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı ve miktarının, gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranın tespiti ve bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hak edilen iş bedelinin hesaplanarak kanıtlanan ödemeler düşülmek suretiyle belirleneceği kabul edilmektedir.<br>\t Bu kapsamda mahkemesince alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda sözleşmede belirtilen  üç kalem işin toplam tutar içindeki payları sözleşme ile belirlenmediğinden iş kalemleri tutarlarının toplam tutarın üçe bölünmesi ile  bulunduğu ve yapılan inceleme sonucu  davacının fazla ödeme yapıp yapmadığı ve sonucuna göre talep edebileceği bir alacağının olup olmadığının belirlendiği anlaşıldığından  yapılan incelemenin yukarıda belirtilen ve fiziki oran esası  olarak nitelenen yerleşik içtihatlar  doğrultusunda bir inceleme olmadığı gibi taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itiraz ettiği ve itirazlarının karşılanması yönünde mahkemece ek rapor da alınmadığı anlaşılmıştır. <br>\tDosya kapsamından davacının iş bedelini ödediği ve davalı tarafından bir kısım işin yapıldığının tarafların kabulünde olduğu anlaşılmakla  mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda belirtilen ilke kapsamında  her bir iş kaleminin götürü bedelli işte oranının işin niteliği de dikkate alınarak saptamak  ve götürü bedele  oranlanarak  hesaplama yapmak ve tarafların itirazlarını karşılamak üzere  oluşa uygun ve denetlenebilir ek rapor alınıp,   sonucuna göre karar verilmesi  gerekirken , mahkemece  eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuyla davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlamak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun  kabulüne,<br>2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2022 tarih ve 2019/610 Esas- 2022/619 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>3-Dairemiz kararına uygun şekilde karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı vekili tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>5-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince  KESİN olarak 26/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.    \t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdıre-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a59eb7bcbe8a26f4","SID":"b0f3ea4bfe61de10"}}