{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2025/224 Esas 2025/158 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/224 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/158<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/01/2025 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2024/1450 Esas<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN<br>DAVACI  <br>VEKİLİ\t:<br>KARŞI TARAF DAVALI <br><br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 10/12/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 26/02/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 05/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma, ayrılma akçesi, kar payı alacağı ve tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sağlık problemleri bahane edilerek şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, müvekkiline herhangi bir bilgi verilmeksizin başlatıldığı iddia edilen iç denetim sonucunda müvekkilinin yetkilerinin kısıtlandığını, üstelik işbu iç denetim sırasında müvekkilinden de herhangi bir bilgi alınmadığını, müvekkilinin hastalığı ile uğraştığı sırada şirket hesaplarında birtakım yolsuzluklar olduğunu fark ettiğini, bu durumun üzerine gittiğini, bununla ilgili olarak sorduğu ilk soru sonrasında ise tüm yetkilerinin kısıtlandığını, kısıtlama hakkında müvekkiline en ufak bir bilgi verilmemekle beraber müvekkili tarafından haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebi ile çektiği ihtara verilen cevapta ise müvekkilinin şirkete gelmediği dönemde hesaplarda yapılan kontrollerde bazı sıkıntılı durumlar fark edildiği, bu sebeple ayrıntılı bir şekilde geçmişe dönük olarak tetkik başlatıldığından işlem yapma yetkisinin geçici olarak kısıtlandığının bildirildiğini, müvekkiline hala sıkıntılı durumlar hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, müvekkilinin şirketten uzaklaştırılmak üzere yapılan hamlelerin asıl sebebinin diğer şirket ortakları tarafından şirketin hesabından yapılan bireysel harcamalar hakkında hesap verilmek istenmemesi olduğunu, müvekkilinin şirketteki konumu sebebi ile bordrolu çalışan olarak finans müdürlüğü de yaptığından, bilgi almak için sorduğu soruların yanlış anlaşıldığını, sert bir tepki ile karşılaştığını, şirketin diğer ortaklarının müvekkilinin ailesinin bir parçası, yeğenleri ve kardeşleri olduğunu, aile bağlarının kopması ile de müvekkilinin davalı şirkette herhangi bir şekilde fiili çalışmasına izin verilmemekle beraber işbu ortaklıktaki görevinin kağıt üzerinde kaldığını, işbu süre zarfında müvekkilinin herhangi bir maaş ya da kar payı da almadığını, müvekkilinin ortak olduğu dönemde alamadığı kar paylarının da ödenmesi ile haklı nedene bağlı olarak çıkma hakkını kullanmak istediğini, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, müvekkili açısından ortaklığın devam etmesinin tüm çabalara rağmen imkansız hale geldiğini, son çare olarak haklı nedene dayanarak ortaklıktan çıkma hakkının kullanılmasına sebebiyet verildiğini, müvekkilinin haklı sebeple şirket paylarını gerçek değerleri üzerinden satmak ve ortaklıktan çıkmak istediğini, müvekkilinin ayrılma payının, şimdiye kadar dağıtılmamış tüm kar paylarının ve hak kazandığı diğer alacaklarının hesaplanarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin tüm iyi niyeti ile davalı şirket ile ortaklığının sürdürülemeyecek hale gelmiş olması sebebi ile ortaklıktan çıkma istemi ile ihtar gönderdiğini, arabuluculuk aşamasına geçildiğini, bu süreçte de davalı şirket ile olumlu bir noktada buluşulamadığını, davalı şirket ortakları tarafından çekilecek kredi için müvekkilinden onay talep edilmekteyse de işbu kredi hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, sunulan noter ihtarlarında da görüleceği üzere müvekkiline şirket hakkında bilgi verilmek istenmediğini, çeşitli psikolojik baskılar ile müvekkilinin adeta yıldırılmaya çalışıldığını, şirket ortaklarının şahsi kullanımında olan birtakım araçlar mevcut iken müvekkilinin de kullanımında olduğu araca ilişkin taksit tutarları ortaklıktan çıkmak istediğine dair bildirim yapmasının ardından ödenmediğini, bu durumun belirtildiği ihtarda şirketin yıllardan beridir devir ederek artan vergi borcundan bahsedildiğini, ancak aracın bu vergi borçlarının hali hazırda zaten var olduğu ve bilindiği bir dönemde alındığını, müvekkiline tahsis edilen araç ile aynı dönem başka bir ortağa tahsis edilmek üzere araç alınmış iken müvekkiline tahsis edilen aracın ödemesini yapmamanın açıkça müvekkiline yapılan psikolojik baskıdan ibaret olduğunu, ayrılma akçesinin karlılık temelinde hesaplama usulü ile karar tarihine en yakın değerinin hesaplanması gerektiğini, bu hesaplamanın davalı şirketin yaşayan şirket değeri baz alınarak bilirkişi raporu ile dosyaya sunulması gerektiğini, ortaklıktan çıkma sonucunda müvekkiline ödenmesi gereken ortaklık payının, fiziki çalışması sebebi ile ödenmesi gereken alacaklar, ortak olması sebebi ile ödenmesi gereken kar payları ile ayrılma akçesinin esas sermaye payının gerçek değerinin hesaplanarak işbu gerçek değer üzerinden ödenmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin TTK'nun 638/2. maddesi kapsamında haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına, TTK'nun 641. maddesinde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarihteki değeri hesaplanarak şimdilik belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkiline kar dağıtılmaması sebebiyle gerçek karın ticari faiziyle hesaplanarak ve işbu alacağın zamanında ödenmemesi sebebi ile müvekkilin uğramış olduğu zararların tazmini için temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte şimdilik belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL'nin davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca şirket adına kayıtlı araç, taşınmaz ve banka hesapları üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilinin alacağının tamamı ödeninceye kadar, denetçi atanmasına ve yıllık hesapların olağan denetiminin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacının tedbir isteminin şirkete denetçi atanması, olağan denetiminin yapılması ve şirket adına kayıtlı taşınır taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulması istemi olduğu, davalı şirketin herhangi bir şekilde organsız kalmadığı, davacının  tarafın sunduğu delillerden yaklaşık ispat anlamında tedbir talebinin kabulünü gerektirecek bir sonuç çıkartılamadığı gerekçesiyle şimdilik davacı tarafın tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın açılması ile birlikte TTK'nun 638/2. maddesi uyarınca ortaklıktan çıkana kadar müvekkilinin ortaklıktan doğan tüm hak ve borçları hakkındaki durumun teminat altına alınmak amacıyla gerekli tedbirlerin alınması talep edilmişse de mahkeme tarafından ihtiyati tedbir talebi haksız bulunularak reddedildiğini, müvekkilinin şirketten uzaklaştırılmak üzere yapılan hamlelerin asıl sebebinin diğer şirket ortakları tarafından şirketin hesabından yapılan bireysel harcamalar hakkında hesap verilmek istememesi olduğunu, müvekkilinin sağlık sebebi ile şirketten uzak kaldığı dönemlerde şirket hesaplarından yapılan birtakım harcamaları fark ettiğini, işbu harcamaların diğer ortaklardan birkaçının şahsi hesaplarına yüklü miktarlarda olması sebebi ile bu durumu sorgulamaya başladığında ortaklardan ... tarafından Pursaklar Ankara'da ... isimli işletme için sermayenin şirket hesaplarından çekildiğini ve ortaklara bilgi verilmediğini fark eden müvekkilinin bu durumu sorduğunda ilginç bir tepki ile karşılaştığını, müvekkili ile şirketin diğer ortakların arasının bu olaydan sonra tamamen açıldığını, taraflar arasındaki ihtarlardan da görüleceği üzere davalı şirket ortakları tarafından harcamalara ilişkin hesap verilmek istenmediğini, müvekkilinin ortağı da olduğu şirketten en büyük talebi maddi durum hakkında kendisine bilgi verilmesi iken davalı şirket tarafından verilen ihtari cevaplarda kredinin nereye harcanacağı karşılığındaki ödeme planının ne şekilde olacağından bahsedilmeksizin müvekkilini suçlayıcı bir tavır yürütüldüğünü, davalı şirket tarafından müvekkilinin tüm hak ve borçları üzerinde işlem yapılmaya devam edilmekle beraber bu işlemler hakkında bilgi verilmekten açıkça imtina edildiğini, müvekkiline bilgi verilmemesinin altında yatan sebebin davalı şirketin iş ve işlemlerinin müvekkili aleyhinde gerçekleştirilmesi olduğunu, davalı şirket tarafından vergiden imtina etmek amacı ile gelirlerin bir kısmının gösterilmediğini, davalı şirketin imalatları kapsamında geriye birtakım hurda niteliğinde malzemeler çıktığını, işbu malzemeler talaş çıkışı ya da preslenmiş hali ile birlikte satışının sağlandığı ancak bu satıştan elde edilen gelirin şirket hesaplarına geçmeksizin şirket ortağı ... tarafından elden alındığını, elden alınan kayıt dışı bu paralar hakkında herhangi bir şekilde müvekkiline ya da vergisel anlamda devlete bir bildirim yapılmadığının bilindiğini, müvekkilinir davalı şirketteki ortaklığından kaynaklanan tüm haklarının teminat altına alınabilmesi adına mahkeme tarafından gerekli tedbirlerin alınması, ihtiyati tedbir talebinin kabulü veya denetçi atanması da gerektiğini, davalı şirketin de cevap dilekçesinde belirttiği gibi havacılık sektörünü domine eden birçok projeye ait parçanın üretiminde yer aldığını, nitekim işbu projelerden gelen kazanç hakkında müvekkili de dahil olmak üzere hesap verilmediği gibi şirketin vergi borçlarının ödenemediği gerekçesi ile kredi çekileceği iddia edilmekteyse de bu iddianın gerçek ile uyuşmadığının ortada olduğunu, davalı şirket tarafından kayıtlı ve kayıtsız birçok kazanç hakkında beyan vermediğini, beyan vermediği kazançlara ne olduğu bilinmediğini, dolayısı ile de müvekkili tarafından kanıtlanamayacağı gibi müvekkilden vergi borcu bahane edilerek çekilecek olan krediye onay vermesi beklenerek borç altına sokulmak istendiğini, şirketin diğer ortakları tarafından şirket hesabından yapılan kişisel harcamalar sebebi ile müvekkilinin şirketteki payının zarara uğradığını, mahkemenin takdirinde olmak üzere davalı şirkete denetçi atanmasını talep etme gereğinin hasıl olduğunu, ortaklıktan çıkma davasının devamı süresince şirkete ait mal varlığını azaltacak ve ayrılma akçesinin ödenmesini güçleştirecek nitelikteki işlemlerin dondurulmasına karar verilebileceğini, dava dilekçesi ile müvekkilinin haklarının korunmasının talep edildiğini, 6102 sayılı TTK'nun 638/2. maddesi gereğince müvekkilinin ortaklıktan ayrılışına kadar ortaklıktan doğan tüm hak ve borçları hakkındaki durumunu teminat altına almak amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasını bir kez daha talep ettiklerini, davalı şirketin hali hazırda şirkete denetçi atandığını iddia etse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin aile şirketi olarak kurulduğunu, faaliyetlerini de bu durumdan aldığı özgüven ile yıllarca yürüttüğünü, nitekim müvekkilinin sağlık problemleri ile uğraşırken şirket ile ilgili bilgileri kimseden alamadığı gibi döndüğünde ise şirkette ve ailede dışlandığını gördüğünü, bunun tek nedeni ise hastayken bilgi alamadığı konular hakkında sorduğu sorular olduğunu, kurucu ortağı ve hali hazırda %10 hisse sahibi olduğu şirkette olan biten herhangi bir şey hakkında bilgi almanın müvekkilin en doğal hakkı olduğunu, müvekkilinin hastalığı ile uğraştığı sırada şirket hesaplarında birtakım yolsuzluklar olduğunu fark ettiğini, bunun üzerine gittiğini, nitekim bununla ilgili olarak sorduğu ilk soru sonrasında ise tüm yetkilerinin kısıtlandığını, kısıtlama hakkında müvekkiline en ufak bir bilgi verilmemekle beraber müvekkili tarafından haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebi ile çektiği ihtara verilen cevapta ise, müvekkilinin şirkete gelmediği dönemde hesaplarda yapılan kontrollerde bazı sıkıntılı durumlar fark edildiğini, bu sebeple ayrıntılı bir şekilde geçmişe dönük olarak tetkik başlatıldığından işlem yapma yetkisinin geçici olarak kısıtlandığının bildirildiğini, müvekkiline hala sıkıntılı durumlar hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için gönderilen ihtara cevaben davalı tarafından gönderilen ihtarda şirket hesabından müvekkiline ait şahsi hesaplara bazı para aktarımları yapıldığı iddia edildiğini, müvekkilinin şahsi hesabına gönderildiği iddia edilen tutarların açıklamalarda da yazdığı üzere maaş ya da avans alacağına mahsuben parça parça gönderildiğini, bu durumun müvekkilini şirketten uzaklaştırma amacıyla bahane olarak kullanıldığını, dava dosyasında müvekkilinin ortaklıktan çıkıncaya kadar tüm hak ve borçlarının teminat altında tutulmasının önem arz ettiğini, davalı şirketin diğer ortakları tarafından şirketteki harcamalar hakkında bilgi verilmediği gibi müvekkilinin de zarara uğramasına sebep olacak nitelikte borçlandırma işlemlerinin devam ettiğini, bu sebeple TTK'nun 638/2. maddesine dayanarak müvekkilinin ortaklıktan çıkana kadar ortaklıktan kaynaklı durumunun teminat altına alınması gerektiğinden müvekkilinin durumunun teminat altına alınması amacıyla şirket adına kayıtlı araç, taşınmaz ve banka hesapları üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilinin alacağının tamamı ödeninceye kadar denetçi atanmasına ve yıllık hesapların olağan denetiminin yapılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep, HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. <br>\tSomut olayda, haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma, çıkma payı alacağı, kar payı alacağı, kar payının zamanında ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan eldeki davada ilk derece mahkemesince dosya kapsamı gözetilerek bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br><br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 26/02/2025 <br><br>Başkan -            Üye -                  Üye -              Zabıt Katibi -<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b53c4fe7b522d615","SID":"5d9417d9cc61dcd1"}}