{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/84 Esas<br>KARAR NO: 2025/360<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/02/2024<br>NUMARASI: 2021/840 Esas, 2024/158 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilinin de aralarında bulunduğu kişiler aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra mahkemesi tarafından müvekkiline gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak 19/112015 tarihinin kabul edildiğini, takip tarihi ile müvekkiline gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi arasında yaklaşık 14 sene bulunduğunu, alacağın 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davalı şirkete hiçbir şekilde borcu olmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen kefalet ilişkisinin geçersiz olduğunu, asıl borç ilişkisinin varlığı ve miktarının şüpheli durumda bulunduğunu, asıl borçlu şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, davalı şirketin asıl borçlu şirketten olan alacağından vazgeçtiğini ileri sürerek, davaya konu icra takip dosyasından dolayı müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; harcın nispi harç üzerinden yatırılması, eksik harcın tamamlanması gerektiğini,  zamanaşımı def'ine dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunulamayacağını, Yargıtay 22. HD.'nin 2014/29507 E., 2016/2294 K. sayılı kararının da bu yönde olduğunu, davacının müvekkili şirkete olan borcunun yargı kararlarıyla kesinleşmiş bir borç olduğunu, müvekkilinin asıl borçlu ... A.Ş. Hakkında aciz vesikası alarak, takip dosyasındaki borcuna yetecek kadar olan tasarruflarının iptaline karar verildiğini, davacının takibin iptali ve ödeme emrinin iptaline yönelik şikayetlerinin reddini karar verildiğini savunarak, davanın reddine, davacının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmayan bir tazminatı müvekkili şirkete ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının dosyaya sunduğu 13/08/1999 tarihli Protokolün, daha önce düzenlenmiş bulunan 12.04.1996 tarihli Protokolün eki olduğu, 12.04.1996 tarihli Protokolün davacı ve ... (...) arasında protokol şeklinde fakat \"SÖZLEŞME\" başlıklı olarak düzenlendiği, davacı tarafından ...'ye satışı yapılan ithal araba karşılığı 10.000,00 USD nakit peşin ödeme ve 21.900 sütun santim ilan bedelli olarak yapıldığı, bu sözleşmede davacının kefil olarak imzasının bulunmadığı, daha sonra ...'nin arabayı almaktan vazgeçmesi üzerine  davalı tarafından dosyaya sunulan 13.08.1999 tarihli, “Protokol” başlıklı belgenin düzenlendiği, bu belgede ise, nakit para ve arabanın karşılıklı olarak iade edileceği, ...'nin ise ayrıca ... adına 46.800 st/cm ilan-reklam yayınlayacağını aksi takdirde 50.000,00 USD cezai şart bedelinin ... tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu protokolde davacının sayfanın sonunda bilgisayar yazısı ile yazılmış isminin altına imzasının olduğunun görüldüğü, belgenin düzenlendiği 1999 tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi hükmüne göre kefaletin muteber bir şekilde doğması, kefilin yazılı beyanında kendisinin mes'ul olacağı muayyen miktarı göstermesine bağlı olduğu, ancak bu protokolde bu hususun bulunmadığı, kefilin sorumlu olacağı muayyen bir miktarın gösterilmesinin geçerlilik şartı olarak kabul edildiği,  davacının gerçekte alacaklı olup olmadığı, yada alacaklı olsa bile alacaklı olabileceği miktarın tespitinin mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmadığı, son duruşmada sözlü olarak bu talebini bildirdiği, bu şekilde yapılan talebin usulüne uygun olmadığı gibi, dava kapsamı itibarıyla kötü niyet tazminat şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, usulüne uygun olmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının mahkeme için ikrarının gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,  tavzih kararının usul ve yasaya  olduğunu, davacının 13/08/199tarihli protokoldeki 46.800 st/cm ilan reklam borcuna yönelik taahhüdünün, 3. şahsın fiilini taahhüt olduğunun gözetilmemesi  usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının  50.000 USD cezai şartla ilgili kefaletinin geçersiz sayılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 13/08/1999 tarihli protokolde 50.000 USD cezai şart ödeneceği belirtildiğini, bu durumda mahkemece 12.04.1944 tarihli, 1943/14 Esas, 1944/13 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmeden cezai şartta kefaletin geçersiz sayılmasının  usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI: İlk derece mahkemesince 12/12/2024 tarihli ek karar ile; verilen kararın davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak istinaf edildiği,  İstanbul BAM 16. HD'nin 2024/1321 - 1687 E-K sayılı tarihli kararı ile davalının adli yardım talebinin red edildiği, bu ara karara karşı süresinde itiraz olmadığı, bu nedenle istinaf harçlarının yatırılması halinde istinaf incelemesi için dosyanın gönderilmesi yönünde kesin olarak karar verildiği, işbu karara istinaden davacı vekiline 26/11/2024 tarihinde muhtıra çıkartıldığı, davalı vekilince 09/12/2024 tarihli dilekçesi ile iş bu muhtıraya karşı adli yardım talepli dilekçe sunulmuş ise de davacı vekilinin adli yardım talebinin daha önce istinaf mahkemesince  kesin olarak karar verildiği gibi harcın tamamlanması yönünden çıkartılan muhtırada belirtilen eksik harçların HMK 344 maddesinde belirtilen 1 haftalık sürede tamamlanmadığı gerekçesiyle, davacı vekilince yapılmış olan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>EK KARARA KARŞI İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; adli yardım talebiniz reddedilmiş olmasının, yeni durum nedeniyle tekrar adli yardım talebinde bulunmaya engel olmadığını,  yeni durum ve belgelerle yeniden adli yardım talebi konusunda karar verme yetkisinin bölge adliye mahkemesinde olduğundan yerel mahkemece verilen verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar  davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince  12/12/2024 tarihli ek karar ile; eksik harçların HMK 344 maddesinde belirtilen 1 haftalık sürede tamamlanmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ek karar  davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, adli yardım talebi reddedilen davalı tarafın HMK'nın 344. maddesi uyarınca verilen kesin süre içinde eksik istinaf harçlarını yatırmayıp, aynı gerekçelerle herhangi bir belgeye dayanmaksızın yeniden adli yardım talep etmekle yetinip eksik istinaf harçlarını yatırmadığı,  bu nedenle ilk derece mahkemesince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, anlaşılmakla, davalı  vekilinin ek karara karşı yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin ek karara karşı istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4d0e1adfc2f8be2","SID":"4ab2508b343ee473"}}