{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1296 <br>KARAR NO: 2025/124<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/02/2022<br>NUMARASI: 2019/262 Esas - 2022/122 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... A.Ş. karşı taraf ... A.Ş. (...) ile sözleşme imzalayarak ... markasıyla turşu üretimi yapması ve davalı firmaya teslim etme konusunda anlaştıklarını, taraflarca akdedilen  sözleşme uyarınca satıcı olarak gözüken müvekkil şirketin sözleşme konusu olan ürünleri “alıcı” konumunda olan davalı ... A.Ş.’ye teslim edeceği düzenlendiğini, müvekkil şirketin sözleşme uyarınca yetiştirilmiş ve üretimini gerçekleştirebildiği tüm ürünleri 2017 yılı içerisinde davalıya teslim ettiğini, teslime ilişkin sevk irsaliyelerinin mevcut olduğunu, müvekkilin üretimini gerçekleştirildiği bölgelerde 2017 yılında yaşanan hava olaylarından kaynaklanan afetler meydana geldiğini, bölge nezdinden kalıcı hasarlara sebebiyet verdiğini, yaşanan afetler neticesinde müvekkil şirket ve bölge halkının büyük mağduriyetler yaşadığını, müvekkil şirketin elde etmeyi planladığı ve öngördüğü tüm ürünü elde edemediğini, planlanandan eksik ürün elde edebildiğini, müvekkil şirketin yaşamış olduğu mağduriyete ilişkin davalı yana ivedilikle mail  ve diğer iletişim yollarıyla bilgilendirme yaptığını, Manisa Valiliği ve Ödemiş Kaymakamlığının afet raporlarının karşı tarafla paylaşıldığını, bunun üzerine davalı yan ile yetişen ürünlerin sevkiyatlarının yapılması konusunda anlaşıldığını, sevkiyatların Mayıs ve Haziran ayında yapılmasını talep ettiklerini, afet sonrasında ve sözleşmeye konu ürünlerin kalan kısmı davalının bilgisi ve onayı dahilinde olmak üzere 2018 yılı Mayıs ve Haziran aylarında tam ve eksiksiz bir şekilde karşılayarak sevkiyatları vaktinde yaptığını, sözleşme gereği  üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, müvekkil şirket taraflarca akdedilen sözleşmeye uygun bir şekilde yetiştirmiş olduğu ve üretimini gerçekleştirdiği ürünleri davalının bilgisi ve onayı dahilinde usulüne uygun olarak karşılayarak irsaliyeler ile teslim ettiğini, daha sonrasında davalı şirketin müvekkil şirket aleyhine haksız ve yasal dayanağı olmayan bir şekilde Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi üzerinden 49 ayrı faturayı düzenleyerek gönderdiğini, fatura içeriklerinde her ne kadar kalite ve geç teslimat dayanak gösterilmiş ise de sevkiyatların tümünün süresinde gerçekleştirildiğini, kalite problemi de olmamasına rağmen karşı tarafın kalite problemi ve geç teslimata dayalı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun fatura kestiğini, davalı yan tarafından ürünlerin kalitesine ilişkin hiçbir geri dönüş olmadığını, müvekkil şirketin üretimi standartlara tabi ve uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, müvekkil aleyhine düzenlenen 49 ayrı faturanın toplamının 157.906,79-TL olduğunu, KEP sistemi üzerinden gönderilen ve haksız şekilde düzenlenen faturaların tümünün müvekkil şirket tarafından usulüne uygun olarak kabul edilmeyerek sistem üzerinden davalı yana süresi içerisinde iade edildiğini,müvekkil şirketin faturaları süresinde iade etmesine rağmen davalı şirket İstanbul ... Noterliği’nin 06.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iadelerin haksız olarak yapıldığını ve müvekkilin kayıtlarına haksız bir şekilde işlemediğini iddia ederek söz konusu ihtarnameyi keşide ettiğini, ihtarname içeriğinde ayrıca müvekkil şirketin itirazlarının haksız olduğunu, faturaları kendi kayıtlarından çıkarmayacaklarını ve fatura bedelleri toplamının müvekkil şirket carisinden mahsup edileceğinin de ihtar edildiğini, ihtara karşı müvekkil şirketin Bursa ... Noterliği’nin 12/07/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap vererek itirazlarını sunduğunu, müvekkil adına gönderilen ve karşı tarafa tebliğ edilen ihtarname içeriğinde iadesi gerçekleşen faturaların sadece liste halinde dökümü yapılarak kayıtlara işlenmesi talebine de anlam verilemediği ve liste halinde yer verilen faturaları – içeriklerini – bedellerini kabul etmediklerinin belirtildiğini, karşı yanın iddiası olan müvekkil şirket carisinden mahsup edilmesine muvafakat etmediklerini ve söz konusu alacağın da ödenmesinin talep edildiğini, müvekkil şirketin bahsi geçtiği üzere davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirket adına gönderilen ihtarnameye karşı davalı tarafından İstanbul ... Noterliği’nin 17.07.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aynı beyan ve iddialarla cevap verildiğini, davalının, ihtarına karşı müvekkil şirket tarafından cevap verildiğini, Bursa ... Noterliği’nin 20/07/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız olarak düzenlenen faturaların müvekkil tarafından usulüne uygun olarak iade edildiği ve müvekkil şirketin cari hesabından ilgili fatura tutarlarının müvekkilin carisinden mahsup edilmesine anlam verilmeyerek muvafakat etmediklerini ve söz konusu fatura tutarlarının ödenmesinin istenildiğini, müvekkil tarafından ürünlerin taraflarca kararlaştırılan sürelerde irsaliyelerle teslim edilmesine rağmen karşı yan müvekkil şirket aleyhine faturalar düzenleyerek müvekkilin kendi alacağından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde geçerli nedeni olmaksızın toplam 157.906,79-TL. bedeli mahsup ettiğini,  müvekkil şirketin mahsuba ilişkin hiçbir şekilde muvafakati de bulunmadığını, müvekkil adına haksız şekilde düzenlenen faturaların bir kısmı kalite problemi olarak bir kısmı da mayıs ayı geç teslimat tutarı adı altında %20 cezayla düzenlendiğini, müvekkil ile davalı yan arasında kararlaştırıldığı üzere şartlarla üretim gerçekleştirildiğini, mutabık kalınan teslim süreleri olan Mayıs ve Haziran aylarına uygun olarak müvekkil teslimatlarını gerçekleştirdiğini, Ödemiş Kaymakamlığı Gıda Tarım Ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’nün 06/07/2017 Tarih Ve ... Sayı Numaralı Dilekçesinin Ekinde Sunulu Olan Rapor da; “ilgi sayılı dilekçe gereği ödemiş merkez ve demircili, gereli, kaymakçı ve bu mahallelere yakın, bölgelerde ağırlıklı olmak üzere mayıs ve hazirtan aylarında meydana gelen aşırı yağış, dolu sel suları basması gibi nedenlerle turşuluk salatalık, karpuz ve kiraz gibi ürünlerde%40 – 80 oranlarda ürünlerin zarar gördüğü müdürlüğümüz afet işleri kapsamında tespit edilerek durum bakanlığımıza rapor edilmiştir.” Şeklinde olduğunu, Manisa Valiliği İl gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 15.08.2017 tarih ve ... sayı numaralı yazısında; “İlgi yazınız gereği; ilimiz Gördes, Kula, Salihli ve Saruhanlı ilçelerinde 01.01.2017 ve 15.08.2017 tarihleri arasında meydana gelen doğal afetlerle ilgili olarak düzenlenen bakanlığımıza gönderilen, üzerinde afetin nevi, oranı ve ürün çeşidi ile zarar gören alanın belirtildiği Afet/İhbar/Bilgi formu yazımız ekinde gönderilemektedir.” şeklinde olduğunu, söz konusu dönem de elde edilebilen ürünlerin davalıya teslim edildiğini,  01.01.2019 tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklar yönünden dava şartı olarak arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanılamadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, 157.906,79-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacı yan olan ... San. A.Ş. İle ticari ilişkisinde de tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduğunu, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin davanın tarafları arasında ikame edilmiş sözleşmede alıcı, ... San. A.Ş. İse satıcı konumunda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu kornişon turşu alım - satımı olduğunu, davacı tarafın kornişon turşu üretimi ve müvekkil şirkete gönderilmesi hususundaki sorumluluklarını kendi kusuru ile yerine getirmediğini, bununla birlikte müvekkil şirkete herhangi bir bilgi vermeden sözleşmenin esaslı koşulları üzerinde değişiklik gerçekleştirerek müvekkili yanılttığını, ... San. A.Ş. Müvekkil şirketin onayı ve bilgisi olmadığı halde yaklaşık 180.000 adet ürünü daha öncekilerden farklı bir yöntem kullanarak ürettiğini, müvekkile ayıplı şekilde teslim ettiğini, müvekkil şirketin müşteri şikayetleri sonucu söz konusu kalite problemini tespit edebildiğini, gecikmeksizin dosyaya sunmuş olunan mail yazışmalarından sabit olduğu üzere davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirketin genel müdürü ... tarafından müvekkil şirket yetkililerine gönderilen mail içeriğinde açıkça \"2017 sezonunda tedarik edilemeyen eksik miktar\"denilerek davacı tarafın müvekkil şirket ile yapmış olduğu sözleşmedeki asli yükümlülüğünü yerine getirmediğini kabul ettiğini, davacı tarafça konuya ilişkin olarak 29 Mayıs-4 Haziran 2018 tarihleri arasında mail yazışmaları dava dilekçesine ek olarak sunulduğunu, müvekkil şirketin söz konusu geç teslimatlardan haberdar olduğu ve bu konuda bir mutabakat olduğunun iddia edildiğin, müvekkil şirketin söz konusu geç teslimatlara ilişkin olarak cevabını 27 Mayıs 2018 tarihinde mail yazışmasında verdiğini, mailde aynen \"2017-2018 yılı turşu anlaşma miktarlarımızın zamanında teslim edilmeyen 850.000 adet ürünü sizden mutabık kaldığımız üzere anlaşma koşullarımızdan yeni sezonda (Mayıs-Haziran) alacağız. Ancak bu dönemde taahhüt edilen ürünün zamanında teslim edilmemesinden doğan zararımız anlaşmamız gereğince size dönülecektir.\" ifadelerine yer verildiğini, müvekkil davacıdan TPE nezdinde tescil ettirdiği bazı markalarına ait ürün gruplarının PL (Private Label) üretimini  yapmak amacıyla fason üretim sözleşmesi ve çerçeve sözleşmesi imzaladığını, Türkiye çapında pek çok şirketle olduğu gibi aynı tip sözleşme ve benzer hükümler doğrultusunda bu ticari ilişkisini sürdürdüğünü, bu ürünlerin başka bir firma ile anlaşılıp ürettirilmesinin yaklaşık 3-4 ay sürdüğünü, müvekkil şirketin başkaca bir çözüm olanağı olmaması sebebiyle Mayıs-Haziran aylarındaki teslimatları kabul ederek zararlara ilişkin davacı tarafa dönüleceğini belirttiğini, mail yazışmalarından sonra davacı şirketin de dava dilekçesinde kabul ettiği üzere tüm sevkiyatların  devam ettiğini, davacı şirket müvekkil şirketin, geç teslimlere ilişkin olarak dönecek olduğu cezai bedeli bilerek ve kabul ederek kornişon turşularının teslimatını gerçekleştirdiğini, daha sonra müvekkil şirketin taraflar arasında imza edilen çerçeve sözleşme kapsamında %20'lik ve mail yazışmasında belirttiği bedelin çok çok altında kesilmiş olan faturalara haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini,  davacı şirketin, söz konusu ürünlerin yaklaşık 900.000 adetlik kısmını zamanında teslim edemediğini, müvekkil şirkete eksik kalan kısımların bir sonraki sezon olan 2018 Mayıs - Haziran aylarında teslim edileceği taahhüdünü verdiğini, davacı şirket tarafından gönderilen ürünlerin satışa çıkarıldığını,  Türkiye'nin birçok yerinde söz konusu ürünlere ilişkin çok sayıda şikayetler alındığını, bu sebeple müvekkil şirket tarafından bir test yaptırıldığını, bu testin sonuçları da davalı şirket ile paylaşıldığını, müvekkil şirketin yaptırdığı testte muadil kornişon turşuları \"taze ve tadı beğenildi\" şeklinde rapor edildiğini, davacı tarafından üretilen kornişon turşularının ise \"ürün çok acı ve yumuşak\" şekilde rapor edildiğini,  davacı tarafın dava dilekçesinde aynen \"Ayrıca belirtmek gerekir ki davalı yan tarafından ürünlerin kalitesine ilişkin hiçbir geri dönüşte olmamıştır.\" ifadesine yer verdiğini, davacı tarafa ürünlerdeki kalite probleminin bildirildiğini, bu konu üzerine birçok mail yazışması yapıldığını, davacı şirket yetkilileri ile müvekkil şirket yetkilileri müvekkil şirket merkezinde bir araya gelerek söz konusu ürünlerin tadım testini gerçekleştirdiğini, davacı yanın açıkça kötü niyetli olduğunu, tarafların bir araya gelerek bir tadım testi yaptığını, kalite ile ilgili bir geri dönüş yapılmadığı ifadelerinde bulunarak kötü niyetlerini ispatladıklarını, yapılan tat testlerinde davacı tarafın yetkilileri tarafından da kendilerinin üretmiş oldukları turşularının tatlarında farklılık olduğunun kabul edildiğini, davacı tarafın buna rağmen müvekkil şirketin söz konusu duruma ilişkin kesmiş olduğu faturalara itiraz ettiğini, kalite probleminin müvekkil şirket tarafından dile getirildiğini, mail yazışmasında sevkiyatların yapılmasını ancak kalite problemi nedeniyle davacı tarafa, taraflar arasında imzalanan çerçeve sözleşme gereği yine bir ceza dönüşünün yapılacağını belirttiğini, davacı tarafın \"geç teslimat\" hususunda olduğu gibi kalite konusunda da zımni kabul göstererek ceza bedelinin taraflarına dönecek olduğunu bilerek sevkiyatları gerçekleştirdiğini, davacı şirketin hatalarını kabul ettiğini,  davacı tarafın, söz konusu süreçte geç teslimatlara ilişkin açığı kapatmak amacıyla \"şok yöntem\" olarak tabir edilen ve normalden farklı bir yöntem kullanılarak üretilen ürünlerin müvekkil şirkete teslim edildiğini kabul ettiğini, müvekkil şirketin bunun üzerine davacı tarafa ceza bedelinin fatura edileceğini bildirdiğini, davacı taraf da bu duruma kabul göstererek sevkiyatları tamamladığını, müvekkil şirket sözleşmeye uygun davranarak haklı bir şekilde kesmiş olduğu ceza faturalarını davacı tarafın cari hesabından mahsup ettiğin, davacı tarafın sunmuş olduğu raporların soyut olduğunu, davacı tarafın üretim alanlarının zarar gördüğüne ilişkin herhangi bir rapor, tespit vs bulunmadığını, davacı tarafın beklenenin üzerinde yağış olması gibi basit bir gerekçe ile müvekkil şirkete taahhüt edilen kornişon turşu üretimini gerçekleştiremediğini belirttiğini, dava dosyasına soyut, gerekçesiz raporlar sunduğunu, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu, Ödemiş Kaymakamlığı Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda %40-80 oranında ürünlerin zarar gördüğünün ifade edildiğini,  raporun söz konusu üretim alanlarının davacı tarafın üretim alanları olduğuna ilişkin ya da davacı tarafın üretim alanlarının zarar gördüğünü ispatlar herhangi bir niteliği olmadığını, davacının tarlalarının %40-80 miktarında zarar gördüğü bir an için kabul edilse dahi davacı şirketin, müvekkil şirkete kalite problemi olmayan hiçbir ürün teslim edemediğini,  davacının söz konusu süreçte teslim etttiği tüm ürünlerin şok yöntem ile fermente edilmiş ürünler olup kalite problemini haiz ürünler olduğunu, taraflar arasında imzalanan, fason üretim sözleşmesinde davacının yalnızca fabrika adresi belirtildiğini, davacının üretilecek salatalıkları hangi yöreden temin edileceğine ilişkin herhangi bir hüküm olmadığını, ürünlerin hangi yörede üretildiği, herhangi bir öneminin bulunmadığını, taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığını, davacı tarafın ise yalnızca birkaç bölgedeki yağış sebebiyle söz konusu ürünleri üretemediğini iddia ettiğini, davacı tarafın, basiretli tacir olduğunu, söz konusu yağış riskini öngörmeli ve üretim alanlarını gerekirse farklı bölgelere dağıtması gerektiğini, karşı tarafın mantığıyla düşünecek olursak Türkiye'nin herhangi bir bölgesindeki yağış ya da bir doğa olayının olması sebebi ile de mücbir sebep oluştuğunu iddia etmenin mümkün olmayacağını, üretimin nerede yapılacağının önem arz etmediğini,  davacı tarafın Ege Bölgesi'nin yalnızca küçük bir yöresini oluşturan coğrafyadaki yağışlar sebebiyle mücbir sebep iddiasının kabulünün mümkün olmayacağını, bu nedenlerle taleplerinin tümünün ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  23/02/2022 Tarih ve 2019/262 Esas - 2022/122 Karar Sayılı  kararında; \"... Ayıp açısından yapılan değerlendirmede; davacı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna dair bir rapor veya test sonucu bulunmadığı, ayıba ilişkin olarak yapılan bilirkişi incelemesine numune örnek sunulamadığı, ayıp nedeniyle davalının zarara uğradığının kanıtlanamadığı, davalının teslim almış olduğu ürünleri satamadığına dair bir beyanda bulunmadığı, mevcut dosya durumuna göre teslim alınan ürünlerin davalı tarafından satışının yapıldığı ve satış nedeniyle davalının zarar uğramadığının anlaşıldığı, maillerde test yapıldığı belirtilmişse de test sonuçlarının dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davalının kalite problemi adı altında tanzim ettiği faturalara dayanarak ayıp nedeniyle cezai şart talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle; davalı tarafından 31/05/2018  tarihinde tanzim edilen 29 adet ayıba ilişkin 73.780,00 TL tutarındaki faturalar nedeniyle davacının borçlu olmadığı, davalı tarafından bu faturaların cari hesaptaki davacının alacağından haksız yere mahsup edildiği, dolayısıyla davacının 73.780,00 TL tutarındaki alacağını davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından keşide edilen Bursa ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödeme ihtarında bulunulduğu ancak ödeme süresi verilmediği anlaşıldığından bu ihtarnameye davalı tarafından verilen İstanbul ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi tarihi olan 17/07/2018 tarihinde davalının temerrüte düştüğü sonucuna varılmış olup, bu tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Geç teslimden kaynaklanan cezai şart açısından yapılan değerlendirmede; hasar tespit raporlarında yağıştan dolayı tarımsal ürünlerde zarar olduğu söylendiği fakat meteorolojik ölçüm verileri olmadığından afet olup olmadığının tespit edilemediği, davacının kendi tarım alanlarının zarar gördüğüne ilişkin somut bir delil veya tespit bulunmadığı,  davacının  üretim merkezinin zarar gördüğünün ispatlanmadığı, Meteoroloji uzmanı tarafından dosyaya ibraz edilen ilgili kurum yazıları ve diğer belgelerin incelendiği ve bu verilere dayalı olarak tarımsal ürünlerde zarar oluştuğu ancak bir doğal afet oluşup oluşmadığının tespit edilemediği sonucuna varıldığı, bununla birlikte somut olayda mücbir sebebin varlığından bahsedilebilmesi için dış küvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesiyle bağlı bulunmayan, önceden görülemeyen, kaçınılmaz ve borcun ifasını mutlak şekilde engelleyen harici olayın  varlığı gerektiği, dosyadaki veriler öngörülemeyen, zorunlu veya zorlayıcı bir doğal olayın gerçekleştiğine ve davacının faaliyet ve işletmesi dışında kalan harici olay nedeniyle yetiştirdiği ürünlerin hasar gördüğüne, harici olayın işyeri ile bağlantısı olmadığına işaret ettiği, davacının kendisine ait veya ürün tedarik ettiği firmalara ait tarım alanlarının bulunduğu yerlerin ada, parsel ve metre kare cinsinden bilgilerinin sunulmadığı, yine bu alanlarda ne kadar ekim olduğu ve ne kadarının zayi olduğuna dair  bilgi verilmediği, davacının ürünleri tedarik ettiği firmaların tarım alanlarının zarar gördüğüne dair delil sunulmadığı, yine bu firmalardan tedarik sıkıntısı yaşandığına dair davacıya bir dönüş olduğunu gösteren delil bulunmadığı, davacının üçüncü kişilerden alım yapamadığına dair delil sunulmadığı, davacının başka yerlerden temin hususunda yeterli çabayı gösterdiğine dair de delil sunulmadığı, dolayısıyla dava konusu mücbir neden iddiasıyla illiyet bağı kurulamadığı, somut olayda mücbir neden dolayısıyla ifa engeli ve ifa imkansızlığı bulunmadığı  sonucuna varılmış olup davacının sözleşme yükümlülüğünü ihlal ederek satım sözleşmesine konu ürünleri geç teslim ettiği, basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, davalının cezai şart hakkını saklı tuttuğu, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca tanzim edilen cezai şart faturalarından davacının borçlu olduğu sonucuna ulaşılarak davacının cari hesaptaki alacağından mahsup edilen bu tutarların tahsiline ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesinde; kornişon alımını yağışların yaşandığı bölgelerden yaptığını, davacının üretici firmalardan ürünleri alıp üretim yaptığı, tanıklarının dinlenilmesini talep ettiği, tedarikçi firmalar ile arasındaki ticaretin incelenmesi, üreticilerden ürün tedarik ettiğinin ispatı açısından fatura, cari hesap kayıtlarının incelenmesini ve bu kayıtlarda yer alan ilçe ve köylerde keşif yapılmasını talep etmiştir. Davalı taraf, davacının taleplerine muvafakat etmediğini bildirmiştir. Dosya kapsamında davacının talep ettiği tüm delillerin celp edildiği ve uzmanlar aracılığıyla incelendiği, yargılama sırasında da davacıya somut delillerini sunması için süre verildiği ancak kendi tarım alanları ve tedarik ettiği firmaların tarım alanlarının zarar gördüğüne ve bu zararların dava konusu ürünler ile teslimatı etkilediğine dair bir delil ibraz edilmediği, doğal afet nedeniyle somut bir tespit bulunmadığı, somut veri ve delillerle desteklenmeyen mücbir neden iddiasının tanık beyanları ile ispatlanamayacağı, davacının ve ticareti bulunduğu tedarikçi firmaların tüm kayıtlarının incelenmesinin ve tüm ilçelerde ve köylerde keşif yapılmasının dosyaya bir katkısı bulunmayacağı gibi fiilen mümkün olmadığı anlaşıldığından usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak davacı vekilinin ek rapora itirazları reddedilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi mücbir neden iddiası ve bu nedenle davacının teslimat yapamaması kanıtlanmamıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, 73.780,00 TL'nin 17/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur....\"gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE, 73.780,00 TL'nin 17/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\" Yerel mahkeme yetersiz bilirkişi kök ve ek raporunu esas alarak dava konusu taleplerimizin bir kısmının reddine karar vermiş olup mücbir sebebin varlığının kabul edilmemesi hatalıdır. Yargılama sırasında alınan kök raporda meteorolojik ölçüm verilerinin dosyada bulunmaması nedeni ile afet oluşup oluşmadığının tespit edilmediği bildirilmiş ve bu yönde değerlendirilme yapılabilmesi için dosyaya ilgili belgeler celp edilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 14.07.2021 tarih ve ... sayılı yazısı ile Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 07.07.2021 tarihli 51172 sayılı yazıları ve ekleri bilirkişilerce incelenerek raporun birinci ikinci ve üçüncü sayfalarında bu yazı cevaplarına, ilgili bölgelerdeki ürün hasarlarına ve meteorolojik teknik verilere ilişkin tespitlere yer verilmiştir. Yapılan tespitlerde neticeten kurumlardan gelen yazılar incelendiğinde yörede 2017 tarihinde yağışların fazlalığından dolayı davaya konu turşuluk hıyar ürününde ciddi derecede zararlar tespit edildiği belirtilmiştir. Raporun bu kısmı davanın başından itibaren iddia ettiğimiz mücbir sebep hususunu ispatlar niteliktedir. Nitekim ilgili yazılara karşı dosyaya sunmuş olduğumuz beyan dilekçesinde de tarafımızca bu hususlara değinilerek  meydana gelen aşırı yağış ve dolu neticesinde müvekkilin ürün tedarik ettiği bölge/ il ve ilçelerde turşuluk ürünlerin de hasara uğramış olduğu bildirilmiştir. Dosyaya giren tüm meteorolojik ve teknik verilerden ve kornişon turşu üretim alanlarına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 14.07.2021 tarih ve ... sayılı yazısından da anlaşıldığı üzere 2017 yılında kornişon turşu üretimindeki alanlarda gerçekleşen yağışlar nedeni ile söz konusu ürünlerde büyük zarar oluşmuştur ve müvekkil şirket açısından mücbir sebep gerçekleştirmiştir.  Bilirkişi raporunda mücbir sebep değerlendirilirken sadece doğal afet kıstas alınmalıdır gibi bir değerlendirme yapılmışsa da , turşuluk ekili alanlarda zarar olduğu tespit edilmiştir. Her somut olayın ve mücbir sebep sayılabilecek halin kendi olay özelinde değerlendirlilmesi gerektiği göz önüne alınırsa , mücbir sebebin gerçekleştiği aşikardır.Buna karşın her ne kadar bilirkişi raporunda davacının ürünleri tedarik edeceği üreticiler dosya içeriğinden anlaşılamamakla beraber davaya konu tarihlerde ekili turşuluk hıyar ürünlerinin davaya konu zarardan etkilenmiş olduğuna dair bir delil yoktur denilmişse de bu tespit yerinde değildir. Daha önce de defaten belirtmiş olduğumuz üzere müvekkilimiz çok büyük bir firma olmakla İzmir-Ödemiş, İzmir-Kiraz, İzmir-Bayındır ilçe köyleri, Uşak-Eşme köyleri, Afyon(Merkez) Beyyazı-Çıkrık-Susuz Köylerini içeren çok büyük alanlardan ve onlarca üreticiden  kornişon alımı gerçekleştirmektedir. Sadece davalıya satışı yapılan ürün miktarı dahi binlerce şişeden oluşmaktadır. Müvekkilimizin tek bir tarladan ya da köyden ürün tedarik ediyormuşcasına bir değerlendirme yapılması hatalıdır. Müvekkil yurt içi ve yurt dışı bir çok müşterisine ürün tedarik etmektedir. Dolayısı ile müvekkilin bu belirtilen bir den fazla yerdeki değişik sayılardaki alanlarda  bulunan tarla ve ekim alanlarının  her birinde o dönemde tek tek delil tespiti yaptırmasını beklemek  doğru değildir. Keza çok fazla sayıda alım yapılan üretici  bulunmaktadır. Kaldı ki müvekkilin ilgili yerler dışında başka yerden söz konusu ürünü temin etme şansı da bulunmamaktadır. Türkiye bir tarım cenneti olmasına karşın bu her ürünün her yerde üretilebildiği anlamına gelmemektedir. Türkiye'de kornişon turşu üretimi de ege bölgesinde özellikle İzmir Ödemiş ilçesinde devamla Manisa, Uşak, Afyon  illerinde belli ilçelerde yapılmaktadır. Örneğin  Kütahya'da veya Çanakkale'de yapılamamaktadır. Bu bölgelerde yapılan üretim üstü açık üretim olup kornişon salatalıklarda konvansiyonel açık hasat ilk olarak İzmir Ödemiş ilçesinde yapılmaya başlanır ve mevsimsel ısınmaya paralel olarak devamla belirtilen diğer yerlerde hasat yapılabilmektedir. Eylül ayında ise Ödemişte ikinci hasat yapılabilmektedir.  Dolayısı ile ürün tedariğinde eksiklik söz konusu olduğunda bunu turfanda yahut geç yetişen başka bölgelerden temin etmek mümkün değildir. Dolayısı ile dava konusu olan ürün olan kornişon turşularda 2017 yılındaki yağışlar nedeni ile oluşan hasar müvekkilin ürün tedariğini etkilemiştir. Müvekkilin ürün tedarik ettiği tek bölge bu bölgedir çünkü bu ürün yalnızca bu belirtilen alanlarda yetişmektedir. Bu husus açık ve net olarak mücbir sebeptir. Ziraat mühendisi bilirkişi kornişon turşu konusundaki üretim şekli, hasat dönemi, hangi bölgelerden tedarik edilebildiği gibi konularda herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır. Bu açıdan sayın mahkemeden gerekli görülmesi halinde konvansiyonel kornişon üretiminin ( mağazalarda satış ve yurt dışı satışı için üretilen ) yapıldığı yerlerin ve üretimin üstü açık mı kapalı mı olduğu ve hasat dönemlerine, ekim dikim dönemlerine ilişkin bilgilerin Tarım Orman Bakanlığından sorulmasını ve buna göre ek rapor alınmasını talep etmiş olmamıza rağmen bu husus değerlendirilmeden karar verilmiştir. B- İfa zamanı tarafların anlaşması ile revize edildiğinden  geç teslim iddiaları yerinde değildir dinlenmemesi gerekir. Müvekkilimiz açısından geç teslim söz konusu olmayıp tamamen tarafların mutabık kaldığı tarihler üzerinden teslimat gerçekleştirilmiştir. davalının geç teslimat adı altında kesmiş olduğu faturalar kötüniyetlidir. davalı ile teyit alınarak ve karşılıklı mutabık kalınarak belirlenen tarihlerde ürün teslimleri gerçekleşmiştir ve sevk irsaliyeleri dosyaya sunulmuştur. davalı ve müvekkilimizin ortak kararı ile sözleşmede belirlenen teslim tarihi değiştirilmiştir. Bu kabulden sonra davalının geç teslimata ilişkin iddiaları kötüniyetlidir ve hukuken korunamaz. Taraflar arasındaki çerçeve sözleşme hükmünde, ürünlerin belirlenen zamanda teslim edilmediği takdirde cezai şart öngörülmüştür. Lakin ifa zamanı tarafların anlaşması çerçevesinde revize edildiğinden ve müvekkil de belirlenen sürede ürünleri teslim ettiğinden burada artık cezai şarttan ve geç teslimattan bahsedilemez. Süre uzatımı söz konusu olduğundan , uzatma süresi boyunca esasen alacaklı talep haklarından feragat etmiş sayılır. Alacaklı erteleme devam ettiği müddetçe sözleşmeden dönemez ve seçimlik haklarını da kullanamaz. Bu süre ve anlaşma , borçlunun temerrüde düşmesini de engeller.Uzatmanın hukukî niteliği def’î değil, itirazdır. Zira, burada alacaklının ifayı talep etme hakkı geçici süre için de olsa ortadan kalkmaktadır. Hâkim, uzatmayı dosyaya giren evrakla re’sen dikkate alır. Mücbir sebebin sonuçları kaçınılmazdır. Mücbir sebep teşkil eden olayın sonuçları sadece borçlu açısından değil, herkes bakımından kaçınılmazdır. Mücbir sebep teşkil eden olayın sonuçları da öngörülemezdir. Mücbir sebebin sonuçlarının borçlu açısından öngörülemez olması bu unsurun varlığı için yeterlidir.Mücbir sebep, borçlunun sözleşme ile taahhüt ettiği edimi yerine getirmesini engeller. Mücbir sebep sürekli veya geçici olarak borcun ihlâline neden olur. Mücbir sebebin meydana geldikten sonra ortadan kalkması mümkün değilse borcun ifası sürekli olarak imkânsızlaşır. Mücbir sebep geçici ise, yani ortaya çıktıktan sonra sona ermesi mümkünse borçlu borcunu geçici olarak yerine getiremez. Mücbir sebebin varlığı için aranan bir başka unsur, mücbir sebep teşkil eden olay ile borcun ihlâli arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Dolayısı ile dosyada mevcut olan belgelerden , aşırı yağış, dolu ve sel basmaları nedeniyle tarım ürünlerinin,turşuluk alanların zarar gördüğü tespit edilmiştir. Bu noktada da tarım ürünlerinin zarar görmüş olması önem arz etmektedir. Meydana gelen olay müvekkilimizin iradesi dışında ve öngörülemez bir olaydır. Bu yüzden davalının geç teslim adı altında kestiği iade faturaları nedeniyle sebepsiz zenginleşeceği aşikardır. Buna rağmen mahkemece aksi şekilde karar verilmiş olması kararı istinaf etme zorunluluğumuzu doğurmuştur. C-Mahkeme keşif ve bilirkişi incelemesi deliline başvurulmuş olmasına rağmen gerekli araştırmayı yapmamıştır. Karara esas alınan Bilirkişi raporunda davacının ürünleri tedarik edeceği üreticiler dosya içeriğinden anlaşılamamakla beraber davaya konu tarihlerde ekili turşuluk hıyar ürünlerinin davaya konu zarardan etkilenmiş olduğuna dair bir delil yoktur denilmiştir. Yerel mahkeme de bu hususu kararına şu şekilde aktarmıştır;  \"Davacı taraf, bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesinde; kornişon alımını yağışların yaşandığı bölgelerden yaptığını, davacının üretici firmalardan ürünleri alıp üretim yaptığı, tanıklarının dinlenilmesini talep ettiği, tedarikçi firmalar ile arasındaki ticaretin incelenmesi, üreticilerden ürün tedarik ettiğinin ispatı açısından fatura, cari hesap kayıtlarının incelenmesini ve bu kayıtlarda yer alan ilçe ve köylerde keşif yapılmasını talep etmiştir. Davalı taraf, davacının taleplerine muvafakat etmediğini bildirmiştir. Dosya kapsamında davacının talep ettiği tüm delillerin celp edildiği ve uzmanlar aracılığıyla incelendiği, yargılama sırasında da davacıya somut delillerini sunması için süre verildiği ancak kendi tarım alanları ve tedarik ettiği firmaların tarım alanlarının zarar gördüğüne ve bu zararların dava konusu ürünler ile teslimatı etkilediğine dair bir delil ibraz edilmediği, doğal afet nedeniyle somut bir tespit bulunmadığı, somut veri ve delillerle desteklenmeyen mücbir neden iddiasının tanık beyanları ile ispatlanamayacağı, davacının ve ticareti bulunduğu tedarikçi firmaların tüm kayıtlarının incelenmesinin ve tüm ilçelerde ve köylerde keşif yapılmasının dosyaya bir katkısı bulunmayacağı gibi fiilen mümkün olmadığı anlaşıldığından usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak davacı vekilinin ek rapora itirazları reddedilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi mücbir neden iddiası ve bu nedenle davacının teslimat yapamaması kanıtlanmamıştır...\"Yerel mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir. Bir kısım üreticilerle uyuşmazlık döneminde imzalanmış olan sözleşme örnekleri ve müstahsil makbuzları dosyaya sunulmuştur. Bu üreticilere yaptırılan üretim ve kendilerinden tedarik edilen ürünlere ilişkin taraflar arasındaki ticaret, dolayısı ile müvekkil şirketin yağış alarak zarar gören yerlerden ürün tedarik ettiği hususu müvekkil şirketin ticari defter, kayıt ve belgeleri ile de sabittir. Yerel mahkeme dosyada sözleşme bulunmasa dahi müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarını inceleyerek bu somut gerçekliği tespit edebilecekken bunu yapmamıştır.  Dava dilekçemiz ile sunduğumuz delil listemiz ile müvekkil şirket defter, fatura, cari hesap, kayıt ve belgeleri ile bunlar  üzerinde inceleme yapılması deliline ayrıca  Keşif ve Bilirkişi incelemesi deliline başvurulmuş olup  sayın mahkemenin gerek görmesi halinde müvekkil şirketin ilgili köy ve ilçelerdeki üreticilerle arasındaki ticaretin ve müvekkil şirketin yağış nedeni ile ürünlerin zarar gördüğü bölgelerdeki üreticilerden ürün tedarik ettiğinin ispatı açısından müvekkil şirketin ticari defterleri, fatura, cari hesap, kayıt ve belgeleri üzerinde ayrıca bilirkişi incelemesi yapılması yine gerek görülmesi halinde bu kayıtlarda yer alan ilçe ve köylerde keşif incelemesi yapılması sayın mahkemeden talep edilmiştir.  Buna rağmen yerel mahkeme hukuka aykırı olarak bu talebimizi kabul etmemiştir ve dosyaya sunulan belgelerin süresinde sunulmadığı gerekçesi ile müvekkil şirket aleyhine karar vermiştir. Oysa ki tedarikçiler ve müvekkil arasındaki ilişki müvekkilin ticari defter kayıt ve belgeleri ile sabitken ve bu defter belge ve kayıtlar üzerinde inceleme deliline ve keşif deliline süresi içerisinde başvurulmuşken mahkemenin eksik inceleme ve araştırma ile karar vermiş olması hukuka aykırıdır. Karar bu yönü ile de yanlıştır ve eksik incelemeye dayanmaktadır.  D- Tanık deliline başvurulmuş olması ve tanıklar süresi içerisinde mahkemeye bildirilmiş olmasına rağmen yerel mahkemece bu tanıklar dinlenmeden karar verilmiştir. Tarafımızın dava dosyasına süresinde bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmemiştir. Bu durum, Müvekkil'in hak kaybına uğramasına sebep olmuştur. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu bağlamda, Mahkemenin, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıma yükümlülüğü bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen dava kapsamında, tarafımız süresi içinde delil listesi sunmuş olup delil listesinde de tanıklar bildirilmiştir. Nitekim, davacı sıfatıyla açıkça bildirmiş olduğumuz tanıklar yargılamanın hiçbir aşamasında dinlenmemiştir. Bu durum; Müvekkilin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının zedelenmesine sebep olmuştur. Müvekkil, yargılama ile ilgili açıklama yapma, yasal delillerle ispat etme ve dinlenme hakkına sahiptir.Hukuki dinlenilme hakkının gözetilmemesi dahi tek başına bozma sebebidir. Konuya ilişkin görüşlerimizi destekler nitelikteki Yüksek Mahkeme kararı aşağıdaki şekildedir: Yargıtay Kararı - 9. HD., E. 2021/11642 K. 2021/15756 T. 24.11.2021 \"Hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Somut uyuşmazlıkta, davalı/birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde 7 tane tanık ismi bildirmiş, Mahkemece ön inceleme duruşmasında taraf vekillerinin 2’şer tanığının dinlenilmesi için davetiye çıkartılmıştır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241. Maddesine göre mahkeme gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir ise de mahkemenin tanıkları dinlemeden, delilleri toplamadan başlangıçta tanıklar bakımından sınırlama getirme yetkisi yoktur. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davalının birleşen davanın davacı vekilinin bildirdiği tüm tanıklar dinlenmeden, deliller toplanmadan birleşen davanın reddine karar verilmesi açıkça hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup tek başına bozma nedenidir,\" şeklinde istinaf sebeplerini ileri sürerek,İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; \" Dava konusu ürünlerin geç teslim edildiği davacı tarafın beyanları da sabit olup sayın yerel mahkemece de ürünlerin müvekkil şirkete geç teslim edildiği ve müvekkil şirketin sözleşmeden doğan haklarını bu kapsamda hukuka uygun olarak kullandığına ilişkin yerel mahkemece kurulan hüküm hukuka uygundur. Taraflar arasında imzalanan Çerçeve Sözleşmesi'in 8.Maddesinde açıkça \"Satıcı bu sözleşme ve'veya eklerindeki yükümlülülerinden herhangi birini ihlali halinde ve'veya siparişi verilen emtiayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve'veya SÜRESİNDE ve/siparişi veren EKSİKSİZ ve/veya AYIPSIZ olarak teslim etmediği takdirde , alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin %20'si tutarında cezai şartı derhal nakden defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.Sadece kısmi teslimat yapıldığı ve/veya emteada kısmi ayıplar bulunması vveya sair herhangi bir yükümlülüğün kısmen ifası halinde de bu hüküm geçerlidir..\" hükmü amirdir. Bu hüküm kapsamında açıkça davacı tarafça kendi sunmuş olduğu beyanlarla dahi anlaşılacağı üzere ürünler geç teslim edildiği sabittir.  Davacı taraf ürünlerdeki kalite problemini mail yazışmaları ile de kabul etmiştir ve işbu mail yazışmaları Yerel Mahkeme dosyasına sunulmuştur. Taraflar arasında imza edilmiş sözleşmede cezai şart noktasında herhangi bir tereddüt bulunmamakta olup açıkça ürünlerin SÜRESİNDE teslim edilmemesi halinde müvekkil şirketin herahangi bir bildirimde bulunmadan cezai şart faturası düzenleme hakkı bulunmakta olup müvekkil şirket sözleşmeden doğan hakkını kullanmıştır ve Sayın Yerel Mahkemece de bu husus hukuka uygun olarak tespit edilerek usul ve yasaya uygun olarak karar verilmiştir.Ayrıca taraflar arasında imzalanan Çerçeve Sözleşmenin 10. Maddesinde \"Satıcı, Alıcının bildirimde bulunmasına veya hüküm almasın gerek kalmaksızın , cezai şart da dahil Alıcı nezdindeki her türlü alacaklarının, Alıcıya olan borçlarına MAHSUP EDİLMESİNİ gayrikabilirücu kabul etmiştir.\" Dolayısıyla müvekkil şirket sözleşmeye uygun davranarak haklı bir şekilde kesmiş olduğu ceza faturalarını davacı tarafın cari hesabından mahsup etmiştir. Şöyle ki; davacı tarafın imza etmiş olduğuı sözleşmede cezai şart bedellerinin de mahsup edilebileceğine ilişkin açık hüküm varken söz konusu durumu anlamlandıramaması tarafımızca anlaşılamamıştır.Tarafımızca dosyaya sunmuş olduğumuz her türlü bilgi, belge ve kayıtla birlikte davacı tarafın beyanlarından da anlaşılacağı üzere müvekkil şirkete ürünler açıkça geç teslim edilmiştir. Yukarıda detaylıca anlatmış taraflara arasında imza edilmiş sözleşme hükümleri kapsamında müvekkil şirket sözleşmeden doğan hakkını kullanmıştır. Dolayısıyla Yerel Mahkeme de bu kapsamda müvekkil şirketin kendisine ürünlerin geç teslimi ile ilgili olarak sözleşmeden doğan hakkını usul ve yasaya uygun olarak kullandığını tespit etmiştir. Yerel Mahkeme kararın geç teslime ilişkin kurulan hüküm bakımından usul ve yasaya uygun olup işbu karara bu yönüyle herhangi bir itirazımız bulunmamaktadır. 2-) Davacı tarafın cevap dilekçesinde ürünlerde var olan kalite problemine ilişkin kendilerine herhangi bir bildirim ya da şikayet aktarılmadığını ve üretim esnasında farklı bir metot kullanmadıkları ifade etmesi haksız ve kötü niyetli olduklarını ve dolayısıyla ayıp bildirimi yapıldığını  açıkça göstermektedir.Davacının ilk ve ikinci cevap dilekçesinde ürünlerin kalite problemine ilişkin kendilerine herhangi bir bildirimde  bulunulmadığı iddialarına katılmak mümkün değildir.Cevap dilekçesinde mahkemesinize sunduğumuz  02/02/2018 Tarihli 'Tat Testi Hk.' konulu mail yazışmasında Müvekkil şirket yetkilisi ... tarafından 'Ürünlerin tamamında sorun bulunmaktadır.' Ayrıca 28/02/2018 tarihinde ... San A.ş. Genel Müdürü ... tarafından ' Kornişo Turşu Hasat Problemi Hk.' konulu mail yazışmasında aynen ' Ayrıca bugüne kadar da siz değerli firmamız dışında herhangi bir şikayet alınmamış olsa da ..' ifadesi kullanılarak Müvekkil şirket tarafından davacı tarafa bildirilen bir şikayet olduğunu kabul etmiştir ve bu hususlar göstermektedir ki davacı tarafa müvekkil şirket tarafından defalarca kez ayıp bildirimi yapılmıştır. diğer taraftan ... aynen \"...nedenlerle sezon içerisinde çeşitli günlerde, günlük üretime yetmeyecek şekilde çok az gelen tonajlar.'şok formül'diye tabir edilen ve bir uluslararası kabul gören metotla basılmış, fermantasyon engellenmiş ve takip eden 2-3 gün içerisinde kullanılmıştır.\" ifadesiyle ve devamında 'Özellikle Ekim ayında gerek yurt içi, erekse yurt dışı tüm üretimlerimizde bu şekilde hareket etmek durumdan kalınmış, ancak o an itiariyle ne görünüş, ne yapı, ne tat olarak hiçbir farklılık tespit edilemediğinden herhangi bir sıkıntı görülmemiştir.' Davacı ile Müvekkil Şirket arasında imzalanan sözleşmeye göre davacı borcunu ifa etmekte gecikmeye düşmüş olduğu sabit olup ürünlerdeki kalite probleminin de kendileri tarafından ikrarları dosyadaki mail yazışmalarından sabittir. Davacı tarafın mail yazışmalarında kalite problemi olduğunu kabul etmesi dahi davacı tarafa ayıp bildirimi yapıldığı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Yerel Mahkemece hükmün ayıba ilişkin kısmının ayıp bildirimi yapılmadığı şeklinde gerekçelendirilmesi doğru bir değerlendirme olmamış olup Sayın İstinaf Mahkemesi'nce kaldırılması ve davanın bu yönüyle de reddedilmesi gerekmektedir. 3-)Yerel mahkemece her ne kadar müvekkil şirketin ayıp bildirimi yapmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılmış olsa da müvekkil şirketin defalarca kez ayıp bildirimi yaptığı sabittir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkil şirketin ayıp bildirimi yapmamış olduğu düşünülse dahi davacı şirket ağır kusurlu olduğundan yalnızca ayıp bildirimi yapılmamış olması davacı şirketin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Sayın yerel mahkemece ağır kusura ilişkin itirazlarımızın hiçbir şekilde dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırıdır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; ayıp ihbarı, ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmaması vb. hususlar açıkça hukuki konular olup bu hususta Sayın Bilirkişilerin yorum ve değerlendirme yapması mümkün değildir. Bu sebeple Sayın Bilirkişilerin ayıp hususundaki değerlendirmelerinin hükme esas alınması mümkün olmamasına rağmen hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıp hususundaki beyanlarımızı sunmaktayız. Şöyle ki; bilirkişiler ayıp hususunu yalnızca Türk Ticaret Kanunu'nun 23.maddesi kapsamında değerlendirmişler vetaraflar arasındaki sözleşmede belirtilen 6 aylık ihbar süresinin geçersiz olduğunu öne sürmüşlerdir. Ancak taraflar tacir olup basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadırlar ve imza altına almış oldukları sözleşme hükümleri geçerli olur. Aksi takdirde ticari hayattaki güvenilirlik sarsılmış olacaktır. Bu sebeple 6 aylık ayıp ihbarına ilişkin süre geçerli olup bilirkişilerin bu hususun hukuki değerlendirme olması sebebiyle bu konuda yorum yapabilmesi mümkün değildir. Ancak zaten müvekkil şirket tarafından ayıbın gizli ayıp olması sebebi ile arada sözleşme olmasa dahi aşağıda detaylıca açıklayacağımız üzere ayıp ihbarı süresinde ve usulüne uygun yapılmıştır. Bu yönüyle bilirkişi raporunun dikkate alınmaması gerekir.Yine belirtmek gerekir ki; TBK'nın 223.maddesinin 2.fıkrasında \"Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir\" ve Yine TBK'nın 225.maddesinde \"Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.\" hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda müvekkil şirket ile davacı taraf arasındaki ticari ilişki niteliği değerlendirmeye alınmalıdır. Müvekkil şirket Türkiye çapında 10.000'den fazla mağazası ile hizmet vermekte olup satın almış olduğu ürünler tüketiciye direkt olarak marketler üzerinden ulaştırılmaktadır. Dolayısıyla müvekkilin söz konusu ürünlerin kontrolünü ancak mağazaları kanalıyla yapması söz konusu olabilmektedir. Buna istinaden müvekkil tarafından ürünlerin mağazaya verilmesi ve mağazalardaki tüketici şikayetlerine istinaden hem sözleşmedeki sürelere hem de Türk Borçlar Kanunu'ndaki sürelere uygun olarak daha önce mahkeme dosyasına sunmuş olduğumuz mail yazışmalarından görüleceği üzere ayıp bildirimi yapılmıştır. Yani ayıbın gizli ayıp olduğu ve satılan ürünün niteliği gereği ancak tadım yapılmasının ardından fark edilebilecek bir ayıp olması sebebiyle müvekkil şirket tarafından durum fark edilir edilmez, gecikmeksizin davacı tarafa ayıp ihbarı yapılmıştır. Yine belirtmek gerekir ki; TBK'nın 223.maddesinin 2.fıkrasında \"Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir\" ve Yine TBK'nın 225.maddesinde \"Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.\" hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda müvekkil şirket ile davacı taraf arasındaki ticari ilişki niteliği değerlendirmeye alınmalıdır. Müvekkil şirket Türkiye çapında 10.000'den fazla mağazası ile hizmet vermekte olup satın almış olduğu ürünler tüketiciye direkt olarak marketler üzerinden ulaştırılmaktadır. Dolayısıyla müvekkilin söz konusu ürünlerin kontrolünü ancak mağazaları kanalıyla yapması söz konusu olabilmektedir. Buna istinaden müvekkil tarafından ürünlerin mağazaya verilmesi ve mağazalardaki tüketici şikayetlerine istinade hem sözleşmedeki sürelere hem de türk borçlar kanunu'ndaki sürelere uygun olarak daha önce mahkeme dosyasına sunmuş olduğumuz mail yazışmalarından görüleceği üzere  ayıp bildirimi yapılmıştır. yani ayıbın gizli ayıp olduğu ve satılan ürünün niteliği gereği ancak tadım yapılmasının ardından fark edilebilecek bir ayıp olması sebebiyle müvekkil şirket tarafından durum fark edilir edilmez, gecikmeksizin davacı tarafa ayıp ihbarı yapılmıştır.Şöyle ki; ayıp bildirimi her halde Çerçeve Sözleşmede yer alan 6 aylık süre içinde yapılmıştır ve işbu sözleşme ile sözleşme hükmü geçerlidir. Kesinlikle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşme hükmünün geçersiz olduğu düşünülse dahi söz konusu ayıp gizli ve malın teslimatı sırasında belli olmayan ayıptır. Bu tip durumlarda yukarıda belirttiğimiz üzere TBK'nın 223.maddesi uygulanmalıdır ve bu hükme göre de ayıp hemen satıcıya bildirilmelidir. Müvekkil şirket de bu hükme uygun olarak gizli ayıp olan ayıbı fark ettiği anda davacı şirkete mail yoluyla bildirim yapmıştır. Mailler de dosyada mevcuttur. Yine kesinlikle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte TBK'nın 223.maddesi kapsamında da ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığı düşünülse dahin TBK m.225'e satıcının ağır kusuru olması halinde ayıp ihbarının süresinde olmaması satıcıyı sorumluluktan kurtarmaz. Bu kapsamda basiretli bir tacir olan davacı şirketin müvekkil şirkete bilerek ve isteyerek \"şok yöntem\" ile ürettiği ürünleri teslim etmesi açıkça ağır kusur niteliğindedir. Dolayısıyla yukarıda her ihtimali açıklamış olduğumuz üzere davacı şirketin ayıp ihbarına ilişkin itirazları ve bilirkişilerin değerlendirmelerinin hükme esas alınması mümkün değildir. Müvekkil şirketin ayıp ihbarını öncelikle sözleşmede yer alan süreye göre, mahkeme aksi kanaatte ise TBK 223'e göre yaptığı sabittir. Ancak bu durum kabul edilmese dahi TBK'nın 225.maddesine göre davacı şirket ağır kusurlu olduğundan hiçbir şekilde sorumluluğundan kurtulamaz.Müvekkil şirket ayıp ihbarı konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş ve müşteri şikayetlerine binaen vakit kaybetmeden davacı firmaya durumu bildirmiştir. Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ihtimalinde dahi TBK M.225 'in şartları olayda açıkça mevcut olduğundan davacı taraf ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini öne sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Zira davacı taraf açıkça, müvekkilin onayını almadan farklı bir üretim yöntemine başvurduklarını belirtmiştir. Müvekkil şirketin onayını almadan uygulanan bu farklı üretim tekniği sonucunda, müşteri şikayetlerine sebebiyet veren tat ve doku farklılığı gündeme gelmiştir. Davacı yan ürünlerin bu şekilde ayıplı üretilmesinde ve müvekkil firmaya ayıplı ürün sunulmasında açıkça ağır kusurlu olup herhangi bir şekilde sorumluluğunu bertaraf etmesi mümkün değildir. Nitekim satıcı davacı şirket kasten tamamen bilinçli ve kasıtlı bir şekilde alıcı müvekkil firmanın onayını almadan üretim yöntemini değiştirmiş ve ürünlerde olumsuz yönde gelişen tat-doku değişimine sebep olmuştur. Özetlemek gerekirse; müvekkil şirket tarafından hem mail yazışmaları hem de karşı tarafın beyanları ile sabit olmak üzere defalarca kez ayıp ihbarında bulunulmuştur. Müvekkil şirket tarafından ayıbın gizli ayıp olması sebebi ile arada sözleşme olmasa dahi yukarıda detaylıca açıkladığımız üzere ayıp ihbarı süresinde ve usulüne uygun yapılmıştır. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte süresinde ayıp ihbarı yapılmamış olsa dahi davacı şirket ağır kusurlu olduğundan yalnızca ayıp ihbarı yapılmamış olması sebebiyle sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Bu kapsamda davacı tarafın davasının ayıp ihbarı yapılmamış olması sebebiyle kabul edilen kısmının da kaldırılarak reddine karar verilmesini talep ederim. \"demiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararında  davanın ayıp ihbarı yapılmaması sebebiyle kabul edilen kısım bakımından da reddine karar verilemesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak geç teslim ve ayıplı teslim iddiasıyla davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davalı davafça davacı alacağından mapsup edilmesinden kaynaklı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Mahkemece, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları talimat mahkemesince inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor aldırıldığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarıda inceletilmek suretiyle uyuşmazlık konusu hakkında mali müşavir, hukukçu ve meteroloji bilirkişilerinden oluşan heyetten kök rapor ve heyete ziraat mühendisi bilirkişi de eklenmek suretiyle ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. Davacı taraf, davalı ile kornişon turşu satımı ve teslimi konusunda sözleşme imzaladığını, sözleşme gereği yapılması gereken teslimatın üretim yerlerinde 2017 yılında yaşanan hava olaylarından kaynaklanan afetler nedeniyle gerçekleştiremediğini, bu konuda davalı tarafa bildirimde bulunulduğunu, yaşanan bu doğal afet sonrasında sözleşmeye konu ürünlerin davalının bilgisi ve onayı dahilinde 2018 yılı Mayıs ve Haziran aylarında teslim edildiğini ancak davalı tarafın geç teslimat yapıldığı ve ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla aleyhlerine 49 ayrı fatura tanzim edildiğini, faturaların toplam değeri olan 157.906,79 TL bedelin cari hesap alacağından düşüldüğünü, geç teslimatın mücbir nedenden kaynaklandığını ve kusursuz olduğunu, ürünlerin ayıplı olmadığını iddia ederek 157.906,79 TL'nin davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı taraf ise, davacının kendi kusuru ile sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini, ürünlerin ayıplı şekilde teslim edildiğini, teslim edilemeyen ürünlere ilişkin yeni sezonda teslim alınacağını ancak bu dönemde taahhüt edilen ürünün zamanında teslim edilmemesinde doğan zararı anlaşma gereğince talep edileceğinin davacıya bildirildiğini, geç teslimlere ilişkin olarak cezai şart bedelini bilerek ve kabul ederek davacının kornişon turşularının teslimatını gerçekleştirdiğini, taraflar arasında çerçeve sözleşme kapsamında cezai şart faturaları tanzim edildiğini, mücbir sebep iddiasının geçerli olmadığını kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı tarafından davacıya 31.05.2018 tarihinde 29 adet “Kalite problemi” açıklamalı toplam 73.780,00 TL tutarında ve 20 adet “Mayıs Ayı Geç Teslimat tutarı %20 Ceza” açıklamalı toplam 84.036,79 TL tutarında olmak üzere 49 adet toplam 157.906,79 TL'lik faturalar tanzim etmiş olduğu, davalı tarafça düzenlenip davacıya gönderilen bu faturaların davacı tarafça kabul edilmeyip davalıya iade edildiği ve davacı tarafça ticari defterlerine işlenmediği anlaşılmıştır.Taraflar arasında 01.08.2015 tarihli fason üretim sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun; ...'in kendi üretim tesislerinde ...'in sahip bulunduğu ... markasıyla.... ürünlerinin üretimi ve ... markasıyla her türlü turşu üretimi yapması ve ...”e teslim edilmesi hususunda olduğu , sözleşmenin 2. Maddesinde; '' ..., üreteceği ürünlerle ilgili Türk Gıda Kodeksi, Türk Gıda Kodeksi Ürün Tebliği, TSE Standartları, Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı ve diğer resmi ve özel kuruluşlarla ilgili tüm kanuni “yükümlülüklerini yerine, getirecektir,'' 9 Maddesinde;''..., ... tarafından verilen siparişleri istenilen miktarda ve istenilen zamanda eksiksiz olarak teslim edecedecektir,'' 10 maddesinde ise;'' ..., ... ve ... markalı ürünlerle ilgili her türlü hammadde temininden ve mamul ürün elde edildikten sonra, ürün ... depolarına teslim edilene dek geçen aşamalarda oluşabilecek zarar, ziyan ve hasardan ... sorumludur,'' hükümleri düzenlenmiştir. Yine taraflar arasında imzalanan ''Çerçeve Sözleşme'' başlıklı sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmenin 1. maddesinde;'' Taraflar arasındaki her türlü hukuki ve ticari ilişkilerde Çerçeve Sözleşme uygulanacaktır. Verilebilecek her türlü siparişler açısından Özel Koşullar ve ekleri, bu Sözleşmenin ayrılmaz parçası olacaktır,'' Sözleşmenin 4. Maddesinde;''  Emtianin, Satıcı veya üçüncü kişi tarafından, Satıcının kabul ve taahhüt ettiği tarih, saat, miktar ve ambalajda teslim edilmesi Sözleşmenin asli unsurudur. Satıcı, Şahit nümuneli alımlarda, emteanın şahit numune ile birebir aynı olacağını garanti etmiştir..,'' Sözleşmenin 7. maddesinde;'' Satıcı, bu sözleşme konusu alım satımlarda Türk Ticaret Konunu'nun 25/3 maddesinin uygulanmayacağını, ayıp ihbar süresinin emteanın tesliminden İtibaren altı ay olduğunu, partiler halindeki teslimatta sürenin son partinin teslim tarihinden başlayacağını, açık veya gizli ayıp halinde herhangi bir muayene ve ihbar yükümü almaksıdın, üçüncü kişiye satılmış olsa dahi, emteayı her zaman iade alacağını kabul ve taahhüt ettiği, '' sözleşmenin 8 . Maddesinde; '' Satıcı, bu Sözleşme ve/veya eklerindeki yükümlülüklerinden herhangi birini ihlali halinde ve/veya siparişi verilen emteayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve/veya süresinde ve/veya eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde, Alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları saklı kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin % 20'si tutarında cezai  şartı derhal nakden ve def'aten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Cezai şartta tenkis mümkün ve muteber değildir. Sadece kısmi teslimat yapıldığı ve/veya emteada kısmi ayıplar bulunması veya sair herhangi bir yükümlülüğün kısmen ifası halinde de bu hüküm geçerlidir. Cezai Şart, oluşacak maddi zararlar İçerisinde değerlendirilmeksizin, maddi zararlardan mahsup edilmeksizin ayrı olarak hesap edilecek olup, Alıcının fazlaya ve sir hususlara ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı olduğu,''  Sözleşmenin 10 maddesinde;''Satıcı, Alıcının ve/veya üçüncü kişilerin emteadan kaynaklanan her türlü idari, cezai, hukuki, maddi ve manevi zararını derhal nakden ve def'aten ödeyeceğini kabul etmiştir. Satıcı, Alıcının bildirimde bulunmasına veya hüküm almasına gerek kalmaksızın, cezai şart da dahil Alıcı nezdindeki her türlü alacaklarının, vadesi gelmemiş olanlar dahil Alıcıya olan borçlarına mahsup edilmesini gayrıkabilirücu kabul ettiği,'' sözleşmenin 11 maddesinde ise;'' Bu sözleşme sadece Alıcının yetkili imza temsilcilerinin açık ve yazılı kabulü ile değiştiritebilir. Satıcının göndereceği yazı ve değişiklik taleplerine cevap verilmemesi kabul anlamında yorumlanamaz,'' hükümleri düzenlenmiştir.Dava dosyasına ibraz edilen mailler incelendiğinde;Davalı taraftan ... tarafından davacı taraftan ...'ya gönderilen 2 Şubat 2018 tarihli ... Testi Konulu mailde;'' Merhabalar,  Sizden konu ile ilgili dönüş bekliyoruz, Ürünlerin tamamında sorun bulunmaktadır. İyi çalışmalar ,'' Davacı taraftan ... tarafından davalı taraftan ...'a 9 Şubat 2018 tarihinde  sabah saat  11:15 ' de gönderilen ... testi konulu mailde;''... hanım merhaba, Mailinizden sonra, İlgili partiden şahit numuneler fabrikamızda incelenmiş olup, herhangi bir acılık ve/veya yumuşaklık tarafımızca tespit edilememiştir. Yapılan tat testinde kullanılan numunelerden elinizde varsa, fabrikamızda incelenmesi için sizden aldırabilirmiyiz,'' Davalı taraftan ... tarafından davacı taraftan ...'ya 9 Şubat 2018 tarihinde öğleden sonra saat  5:31 ' de gönderilen ... salatalık turşu testi konulu mailde;'' Merhaba, Önümüzdeki hafta ürünlerinizle ilgili birlikte merkezimizde bir tat testi yapmak istiyoruz. Toplantı yaklaşık 2,5 saat sürebilir. Gelirken sizde kendi markanızdan piyasaya yaptığınız ürünlerden hem 2017 hem de 2016 üretimli numuneler getirirseniz iletmek istediğimizi net olarak değerlendirmiş ve görmüş oluruz. Tazeden salatalık turşusu ile ilgili diğer alım yaptığımız firma numuneleri ve piyasadaki taze ürün örneklerini bizde toplantıda size iletmiş olacağız. Not: tüm bölgelerimizden ürünlerinizle ilgili numune her partiden merkezde 5 er adet temin edilmiştir. Geldiğinizde sizde tüm partilerinizden kontrolünüzü yapmış olunuz ki; çözüm odaklı ilerleyelim burada farkı gördüğünüzde tekrar bir inceleme için zaman harcamayalım.Teşekkürler. '' Davacı taraftan ... tarafından davalı taraftan ...'a 28 Şubat 2018 tarihinde saat  16:33' de gönderilen kornişon turşu hasat problemi konulu mailde;'' ... Hn merhaba, Dünkü toplantımıza istinaden, ayrıca sezon içerisinde de hasattaki problem hakkında tarafınıza düzenli olarak bilgilendirmeler yaptığımız üzere, geçtiğimiz yaz sezonunda, ülkemiz yakın tarihinde hiç yaşanmamış şekilde doğal afetlerle geçen bir hasat dönemi yaşanmış olup, mücbir sebep durumunun oluştuğu bu ortamla ilgili detaylı bilgilendirme ve raporlar tarafınızla paylaşılmıştır. Doğanın gücüne karşı konulamayacağı bir gerçektir ancak biz de kontrolümüz dışında gerçekleşen bu doğal afet durumunda elimizden gelen her türlü önlemi almaya gayret göstererek, ciddi zararlar pahasına, tüm iyi niyetimizle kontratlarımızı tamamlama gayretiyle hareket etmeye çalışmış olsak ta, mevcut sonuç kaçınılmaz olmuştur.Hava şartları nedenli, bazı günlerde yeterli mal gelmemesi ve/veya tarladan no.1 diye alınan malların içinden no.2 çıkması, no.2 diye alınan malların içinden no.3 çıkması vb. nedenlerle sezon içerisinde çeşitli günlerde, günlük türetime yetmeyecek şekilde çok az gelen tonajlâr, “şok formül” diye tabir edilen ve bir uluslararası kabul gören bir metotla basılmış, fermentasyon engellenmiş ve takip eden 2-3 gün içerisinde kullanılmıştır. Bu durum hiçbir şekilde fermente üretim olmayıp, tamamen taze hammaddeyi, bozulmaya ve fermentasyona karşı koruma altına almaktır.Özellikle Ekim ayında gerek yurt içi, gerekse yurtdışı tüm üretimlerimizde bu şekilde hareket etmek durumunda kalınmış, ancak o an itibariyle ne görünüş, ne yapı, ne tat olarak hiçbir farklılık tespit edilmediğinden herhangi bir sıkıntı görülmemiştir. Ayrıca bugüne kadar da siz değerli firmamız dışında herhangi bir şikayet alınmamış olsa da, ... “in kalite konusundaki hassasiyetini anlıyor ve sizinle beraber büyümeyi arzu ediyoruz. Dolayısıyla, tamamen kontrolümüz dışında gelişen olaylardan dolayı sizi üzecek herhangi bir sonuca neden olduysak özür dileriz.Daha önceden de tarafınıza bildirmiş olduğumuz üzere, olumsuz hava koşullarından dolayı 2017 sezonunda tedarik edilemeyen eksik miktar, arzu etmeniz halinde, 2018 sezonunda tarafınıza mevcut şartlardan yerine getirilecek olup, elimizdeki mevcut stokla ilgili sevkiyatlara devam edip, etmeme konusunda kararınızı bekliyoruz.,'' Davalı taraftan ... tarafından davacı taraftan ...'e 6 Mart 2018 tarihinde öğleden sonra saat 6:48' de gönderilen kornişon turşu hasat problemi konulu mailde;'' Merhaba ... Bey, Konu ile ilgili tüm detayları yaptığımız toplantıda paylaşmış; ürünlerle ilgili bize ürettiğiniz ilk şahit numune, raftan aldığımız ürün, rakiplere ürettiğiniz ürün, kendi markanızdaki üretim yaptığınız ürün ve rakip rafındaki muadil ürün tat testini birlikte yaptık. Yapılan tat testlerinde ürünlerimizin anlaştığımız şahit numune ile aynı kalitede olmadığını hep beraber'görmüş ve onaylamış olduk. Müşteri şikayeti ve bunun akabinde bizim talebimizle yapılan bu tat testi aldığımız bilgi Ekim ayından sonraki üretilen ürünlerin bizim anlaştığımız üretimden farklı olduğu olmuştur. Ekim ayından sonra bizim PL ürünümüzden ne kadar adet üretim yaptığınızın bilgisini paylaşmanızı rica ediyorum. Ayrıca kontrat dışında yapılacak olan her işlemin bize daha uygulamaya konulmadan anında dönülmesi ve karşılıklı onay doğrultusunda işlem yapılması gerektiğini tekrar belirtmek isterim. Gerekçesi yada yöntemi ne olursa olsun kontratta yapılacak herhangi bir değişiklikle ilgili bizim bilgimizin anında olması çok önemlidir. Kontrattaki üretim miktarında bir değişiklik olacaksa bu durumunda bizimle sezonda anında paylaşılması gerekmektedir. Sözleşmenin içinde yer alan koşullar dışındaki her nokta bizim için haber değeri taşımaktadır. Bugüne dönecek olursak; sizden Ekim ayından sonra üretilen ürün miktarı konusunda bilgi bekliyorum. Ayrıca kontrattan ne kadar eksik ürün üretimi yapıldı ve bu ürünler yeni sezon dediğiniz dönem hangi dönemde sevk edilebilecektir. Teşekkürler. İyi çalışmalar.'' Davacı taraftan ... tarafından davalı taraftan ...'a 7 Mart 2018 tarihinde saat 13:41' de gönderilen kornişon turşu hasat problemi konulu mailde;'' ... Hn merhaba, Yapılan tat testi ile ilgili bir yorum yapmaktan kaçınmakla beraber, sözleşme dışında hareket etmiş olduğumuz düşüncenize de katılmakta güçlük çekiyorum. Ancak, gerek kalite, gerek bilgilendirme konularında, altını çizmiş olduğunuz şekilde, hassasiyetinizi anlıyor; acilen ve önemle dikkate alıyoruz.Tarafınıza, taze hasadın sona erdiği Ekim ayından sonra hiçbir üretim yapılmamış olup, şu an elimizdeki stok miktarı yakl. 140.000 adettir.Hasat koşullarının imkansızlığı nedenli kontrattan eksik kalan miktar olan yakl. 900.000 adet ürün, erken hasat organizasyonumuz sayesinde, Nisan sonundan itibaren sevk edilmeye başlanabilecek, Mayıs-Haziran içerisinde de tamamlanacaktır.Bu vesile ile, yeni sezon kontrat görüşmeleri başladığından, 2018 yılı yeni sezon tekliflerimize de dikkatinize sunmak isteriz..,''Davalı taraftan ... tarafından davacı taraftan ...'e 27 Nisan 2018 tarihinde öğleden önce saat 8:51' de gönderilen ... Bilgi konulu mailde;'' Merhaba ... Bey, 2017-2018 yılı turşu anlaşma miktarlarımızın zamanında teslim edilmeyen 850.000 adet ürünü sizden mutabık kaldığımız üzere anlaşma koşullarımızdan yeni sezonda (Mayıs-Haziran) alacağız. Ancak bu dönemde taahhüt edilen ürünün zamanında teslim edilmemesinden doğan zararımız anlaşmamız gereğince size dönülecektir.Ayrıca sezonda yapılan ürünler istediğimiz kalitede sevk edilmediği için (yazılı ve sözlü size iletilmiştir) 180.000 adet içinde yine sözleşmeye göre dönüş yapılacaktır.Sözleşmemize göre farklı kalitede sevk için %20 alış fiyatlı 68.400 TL + zamanında teslim edilmeyen içinde satış fiyatlı (kar kaybımız ve satış kaybımız var) 791.350 TL (KDV dahil %20 ) toplamda 865.222 TL size dönüşümüz olacaktır.Bu rakam sadece alış üzerinden baktığımızda 391.400 TL+KDV ye denk gelmektedir.'' Davacı taraftan ... tarafından davalı taraftan ..., ...'a 27 Nisan 2018 tarihinde saat 09:50' de gönderilen ... Bilgi konulu mailde; ''... Bey, ... Hn, Doğa şartlarına bağlı bir tarım ürünü üretiyor olduğumuz bilinci ile, 2017 yılında ülke tarihimizde kornişon ürününde ilk defa yaşanan bir “doğal afet” ile karşı karşıya kalınmış olup, “mücbir sebep” durumu oluşmuştur. Konu ile ilgili her türlü bilgi, belge ve raporlar tarafınızla paylaşılmıştır. Gerek yurt içi, gerekse yurt dışı tüm müşterilerimiz durumdan haberdar edilmiş, sağ olsun tüm müşterilerimiz nezaketen arayarak tarafımıza nasıl destek olabileceklerini sormuşlardır. Ancak sizden bugün elimize ulaşan aşağıdaki mail son derece üzücü olup, maalesef tarafımızca kabul edilebilir değildir !.Konuyu etraflıca paylaşmak üzere tarafınızdan daha önce de talep etmiş olduğum randevu talebimi tekrarlamak isterim.Saygılarımla, '' şeklinde taraflar arasında mail yazışmalarının olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda yazılı mail içeriklerinden anlaşıldığı üzere davalı şirket söz konusu geç teslimatlara ilişkin olarak davacı tarafa gönderdiği cevabi 27 Nisan 2018 tarihli mailde aynen;''  \"2017-2018 yılı turşu anlaşma miktarlarımızın zamanında teslim edilmeyen 850.000 adet ürünü sizden mutabık kaldığımız üzere anlaşma koşullarımızdan yeni sezonda (Mayıs-Haziran) alacağız. Ancak bu dönemde taahhüt edilen ürünün zamanında teslim edilmemesinden doğan zararımız anlaşmamız gereğince size dönülecektir.\" ifadelerine yer verilmiştir. Yukarıda yazılı mail içeriklerinden anlaşıldığı üzere davalı şirket söz konusu kalite problemine ilişkin olarak davacı tarafa gönderdiği maillerde; Kalite problemi olduğu belirtilmiş ve davacı taraftan davalı tarafa 28 Şubat 2018 tarihinde saat  16:33' de gönderilen mailde aynen;''.... Hava şartları nedenli, bazı günlerde yeterli mal gelmemesi ve/veya tarladan no.1 diye alınan malların içinden no.2 çıkması, no.2 diye alınan malların içinden no.3 çıkması vb. nedenlerle sezon içerisinde çeşitli günlerde, günlük türetime yetmeyecek şekilde çok az gelen tonajlâr, “şok formül” diye tabir edilen ve bir uluslararası kabul gören bir metotla basılmış, fermentasyon engellenmiş ve takip eden 2-3 gün içerisinde kullanılmıştır. Bu durum hiçbir şekilde fermente üretim olmayıp, tamamen taze hammaddeyi, bozulmaya ve fermentasyona karşı koruma altına almaktır,'' şeklinde ki mail ile normal yöntemin dışında şok formül” diye tabir edilen bir yöntemle turşuların hazırlandığı belirtilmiş, davalı tarafından davacı tarafa gönderilen yukarıda yazılı mail içeriklerinden anlaşıldığı üzere sonradan gönderilen şok formül ile hazırlanan turşuların tadında,kalitesinde problem olduğu yönünde ihbarda bulunulduğu ve taraflarca da tadım testinin yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda;...bu ayıbın sağlıklı olarak ispat edilebilmesi için hıyarın hasat sonrası mı, yoksa fabrikada işleme sırasında mı ayıplı olduğunun belirlenmesi gerektiği, hasat sonrası ayıplı ürün olup olmadığı, hıyar ürünü numunesi alınıp Tarım ve Orman Bakanlığı Yetkili il Kontrol laboratuvarlarında pestisit yönünden analize tabi tutulması gerektiği,'' şeklinde tespitte bulunup ayıbın ispat edilemediği belirtilmiş ise de, yukarıdaki mail içeriklerinden  davacı tarafın davaya konu son teslimatlardaki salatalık turşusunu  “şok formül” diye tabir edilen uygulamayı kullandığını beyan etmiş olup, bu durumda davacı tarafın önceki salatalık turşularını hangi yöntemle ürettiği, sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca şahit numuneli alım olup olmadığı, önceki ve sonraki satışlara konu turşuların yapım tekniklerinde farklılık olup olmadığı, farklılık olduğu taktirde tat, kalitesine etki edip etmeyeceği hususunda taraflardan numune ürün ibrazınında sağlanıp uzman bilirkişiden bu yönden denetime elverişli rapor alınıp, farklı yöntem kullanılmış ise davacı tarafın davalı tarafın açık muvafakati olmadan resen farklı bir yöntem kullanıp kullanamayacağının taraflar arasındaki çerçeve sözleşmenin 4 ve 11 maddeleri de gözetilerek ve süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı da taraflar arasındaki mail,ihtarlar ile sözleşmenin 7. Maddesi de gözetilerek sonucuna göre davalı tarafça düzenlenen kalite problemi açıklamalı faturaların sözleşme hükümleri uyarınca yerinde olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı tarafın istinaf sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına,  dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı tarafın istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yönelik karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/02/2022 Tarih ve 2019/262 Esas - 2022/122 Karar Sayılı kararının HMK'nın 355,353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı tarafın istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/01/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2dd836d1469664a5","SID":"992294d038feefe5"}}