{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/289 - Karar No:2025/257<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ       <br><br>DOSYA NO\t: 2024/289 <br>KARAR NO\t: 2025/257<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/955 E-2021/259 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Rücuan Alacak<br><br>KARAR TARİHİ\t: 05.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.03.2025<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan rücuan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içerisinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya  gelmiş olmakla yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında Tunçbilek Bölgesinde Tunçbilek Lavvar Tesislerinin Çalıştırılması ve 3 yılda 9.000.000 Ton Tüvenan Kömürün Yıkattırılması ile 4.500.000 Ton Yıkanma Kömürün Yüklenmesi İşi'ne ilişkin 13.03.2015 tarihinde sözleşme  imzalandığını, Tavşanlı İş Mahkemesinde davalı işçileri tarafından açılıp kesinleşen listede belirtilen 77 dosyanın bulunduğunu, müvekkili kurum ve davalı şirket aleyhine davalı şirkette  çalışan işçiler tarafından feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davaları açıldığını, yapılan yargılama sonunda, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine karar verildiğini, istinaf ve temyizden sonra kararların kesinleştiğini, ekli listede esas numaraları yazılı olan Tavşanlı İcra Dairesi dosyalarında müvekkili kurum ve davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra emirleri ile haciz tehdidi ile karşı karşıya kalan müvekkili kurumun icra dosyalarına ödeme yaptığını, yalnızca ekte sunulu listede yer alan Tavşanlı İş Mahkemesinin 2017/18 sayılı dosyasına istinaden Tavşanlı İcra Müdürlüğünün 2018/2149 sayılı icra dosyasına ödenen olarak görülen 16.175,64TLnin 13.374,44TL’sının icra dosyasına değil davacı vekilinin talebi üzerine kendisine ödendiğini,  ödenen miktarlardan müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu olmadığını, asıl sorumluluğun dava dışı işçinin işvereni olan davalı ...…Ltd Şti’ de olduğunu,  davalı ile yapılan sözleşmenin anahtar teslimi olup müvekkilinin ihale makamı, davalı şirketin ise işveren olduğunu, işin bütünüyle davalı şirkete ihale edildiğini, davalı şirket ile imzalanan sözleşme ve şartnamelerde yer alan hükümler gereğince müvekkili kurumun davalı şirketin işçilerinin taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, Tavşanlı İş Mahkemelerinde davacıların iddialarının aksine söz konusu sözleşmede muvazaa bulunmadığını, davalı şirket ile yapılan ihale sözleşmelerinde lavvar işinde muvazaa olmadığını,  Tavşanlı İş mahkemesindeki dosyalardaki muvazaa iddiasını kabul etmemekle birlikte, muvazaa olsa bile, taraflar arasında sözleşme hükümlerinin uygulanmasında, rücu talebini engelleyici bir durum söz konusu olmadığını, müvekkili kurumun yasal zorunluluk gereği ödemiş olduğu tüm miktarları davalıdan isteyebileceğini belirterek ve fazla hakları saklı kalmak kaydıyla Tavşanlı İcra Dairesine ve haricen ödenen 208.072,83TL alacağın ve 30.024,75TL yargılama gideri olmak üzere toplam 238.097,58TL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\t\tDavalı vekili: Müvekkili şirketin TKİ tarafından ihale edilen “GLİ Müessese Müdürlüğü Tunçbilek Lavyar Tesisinin Tamir ve Bakım İşlerinin Yapılarak 3 yılda 9.000.000 Ton Tüvenan Kömürün Yıkanması ve 4.500.000 Ton Yıkanmış Kömürün Yüklenmesi İşi” ihalesini kazandığını, bu işe ilişkin olarak taraflar arasında 13.03.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin işe başlanmasından kısa bir süre sonra Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Kütahya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından Tavşanlı 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.10.2011 tarihli ve 2010/581E, 2011/484K.sayılı kesin hükmüne göre işletmedeki yer altı kömür üretimi, galeri açma ve lavyar işyerindeki alt işveren uygulamalarının muvazaalı olduğu, açıklanan kesinleşmiş yargı kararı doğrultusunda teftişe konu Garp Linyit İşletmesi Tunçbilek Lavyar İşletmesinde faaliyet gösteren müvekkili şirket ile TKİ Genel Müdürlüğü arasındaki ilişkinin de muvazaalı olduğu gerekçesiyle müvekkili şirket ile davacı kurum hakkında idari para cezası uyguladığını, ihale aşamasında Tavşanlı İş Mahkemesinin muvazaaya dair bu kararından müvekkili şirketin haberi olmamakla birlikte davacı kurumun muhakkak haberi olduğunu, müvekkilince 23.03.2015 tarihinde işe başlandığını, işe başlanmasından itibaren davacı kurum tarafından iş programında öngörülen miktarda kömür teslim edilmemesi ve eksik iş yaptırılarak şirketin zarara uğratılması nedeniyle müvekkilince kurum aleyhine Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/499 E. sayılı davanın açıldığını, bu dava derdest iken 05.01.2017 tarihinde faks ile müvekkiline gönderilen yazı ile sözleşmenin TKİ Genel Müdürlüğünün 28.12.2016 ve 11/72 sayılı kararıyla fesih edildiğinin bildirildiğini ve aynı gün tesis faaliyetine son verilerek müvekkili şirketin işçilerinin tesise alınmadığını, bunun üzerine  müvekkili şirket tarafından Tunçbilek Lavyar İşletmesinde SGK işyeri kaydının kapatıldığını ve işçilerin işine son verildiğini, işçilerin hizmet sözleşmelerinin fiilen davacı kurum tarafından sona erdirildiğini, fesih  üzerine müvekkili tarafından Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesine kayden davacı kurum aleyhine feshin haksız olduğunun tespiti ve uğranılan zararın tazmini talepli davanın açıldığını ve açılan davanın Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/499 esas sayılı davayla birleştirildiğini ve davanın halen derdest olduğunu, davacı kurumun taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilerek tesisin kapatılması ve işçilerin işine son verilmesi üzerine müvekkili şirketin bu tesisteki işyerinin kapatıldığını ve çalışan tüm işçilerin kıdem tazminatlarının müvekkili şirketçe ödendiğini, müvekkili tarafından SGK’ya yapılan bildirimin kurucu bir işlem niteliğinde olmayıp açıklayıcı bir işlem olduğunu, işçilerin iş akitlerine fiilen davacı kurum tarafından son verildiğini, müvekkili şirketin lavyar tesisindeki sözleşme gereği kurduğu işyerini kapatmak dışında bir seçeneğinin bulunmadığını, davacı kurum tarafından işlerine son verilen bu tesiste çalışan 78 işçinin Tavşanlı İş mahkemesinde işe iade talepli dava açtıklarını, 2017/10- 2017/87 esasları aralığına kaydedilen bu davaların tamamının 23.01.2017 tarihinde açıldığını ve birbirinin  aynı olduğunu, dava dilekçeleri incelendiğinde, lavyar işinin alt işverene devredilemeyeceğine dair kesinleşmiş muvazaa kararlarına dayanılarak, davacı işçilerin asıl işveren olan davacı kurumdaki işlerine iadesinin talep edildiğinin görüleceğini, davalar Tavşanlı İş Mahkemesinde devam etmekteyken müvekkili şirketin de davalara dahil  edildiğini, davalar devam ederken davacı kurumun kesinleşmiş yargı kararları ile muvazaa olgusu sabit olmasına rağmen, aynı işyerinin alt işveren eli ile işletilmesi için ihaleye çıktığını ve ihale sonucunda ... Madencilik  isimli şirket ile görünüşte hizmet alım sözleşmesi yaparak burayı alt işveren eli ile çalıştırmaya devam ettiğini, davacı işçilerin aynı tesiste alt işveren olan ... Madencilik şirketinde işe başlamaları üzerine Tavşanlı İş Mahkemesi tarafından davalarda  “davalı işverenlerce yapılan feshin geçersiz olduğunun tespitine, davacı dava devam ederken davalı kurumun alt işvereni nezdinde tekrar işe başlatılmış olduğundan bu talep konusuz kaldığından işe iade konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davacının boşta kaldığı…tarihleri arasındaki ücret ve diğer alacaklarının davalı işverenlerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğine”karar verildiğini, ayrıca vekalet ücretine hükmedildiğini, gerekçeli kararların birbirinin aynı olduğunu ve gerekçeli kararda da görüleceği üzere muvazaa olgusunun sabit görüldüğünü, aynı işçilerin Tavşanlı İş Mahkemesinin 2018/697-713 (17 dosya) ve Tavşanlı İş Mahkemesinin 2018/775-813(57 dosya) sayılı dosyaları ile dava açtıklarını, işçilerin boşta kalan süre ücret alacaklarını müvekkili şirketten değil, davacı kurumdan talep ettiklerini ve ücretler hesaplanırken muvazaa olgusu nedeni ile işçinin başlangıçtan beri davacı kurumun işçisi olduğu göz önüne alınarak, ödenecek ücretin davacı kurumda çalışan emsal kamu işçisinin ücretine göre hesaplanmasını talep etmiş olduklarını, bu davaların derdest olup bu davalarda, davacı kurumla müvekkili şirket arasında zorunlu dava arkadaşlığı hükümlerinin uygulanmadığını, davacının iddiasının aksine taraflar arasındaki sözleşmenin 22.maddesindeki hükmün somut davayla bir ilgisinin bulunmadığını, davanın konusunun işçi alacakları olmayıp davaların konusuz kalması nedeniyle ödenmek zorunda kalınan vekalet ücreti olduğunu, müvekkilince feshin haksız olduğuna ve haksız fesih nedeniyle doğan zararın tazmini istemiyle açılan davanın halen Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/499 esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, rücu konusu yapılan alacağın tamamından davacı kurumun sorumlu bulunduğunu, bununla birlikte kabul anlamına gelmemek üzere bir an için müvekkili şirketin de sorumlu olduğu kabul edildiği taktirde, Tavşanlı İş Mahkemesi tarafından davacı kurum ile müvekkili şirketin mecburi dava arkadaşlığı bulunduğuna, müteselsil ve müştereken sorumlu olduklarına hükmedildiği göz önüne alınarak, müvekkili şirketin zararın meydana gelmesindeki kusur oranının tespit edilerek rücu talebinin sorumlu olduğu miktar bakımından kabul edilmesi gerektiğini belirterek, dosyanın Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/499 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, bu talep kabul edilmez ise söz konusu dosyanın bekletici mesele yapılmasına  ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın işe iade davasına istinaden icra dairelerine ve iş mahkemelerindeki vekalet ücretlerinin, yargılama giderlerinin ve harçların davalı şirketten rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, Tavşanlı İş Mahkemeleri dosyalarında; davalılarının ... ve ... Mühendislik...Ltd. Şti. olduğu, icra dosyalarında da bu davalıların borçlu olarak yer aldıkları, Tavşanlı İş Mahkemesi davalarının tümünün işe iade ve boşta geçen süre ücreti- işe başlatmama tazminatlarının tespiti davaları olduğu tüm davacıların biri dışında işe iade davaları devam ederken TKİ tarafından başka bir taşeron bünyesinde işe başlatıldıkları, bu nedenle işe iade taleplerinin konusuz kaldığı ( Tavşanlı İş Mahkemesi 2017/18 E. Sayılı davacı ... dosyasında işçi işe iade edilmediğinden tüm tazminatlarının ödendiğinin anlaşıldığı) tespit edildiği, davacı ile davalı şirket arasında 13.03.2015 tarihli “Tunçbilek Lavvarının Tamir ve Bakım İşlerinin Yapılarak, 3 Yılda 9.000.000 Ton Tüvenan Kömürünün Yıkanması ile 4.500.000 Ton Yıkanmış Kömürün Yüklenmesi, Hizmet Alımı İşi” nin yapılması sözleşmesinin imzalandığı, işe iade davası açan işçilerin anılan iş kapsamında davalı şirket işçisi olarak çalıştıkları,  davalı şirketin üstlendiği işe 23.03.2015 tarihinde başladığı, işe başlanmasından sonra “iş programında öngörülen miktarda kömür teslim edilmediği ve eksik iş yaptırıldığı ileri sürülerek davalı tarafından davacı kurum hakkında Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/499 E. sayılı dosya ile dava açıldığının anlaşıldığı, TKİ Genel Müdürlüğünün 28.12.2016 ve 11/72 sayılı kararıyla davalı şirket sözleşmesinin fesih edildiği, 05.01.2017 tarihinde feshin davalıya bildirildiği, bu süreçte davalı şirketin davacı işletmesinde çalıştırdığı işçilerin iş akitlerinin sona erdirildiği, SGK işyeri kaydının kapatıldığının anlaşıldığı, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, bilirkişi raporunun dosya kapsamı ve delil durumuna uygun olup, hükme esas alındığı, başkasının borcunu ödeyen kişinin asıl borçluya rücu ilişkisine ilişkin TBK’nun 127. hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin, yaptığı ödemeyi asıl borçludan talep edebileceği, rücu hakkının başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen azalmayı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, ödemeyi yapan davacının, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği (Yargıtay 11 HD 20/04/2016, 2016/2245 E, 2016/4772 K), talep ve iddia, savunma, hizmet alım sözleşmeleri ve teknik şartname örnekleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TKİ Genel Müdürlüğünün 28.12.2016 ve 11/72 sayılı kararıyla davalı şirket sözleşmesinin feshedildiği, 05.01.2017 tarihinde feshin davalıya bildirildiği, aynı gün davalının işlettiği tesisin faaliyetine son verildiği, bu süreçte davalı şirketin davacı işletmesinde çalıştırdığı işçilerin iş akitlerinin sona erdirildiği,  dava dışı 77 işçinin Tavşanlı İş Mahkemesi dosyalarında işe iade ve boşta geçen süre ücreti- işe başlatmama tazminatlarının tespiti davaları açtıkları ve her iki tarafa da husumet yöneltildiği, tüm davacıların biri dışında işe iade davaları devam ederken TKİ tarafından başka bir taşeron bünyesinde işe başlatıldıkları, bu nedenle işe iade taleplerinin konusuz kaldığı (Tavşanlı İş Mahkemesi 2017/18 E. Sayılı davacı ... dosyasında ise işçi işe iade edilmediğinden tüm tazminatlarının ödendiği),  işçilerin her iki tarafa da husumet yöneltmek suretiyle açtıkları işe iade davaları sonucunda davacı kurumun toplamda 208.072,83 TL ilam gereği ödeme yaptığı, ayrıca bu davalar ile ilgili toplam 30.024,75TL olmak üzere yargılama gideri harcaması yaptığı, yapılan 238.097,58TL harcamanın rücuen davalının sorumlu olduğundan bahisle davalıdan tahsili talep edildiği, taraflar arasında dava konusu edilen alacağın işçilik alacağı olması nedeni ile Ankara 13. Asliye Ticaret mahkemesi 2016/499 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmediği ve bekletici mesele yapılmayarak devam eden yargılamada; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümünde; (Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümünün 38, 39, 40 ve 41. maddelerden oluştuğu) anılan maddelerde yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin ücret dışındaki alacaklarının kim tarafından ödeneceği ya da asıl işverenin ödemek zorunda kalacağı işçi alacaklarını alt yükleniciye rücu etmesi hususunda hiçbir düzenlemenin bulunmadığı, Yargıtay genel uygulamalarında; taraflar arasındaki sözleşmelerde işçinin kıdem tazminatı ve diğer alacaklarından taşeron şirketlerin münhasıran sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm veya bu sonuca ulaşılabilecek bir hüküm bulunduğu takdirde, her bir alt işveren kendi döneminden ve ferilerinden sorumlu olacağı, şayet sözleşmede taşeron şirketin sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunmuyor ise  her bir alt işveren ile asıl işveren ilgili dönemlere ilişkin işçi alacaklarından ve ferilerinden 1/2 oranında sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davacı TKİ'nin, davalı şirketin işçilerinin açtığı işe iade davaları sonucunda 208.072,83 TL ilam uyarınca hükmedilen borçları ödediği, ayrıca işe iade davalarında yaptığı yargılama masrafları toplamının 30.024,75 TL olduğunun bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, bu iki kalem toplamının 238.097,58 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde rücuya ya da işçi alacaklarına ilişkin tarafların münhasıran sorumlu olduğu hususunda bir hüküm bulunmadığından hesaplamaların,  davacının yaptığı ödemelerin 1/2'sinin belirlenmesi suretiyle yapıldığı, toplam harcamanın 1/2'sinin 119.048,79 TL olduğu ve davacının bu tutarı davalıdan rücuen tahsil edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 119.048,79 TL'nin dava tarihi olan 25/12/2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hatalı olup, kaldırılması gerektiğini, Yargıtay’ın daha önceki görüşlerinin aksine güncel kararlarında sözleşmede ihale eden tarafın işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmaması halinde ihale eden tarafın işçiyi çalıştıran yükleniciden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkının bulunduğu yönünde olduğunu, mahkemenin hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken bu konuyu göz ardı ederek hatalı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verdiğini, güncel Yargıtay kararları gereğince davanın kısmen kabulü kararının kaldırılarak kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararında dava tarihinden itibaren faize hükmedildiğini, ancak  bu kararın da hatalı olduğunu, müvekkili kurumca icra dosyasına ilişkin borçların ... firmasının da tarafı olduğu icra dosyalarına ödendiğini, ... firmasının icra dosyalarının tarafı olarak icra dosyasına yapılan ödeme tarihleri itibariyle borçtan haberdar olduğunu ve bu tarihlerde temerrüde düştüğünü, bu  sebeple rücu edilecek tutarın faiz başlangıç tarihinin dava tarihi yerine ödeme tarihlerinden itibaren alınması gerektiğini, mahkeme kararı gerekçesinde ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında rücu edilecek tutara ödeme tarihinden itibaren değil de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, mahkemenin bu kararı ile gerekçe ve hüküm kısmında kendisi ile çeliştiğini, söz konusu hüküm kısmının hatalı olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:Davada rücu konusu ödemelerin dava dışı işçiler ile müvekkili şirket arasındaki iş sözleşmelerinden kaynaklanmadığını,  rücu konusu zararın doğmasına sebep olan iş davalarında davacı işçilerin müvekkili şirket ile aralarındaki iş sözleşmesine dayanarak bu sözleşmeden kaynaklanan alacak talebinde bulunmadıklarını, davacı kurum tarafından müvekkili şirketin sözleşmesinin 05.01.2017 tarihinde ihbarsız olarak feshedilmesi üzerine, müvekkili şirketin iş yerini kapattığını ve belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmakta olan işçilerin işlerine işin sona ermesi nedeni ile son verdiğini, işçilerin kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını ödediğini, işçilerin  müvekkili şirkete karşı işe iade veya işçilik alacağı davası açmış da bu davaların müvekkil şirketin aleyhine sonuçlanmış olmadığını, işçilerin daha önceki muvazaaya dair mahkeme kararlarına dayanarak ve başlangıçtan itibaren davacı kurum işçisi olduklarını iddia ederek davacı kurumda işe başlatılmaları talebiyle davacı kuruma karşı işe iade davası açtıklarını, davaya müvekkili şirketin de dahil edilmesinden sonra, dava devam ederken, davacı kurum tarafından, işçilerin yeni alt işveren yanında çalıştırılmaya başlanması üzerine işe iade davaları konusuz kalmış olduğundan işe iade ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına ve vekalet ücretine hükmedildiğini, rücu konusu davaların açılmasında müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığı gibi, davaların konusuz kalmasının da davacı kurumun davacı işçileri dava sürerken işe başlatmış olmasından kaynaklanmış olup bunun sonucuna davacı kurumun katlanması gerektiğini, işe iade davaları konusuz kaldığından feshin müvekkili şirket bakımından haklı olup olmadığının bu davalarda tartışılmadığını, müvekkili  şirketin rücu konusu işe iade davalarının açılmasında bir kusuru bulunmadığı gibi davanın konusuz kalmasında da müvekkili şirketin hiçbir dahlinin söz konusu olmadığını, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporundaki  davacı kurum ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmede ve sözleşme ile atıf yapılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde iç ilişkiye ve işçilerin ücret dışındaki alacaklarının rücu edilmesine dair bir düzenleme bulunmadığı yönündeki tespite de bir diyeceklerinin bulunmadığını, diğer taraftan bilirkişi tarafından bu ödemelerin işçilik alacağı ferisi olduğu ve Türk Borçlar Kanunu 167. maddesi hükmü gereği alacağın yarısının müvekkili şirkete rücu edilebileceğine dair tespiti de kabul etmediklerini, davacı kurumun, alt işverene devredilemeyeceğine, aksinin muvazaa oluşturacağına dair mahkeme kararları bulunan işi, muvazaalı sözleşmelerle alt işverene devretmeye devam etmesi ve bunun sonucu olarak, çalışan işçilerin muvazaa nedeniyle başlangıçtan itibaren davacı kurumun işçisi oldukları gerekçesi ile açtıkları davaların tüm sonuçlarına katlanması gerektiğini, bu nedenle rücu talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.     <br>\tDava, rücuan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde, Tavşanlı İş Mahkemesinde davalı işçileri tarafından açılıp kesinleşen kararlara istinaden  müvekkili kurum ve davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilince icra dosyalarına ödeme yapıldığını, işin bütünüyle davalı şirkete ihale edildiğini, davalı şirket ile imzalanan sözleşme ve şartnamelerde yer alan hükümler gereğince müvekkilinin davalı şirketin işçilerinin taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili kurumun yasal zorunluluk gereği ödemede bulunduğunu belirterek toplam 238.097,58TL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tAnayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddede ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmü mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa'nın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”( Yargıtay (Kapatılan)15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3473 E-2020/2358 K sayılı 09/09/2020 tarihli ilamı)<br>\tSomut olayda; mahkeme kararının hüküm fıkrasında \"...1-Davanın Kısmen Kabulü ile; 119.048,79 TL'nin dava tarihi olan 25/12/2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,..\"  şeklinde  karar verilmiş, buna karşın  gerekçe kısmında \" ...Başkasının borcunu ödeyen kişinin asıl borçluya rücu ilişkisine ilişkin TBK m. 127 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, yaptığı ödemeyi asıl borçludan talep edebilir. Rücu hakkının başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen azalmayı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, ödemeyi yapan davacı, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilir...\" şeklinde belirtilmek suretiyle gerekçeyle hüküm arasında çelişki oluşturulmuştur. <br>\tBu durumda faiz başlangıcı yönünden kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.\t<br>\tAçıklanan nedenlerle gerekçe - hüküm çelişkisi nedeniyle  taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, diğer istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, \t<br>\t2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.03.2021 tarih ve 2018/955 E-2021/259  K. sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>\t5-Davalı  tarafından yatırılan  2.033,06 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>\t6-İstinaf talep eden taraflarca  yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, \t\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere  05.03.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t\t\t<br><br>Başkan...<br> <br><br>Üye...<br> <br><br>Üye...<br> <br><br>Katip...<br> <br><br><br><br><br> <br><br> <br>   <br> <br> \t<br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98898655f6c042ab","SID":"443baec12ae37417"}}