{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1509 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2025/196<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/05/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2016/960 E -  2022/342 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 27/02/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/03/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili, müvekkilinin davalıya kambiyo hukukuna dayalı ve takibe konu bono sebebiyle herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının da müvekkilinden kambiyo hukukuna dayalı herhangi bir alacağı bulunmadığını, müvekkilinin davalı ile kambiyo evrakı düzenlenmesini gerektirir şekilde ticari bir ilişkisi de bulunmadığını, davalının müvekkili aleyhine birçok takip başlattığını, davalı ile dava dışı ve davalının gayriresmi ortağı ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını, davalı hakkında tefecilik iddiasıyla Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/1860 esas sayılı dava dosyasıyla kamu davası açıldığını, diğer soruşturmaların da devam ettiğini, davalı ile ortağının ortak bir irade ile müvekkilinden kandırarak aldıkları imzalı boş evraklar ile yine teminat amaçlı gösterilerek irade fesadıyla müvekkilini aldatarak alınan ipoteklerle, davaya konu bono sebebiyle müvekkilinden toplamda 1.302.000,00 TL talepte bulunulduğunu, davalının emlak işi yapan bir komisyoncu olduğunu, müvekkili tarafından tapu maliklerine ödeme yapıldığından tüm taşınmazların müvekkili adına tescil edildiğini, tescil edilen taşınmazlar sebebiyle zaten müvekkilinin tapu maliklerine borcu bulunmadığını, davalının tapu maliki de olmadığını, alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalının vekaleten satışı gerçekleştirdiği veresenin satışını gerçekleştirdiği hisse bedelini talep edebileceğini, ancak tapu tescilinden sonra alacak kalmadığından vekaleten tapunun devrini yapan davalının daha sonra  elinde tuttuğu evrak ve bono ile tüm taşınmazların bedelinden fazla bir miktarda alacak iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır Almanya’da yaşadığını, Türk Hukuk Sisteminde ipotek, bono gibi kavramları bilmediğini, açığa atılan imzanın başına ne gibi sonuçlar doğuracağını bilemediğini, bunu fırsata çevirmek amacıyla müvekkilinden sırf aracı olduğu 199.000,00 TL’ye karşılık açığa atılmış imzaların bulunduğu 2 adet boş kağıt, üzeri boş fakat imzalı 1 adet bono aldığını, ayrıca takibe ve davaya konu bonoda düzeltmeler yapıldığını, bu nedenle senedin bono niteliğini kaybettiğini, davalı ile ortağı tarafından düzenlenen ve sonradan varlığı iddia edilen borç kabul beyanı adı altındaki ikinci belgeyi de şimdiden kabul etmediklerini, müvekkilinden gerçekte alacaklı olmamasına karşılık müvekkilinin tüm malvarlığını hukuki yolları kullanmak suretiyle uhdesine geçirerek davalının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını belirterek müvekkilinin takibe konu bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Davalı vekili, davalı tarafından borçlu aleyhine 453.000,00 TL bedelli bonoya istinaden Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2015/28148 E. sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıldığını, senedin vade tarihinin tahrifatı ve senedin zaten boş olarak teminat senedi olarak verildiği iddiasıyla icra takibinin iptali, davalının tazminata mahkum edilmesi istemiyle Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvuruda bulunulduğunu, 2016/361 esas sayılı dava dosyasında; davacının senedin sahteliğine yönelik bir suç duyurusunda bulunulmadığı tespit edildikten sonra tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri delillerin toplandığını, “Borç Kabul Beyanı” başlıklı belge altındaki imzanın davacı borçluya ait olup olmadığının davacıya sorulduğunu, davacının imzayı kabul ettiğini, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen 16/11/2015 tarihli “Borç Kabul Beyanı” başlıklı belgede açıkça davaya konu senede atıfta bulunularak senetten doğan borcu davacının şartsız olarak kabul ettiği, davacı vekilince bu belgedeki imzanın davacıya ait olduğu ancak belgenin boş olarak imzalandığını, davalının da belgeyi kendisinin hazırladığını ancak davacı tarafından okunup imzalandığını beyan ettiğinden İİK’nın 170/a md. 3. fıkrasında borcun kısmen ve tamamen kabulü halinde kambiyo bakımından şikayet hakkının kullanılamayacağı belirtilerek tahrifat ve teminat sebebiyle bono vasfında bulunmadığı ileri sürülen senedin tanzim tarihinden sonra borç imzası ikrar edilen belgeyle kabul edildiğinden, bu kabulden sonra kambiyo şikayetinde bulunulamayacağından şikayetin reddine karar verildiğini, davacının sahtecilikten dolayı bir şikayeti söz konusu olmadığını, davacının borcu da kısmen kabul ettiğini, borcun kısmen veya tamamen kabul edilmesi nedeniyle ve her ne şekilde olursa olsun borç kabul edilmiş ise takibin tahrifat nedeniyle takibin iptali talebinin reddedilmesi gerektiğine ilişkin birçok Yargıtay kararı bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre Ceza mahkemesinde davacının şikayeti üzerine yapılan yargılamalar sonucunda, davalı hakkında beraat kararı verildiği, davacının dava konusu bononun iradesi sakatlanarak elinden alındığı, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, bedelsiz olduğu konusundaki iddialarını ve takibe konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden-davacı vekili tarafından;<br>Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiğini, icra takibine dayanak belgedeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, kesinleşen ceza mahkemesi kararına bononun incelenmediğini, ceza dosyasının gerekçe oluşturmayacağını, tanık dinlenmediğini, yemin hakkının hatırlatılmadığını bildirerek  başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık takibe dayanak bono nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Davacı, icra takibine dayanak yapılan bononun, hile ve tehdit ile boş kağıda açığa atılan imzanın kötüye kullanılarak bedelsiz olduğu halde anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına  dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacının dava konusu bononun iradesi sakatlanarak elinden alındığı, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, bedelsiz olduğu konusundaki iddialarınının ve takibe konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığına yönelik iddialarının değerlendirilmesi neticesinde dava konusu bono belirtilmek suretiyle açılan ceza dosyasında verilen beraat kararının kesinleşmiş olmasına, ceza dosyası kapsamında tanıkların dinlenmiş olması ve yeniden dinlenmelerinde yarar bulunmamasına, somut olayın niteliği gereği yemin deliline dayanılamayacak olmasına, senet altındaki ve 16/11/2015 tarihli belge altındaki imzanın davacı yanca inkar edilmemiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL istinaf karar ve ilam harcın, peşin alınan 7.736,20TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.120,80TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, <br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 27/02/2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip...<br> e-imzalıdır<br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ffb5ce340fd2411","SID":"1bcbe44a0fe14989"}}