{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1330 Esas<br>KARAR NO:2025/106 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/1143 Esas - 2021/964 Karar <br>TARİH:14/09/2021<br>DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının 01/04/2014 tarihinde satış danışmanı olarak işe başladığını, 20/03/2018 tarihinde emekliliğe hak kazandığından bahisle başvuru yaparak müvekkili şirketten ayrıldığını, davalının uzun süre çalışmanın getirdiği güven duygusu ile birlikte müvekkili şirketin birçok işletme sırrına özellikle parçaların ithal edildiği imalatçılara ait bilgilere vakıf olduğunu, satış danışmanı olması sebebi ile özellikle müvekkilinin portföyüne ilişkin bilgilere ulaştığını, davalının müvekkili işletmede çalıştığı dönemde öğrendiği bilgileri iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenin aleyhine onunla rekabet edecek şekilde kullanmaya başladığını, davacı ile akdedilen iş sözleşmesinin 8.maddesi kapsamında rekabet etmeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak işten ayrılır ayrılmaz hazırlıklara başlayarak aynı faaliyet alanında ... ünvanlı şirketin ... ve...ile birlikte ortağı olduğunu, bu şahısların uzun zamandır müvekkilinin müşterisi olan ...şirketinin sahipleri olduğunu, davalının müvekkilinin müşterileri ile el ele vererek aynı faaliyet alanında iş kolu kurduklarını, müvekkili şirketin ... şirketi ile 2012 yılında beri çalıştığını, davalının bu şirket sahipleri ile ortak olarak, şirketi rakip hale getirdiğini, müvekkili şirkete zarar verdiğini, müvekkilinin ne kadar zarar ettiğinin tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere rekabet etmeme ve sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranarak haksız rekabet içine giren davalıdan şimdilik 10.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın akdin fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin davacı şirketle imzalamış olduğu ve müvekkilinin 3600 gün prim gün sayısını doldurup, emekliliğe hak kazandığı tarih olan 20/03/2018 tarihine kadar, iş sözleşmesinden kaynaklanan özen borcu kapsamında kesintisiz ve fasılasız bir şekilde davacı şirkette şube sorumlusu olarak çalışmasını sürdürdüğünü, davacının parçaların ithal edildiği tedarikçi bilgilerine vakıf olunduğu yönündeki beyanının tamamıyla gerçek dışı olduğunu, tedarikçi bilgilerini içeren program modülünün satış ekibine kapalı olduğunu, ne davalı ne de diğer çalışanlarca bu modüle erişimin yapılamayacağını, davacının tüm satım alımlarını Belçika'da bulunan ... merkezinden yaptığını, davalı müvekkilinin sektördeki müşterilerin büyük çoğunluğunu tanıdığının bir gerçek olduğunu, bu tanışıklığın, davacı şirketteki çalışmasından kaynaklı olmadığını, müvekkilinin teknik ve profesyonel anlamda uzun süredir yaptığı tek işin istif makineleri satışı ve yedek parça satışı olması ve davalı müvekkilinin...kayıtlarının incelenmesi durumunda 2007 yılında .. şirketinde daha sonra ... Makine isimli şirkette ve nihayet bu şirketin davacı tarafından satın alınması sebebiyle davacı şirkette çalışması sebebiyle davalı müvekkilinin istif makinaları sektöründe faaliyet gösteren birçok firmayı tanıdığını, müvekkilinin ... şirket yetkilerince kendisine yöneltilen iş teklifini değerlendirerek, hali hazırda Çin'de kendi ürünlerini yaptırmakta olduklarını, buna ek olarak yedek parça ithalatı yaptıklarını beyan eden şirket yetkilisi ... ile bir şirket kurma kararını aldıklarını ve iş akdinin sonlandığı 20/03/2018 tarihinden 6 ay geçtikten sonra 20/09/2018 tarihinde kurduklarını, değil davanın açıldığı 03/10/2018 tarihinde, hala daha faaliyete başlamadıklarını, taraflar arasında akdedilmiş olan iş sözleşmesinde, rekabet konusunda verilen taahhüt ihlal edilmemiş olmasına rağmen, taahhüdün ihlali halinde uygulanacak müeyyidenin de belirlenmediğini, bu nedenle davacının ... müşterisinin artık kendisiyle çalışmadığı için mahrum kaldığı ciroyu dayanak göstermiş olmasına rağmen hem ...şirketi hem de ... A.Ş.'nin halen davacı ile çalışmaya devam ettiğini, bu çalışmanın ... şirketi ile ... A.Ş. şirketlerinin yurtdışından kendi yedek parçalarını ithal etmeleri nedeniyle asgari düzeye indiğini, davacının iddialarının hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/09/2021 tarih ve 2018/1143 Esas - 2021/964 Karar sayılı kararında; \"Dava hukuki niteliği itibariyle, davalının davacı şirkette çalışmaktayken işten ayrılıp kurmuş olduğu dava dışı ... Şirketi'nde davacı şirket nezdinde elde edindiği müşteri çevresini kullanarak davacıyı zarara uğrattığı iddiasıyla açılan haksız rekabete dayalı maddi manevi tazminat davasıdır.Davacının dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme yasağına atıf yapılması ancak netice-i talebinde haksız rekabetten bahsedilmesi sebebiyle, mahkememizce davacı vekiline dilekçesini açıklaması için süre verilmiş,Davacı vekili 13/12/2019 tarihli beyan dilekçesi ve 21/01/2020 tarihli duruşmada eldeki davanın TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine ilişkin olduğunu, iş sözleşmesinden kaynaklı rekabet etmeme yasağına ilişkin dava açmadıklarını beyan ettiklerinden yargılama haksız rekabet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkememizce dava dışı davalının kurmuş olduğu ... şirketi ile davacı şirketin sicil kayıtları, davalının ... kayıtları celp edilmiş, davalı tanıklarının dinlenmesi için Konya Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmıştır. Talimat mahkemesince yapılan duruşmada dinlenen tanık ... beyanında özetle; \"Davalıyı ticari ilişkileri nedeniyle tanıdığını, davalının davacı şirkette satış sorumlusu olarak çalıştığını, kendilerinin malzeme ihtiyacı olduğunda davacı şirkete mail attıklarını ya da telefonla görüştüklerini, ancak bizzat ... ile görüşmenin söz konusu olmadığını, o sırada hangi satış sorumlusu müsaitse onunla görüştüklerini, davalının şirketten ayrılmasından yaklaşık 7-8 ay sonra kendisine birlikte çalışma teklifi götürdüğünü, ilk başta teklifi kabul etmediğini, sonrasında şirket ortaklığı da verebileceklerini söyleyince teklifi kabul ettiğini, davacı şirketin ...'ın ortaklığını öğrenince ...Şti. ile ticari ilişkilerini kestiğini\" içeriğinde tanıklık etmiştir. Davalı tanığı ... beyanında; \"Davalıyı davacı şirketle olan ticari ilişkilerinden ötürü tanıdığını, davalının davacı şirket nezdinde satış temsilcisi olarak çalıştığını, kendilerinin İstanbul'da yeni bir şirket kurma amacı olduğunu,  bu kapsamda davalıya iş teklifinde bulunduklarını, ilk başta kendisinin başka bir iş kolunda çalışmak istediğini bildirerek kabul etmediğini, devam eden süreçte kendisine şirket ortaklığı da verilebileceğinş söyleyince  teklifi kabul ettiğini, dava dilekçesinde ... Şti. olarak yer alan şirketin şahıs şirketi olduğu, şirket olmadığı, bu firmanın kendisine ait olduğunu, her ne kadar davacının davalının iş değişikliğinden sonra tarafıyla olan ticari ilişkilerinin sekteye uğradığını iddia etmiş ise de kendilerinin davacı şirketten mal almak istediğini ancak davacının kendileriyle iş yapmak istemediğini \" beyanla içeriğinde tanıklık etmiştir. Mahkememizin 08/12/2020 tarihli duruşmasında hazır bulunan diğer tanıklar dinlenmiştir. Tanık ...  beyanında; \"Davalının davacıda şube sorumlusu olarak çalıştığını, şube sorumlusunun görevlerinin, satışları koordine etmek, satışa destek olmak, şube sorunları olursa sorunları çözüme kavuşturmaya  yardımcı olmak olduğunu, her şube müdürünün kendi müşteri çevresi olduğunu, müşteri çevresine vakıf olduğunu, davalı ...'ın Şekerpınar bölge şube müdürü olduğunu, davalının bildiği kadarıyla davacı şirketin daha önceden çalıştığı birtakım müşterilerine satış yaptığını, ...Şirketinin sorumlusunun ... olduğunu,...'ın dava dışı şirkete geçtikten sonra ... şirketinin taleplerinin azaldığını ancak gelmeye devam ettiğini, halen bir ilişki var ise çok nadir olduğunu, mal almak istediklerinde reddetmediklerini,\" beyanla tanıklık etmiştir. Tanık  ... beyanında; \"Kendisinin davacı şirkette Türkiye geneli sorumlusu olduğunu,...Hanım'ın da Anadolu yakasında satış müdürü olduğunu, satış müdürünün Türkiye genelinde bölgesi olduğunu, müşteriler ile irtibat halinde olduğunu, davalı ...'ın başka firmaya geçmesinden sonra bazı müşterilerde ciro kaybı yaşamaya başladıklarını,  .... firmasının alımlarının yarı yarıya düştüğünü, daha sonra da hiç almamaya başladıklarını, ....firması mal alımı talep ettiğinde vermeme gibi bir durumumun olmadığını,  ancak kendilerinin davacıdan talepte bulunmadıklarını, ...'ın müşteri çevresi dışında, malın nereden tedarik ettiğini, ne kadara getirildiğini bildiğini, davalı şirketin kurulduktan sonra faaliyetlerine hemen geçtiğini,  davacı müşterileri ile tahmini bir kaç ay içerisinde hemen iletişime geçerek satış sipariş ettiklerini,  davacının ... şubesinden çalışanları ...ve depocu ...'ı da kendi şirketine aldıklarını\"  beyanla tanıklık etmiştir.Dava konusu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin mali müşavir ve haksız rekabet konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 02/08/2021 havale tarihli raporunda özetle; \"Tacir olan davacı ve dava dışı şirketin incelenen ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, dava dışı ...'in incelenen 2018 kayıtlarında herhangi bir satış/stok kaydının bulunmadığı, davalının eski personelinin işten ayrıldığı tarihten sonra davacı şirketin net satışlarının 6.7 kat arttığının görüldüğü, dava dışı ...şirketinin faaliyetinin asıl belgesi olan fatura tasdik ettirme işleminin 13/04/2019 tarihinde olduğu, davacının dava dışı ... firmasına satışlarının azalmasının davalı eski personelden kaynaklandığına ilişkin somut veri olmadığı, aynı zamanda davalı şirkette çalıştığı 2016-2017 yılında da davacı şirketin bu firmaya satışlarının azalmaya devam ettiği, TTK 55/1-b(1) hükmünde \"Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek\" eyleminin haksız rekabet olarak nitelendirildiğini, bu haksız rekabet eyleminden söz etmek için bir kimsenin \"sözleşme ilişkisi içinde olduğu\" müşterilerinin \"bizzat kendisi iş yapabilmek amacıyla\" \"sözleşmeyi sonlandırmaya\" yönlendirilmiş olması gerektiğini, görüldüğü üzere her şeyden önce haksız rekabetin mağduru ile müşterileri arasında bir sözleşmenin varlığı gerektiğini, sürekli bir sözleşme ilişkisi olmaksızın gerektiğinde arızi olarak yapılan alım-satımların ve ticari ilişkilerin kural olarak bu hüküm çerçevesinde değerlendirilmeyeceği, yine bu hüküm bağlamında haksız rekabetten söz edebilmek için sözleşme ilişkisinin ayartma ile sona ermesi gerektiğini, dava konusu ihtilafta davalının veya davalının ortak olduğu şirketin davacının sürekli bir sözleşme ilişkisi içerisinde olduğu bir müşterisini ayarttığının kanıtlanamadığı, davalının eyleminin haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği,\" sonuç ve kanaati ile raporunu ibraz etmişlerdir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş davacı taraf rapora itiraz etmiş ise de, itirazlar hukuki mahiyette olduğundan yeni bir rapor almaya gerek görülmemiş, aşağıda belirtilen sebeplerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının davalıya yönelttiği haksız rekabet teşkil eden eylemleri; davalının dava dışı ... isimli şirketi kurması, yine kurduğu şirketin ortaklarının davacının müşterisi olan ... firmasının şirketinin ortaklarından olması sebebiyle bu müşteriyi kaybettiği, bazı müşterilerde kayıp olması sebebiyle davalının müşteri portföyünü çalışmakta olduğu diğer şirkete yönlendirmesi neticesinde zarara sebep olduğudur.  TTK 54.maddesinde: \"Haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız hukuka aykırıdır.\" içeriğiyle haksız rekabet hallerinin çerçevesi düzenlenmiştir. Çalışan personelin kendi isteğiyle görevden istifa ettikten sonra aynı konuda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurmasının başlı başına haksız rekabet olarak kabul edilmeyeceği zira bu durumun dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturmayacağı açıktır. Aynı konuda faaliyet gösteren firmaların ekonomik faaliyette bulunma hakkı mevcut olduğu gibi hizmet akdiyle çalışan işçilerin de anayasadan kaynaklanan çalışma özgürüklerinin, ticari faaliyet kurma haklarının mevcut olduğu açıktır.(Benzer nitelikte Yargıtay 11.HD'nin 2014/16035 E. 2015/2148 K. Sayılı ilamı)   Dava konusuna ilişkin düzenleme olan TTK'nın 55/1-b/1. maddesinde:\" Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek\" fiili  haksız rekabet hallerinden sayılmıştır. Unsurları ise; a)Müşterilen daha önceden başkasıyla sözleşme yapması, b)Başkasıyla yapılan sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltme(ayartma) eyleminin bulunması, c)Sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltilen kişinin müşteri olması, d)Yöneltme neticesinde müşterinin sözleşmeye aykırı davranmasının şart olmaması, e)Sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltmenin amacının müşterilerin kendisi ile sözleşme yapmasını sağlamak olması olarak sayılabilir. Unsurlardan b bendini kısaca değerlendirmek gerekirse; Müşterinin önceden başkası ile yaptığı sözleşmeye aykırı davranması veya sözleşmeyi sona erdirmesi için onun iradesi üzerinde etki doğuracak eylemlerde bulunmak olarak nitelendirilebilir. Müşterinin iradesinde etki doğurmayacak davranışlar tek başına yöneltme olarak nitelendirilemez. Örneğin sözleşme teklifi göndermek tek başına yöneltme sayılmaz. Önemli olan başkası ile yapılan sözleşmenin sona erdirilmesini sağlamaya yönelik eylemlerdir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, dava dosyasında davalının dava dışı şirkette ortaklık kurması neticesinde var olan müşteri portföyünü dava dışı ... isimli şirkete yönlendirdiğine(ayarttığına) ilişkin somut hiçbir yazışma, belge, mail vb. delil sunulamamıştır. Davacı firmanın müşteri ilişkisi içerisinde olduğu tanıklar davalıya kendilerinin iş teklifi götürdüğünü, başta kabul etmediğini ancak ortaklık teklif edince kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Yani davalının ayartması olmadığı gibi aksine davacının müşterisi şirket ortakları ... bizzat kendileri iş teklifinde bulunmuşlardır. Kaldı ki davalının ortağı olduğu şirketin 2018 yılında halen hiçbir faaliyetinin/satışının bulunmadığı da bilirkişice tespit edilmiştir. Dava tarihi 03/10/2018 olup, dava dışı şirket faaliyetini gösterir fatura basım iznini dava tarihinden sonra 13/04/2019'da almıştır. Davacı rapora itirazında 2019/2020 yılları defterlerinin de incelenmesi gerektiğini beyan etmiş ise de; bu yıllara ait defterlerin dava tarihinden sonra olduğu nazara alınarak davacının bu talebi uygun bulunmamıştır. Nitekim benzer nitelikte Yargıtay 11.HD'nin 2015/7456 E. 2016/3511 K. Sayılı ilamında:\"Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre maddi tazminatın belirlenmesinde haksız rekabet fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı kazanç kaybının belirlenmesi zorunludur.\" gerekçesi ile bu hususa değinmiştir.Yukarıda bahsedildiği gibi davalının,  davacı müşterisi ile başka bir şirkete ortak olması başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden, yine dosyada bu kişiler yahut başka şirketlerle olan sözleşmelerde müşteri çevresini kullanarak davacının zarara uğratıldığı yahut ayartıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı, dosyaya sunulmuş somut bir dürüstlük kuralına aykırı davranış örneği bulunmadığından sırf müşteri ortakları ile beraber şirket kurmanın haksız rekabet eylemi olarak nitelendirilmesinin ticari hayata aykırı olacağı, dava tarihi itibariyle incelenmesi gereken kayıtlarda da dava dışı kurulan şirketin herhangi bir ticari faaliyetine rastlanılmadığı nazara alınarak davacının haksız rekabete dayalı maddi manevi tazminat davasının reddi gerekmiş, her ne kadar bilirkişilerce rekabet etmeme yasağına aykırılık hükümleri de değerlendirilmiş ise de; bu konuda talep bulunmadığından ayrıca değerlendirme yapılmamış, yine tanık beyanları alındıktan sonra davacı vekili dava dışı davalının kurduğu şirkete bir kısım çalışanlarının geçtiğini iddia etmiş ise de; dava dilekçesinde bu yönde bir iddia bulunmadığından, aksi halde dahi böyle bir eylem varsa ...'e yöneltilmesi gerektiğinden bu iddiası da uygun bulunmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\"gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davanın esastan reddine karar verilmiş olup kararın usul ve yasaya aykırıı olduğunu,Davalı ...; müvekkili şirkette 01/04/2014 tarihinde satış danışmanı olarak işe başladığını ve 20/03/2018 tarihinde emekliliğe hak kazandığından bahisle başvuru yaparak  müvekkili şirketteki işinden ayrıldığını, davalı, müvekkili şirket bünyesinde uzun süre çalıştığından müvekkili şirketin işletme sırlarına özellikle de parçaların ithal edildiği imalatçılara ilişkin bilgilere vakıf olduğunu; satış danışmanı olması sebebiyle de müvekkilin müşteri portföyüne hakim olduğunu; davalı müvekkili şirkette çalıştığı dönemde öğrendiği bilgileri iş sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkili aleyhine olacak ve haksız rekabet edecek şekilde kullandığını, müvekkili ile davalı arasında akdedilen iş sözleşmesinin 8.maddesinde rekabet etmeme başlığı altında ''İşçi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 6 ay süreyle işveenin faaliyet konusunda ve işverenin faaliyette bulunduğu Türkiye sınırları dahilinde , doğrudan ya da dolaylı olarak kendi nam ve hesabına işveren ile rekabete giren bir iş yapmayacağını ,rakip bir işte işçi olarak çalışmayacağını, işveren ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip bir şirkette ortak olarak veya diğer herhangi bir sıfatla doğrudan veya dolaylı ilişki kurmayacağını ve bu sıfatlarla her türlü haksız rekabet ortamı yaratacak çalışmalarda bulunmayacağını kabul ve taahüt eder.'' düzenlemesi mevcut olduğunu, davalının iş sözleşmesindeki hükme rağmen işten ayrılır ayrılmaz müvekkili şirket ile aynı  alanda faaliyet göstermek üzere ...'ni kurduğunu; davalının bu şirketin kurucu ortağı olduğunu; şirketin diğer ortaklarının ise ... ve ... olduğunu; bu kişilerin de müvekkilinin 2012 yılından beri ticari ilişki içinde olduğu ... Şirketinin yetkilileri olduğunu; davalının; müvekkili şirketin müşterileri olan şahısları ayartarak aynı iş kolunda şirket kurduğunu; dava dışı şirketin, ticaret sicil kayıtlarından görüleceği üzere  14/09/2018 tarihinde yani davalı müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 6 ay dahi dolmadan kurulduğunu; ito kayıtlarından da açıkça görüleceğini, davalının müvekkilin müşterileri ile beraberce kurduğu bu şirketin meslek grubu ve iş kolunun müvekkili şirket ile aynı olduğunu, müvekkili şirketin ... Şti ile 2012 yılından beri çalışmakta oldunu ve iş hacminin 2018 yılına kadar  (dava dışı şirket kurulana kadar) sürekli arttığını, müvekkilinin müşterisi olan ... Şti ile ticari ilişki içerisinde iken davalının kötüniyetli hareketleri sebebiyle bu şirket ile olan ticari ilişkisinin 2018 yılı itibariyle azaldığını ve nihayet durma noktasına geldiğini; bu da yetmezmiş gibi müşterisi olan bu firmanın ortaklarının davalı ile işbirliği içerisinde müvekkiline rakip olduğunu,Yargılama aşamasında mahkemece taraflarca bildirilen tanıkların dinlendiğini; davalı tarafça bildirilen tanıkların dava dışı ... şirketinin ortakları olan ...ve ... olduğunu; davalının tanıklarının davalıyı müvekkili şirkette satış danışmanı olması sebebiyle tanıdıklarını söylediklerini, yine davalı tanıklarının davalıya müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan 7-8 ay sonra birlikte çalışma teklifi götürdüklerini ve davalının ilk başta teklifi kabul etmediğini, sonrasında şirket ortaklığı verecebileceklerini söyleyince kabul ettiğini beyan ettiklerini; tanık ifadelerinin kurgudan ibaret olduğunu; dava dışı  şirketin davalı müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra 6 ay dahi dolmadan kurulduğunu; davalı tanıklarının ise şirket kurmaya yönelik iş teklifini ilk olarak işten ayrıldıktan 7-8 ay sonra yaptıklarını ifade ettiklerini; ayrıca davalının şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirkete sonradan dahil olması gibi bir durum olmadığını; tanık ifadelerinin aksine davalının müvekkili şirkette çalışırken dahi bu şirketi kurmayı düşündüğünü, planladığını ve müşterilerini de ayartarak nihayet amacına ulaştığını, ilk derece mahkemesinde dinlenen davacı tanıklarının ise davalının  satış danışmanı olması sebebiyle müşteriler ile irtibatının olduğunu, davalı firma kurduktan sonra bazı firmaların taleplerinin azaldığını ve müvekkili şirketin ciro kaybı yaşadığını, ... firmasının taleplerinin azaldığını daha sonra da hiç almamaya başladığını, davalının müşteri çevresi dışında malın nereden tedarik edildiğini ve ne  kadara getirildiğini bildiğini ve müvekkili şirketin çalışanlarını da ayartarak kendi şirketine aldığını beyan ettiklerini, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında davalı tarafça dinletilen tanıkların beyanlarına itibar ettiğini ve davalıya tanıklarca iş teklifi götürüldüğü gerekçesi ile davalının müşterileri ayartması gibi bir durumun olmadığı kanaatine vardığını; dava dışı şirketin davalı müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra 6 ay dahi dolmadan kurulduğundan ve davalı da kurucu ortak olduğundan tanıkların buradaki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını; davalı tarafça dinlenen tanık beyanlarına itibar eden ilk derece mahkemesinin taraflarınca dinletilen tanık beyanlarına ne sebeple itibar etmediğinin anlaşılamamakta olduğunu; burada mahkemece adil yargılanma haklarının ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini; gerekçeli kararda taraflarınca dinletilen tanık beyanlarına hangi gerekçeler ile itibar edilmediğinin  açıklanmadığını; kararın bu yönü ile hatalı olduğunu, Dosya kapsamında alınan 02/08/2021 tarihli rapora ilişkin esaslı itirazlarının da ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını; dosyaya mübrez ve hükme esas alınan raporun eksik incelemeye dayanmakta olduğunu; yerel mahkemece 08/12/2020 tarihli celsenin dosyanın bilirkişiye tevdiine ilişkin 4 nolu ara kararında ''...müşterilerinin davacı ile faaliyetlerini sonlandırıp davalının geçmiş olduğu şirketle sözleşme yapmaya başlayıp başlamadığı ...'' konusunun incelenmesi istendiğini; raporun bu yönde bir inceleme içermediğini; müvekkili şirketin ve dava dışı şirketin ticari defterlerinin bu konuda  incelenmesini  gerektiğini; ayrıca  dava dışı şirketin 2018 yılının Eylül  ayında kurularak faaliyete başlamış olduğundan müvekkili şirketin müşterilerinin dava dışı şirkete geçip geçmediği noktasındaki incelemenin aslen 2018-2019-2020 yıllarına ait defterlerde  yapılması gerektiğini, raporda müvekkili şirketin 2016-2017-2018 yıllarında genel kar-zarar durumunun incelendiğini  ve  bu yıllarda satış, karlılık ve öz kaynakların artış gösterdiğinin tespit edildiğini; bu  tespiti de kabul etmelerinin mümkün olmadığını; müvekkili şirketin bu yıllarda kar etmiş olsa da davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle bazı müşterilerini kaybettiğini, (....AŞ) bazı müşterilerinde ise ciro kaybı yaşadığını; davalı, müvekkili şirketten ayrılarak aynı alanda faaliyet gösteren şirketi kurduktan sonra müvekkilin bazı müşterileri ürün bazında dava dışı şirket ile ticaret yaptığını; davalının eylemi neticesinde müvekkili şirket müşterisi olan  ... Aş firması ile adeta rakip haline geldiğini; bu şirket ile ticari ilişkilerinin dava dışı şirket kurulduktan sonra durduğunu,Davalının müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan sonra gerçekleştirdiği eylemlerin TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini; davalının, müvekkili şirketle rekabet etmemeyi yükümlenmişken 6 ay dahi dolmadan aynı faaliyet kolunda bir işletmenin kurucusu olduğunu; bunun da ötesinde kurucusu olduğu şirketin ortaklarının müvekkili şirketin müşterileri olduğunu; bu kişileri müvekkili şirkette çalışmış olması dolayısıyla tanımakta olduğunu; müvekkili şirketin çalışanı iken satış yaptığı firma yetkilileri ile rakip bir şirket kurması davalının kusurlu olduğunu göstermekte olduğunu,  6102  Sayılı TTK'nın 56.maddesi uyarınca  açılabilecek maddi-manevi tazminat davaları için gereken tüm koşulların bu dava açısından sağlandığını; davalı iş sözleşmesinde rekabet etmemeyi taahhüt etmesine rağmen müvekkile şirketin müşterileri ile beraber aynı faaliyet kolunda bir rakip firma kurduğunu; burada davalının kusurlu olduğunun görüleceğini, bu maddeye dayanılarak açılan haksız rekabete ilişkin davalarda zararın tespitinin zor ve subjektif olacağından kanunkoyucunun madde metnine '' davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaati” nin  de zarar kalemi olarak eklediğini; zararın hesaplanmasında raporun hatalı olduğunu; haksız rekabet sebebiyle  hem dava dışı şirketin elde etmesi mümkün görülen menfaat hem de müvekkil şirketin (dava dışı şirketin kuurlmasından dolayı ) yoksun kaldığı kar maddi tazminatın belirlenmesinde kalem olarak hesaplanması gerektiğini; müvekkili şirketin genel cirosunun olumlu yönde seyretmesinin bu dava anlamında zarar etmediğini göstermediğini; madde metninin gerekçesinde '' ...veyahut davacı zararından başka davalının haksız olarak elde ettiği menfaatleri dahi ondan almak ve böylece davalıyı kanuna aykırı hareketinin neticesinden hiçbir surette istifade etmemiş duruma sokmak imkanı bulacaktır.'' şeklinde olduğunu, müvekkili şirket ile çalışırken dava dışı şirket ile çalışmaya başlayan şirketlerin tespit edilmesi, cironun yıllara göre değişimi, ürün bazında müvekkili şirket ile ticareti bırakıp bırakmadıkları ve bu nedenle müvekkilin yoksun kaldığı karın tespit edilmesi gerektiğini; ayrıca bu şirketler ile çalışmaya başlayan dava dışı şirketin elde etmesi mümkün görülen menfaatin de tespit edilmesi gerektiğini ve zarar kalemi olarak hesaplanması gerektiğini,Zarar aktifte azalma pasifte çoğalma şeklinde ortaya çıkabileceği gibi arz ettikleri gibi '' yoksun kalınan kar '' ya da ''davalının elde etmesi mümkün görülen menfaat '' şeklinde de ortaya çıkabileceğini, haksız rekabet nedeniyle açılan maddi tazminat davasında, davacının uğramış olduğu zarar değil de, davalının elde etmesi mümkün görülen kazancın karşılığı esas alınabileceğini; haksız rekabet eylemi ile hesaplamanın yapıldığı tarih arasındaki sürede uğranılan zarar mevcut zararı(somut zarar); bu tarihinden sonra gerçekleşen zarar ise varsayıma dayanan gelecekteki zararı(soyut zarar) ifade eder. Söz konusu bu iki zararın toplamı tazmin edilecek zarar miktarını belirleyeceğini (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 1997/4268 Esas 1997/4712 Karar sayılı ilamı),  Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının bu yönde olduğunu ancak yerel mahkemece alınan  bilirkişi raporunun bu yönde bir tespit içermemekte olduğunu; burada bizim de incelenmesini ve tespitini talep ettikleri husus haksız rekabet sonucunda müvekkili şirketin müşterilerinin ürün bazında da olsa dava dışı şirkete yönelmesi sebebiyle  satamadığı mal miktarı üzerinden karşı tarafın bu tutarda malı satmasından dolayı elde edebileceği yararın zarar olarak hesaplanması olduğunu; müvekkili şirketin  müşterisi olan bazı  şirketlerin dava dışı şirket kurulduktan sonra müvekkili şirketle ticaretini devam ettirmekle beraber ürün bazında dava dışı şirkete yönelttiklerini; müvekkili şirketin bu ürünleri satamayarak zarara uğramış dava dışı şirketin ise yarar elde ettiğini; tüm bunların defterler üzerinden incelenmesini ve uğramış oldukları zararın tespiti gerektiğini; İlk derece mahkemesince rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ve müvekkilin uğramış olduğu zararların tespit edilmediğini, İleri sürerek, arz ve izah edilen nedenlerle; tehiri icra istemlerinin kabulü ile kararın icrasının istinaf incelemesi sonuna kadar geri bırakılmasına; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; davalının  01/04/2014 tarihinden emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı 20/03/2018 tarihine dek davacı şirkette satış sorumlusu olarak çalıştığını ve şirketin satış ve fiyat politikaları ile müşteri çevresine ilişkin bilgilerine vakıf olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin sekizinci maddesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükme rağmen emekliliğinden sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ...'ne kurucu ortak olduğunu, şirketin diğer ortaklarının da davacının müşterisi olan ... isimli firmanın ortakları olduğunu, davalının kurucu ortağı olduğu dava dışı şirketin kurulmasından sonra, davalının haksız rekabet teşkil eden ayartmaları sonucu davacının, hem ... firması ile hem de başka müşterileri ile ticari faaliyetinin azaldığını, davacının ciro kaybı yaşadığını ileti sürerek, bu nedenle oluşan maddi ve manevi zararının tespit ve tahsilini talep etmiştir.Davalı yan; ne davacı bünyesinde çalıştığı dönem boyunca ne de emeklilik nedeniyle işten ayrılması akabinde rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlaline sebep olacak bir eylemi olmadığı gibi, haksız rekabet teşkil eden bir eylemi dahi olmadığını, dava dışı ... ve ... tarafından kendisine yapılan ortaklık teklifinin değerlendirildiğini ve işten ayrıldıktan altı ay sonra dava dışı şirketin kurulduğunu, kurulan şirketin dava tarihi itibariyle faal dahi olmadığını, davacının müşterilerinin haksız rekabet teşkil edecek şekilde ayartıldığına yönelik iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece taraf delilleri eksiksiz toplanmış, davacının ve dava dışı şirketin sicil kayıtları celbedilmiş, taraf tanıkları dinlenilmiş, davacı şirket ile dava dışı ... Şirketi'nin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerine bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak rapor alınmış, rapora davacı tarafından yapılan itirazların hukuki mahiyette oldukları gerekçesi ile yeniden rapor alınması istemi yerinde görülmeyerek tahkikat bitirilmiş ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tekrarı mahiyetinde olup, ayrıca bilirkişi raporuna davacı şirketin 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin de incelenmesi gerektiği bu yöndeki itirazların haksız olarak reddedildiği, yine davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesine rağmen, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmemesinin silahların eşitliği ilkesinin ihlali mahiyetinde olduğu ileri sürülmüştür. Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 8/1  maddesinde, \"işçi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 6 ay süreyle işveenin faaliyet konusunda ve işverenin faaliyette bulunduğu Türkiye sınırları dahilinde , doğrudan ya da dolaylı olarak kendi nam ve hesabına işveren ile rekabete giren bir iş yapmayacağını ,rakip bir işte işçi olarak çalışmayacağını, işveren ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip bir şirkette ortak olarak veya diğer herhangi bir sıfatla doğrudan veya dolaylı ilişki kurmayacağını ve bu sıfatlarla her türlü haksız rekabet ortamı yaratacak çalışmalarda bulunmayacağını kabul ve taahüt eder.\" düzenlemesinin yer aldığı, dosyaya mübrez ...kayıtlarına göre davalının davacı şirketten 20/03/2018 tarihinde ayrıldığı ve kurucu ortağı olduğu dava dışı ...Şirketi'nin 14/09/2018 tarihinde sicile tescil edilip, 20/09/2018 tarihinde sicil gazetesinde yapılan ilan ile kurulduğu, buna göre süre yönünden iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükme aykırılıktan bahsedilemeyeceği, nitekim davacının gerek dava dilekçesinde, gerekse 13/12/2019 tarihli açıklama dilekçesinde tazminat isteminin haksız rekabet hükümlerine dayandığının belirtildiği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davalının daha önce çalıştığı işyeri ile aynı veya benzer faaliyet kolundaki bir şirkete ortak olmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, aksi kabulün anayasal güvence altındaki iş ve çalışma hürriyetinin ihlaline netice vereceği, mahkemece yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde dava dışı şirketin 2018 yılı boyunca herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığının, iş yeri ruhsatının 25/02/2019 tarihinde verildiğinin, fatura basım izninin 13/04/2019 tarihinde verildiğinin,  kuruluşundan itibaren yedi ay boyunca ticari faaliyette bulunmadığının, davacı şirketin ise 2018 yılında önceki yıllara göre net karını altı, yedi kat arttırdığının tespit edildiği, davacı tanıklarının beyanlarının aksine davacı defterlerine yansımış bir ciro kaybının söz konusu olmadığı, dava tarihinin 30/10/2018 olması ve dava dışı şirketin kurulduğu 2018 yılı Eylül ayından itibaren yedi ay boyunca herhangi bir ticari faaliyette bulunmamış olması karşısında, davacının dava tarihinden sonraki döneme ilişkin 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerin incelenmediği yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından, davalının davacı müşterilerini dürüstlük kuralına aykırı ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde ayarttığına, davacının iş ürünlerini kötülediğine, davacı bünyesinde çalışırken elde ettiği hususi bilgiler mevcut ise bu bilgileri davacı aleyhine ve ortağı olduğu şirket lehine kullandığına dair somut hiçbir delil sunulamadığı,  yine aynı zamanda davacı çalışanı olan  davacı tanıklarının, davalının haksız rekabet teşkil edecek şekilde davacı müşterilerini ayarttığına ilişkin açık bir beyanları bulunmadığı gibi, davacı cirosunun azaldığına yönelik anlatımlarının mali bilirkişi incelemesi sonuçları ile örtüşmemesi karşısında mahkemece bu beyanlara itibar edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının davalı tarafından TTK'nun 54 ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunulduğuna yönelik iddiasını ispat edememiş olması karşısında, TTK'nun 56 maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin karşılanmış olduğu, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşılmakla, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtayda temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc9c9531781d36a1","SID":"4e6faa89a6ed2d60"}}