{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/2332 <br>KARAR NO: 2025/106<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/09/2018<br>NUMARASI: 2015/1097 (E) - 2018/1008 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 22/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen kararın, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/02/2024 tarih ve 2022/5340 (E) - 2024/1497 (K) sayılı kararıyla bozulmasına  karar verilmesi üzerine  Dairemiz Heyetince yapılan duruşma ve müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'in idaresindeki, davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı, ... plakalı araç ile  04/05/2015 tarihinde gerçekleşen tek taraflı kazada,  araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000 TL sürekli sakatlık tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 22/06/2018 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle talebini 225.885,48 TL'ye artırmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne, 225.885,48 TL maddi tazminatın 2.000 TL'sinin dava tarihi olan 18/11/2015 tarihinden, 223.885,48 TL'sinin ıslah tarihi olan 22/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Dairemizce, 2019/3217 (E) 2022/32 (K) numaralı kararla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın kabulü ile 225.885,48 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 18/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Dairemizce verilen karara karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/02/2024 tarih ve 2022/5340 (E) - 2024/1497 (K) sayılı kararıyla; \"(...) Dosyadaki belge ve bilgilerden, davacının yolcu olduğu araçta bulunan diğer yolcu ...'ın ifadesinde ...'in ön koltukta oturduğunu beyan ettiği, yaralanmasının lomber vertebra ve pelvis kırığı olduğu, maluliyetin omurga arızasından meydana geldiği dikkate alındığında kaza sırasında emniyet kemeri takmadan seyahat ettiği anlaşılmaktadır.Şu halde davacının emniyet kemeri takmadan yolculuk ettiği dikkate alınarak yerleşik içtihatlarımıza göre yukarıdaki yasal düzenleme kapsamında davalı lehine %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. (...) Somut olayda; davalı vekilince davaya cevap ve istinaf dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, araç sürücüsü ile arkadaş olduklarını beyan etmiş, kazanın da davacı yolcunun arkadaşı olan  araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki araçta iken meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir\" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce duruşma açılarak yapılan  yargılama sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.Dosya içeriğine göre kaza sırasında araçta ön koltukta  yolcu olarak oturan davacının maluliyeti omurga arızasından meydana gelmiş ise de davaya konu trafik kazası nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde emniyet kemerine ilişkin bölümün boş bırakıldığı, gerek soruşturma dosyasında gerek dava dosyasında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay bozma ilamında sözü edilen, araçtaki diğer  yolcu ... beyanında  davacı ...'in ön koltukta oturduğunu ifade etmekte ise de emniyet kemerinin takılı olup olmadığı konusunda bilgisinin olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacıda meydana gelen yaralanmanın  \"lomber vertebra ve pelvis kırığı\" şeklinde olması da yaralanmanın salt  emniyet kemerinin takılmamasına bağlı olduğunu (veya yaralanma derecesinin arttığını) kabul etmek için yeterli değildir. Emniyet kemerinin takılı olması halinde davacının bu şekilde yaralanmayacağını veya daha az zarar göreceğini -varsayıma dayalı olarak- kabul etmek olanağının bulunmadığı değerlendirilmiş, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacı  04/05/2015 tarihinde kolluğa verdiği ifadede, arkadaşları ... ve ... ile birlikte Çamdibi'nden Bornova istikametine giderken arkadaşı ...'nın direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve kaza yaptıklarını beyan etmiş, dava dışı sürücü ... kollukta, yolcu olan arkadaşları ... ve ... ile birlikte Bornova Sanayi caddesi üzerinden ikametlerine doğru ilerlerken aracın hakimiyetini kaybettiğini beyan etmiştir.Taşımanın hatır taşıması olduğunun kabul edilebilmesi için, taşınan kişiden ücret alınmaması ve taşıyanın taşınandan bir çıkarının bulunmaması unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. İşletenin veya sürücünün, araçta taşınandan, doğrudan doğruya ücret almasa bile taşımada, maddi veya manevi menfaati bulunuyorsa bu durumda hatır ilişkisinin varlığından söz edilemez. Somut olayda, bu hususta ispat yükü üzerinde olan davalı vekili cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna ilişkin somut bir kanıt sunmayıp hatır taşıması bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini ileri sürmüştür. Dosya kapsamına göre davacı ile davalıya sigortalı aracın sürücüsünün arkadaş olduğu sabit ise de taşıyanın ve taşınanın arkadaş olmaları tek başına taşımanın hatır taşıması  olduğunu kabul etmek için yeterli değildir.  Taşımanın sadece davacının yararına olduğuna ilişkin delil bulunmamaktadır. Buna göre hatır taşıması ilişkisi ispat edilemediğinden hükmolunan tazminattan hatır indirimi yapılmaması gerektiği sonucuna ulaşılmış, açıklanan nedenlerle; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma gerekçeleri Dairemizce benimsenmemiş ve Dairemiz kararında direnilmesine karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/02/2024 tarih ve 2022/5340 (E) - 2024/1497 (K) sayılı ilamına karşı Dairemizin 2019/3217 (E) - 2022/32 (K) sayılı kararında direnilmesine,Buna göre;1-Davanın kabulü ile 225.885,48 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 18/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.430,24 TL karar ve ilam harcından   peşin alınan 29,20 TL ile 764,69 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 14.636,35 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı  tarafından sarf edilen 184,65 TL davetiye posta gideri, 1.000 TL bilirkişi ücreti, istinaf aşamasında sarf edilen 28 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.212,65‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL peşin harç, 29,20 TL başvurma harcı, 4,30 TL vekalet harcı, 764,69 TL ıslah harcı ve 98,10 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 925,49‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca hesaplanan 19.503 TL vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,8-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine,9-Dairemizin karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesi uyarınca 16.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nin 361. ve Ek Madde  1/3. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a55dd5c0262d5e0","SID":"f7639814475ab3c7"}}