{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1361 <br>KARAR NO:2025/202<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:22/04/2021<br>NUMARASI:2016/1201 Esas -  2021/500 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekillerince tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile bayilik sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşme gereği 5 yıl için toplamda 6.225 ton beyaz ürün alım taahhüdünde bulunduğunu, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının belirtilen miktarda ürün almadığından, cezai  şart alacağına dair takip yapıldığını belirterek, cezai şart alacağına dair yapılan takibe itirazın iptali ile tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 07/04/2011 tarihli ürün alım taahhütnamesinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını, imza davalıya ait olsa dahi davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerektiğini, bu şart sağlanmadığından cezai şart isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Davalı taraf, akaryakıt sektöründe dağıtıcı lisansına sahip olan davacı tarafın markası olan ... adı altında akaryakıt istasyonu işleten bir akaryakıt bayisi olduğu, taraflar arasında 07.04.2011 tarihinde tanzim ve imza edilmiş ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 yıl süre ile geçerli bir \"Bayilik Sözleşmesi\" bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, aynı tarihli davalı tarafından verilen cezai şart niteliğindeki taahhütname bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.Davacı vekili, davalının taahhütname gereği 5 yıl için toplamda 6.225 ton beyaz ürün alım taahhüdünde bulunduğunu, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde cezai şart  ödemesi gerektiğini iddia etmiştir.07.04.2011 tarihli taahhütnamenin 1.maddesi ile davalı taraf davacı tarafa; \" Bayilik ve İşleticilik sözleşmesinin EPDK'dan lisans alarak uygulamaya başlayacağı Mayıs 2011 tarihinden itibaren istasyonumuzda ayda 104 ton akaryakıttan az olmamak kaydıyla toplam 6225 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt ederiz. Bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde ve beher sözleşme yılının sonunda eksik alman beyaz ürünün her tonu için 65 USD aynen veya fiilen ödeneceği günkü ... efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı ... 'e cezai şart olarak ödeyeceğiz. \" şeklinde taahhüt vermiştir.Buna göre Mayıs 2011 tarihinden itibaren davalı taraf ayda 104 ton akaryakıttan az olmamak kaydıyla toplam sözleşme süresince 6.225 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt etmektedir. Bu taahhüdünü yerine getinnemesi halinde, beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan beyaz ürünün her tonu için 65 USD aynen veya fiilen ödeneceği günkü ...efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı ...'e cezai şart olarak ödeyecektir.28.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, burada dikkat edilmesi gereken husus, 5 yıllık sözleşme döneminin beher yılının sonunda hesaplaşma yapılacak ve o sözleşme yılı içerisinde davalı taraf hangi ay 104  tonun altında akaryakıt aldı ise o eksik tonajın her bir tonu için 65 USD ceza ödeyecektir. Bu maddenin yorumlanmasından hareketle, hesaplaşma dönemleri : 1. Dönem 2011 Mayıs -2011 Aralık , 2. Dönem 2012 Ocak -2012 Aralık,  3. Dönem 2013 Ocak -2013 Aralık, 4. Dönem  2014 Ocak -2014 Aralık,5. Dönem 2015 Ocak - 2015 Aralık,  6. Dönem  2016 Ocak - 07 Mayıs 2016'dır.Davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir. Dosya kapsamından davacının söz konusu dönemden sonra herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin davalılara ürün vermeye devam ettiği anlaşıldığından, talep konusu dönem için davalıdan cezai şart isteyemez. (Yargıtay HGK 2013/19-690 E, 2014/507 K)Somut olayda;Davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazi kayıt koymadığı, dosya kapsamından davacının söz konusu dönemden sonra herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin davalılara ürün vermeye devam ettiği, böylelikle  TBK md. 179'a göre cezai şart alacağı şartları oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen, eksik ürün alımına rağmen ürün ikmalinin devam etmesi sebebiyle ürün alım taahhüdünün fiilen uygulanmadığı, davalıların, ürün alım taahhüdüne uyulmamasına rağmen müvekkilinin geçen yıllar itibariyle herhangi bir ihtirazi kayıt öne sürmediğini, sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar böyle bir bildirim yapılmaması sebebiyle, önceki yıllara ait ceza koşullarını isteyemeyeceğine dair değerlendirmeler ışığında davanın reddine dair kararın hatalı ve kanun maddelerine açıkça aykırı olduğunu, Bayilik Sözleşmesi’nin süresinin sona erdiği tarih itibariyle dahi davalının aldığı ürün miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5 yıllık sürenin tamamlandığı tarihe kadar taahhüdünü yerine getirmediğini ve müvekkilinden yüksek meblağlarda gayri maddi hak bedeli alabilmek için, gerçekleştiremeyeceğini bildiği miktarlarda ürün alım taahhüdünde bulunduğu aşikâr olup, bu durum davalının kötü niyetli olduğunun ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin de  açık kanıtı olduğunu, eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeler sonucu verilen, Mahkemenin davanın reddine dair kararında, karara dayanak olarak gösterilen Yargıtay HGK.’nun 2013/19-690 E., 2014/507 K. sayılı kararına konu uyuşmazlık, yıl bazında ürün alım taahhüdünde bulunulmasına rağmen her yılın sonunda eksik alımlar karşılığında cezai şart talep edilmediğinden önceki yıllara ilişkin cezai şart talebinde bulunulup bulunulamayacağına ilişkin olduğunu ancak davalı tarafından imzalanarak müvekkiline verilen taahhütnamenin, 5 yılda toplamda almayı taahhüt ettiği ürün miktarını kapsadığını, Yargıtay kararının, taahhütname içeriği ve davadaki talepleri ile örtüşmediğini,Yargıtay kararının; 'beş yıllık süre koşulunun bulunmadığı taahhütnamelerde uygulanabilir' olduğunu, kaldı ki belirtilen Yargıtay kararının, esaslı unsurlardaki farklılık nedeniyle davada uygulanması mümkün olmamakla birlikte karardaki “her yılın sonunda eksik alımlar karşılığında cezai şart talep edilmediğinden önceki yıllara ilişkin cezai şart talep edilemeyeceğine” ilişkin gerekçenin, Kadıköy ...Noterliğinden gönderilen 12/05/2016 tarihli ihtarname ile cezai şart ödenmesi  talep edildiğinden, bu tarihten geriye doğru bir yıllık (son bayilik yılının) sürede tahakkuk eden cezai şart tutarının ödenmesi gerektiğini, ortaya koyduğunu, Yargıtay kararının uygulanması halinde dahi; cezai şart ödemesi için davalıya gönderilen 12/05/2016 tarihinden geriye doğru bir yıllık / son (beşinci) bayilik yılında tahakkuk eden cezai şart tutarlarının tahsiline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin de yine bu yönleriyle bile hukuka aykırı olduğunu, açıklanan ve Mahkemece de tespit edilecek sair sebeplerle, eksik inceleme ve hatalı, hukuka aykırı değerlendirmeler neticesinde verilen davanın reddine dair kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar davacının kötüniyeti ispatlanamadığı gerekçesiyle müvekkili davalı lehine tazminata hükmedilmemişse de işbu davanın red gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı şirket tarafından sözleşme devam ederken her yıl sonunda sözleşme feshedilip cezai şartı isteme hakkı varken bunu talep etmeyip sözleşme süresince ürün satıp sözleşme bittikten sonra ise bu cezai şartı talep etmesinin kötüniyetli olduğunu, ayrıca  davacı taraf \"tacir\" sıfatına haiz olup  6102 s TTK nın MADDE 18/2\" Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.\" maddesi gereği yaptığı ticari işlerde gerekli dikkat ve özeni göstermek zorunda olduğunu, davacı şirket ile müvekkili arasında imzalanan dosyada mevcut ticari sözleşme de incelendiğinde tüm hususların dikkatle ve özenle hazırlanmış olduğunu, davacı şirketin  işlerini vekil yardımıyla yürüttüğünün görüleceğini, davacı şirketin icra takibine dayanak olarak göstermiş olduğu sözleşme şirketin faaliyet kapsamına ilişkin olup, imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını bilmemesinin mümkün olmadığını, davacı şirket cezai şartı tahsil etmeye hakkı olmamasına rağmen işbu davaya konu icra takibini başlattığını , icra takibinin haksız olduğu gerekçesiyle itiraz etmiş olmalarına rağmen müvekkili aleyhine dava açmış müvekkilinin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini,  bu sebeplerle davacının müvekkili aleyhine başlatmış olduğu icra takibi haksız ve kötüniyetli olduğundan müvekkili lehine tazminata hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, kararının \"Davalı lehine icra inkar tazminatının hükmedilmesine şartlar oluşmadığından yer olmadığına,\" kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak müvekkili lehine olacak şekilde %20'den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve taahhütlerden kaynaklanan cezai şart  alacağına dayanak icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesine davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında düzenlenen 07.04.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süreli olduğu, 07.04.2011 tarihli taahhütname ile davalının \"bayilik ve işleticilik sözleşmesinin EPDK'dan lisans alarak uygulanmaya başlayacağı Mayıs 2011 den itibaren istasyonumuzda ayda 104 ton akaryakıttan az olmamak kaydıyla toplam 6.225 ton beyaz ürün satın almayı taahhüt ederiz.Bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde ve beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan beyaz ürününü her tonu için 65 USD aynen veya fiilen  ödeneceği günkü ... efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığını ...'e cezai şart olarak ödeyeceğiz\" şeklinde tahhütte bulunulduğu görülmektedir. Anılan bayilik sözleşmesi haricinde davalı ile akdedilen bayilik sözleşmesinin bittiği 07.04.2016 tarihinden itibaren taraflar arasında bir ay süreli ek sözleşme akdedilmiş olup, anılan  sözleşmede sözleşme süresinin 07.05.2016 tarihine kadar uzatılmasının, 07.04.2011 tarihli Bayilik Sözleşmesi ile imzalanan diğer bütün belgelerin uzatılan süre boyunca geçerli olmasının, doğmuş hak ve yükümlülüklerin saklı kalmasının kararlaştırıldığı görülmektedir.Dosya kapsamından  davacı ile akdedilen  Bayilik Sözleşmesine istinaden davalının 39/160 hissesinin maliki olduğu  İzmir İli, Menderes İlçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı  taşınmaz üzerinde davacı adına 1.derecede 500.000 TL bedelli ipotek tesis edildiği anlaşılmakta olup, davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı dosyasında 297.264,50 TL asıl alacak, 1.246,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 298.510,57 TL alacağın tahsili istemiyle 24.06.2016 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile  icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça,  davalının 5 yıl boyunca  aldığı ürün tonajının, alması gereken miktar olan 6.225 tondan  farkı olan 1577 ton eksik ürün üzerinden ton başına 65 USD karşılığı 102.505 USD ceza tutarı TL cinsinden 297.264,50 TL olarak talep edilmiş olup, takibe konulan asıl alacak yönünden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, 07.04.2011 tarihli ürün alım taahhütnamesinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını, imza davalıya ait olsa dahi davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerektiğini, bu şart sağlanmadığından cezai şart istenemeyeceğini  savunmuştur.Taraflar arasında imzalandığı çekişmesiz olan 07.04.2011 tarihli sözleşme, davalı tarafından 06.05.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmenin süresinin sona ermesi nedeniyle görülen lüzum üzerine tek taraflı olarak feshedilmiş olup, istinafa gelen uyuşmazlık temelde davacının taahhütname hükmüne göre davalıdan cezai şart talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Akaryakıt bayiilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü\"ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179/2. (BK. md. 158/2)maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir. TBK'nun 179/2. maddesine göre; ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hemde cezayı talep edebilecektir. TBK, ''borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi'' hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur (Bkz. Tunçamağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku 1. Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 sh. 875 vd.; Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5. Bası Cilt 2, sh. 1173 vd.; Kılıçoğlu M. Ahmet  Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4. Bası sh. 579 vd.) TBK.'nun 179/2. maddesine göre iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez.Somut olayda davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan cezai şartı  davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur.Davacı şirketin davranışları ile davalı bayide yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen cezai şartı  talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez(Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, 2017/(19)11-917 E. - 2020/985 K. Sayılı Kararı).Davacı taraf, taahhütnamede yazılı cezai şarta ilişkin alım taahhüdünün  tüm sözleşme süresine ilişkin  olduğu ve anlaşma süresi sonunda tümden istenebileceği ileri sürülmüş ise de anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması şarttır. Davacının dayandığı düzenlemeler bu şartı kaldırır nitelikte değildir.Beşinci yıl için cezai şartın talep edilebileceği düşünülse de sözleşme, bitim tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren tarafların anlaşması ile 07.05.2016 tarihine kadar uzatılmış ve süresinin bitimiyle davalı tarafça feshedilmiştir. Beşinci dönemin sonu olan 07.04.2016 tarihinden sonra yine davacı tarafça herhangi bir çekince konulmadan davalıya mal verilmeye devam edilmiş olması, davacı tarafça sözleşmenin sona ermesinden sonra keşide edilen 12.05.2016 tarihli ihtarın sonuca bir etkisi olmaması  karşısında 5. yıla ait cezai şartın da talep edilemeyeceği sonucuna  ulaşılmıştır.Bu durumda mahkemece cezai şart talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişen davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.İİK'nın 67/2. Maddesinde, ''bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır.Davanın reddedilmesi nedeniyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şart olduğundan her ne kadar davalı aleyhine yapılan takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı vekilinin  kötüniyet tazminatı istemine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı ve davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbd35fe0f9a47aec","SID":"1539f29e0cb3821b"}}