{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ    <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2024<br>NUMARASI\t\t.....<br>DAVA\t:İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 17/05/2024<br>KARAR TARİHİ\t:07/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  07/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu ... ile müvekkil banka arasında 05/04/2020 tarihinde imzalanan Ticari Kredi Çerçeve sözleşmesinin davalı borçlu  ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış olduğunu, borçlu tarafça kullanılan kredinin geri ödeme tarihinde ödenmemesi sonucu temerrüde düşen borçlular hakkında 02/08/2022 tarihinde Ankara 7. Genel İcra Dairesi'nin 2022/12777 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalı borçlunun ödeme gücü olmadığı gerekçesiyle borcu kabul etmediğini belirterek, borca itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı borçlunun yaptığı işbu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, işbu itirazın iptali davası öncesinde taraflarınca zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de yapılan arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine işbu itirazın iptali davasının açılması zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesine ve takip tarihinden itibaren %42 temerrüt faizi uygulanmasına, haksız ve mesnetsiz itiraz nedeniyle davalı-borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>    <br>\tCEVAP<br>\tDavalı yapılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış ve delillerini bildirmemiştir.<br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının Ankara 7. Genel İcra Dairesinin 2022/12777 Esas sayılı (kapatılan Ankara 4. İcra Dairesinin aynı esas numaralı takip dosyası) icra takip dosyasına yaptığı itirazın; 33.233,80 TL asıl alacak, 3.349,97 tl işlemiş faiz ve 167,50 TL BSMV olmak üzere toplam: 36.751,27 TL alacak üzerinden iptali ile, takibin anılan miktarlar üzerinden ve asıl alacak olan 33.233,80 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %42,00 oranında temerrüt faizi ile bu faizin %5'i oranında gider vergisi hesaplanmak suretiyle ve takip talebindeki diğer koşullarla devamına, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, takip konusu alacakların likit nitelikte olması nedeniyle davacının icra inkâr tazminatına ilişkin feri nitelikteki istemi de yerinde görülerek, hüküm altına alınan toplam alacak tutarı olan 36.751,27 TL'nin %20’si olan 7.350,25 TL icra inkâr tazminatının da davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda temerrüt başlangıç tarihi hatalı olarak tespit edildiğinden yerel mahkemece işbu raporun hükme esas alınması hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan 21/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda dosya kapsamına herhangi bir kat ihtarnamesi sunulmadığından davalı borçlunun takip tarihinde (02/08/2022) temerrüde düşmüş olduğu sonucuna varıldığını, bilirkişi raporunda borçluların temerrüde düşme tarihi yanlış tespit edildiğini, kooperatif kredileri ödeme tablosundan görüldüğü üzere ödemeler için kesin vade belirlendiğinden ödenmeyen taksitler için vade tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, temerrütün  taraflar arasında kararlaştırılan kesin ödeme vade tarihi itibari ile oluştuğu sabit olup asıl alacağa bu tarihten icra takip tarihine kadar %42 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini , bilirkişi tarafından temerrüt tarihi yanlış hesaplandığından uygulanan faiz oranının  da hatalı tespit edildiğini, taksitlerden birinin vadesinde ödenmemesi durumunda diğer taksitler de muaccel hale geleceğinden  temerrütün   bu tarih itibariyle  oluştuğu kabul edilerek bu tarihten itibaren söz konusu borca temerrüt faizi uygulanması gerektiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; Ticari Kredi Çerçeve Sözleşmesinden doğan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2024  tarihinden itibaren ise bu sınır 28.253,41TL'dir. İlk derece mahkemesince  39.450,41 TL'lik takibe yönelik yapılan itirazın iptali  talebi yönünden açılan davanın 36.751,27 TL'lik kısmı yönünden kabul , 2.699,14 TL'lik kısmı yönünden  reddine karar verilmiş olması davacı vekilince reddedilen  2.699,14  TL yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması gözetilerek 17/12/2024 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176)<br>\tTüm bu nedenlerle HMK'nun 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı  vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden red kararına karşı miktar gözetildiğinden temyiz yolu açık değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih ve 2017/3597 Esas 2018/5 Karar sayılı ilamı).<br><br><br>\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t<br>\t1-İlk derece mahkemesi hükmünün HMK'nun 341/2. maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğundan  davacı  vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN  REDDİNE,\t<br>\t2-İstinafa başvuran davacı  tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.298,50 TL harcın  talep halinde  davacıya iadesine,<br>\t3-Davacı  tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nun 362(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.07/03/2025<br><br><br> Başkan-   <br>    Üye - <br>    Üye -  <br> Zabıt Katibi <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a554d83f5096df7","SID":"01b1fa935bc04acf"}}