{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/103 - 2025/286<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/103<br>KARAR NO\t: 2025/286<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 13/10/2021<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ve ... Karar <br>DAVACI\t  : ... - TCKN: ,  <br>VEKİLİ\t : Av. <br>DAVALI\t : ... TEKSTİL İNŞAAT TİCARET VE SANAYİ           ANONİM ŞİRKETİ  <br>VEKİLİ\t :Av.  <br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR  TARİHİ\t: 19/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/02/2025<br>    <br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı  kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı şirketin %12 hissesine sahip ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin 2019 yılına ilişkin olağan genel kurulunun şirket yönetim kurulunun 5 Ekim 2020 tarihli ve ... sayılı kararıyla toplantıya davet edildiğini, ancak genel kurul davet kararın alındığı bu yönetim kururlu toplantısına yönetim kurulu üyesi sıfatına haiz müvekkilinin davet edilmediğini, ... sayılı usulsüz çağrı kararının TTK 390/4 maddesi kapsamında elden dolaştırma yöntemi ile de alınmadığını, ... sayılı usulsüz çağrı kararına istinaden şirketin 2019 yılı olağan genel kurulunun 26 Ekim 2020 tarihinde şirket merkezinde toplandığını, müvekkilinin ileride hak kaybına uğramamak için yine de söz konusu genel kurula katıldığı ve muhalefet şerhlerini ve itirazlarını genel kurul tutanağına geçirdiğini, genel kurulda müvekkilinin azınlık pay sahibi olarak TTK 420. Maddesi kapsamında kendisine tanınan azınlık hakkını kullanarak finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesini talep ettiği ancak bu talebin herhangi bir yetkisi bulunmamasına rağmen şirketin diğer pay sahiplerinden ... temsilcisi ... tarafından haksız bir şekilde reddedildiğini, müvekkilinin müzakereye açılan gündem maddelerine muhalif kaldığını ve her bir gündem maddesi ile ilgili ayrı ayrı muhalefet şerhlerini tutanağa derç ettirmek suretiyle itirazlarını gündeme getirdiğini, 26 Ekim 2020 tarihli genel kurul toplantısının akabinde müvekkilinin davalı şirkete 5 Kasım 2020 tarihinde .... Noterliği aracılığı ile ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek 2019 yılına ilişkin şirket olağan genel kurulunun usulüne uygun olarak toplanmasının talep edildiği, davalı şirket tarafından tüm taleplerin red edildiği şirketin 2019 olağan genel kurulunun 26 Kasım 2020 tarihine ertelendiğinin bildirildiği, şirketin olağan genel kurulunu aynı gündem maddeleri ile bir kez daha toplantıya davet edildiğini, müvekkilinin toplantı sırasında hazır bulundurulan şirket defterlerini incelerken söz konusu ikinci olağan genel kurulun 4 Kasım 2020 tarihli yeni bir yönetim kurulu kararına istinaden yapıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin bilgisi dışında 4 Kasım 2020 tarihinde toplanan yönetim kurulu üyeleri ile şirketin 26 Kasım 2020 tarihinde 2019 olağan genel kuruluna davet edilmesine karar verdiğini, ... sayılı usulsüz çağrı kararı ve ... sayılı usulsüz çağrı kararlarının yok hükmünde olduğunu, ... Tekstil İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin Genel Kurulunun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönergesi'nde şirketin yönetim kurulu kararları ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu iç yönergenin TTK 419 maddesi uyarınca yalnızca çalışma esas ve usullerine ilişkin düzenleme içerdiği, 20 Ekim 2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların geçersiz olduğunu, TTK 420 maddesinin Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının  Usul ve Esasları ile Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 28/3 maddesi ve davalı şirketin Genel Kurulun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönergenin 8. Maddesinin \"I\" bendi uyarınca azlık pay sahibinin bu talebi üzerine genel kurul kararına gerek olmaksızın toplantı başkanı tarafından bir ay sonraya ertelenmesinin zorunlu olduğunu, 26 Ekim 2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 2,3,4 ve 5 gündem maddelerinin tümünün iptali gerektiğini, davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirket olduğunu, denetime tabi olduğu halde denetlenmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun düzenlenmemiş hükümünde olduğu, 26 Kasım 2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların geçersiz olduğunu, denetime tabi olduğu halde denetlenmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun düzenlenmemiş hükmünde olduğu, ortada birbiri ile çelişen aynı günden maddesine ilişkin iki karar bulunduğunu davalı ... Tekstil İnşaat San. ve Tic. A.Ş nin 05/10/2020 ve 04/11/2020 tarihli yönetim kurulu kararları ile 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli genel kurul kararlarının geçersiz olduğundan bahisle davanın kabulü ile 05/10/2020 tarihli ... sayılı, 4 Kasım 2020 ve ... sayılı yönetim kurulu kararları ile bu kararlara istinaden yapılan 26/10/2020 tarihli 2019 yılına ilişkin genel kurul toplantılarında alınan kararlar ile 26/11/2020 tarihli 2019 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,  dava konusu kararların icrasının telafisi güç zararlar doğuracak olması sebebiyle dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunu, davacının ... ve ... sayılı yönetim kurulu kararlarının iptaline dair talebinin hukuken kabul edilebilir bir talep olmadığını, TTK nın 391 maddesinin gerekçesinde yer verildiği üzere yönetim kurulu kararının iptal edilemez şeklinde olduğu,  davacı yönetim kurulu üyesinin davacının babası ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından ve telefonlara cevap vermemesi nedeniyle son çare olarak şirket avukatları aracılığı ile yönetim kurulu toplantılarına davet edilmeye çalışılmışsa da bu çabayı çaresiz bıraktığı müvekkili şirketin yönetim kurulunun bugüne dek bu şekilde toplandığı, davacının da bu hususa hiçbir itirazının olmadığı, yönetim kurulu toplantı ve karar nisaplarına uygun şekilde alındığını, yönetim kurulunu beş üyeden oluştuğunu, söz konusu kararlar incelendiğinde dört üyenin toplantıya katıldığı ve kararın toplantıya katılan dört üyenin oy birliği ile alındığının görüleceği, davaya konu genel kurul kararlarının toplantı ve karar yeter sayısına, yetkili organ yönetim kurulu tarafından davet koşuluna, çağrı prosedürüne ve kanun ile esas sözleşmede yer alan tüm koşullara uygun olarak alındığı, davacının aksi yöndeki iddiaların asılsız olduğu, davacının erteleme talebi üzerine ertelenerek ikinci olağan genel kurulun yapıldığı, böylece ilk genel kurulda yapılan şekli eksikliğin giderildiği, müvekkilinin 01.07.2020 tarihinde tüm finansal tabloları, mali veri ve tabloları davacıya sunduğu, bununla birlikte şirket paydaşı olması nedeniyle şirkette istediği incelemeyi yapabildiği, alınan tüm kararlar ve genel kurullar toplantı ve karar nisaplarına, kanun ve esas sözleşme ile öngörülen her türlü düzenlemeye uygun olup iptalinin bu sebeple mümkün olmayacağını, öncelikle usulden mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise esastan reddi gerektiğini, 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli genel kurullarında alınan tüm kararların iptalinin hukuka aykırı şekilde talep edildiğini, 6102 sayılı yasa ve şirket esas sözleşmesi dikkatle incelendiğinde alınan tüm kararlar ve genel kurullar toplantı ve karar nisaplarına, kanun ve esas sözleşme ile öngörülen her türlü düzenlemeye uygun olup, iptalinin bu sebeplerle mümkün olamayacağını, davacının, hukuka ve hukukun temel ilkelerinden olan iyi niyet kurallarına aykırı şekilde müvekkilinden bağımsız denetçi atanması için mahkemeden bağımsız denetçi atanmasını talep ettiğini, davacının bu davayı açma hakkı bulunmadığını, HMK 389.madde hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, davacının genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiğinden  davacının hukuka aykırı şekilde talep ettiği kararların yürütülmesinin durdurulması yönündeki tedbir talebinin reddine, hukuka aykırı şekilde ikame edilmiş davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanatte ise davanın esastan reddine, masraf ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, TTK da yönetim kurulunun toplantıya çağrılması usulü hakkında özel bir düzenlemenin mevcut olmadığını, olağanüstü durumlarda her üyenin başkan veya vekiline yazılı olarak müracaat ederek yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasını isteyebileceğinin öngörüldüğünü, o halde yönetim kurulu başkan veya başkan vekilinin yapacağı çağrı ile toplanabildiğini, (TTK 392/7) Toplantıya davet usulü kanunda düzenlenmediği için çağrının belirli şekilde yapılma zorunluluğunun bulunmadığını, önemli olanın tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmiş olması olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin toplantıya davet edilmesi zorunlu olmakla birlikte bu davetin ne şekilde yapıldığının önemi bulunmayıp davetin yapıldığının herhangi bir şekilde ispatlanmasının mümkün olduğunu, davetin, toplantıdan makul bir süre önce toplantı gündemini içerecek şekilde yapılması gerektiğini, yönetim kurulu üyeleri için toplantıya katılmak vazgeçilmez ve sınırlandırılmaz bir hak niteliği taşıdığından çağrının usulsüz yapılması sebebiyle bazı üyelerin katılamadığı toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, TTK 390/4 maddesiyle; toplantı yapılmaksızın da karar alma imkanının tanındığını, ancak, bu şekilde karar alınabilmesi için önerinin bütün üyelere yapılmış olmasının şart olduğunu, böylelikle bütün üyeler yönetim kurulunda alınan kararlardan haberdar olacağını, yeterli kabul oyunun sağlanması ile kararın alınmış olacağını, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17/06/2020 tarih 2019/4941 Esas 2020/2973 Karar sayılı ilamında da yönetim kurulu üyesinin davet edildiği ispatlanamadan yapılan yönetim kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabul edildiğini, tüm bu nedenlerle davalı şirketin davacıyı yönetim kurulu toplantısına davet ettiği ispatlanamadığından 05/10/2020 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararı ile 04/11/2020 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararları yok hükmünde olduğundan bu yönetim kurulu kararları uyarınca yapılan 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu kabul edildiği gerekçesi ile  davanın kabulü ile  ...  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Tekstil İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin 05/10/2020 tarih ... sayılı, 04/11/2020 tarih ... sayılı Yönetim Kurulu Kararları ile bu kararlara istinaden yapılan 26/10/2020 tarihli 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında ve 26/11/2020 tarihli 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının açıkça kötüniyetli olup, huzurdaki davanın ikame edilmesi de hakkın kötüye kullanılması niteliğinde iken davanın kabulüne dair verilen kararı anlamanın  mümkün olmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporu tetkik edildiğinde raporda yer alan görüş ve incelemelerin yeterli ve doyurucu bir biçimde gerekçelendirilmediğini, raporun bilimsel ve teknik bir belge niteliğine haiz olmadığının açık ve net olduğunu, rapor, emsal Yargıtay kararları ve  aşamalardaki beyanlarının dikkate alınmaksızın hazırlanmış olup işbu rapora dayalı hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, davacının, bu davayı açma hakkı ve hukukli yararının bulunmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere yokluğun tespiti hususunda dürüstlük kuralına riayet edilmesinin önem arz ettiğini, Genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe dava açılabileceğinin kuşkusuz olduğunu, ancak dava süresince ayrıntılarıyla açıklandığı üzere davacının yönetim kurulu toplantılarına katılmamak için kötü niyetli bir çaba içerisine girmiş ve toplantılardan haberdar edilmesi için gerekli her türlü çabayı boşa çıkarma gayesini taşımış olduğunu, hal böyle iken; katılsaydı etkisi dahi olmayacak genel kurul gündem, yer ve tarihini belirleme amacıyla alınan yönetim kurulu kararını bahane ederek bizzat katıldığını ve usulüne uygun alınan olağan genel kurul kararlarının yokluğunu talep etmek suretiyle açmış olduğu dava reddedilmeliyken aksi yönde hüküm kurulmasının kabul edilemediğini, nitekim davacı huzurdaki davada salt kişisel saiklerle hareket ettiğini, kaldı ki, yine yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere hukuken iptal gerekçesi taşımayan genel kurul kararı bulunmadığından, uygulanmasının durdurulmasındaki menfaatten bahsedilmesinin de mümkün olmadığını, şirketin devamlılığı ve şirket işleyişinin devam edebilmesi için davacının tüm talepleri yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan bu sebeplerle tehiri icra talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına ve nihayeten tümden reddine, tüm masraf ve ücreti vekâletin de davacı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.<br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava  usulüne uygun toplanmayan yönetim kurulunun aldığı kararların butlanı ve bu kararlara dayanılarak toplanan  genel kurulların aldığı kararların batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. <br>Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacının davalı şirketin sermayesinin %12 sine sahip azlık pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulunun 5 Ekim 2020 Tarih ve ... sayılı kararı ile 2019 yılı olağan genel kurul toplantısına davet edildiğini, davacının yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yönetim kurulu toplantısına davet edilmediği ve kararın TTK 390/4 maddesi kapsamında elden dolaştırma yöntemi ile de alınmadığı, usulsüz çağrı kararına istinaden olağan genel kurulun 26 Ekim 2020 tarihinde yapıldığını, davacının genel kurula katılıp itirazlarını genel kurul tutanağına geçirdiğini, genel kurul toplantısında TTK 420 maddesi kapsamında finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesinin talep edildiğini ancak bu talebin reddedildiğini, genel kurul toplantısının akabinde davalıya ihtarname keşide edildiği, davalı şirket tarafından gönderilen ihtarname ile şirketin 2019 olağan genel kurulunun 26 Kasım 2020 tarihine ertelendiğinin bildirildiğini, ikinci olağan genel kurulun 4 Kasım 2020 tarihli yeni bir yönetim kurulu kararına istinaden yapıldığının tespit edildiğini, davacı davet edilmeden genel kurulun toplantıya çağrısına ilişkin  usulsüz çağrı kararının yok hükmünde olduğu,  yok hükmünde olan yönetim kurulu kararına istinaden toplanan genel kurulda alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, genel kurullarda alınan kararların geçersiz olduğunu ileri sürerek 5 Ekim 2020 tarihli ... sayılı ve 4 Kasım 2020 tarihli ... sayılı genel kurulun toplantıya davet edilmesine ilişkin yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti 26 Ekim 2020 tarihli  ve 26 Kasım 2020 tarihli 2019 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde kararların iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise yönetim kurulu kararlarının iptali talebinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, davacının yönetim kurulu toplantılara davet edilmeye çalışıldığının davacının bu çabayı cevapsız bıraktığını, yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığını, davaya konu genel kurul kararlarının toplantı ve karar yeter sayısına, davet koşuluna, çağrı prosedürüne, kanun ile esas sözleşmelerde yer alan tüm koşullara uygun olarak alındığını  savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>       İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve iş bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br> <br> Yönetim kurulu toplantısına kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun'da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır. (Yargıtay 11. HD'nin 2022/5225- 9637 E.-K. Sayılı ve 29.12.2022 tarihli ilamı)<br>\tGenel kurul kararlarına karşı iptal davasını açabilecek kişiler TTK 446.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya  toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri veya yönetim kurulu, veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak belirlenmiştir. <br>\tButlan halleri ise TTK 447.maddede\" Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. \" şeklinde düzenlenmiştir. <br> \tTüm dosya kapsamından, davacı tarafından genel kurulun toplantıya davet edilmesine ilişkin 05.10.2020 ve 04.11.2020 tarihli yönetim kurulu kararlarının  yönetim kurulu üyesi olan davacının toplantıya davet edilmeden alınması sebebiyle yok hükmünde olduğu ve 26.10.2020 ve 26.11.2020 tarihli genel kurul kararlarında yok hükmünde olduğunun ileri sürüldüğü,   davalı şirketin yönetim kurulunun  5 kişiden oluştuğu, davaya konu 05.10.2020 Tarih ... Sayılı Yönetim Kurulu Kararının 3 üyenin katılımı ile alındığı, anılan yönetim kurulu kararı ile 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 26.10.2020 tarihinde şirket merkezinde yapılmasına karar verildiği, davaya konu 04.11.2020 Tarihli ... sayılı Yönetim Kurulu Kararının 4 üyenin katılımı ile alındığı, anılan yönetim kurulu kararı ile azınlıkların talebi üzerine TTK m. 420 uyarınca ertelenen 26.10.2020 tarihli 2019 Yılı Olağan genel Kurul Toplantısının 26.11.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiği,  05.10.2020 Tarihli ve 04.11.2020 Tarihli her iki yönetim kurulu toplantısında da davacının bulunmadığı, yönetim kurulunun toplantıya davet usulünün kanunda düzenlenmediği, çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğunun bulunmadığı,  ancak tüm üyelerin  toplantıdan haberdar edilmesinin gerektiği, somut olayda davalı tarafından davacının telefon ve e-mail ile çağrıldığının belirtildiği, ancak davalının bu iddialarını ispatlar nitelikte  herhangi bir belge sunulmadığı,   davacı yönetim kurulu üyesine   bildirim yapılmaksızın  toplanan yönetim kurulunun aldığı kararların batıl olduğu, davalı tarafından  yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar nisaplarına uygun şekilde alındığı belirtilmiş ise de  nisapların varlığından önce toplantının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığının önem arz ettiği,  (Yargıtay 11. HD'nin 2022/5225- 9637 E.-K. Sayılı ve 29.12.2022 tarihli ilamı) batıl olan yönetim kurulu kararlarına dayanılarak genel kurul toplantısına çağrı yapılmış ise de usulüne uygun şekilde alınmış  yönetim kurulu kararları bulunmadığından  genel kurullarda alınan tüm kararların da batıl olduğunun tesbit edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesince 05/10/2020 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararı ile 04/11/2020 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararları yok hükmünde olduğundan bu yönetim kurulu kararları uyarınca yapılan 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu kabul edilerek  davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin  istinaf başvurusunun  esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                        :<br>1).... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 561,00.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3)-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4)-HMK. 333 maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5)-İnceleme duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın dairemizce  taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br><br> Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 19/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"182d333739c5aa34","SID":"c54df4ba53af9274"}}