{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1543 Esas<br>KARAR NO: 2025/285 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2019/497 Esas-  2023/432 Karar<br>TARİH: 17/05/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında vinç kiralama sözleşmesi imzalandığını, o şirketin de vinci ... firmasına kiraladığını, vinçin Türkiye'ye geri nakli  sırasında ... şirketinin davalı ... Tic. Ltd. Şti. ile taşıma sözleşmesi imzaladığını, ayrıca davalı ... Sigorta Şirketi ile de emtia sigorta sözleşmesi imzaladığını, nakil sırasında vinçin hasar gördüğünü, sigorta şirketinin ödeme yapmaması üzerine vinç sahibi dava dışı ... şirketinin davacı ile davalılara karşı Ankara 2. ATM'nin 2006/101 esas sayılı dosyasında dava açtığını, mahkemenin 22.5.2014 tarih ve 2014/319 karar sayılı ilamı ile davanın müvekkili ... Anonim Şirketi yönünden kısmen kabulüne karar verildiğini, bu nedenle o davadaki davacı şirket tarafından müvekkili ... Anonim Şirketi aleyhine icra takibine başlandığını, bu nedenle davacının dava dışı şirkete 666.521,67 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, ancak kararın kısmen bozulduğunu, bozma sonrasında Ankara 2. ATM'nin 2018/513 esas sayılı dosyasında 17.7.2019 tarihli kararla 233.455,34 TL hasar bedelinin 7.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacı ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, davacının ilk verilen karar nedeniyle ödediği 666.521,67 TL'nin davalılardan tahsili için Beykoz İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibine başladığını, borçluların haksız itirazları nedeniyle takibin durduğunu, takibe yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle taraf ehliyeti yönünden davanın kabulünün mümkün olmadığını, ödemeye dayanak olarak ileri sürülen yargılama dosyasında ve mahkeme kararlarında davacının adının ... Limited Şirketi olarak geçerken aleyhe başlatılan icra takibinde ve iş bu davadaki adının ise ... İthalat İhracat Anonim Şirketi olarak geçtiğini, her ikisinin de birbirinden ayrı ve bağımsız tüzel kişiliklere sahip olduğunu, aleyhe başlatılan icra takibi her ne kadar bir mahkeme kararına istinaden yapılan ödeme hakkında başlatılmış ise de davacının da bildiği gibi kesinleşmemiş hatta hakkında bozulma kararı verilen bir mahkeme kararına istinaden yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla “ilamsız icra takibi” olarak başlatıldığını, borçlu olarak gösterilen müvekkillerinden birisinin ikametgâhı Mersin olup, diğerininki ise Mardin/Kızıltepe olup takibe yetki yönünden itiraz ettiklerini, davacı tıpkı icra takibinde olduğu gibi itirazın iptali davasında da ödemek durumunda kaldığını iddia ettiği alacağın, ...’a ödemesi ile ilgili bir tarih vermediğini, müvekkilini, temerrüde düşürmeden icra takibi veya dava açılması yolu ile ödeme tarihinden itibaren faiz istemekte de haksız olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, aynı konu ve esasa dayanak alacak hakkında halen devam eden bir yargılama mevcut olduğunu, derdestlik itirazında da bulunduklarını, sınırlı sorumluluk hallerinin dikkate alınmadığını, müvekkillerin iş kaybından sorumlu olmadığı gibi hasarın da sadece taraflar arasındaki sevk mektubunda tanzim edilen bedel ile sınırlı olarak sorumlu olacağı, bu sınırın aşılması için gerekli ön şartların (kötü davranış ve bu değerdeki isteyerek yapılan kusur) oluşmadığı da dava dosyası ile sabitlendiğini, müvekkil aleyhine icra takibi başlatan ve bu davayı açan alacaklının alacağının tam ve net olarak tespitinin mümkün olmadığından kötü niyetli olarak takip başlatan alacaklı hakkında %20 den az olmamak üzere icra-inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmek zorunluluğu doğduğundan bahisle müvekkilleri aleyhine açılan davanın reddi ile icra takibinin iptaline, davacı hakkında %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/05/2023 tarih 2019/497 Esas-  2023/432 Karar sayılı kararında; \"Dava, davalılar tarafından taşınan emtiada oluşan zararı tazmin eden üst kiracı şirketin emtiayı taşıyan şirkete, sürücüye ve emtia sigorta poliçesi düzenleyen şirkete rücuen tazminat istemiyle yaptığı ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamına göre; Dava, dava dışı ... Dış Tic. Ltd. Şti.'ne ait vincin Kazakistan'da kullanılmak üzere davacı ... Ltd.Şti.'ne kiralanmasından sonra davacı ... Nak. Ltd. Şti'nce dava dışı ... firmasına kiralanıp Kazakistan'a götürülerek kullanılması akabinde Türkiye'ye gönderilmesi için davalı ... Tic. Ltd. Şti. ile taşıma sözleşmesi imzalanıp davalı sürücü ... idaresindeki araçla taşınması sonrasında dava dışı malike hasarlı teslim edilmesinden dolayı hasar bedeli ve iş kaybı zararının malike ödenmesinden  sonra  davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı şirketin dava dışı ... Dış Tic. Ltd. Şti.'nden vinç kiraladığı, vincin Kazakistan ülkesine kiralandığı, vincin Türkiye'ye getirilmesi sırasında yolda hasarlandığı, taşıma işini davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin araç sürücülüğünü ...'ın yaptığı, taşıma sigortasını ise davalı ... Sigorta Şirketi'nin yaptığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 Esas sayılı dosyasında görülen dava sonucu davacının vincin sahibine ödeme yapmak zorunda kaldığı, mezkur mahkeme kararının kesinleştiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu CMR hükümleri gereği davalıların her iki tür zarardan da sorumlu oldukları, davacı tarafça vinç sahibine Ankara ... İcra Dairesi'nin ... ve ... (yeni esas ...) esas sayılı dosyalarında ödeme yapıldığı ancak bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamada sadece ... Esas sayılı dosyaya yapılan ödemenin hesaba katıldığı, ... Esas sayılı dosya yapılan 30.700,55 TL'de hesaba katıldığında takip konusu alacağın tamamından davalıların sorumlu olduğu, takip konusu alacağın miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi sebebiyle likit olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABULÜ ile, Beykoz İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalılar / borçluların yapmış oldukları İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 666.521,67 TL asıl alacak ve 213.839,33 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 880.361,00 TL üzerinden AYNEN DEVAMINA, Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi takip konusu alacağın miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği ve bu nedenle likit olmadığı gerekçesi ile icra inkar tazminatı taleplerini reddetmiş ise de, icra takibi yapıldığı tarih itibari ile takip konusu alacakları likit olup, yargılamayı gerektirmediğini, mahkeme kararının reddedilen icra inkar tazminatı talepleri yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu; Davalıların da müvekkili şirket ile birlikte davalı olduğu ve davacısının  dava dışı ... şirketi olduğu, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/102 Esas sayılı dosyasından verilen 2014/319 K. sayılı kararı ile 207.608,00 TL hasar bedeli, 87.633,00 TL iş kaybı zararı olmak üzere toplam 295.241,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkili şirketten tahsiline karar verildiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/101 E.sayılı dosyasından verilen 2014/319 K. sayılı 22.05.2014 tarihli ilk kararda, dava konusu hasar bedeli ve iş kaybı zararından yalnızca müvekkili şirketin sorumlu olduğu yönünde hüküm kurulduğunu, Yerel mahkemede açılan davanın davalıları ve aynı zamanda o davanın da davalıları konumunda olan ... Nakliyat Şirketi, ... ve ... Sigorta Şirketi açısından davanın reddine karar verildiğini, kararın davacı vekili tarafından Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden ve ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edildiğini, ilk derece mahkemesi dosyasına celp edilen ve hesap bilirkişisi tarafından da incelenen icra takiplerine ilişkin dosyalar incelendiğinde, müvekkili tarafından ... E. sayılı dosyaya 882.120,00 TL, ... E. Sayılı dosyaya ise 34.570,00 TL'lik teminat mektubu sunularak mehil vesikası alınıp, mehil vesikasının Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına sunularak, mehil vesikası  doğrultusunda Yargıtay'dan tehiri icra kararı alındığının görüleceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/19176 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen 2015/13616 K. sayılı karar ile müvekkilinin temyiz itirazlarının kısmen reddedilip, davacının temyiz itirazı kabul edilerek, dava konusu hasarın,  emtianın Kazakistan'dan Türkiye'ye nakli sırasında meydana geldiğinin sabit olması nedeniyle, nakliye işlemini yapan ... Şirketi, nakliyeyi yapan aracı kullanan şoför ... ve Nakliye Emtia sigortasını yapan davalı ... Sigorta Şirketi'nin de bu cerçevede hasardan sorumlu olacaklarının düşünülmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek mahkeme kararının bozulduğunu, mahkeme kararının müvekkilinin temyiz itirazları yönünden kısmen reddedilmesi, davacının temyiz talepleri yönünden bozulması sonucu, davacı müvekkili şirketin icra dosyalarına sunmuş olduğu  teminat mektuplarını ilgili bankalara icra müdürlüğünden müzekkere  yazdırarak paraya çevirdiğini ve ayrıca bakiye alacağın da tahsili için icra takibine devam ettiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/102 E. sayılı dosyasından verilen kararda hüküm altına alınan  hasar bedeli miktarının, olay tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş  avans  faizi, mahkeme giderleri, mahkeme vekalet ücreti, icra vekalet ücreti, icra harç ve giderleri ile birlikte tamamen müvekkili şirketten tahsil edildiğini, müvekkilinin Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra takibine konu edilen 2006/102 E. sayılı ilamda hükmedilen hasar tazminatı, iş kaybı zararı ve  icra takibine kadar işlemiş faizi,   icradan sonra işlemiş faiz, vekalet ücreti, harç ve icra masrafları da dahil olmak üzere toplam 935.214,65 TL ödeme yaptığını, yine  davacı ... Şirketi'nin Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında hükmedilen 22.914,46 TL vekalet ücreti, 6.204,98 TL yargılama gideri, 502,31 TL işlemiş faiz olmak üzere 29.621,75 TL üzerinden müvekkili şirket aleyhine  Ankara ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi yaptığını ve müvekkili şirketin bu dosyaya toplam 34.570,00 TL ödeme yaptığını, her iki dosyaya toplam 969.784,65 TL ödeme yapıldığını, davalıların Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasına taraf oldukları için tüm bu süreci bildiklerini; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/19176 E. sayılı dosyası üzerinden  yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen 2015/13616 K. sayılı  bozma ilamına karşı taraflarca yapılan  karar düzeltme taleplerinin reddi ile dosyanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yeni esasa kaydedilip Yargıtay bozma ilamına  uyma kararı verilmesi üzerine, davalıların da müvekkili ile birlikte bu davanın davacısına karşı sorumlu olmaları yanında, yine davalıların ... şirketine ait makinayı kiralayan müvekkiline karşı taşıma sırasında meydana gelen hasardan taşıyanlar ve emtiayı sigorta eden şirket olarak sorumluluklarının olduğunun mahkemece verilen uyma kararı ile  kesinleşmesi üzerine, müvekkili şirketin davacı ... şirketine ödemiş olduğu 207.608,00 TL hasar tazminatı, bu hasar tazminatına işlemiş faiz, vekalet ücreti (mahkeme ve icra vekalet ücreti) , yargılama gideri, icra harç ve giderleri toplamı olan 666.521,67 TL'yi ödeme tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte davalı şirketlerden rücuen tahsili talepli olarak icra takibi başlattığını, yapılan icra takibinde iş kaybı zararı ve bu iş kaybı zararına işlemiş faiz, masraf,vekalet ücreti, yargılama ve icra giderleri ile harçların talep edilmediğini, ilk derece mahkemesince celp edilen icra dosyaları ve yapılan bilirkişi incelemesi ile müvekkili tarafından davalılar aleyhine yapılan icra takibinde talep edilen miktarın mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma kararına uygun olarak talep edilen hasar tazminatı olduğu, iş kaybı zararının talep edilmediğinin tespit edildiğini;İcra takibine konu alacak davalıların da taraf olduğu davada verilen kararlar doğrultusunda o davanın davacısına ödenmiş olup, yine aynı dosyadan verilen kararlar doğrultusunda talep edilenin miktarı davalılar tarafından bilinen, son derece net, hesap edilebilir, likit bir alacak olduğunu, müvekkilinin, Yargıtay bozma kararına mahkemece uyulduktan sonra davalılar aleyhine icra takibi yaptığını, Yargıtay kararı ile  hasar tazminatı ve ferilerinden davalıların sorumlu olduğunun sabit olduğunu, yasa ve yargı içtihatları ile  sabit olduğu üzere bozmaya uyulması ile birlikte, bozmaya ilişkin hususların mahkeme açısından kesinleştiğini ve mahkemenin bozma dışında karar veremeyeceğini, bozma kararıyla davacıya ait emtiada meydana gelen hasarın taşıma esnasında meydana geldiği  sabit olduğuna göre, taşımayı yapanın davalı taşıma şirketi ve taşımayı yapan aracı kullananın davalı şoför ..., taşıma sgortasını yapanın ise davalı ... Sigorta Şirketi olduğu da sabit olduğuna göre, davalılar taşıma esnasında zarar verdikleri emtiada meydana gelen hasarı bozma öncesi verilen karar gereği emtia sahibine ödemek zorunda kalan müvekkiline  karşı,  kendilerinin  sorumlu olduğunu bildikleri halde, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı hasar tazminatını ferileri ile birlikte  müvekkiline ödemediklerini, tazminatın ödenmesine dayanak olan davanın tarafı olan davalıların, bozma öncesi karar nedeniyle müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan hasar tazminatı ve ferileri ile ilgili yapılan icra takibine ilişkin ödeme emri tebliğ edildiğinde, kendilerinin verdiği zarardan doğan borçlarını müvekkili şirkete ödemek yerine haksız ve mesnetsiz itirazda bulunduklarını, davalıların sorumluluklarının sınırının 2006/106 E. Sayılı dosyada alınan 09.07.2013 tarihli kök ve 21.02.2014 tarihli ek raporlarla tespit edildiğini, Yargıtay kararına konu bozmaya uyulması ile birlikte dava dosyasında hesap edilmiş hasar miktarının tamamından sorumlu olduklarını davalıların bilmekte olmalarına rağmen, müvekkili tarafından ödenen hasar tazminatı miktarını müvekkiline ödemediklerini, yapılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, Yerel mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporuna bakıldığında, bilirkişi raporunda Ankara 2. Asliye Ticaret  Mahkemesi dosyasından verilen kararlar, alınan bilirkişi raporları ve müvekkili şirket tarafından icra dosyasına yapılan ödemelerin incelenip, yine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyası dikkate alınarak, davalıların müvekkiline ödemesi gereken miktar tespit edilmiş olup, davalıların Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının tarafı olduğu dikkate alındığında, Yargıtay bozma ilamı sonrası mahkemenin bu karara uyması sonucu, davalıların meydana gelen olayda kusurlu ve sorumlu olduğunun Yargıtay kararı ile ortaya konulduğunu, ilk kararda hasar tazminatı miktarı da tespit edilmişken, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin de ilk kararda yalnızca müvekkili şirket hakkında karar verilmesinden kaynaklandığını da davada taraf olmaları nedeniyle bilmelerine rağmen, davalıların yapılan icra takibine itiraz etmelerinin haksız ve kötü niyetli olduğu ortada iken, Yerel mahkemenin icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2019/497 E. ve 2023/432 K. Sayılı 17/05/2023 tarihli kararına karşı reddedilen icra inkar tazminatı talebi yönünden  istinaf başvurusunun kabulü ile kararın istinaf konusu yapmış oldukları husus yönünden ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ...  San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Ltd. Şti'ye ait ... Mobil Vincin Kazakistan'da kullanılmak üzere davacı ... Ltd. Şti'ne kiralandığını, davacı tarafından da yine dava dışı ... firmasına kiralanıp Kazakistan'a götürülerek kullanıldığını, iş bitiminde de Türkiye'ye gönderilmesi için davalı müvekkili ... Nakliyat ile taşıma sözleşmesi imzalanıp davalı ...'a ait sürücü olan diğer müvekkil ... idaresindeki araçla taşınması sonrasında, teslimi sırasında hasarlı olduğunun görüldüğünü, hasarın bedeli ve iş kaybı zararının tazmini için ... tarafından davacının ve müvekkilleri ... Nakliyat ile ...'ın da içinde olduğu davalılar aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/101 esasında alacak davası açıldığını; Bu dosyadaki yargılama süreci devam ederken ve henüz ortada kesin nitelikte bir mahkeme kararı bulunmazken Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Yargıtay tarafından bozulan kararı kapsamında ödeme yapıldığı iddiası ile davacı tarafından Beykoz İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası üzerinden müvekkilleri ile diğer davalı ... Sigorta Şirketi aleyhine 880.361,00 TL'lik bir ilâmsız icra takibine girişildiğini, ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süresi içinde bu icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafından itirazın iptali davası açıldığını,İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yürütülen yargılama neticesinde 17.05.2023 tarih ve 2019/497 E. - 2023/432 K. Sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak bahse konu bu kararın usûl ve yasaya aykırı olduğundan yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvuru yapmak zarureti hâsıl olduğunu;Davanın itirazın iptali davası olmakla beraber verilen kararda itirazlarının karşılanmadığını, davanın konusunun Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilâmsız icra takibine yönelik itirazlarının kaldırılması talepli olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi ile (takibe başlandığı tarih itibariyle) aynı alacak bakımından yargılama süreci devam eden bir alacak konusunda davacı tarafından yapılan ödemenin müvekkillerinden tahsili amaçlanmış ise de, 22.03.2019 tarihli itiraz dilekçesinde yer alan; \"derdestlik, yetki, uygulanan faizin hatalı olması, yine tarafların tacir olmaları da göz önüne alınarak temerrüde düşürülmeden takibe başlanılmış olması gibi usule ilişkin ve özellikle de CMR konvansiyonu gereğince müvekkillerden iş kaybı tazminatı istenilemeyeceği, taşıyıcının sorumluluğununu sınırlı olacağı, bu sınırın da taraflar arasındaki sevk mektubunda belirtilen değer üzerinden tespit edileceği, bunun aksinin ancak taraflar arasında ayrı bir anlaşma ile mümkün olacağı, dolayısıyla müvekkillerin sorumlu oldukları bedelin likit olmadığı ve sınırlarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği\" gerekçeleri ile takibe itiraz edildiğini;Ancak Yerel mahkeme kararı incelendiğinde itiraz edilen hususların hiçbirinin irdelenmediğini ve gerekçelendirilmeksizin takibin toplam 880.361,00 TL üzerinden devamına karar verildiğinin görüleceğini, bununla birlikte, takibe konu alacak hakkında derdestlik itirazına konu Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2019 tarih ve 2018/513 E., 2019/692 K. sayılı kararında müvekkilleri ile birlikte diğer davalılar ... Sigorta ve iş bu davanın davacısı bakımından \"müştereken ve müteselsilen sorumluluk\" oluştuğuna hükmettiğini, bu durumda müvekkillerinin icra takibine konu alacağın tamamından sorumlu olmayacağının, yapılacak bilirkişi incelemesine göre sorumluluk sınırının tespitinin gerektiği ve bu sınırlar çerçevesinde ödeme talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, davalıların sorumluluk miktarlarına itibar edilmeden ve iç ilişki gereğince sınırlı sorumluluk hali göz önüne alınmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; CMR hükümleri uyarınca müvekkili davalıların iş kaybı zararından herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, ayrıca müvekkili davalı ... Nakliyat'ın sorumluluğunun CMR'nin 23-28 maddeleri gereğince hesaplanması gerektiğini, sorumluluğunun sınırsız olmadığını, somut olay kapsamında da taşıyıcının sınırlı sorumluluk hâlini kaldıran istisnaî durumlar bulunmadığı açık olduğundan müvekkilinin iş kaybı zararı ve meydana gelen hasarın tamamından sorumlu tutulamayacağının ortada olduğunu;Dosyada mevcut olan 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda da; müvekkili davalılar bakımından sınırlı sorumluluk halinin varlığı belirtilmiş olup dava konusu uyuşmazlığın taşıma işinden kaynaklanması nedeniyle CMR hükümlerine göre çözülmesi gerektiğinden bahsedildiğini, aynı bilirkişi raporunda CMR 17 ve devamı maddelerinde taşıyıcının mesuliyetinin düzenlendiği, buna göre taşıyıcının malı teslim aldığı andan itibaren sorumlu olacağı, müvekkillerinin anlaşma uyarınca sınırlı sorumluluk miktarı kadar sorumlu olduklarının belirtildiğini, yine bu kapsamda müvekkili davalı ... Nakliyat'ın mevcut 233.455,34 TL zarardan diğer davalı ... Sigorta ile müşterek ve müteselsil biçimde sorumlu tutulduğunu, müvekkili davalı ...'ın ise sorumlu olmadığı açık bir şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen Yerel mahkemece bu tespitlerin aksine hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığından istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılması gerektiğini; Müvekkili davalıların, meydana gelen hasarın tamamından sorumlu olmadıklarını, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 Esas sayılı dosyasında davalıların dış ilişkide müşterek ve müteselsil sorumluluklarından bahsedilmiş olup işbu yargılamada ise tarafların iç ilişki kapsamındaki sorumluluklarının, yani kimin ne miktar bir borçtan sorumlu olduğunun tespit edilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilmek suretiyle açıkça eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini, CMR hükümleri gereğince somut olayda müvekkilerinin sorumluluklarının sınırlılığını kaldıracak bir husus mevcut olmadığından ve bu durum bilirkişi raporu ile de teyit edilmiş olsa da Yerel mahkemece müvekkillerin sınırlı sorumlulukları göz önüne alınmaksızın, tüm miktardan birlikte sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bununla birlikte, aynı bilirkişi raporunda müvekkili davalı ...'ın sorumlu olmadığı açık ve net bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen bu husus da göz ardı edilerek hatalı bir hüküm kurulduğunu;Alacaklının, borçluları temerrüde düşürmediğini, bu nedenle işlemiş faiz alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taraflar tacir olduğundan davacının, müvekkilini temerrüde düşürmeden icra takibi veya dava açılması yolu ile ödeme tarihinden itibaren faiz istemekte açıkça haksız olduğunu, TTK'nın 18. maddesi gereğince davacının ödediğini iddia ettiği bedeli öncelikle müvekkili davalıya ihtarname yolu ile bildirmesi gerekirken, bunu yapmayan davacının müvekkili temerrüde düşürmediğini beyanla İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/497 E. ve 2023/432 K. sayılı kararın müvekkili davalılar lehine olacak şekilde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin eksik incelemeye dayalı kararı hatalı olup bozulması gerektiğini, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 Esas sayılı dosyasında davacı yanın da davalı sıfatıyla içinde bulunduğu dosyada hükmün \"müşterek ve müteselsil\" kurulduğunu, fakat itirazın iptali davasında tüm tutar davacılardan istendiği gibi, kendilerine sorumluluk atfedilmediğini, işbu karara itiraz ettiklerini;İşbu ilamsız icra emrine ve akbinde davaya konu olan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2019 tarih ve 2018/513 E., 2019/692 K. sayılı kararında davalı müvekkili ... Sigorta ile birlikte davacı ... İhracat A.Ş'ye müşterek ve müteselsil sorumluluk yüklendiğini, fakat istinafa konu mahkeme kararında tam aksi bir hüküm ile davacı yanın hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına kendilerince ödenen tüm tutarın davalılardan alındığını, bilirkişi yönüyle yapılan sorumluluk tespitinin hakkaniyete ve emsal karar sayılabilecek Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2019 tarih ve 2018/513 E, 2019/692 K. sayılı karara aykırılık oluşturacağından işbu kararın kaldırılması gerektiğini;İşbu poliçede muafiyet bulunduğunu, muafiyet gözetilmeden kurulan hükme itiraz ettiklerini, işbu poliçede sigorta bedeli üzerinden %1 tenzili muafiyetle düzenlendiğini, buna göre hükmedilen tutardan kendilerine muafiyet tenzili yapılması gerekeceğini, işbu hususa itiraz ettiklerini;Dosyada eksik inceleme mevcut olduğunu, dosyanın tekrardan bilirkişi eliyle aydınlatılmasını rica ettiklerini, müvekkil şirket temerrüde düşmediğini, aleyhe hükmedilen faizin kabulünün mümkün olmadığını, Yerel mahkeme tarafından aksi yöndeki kanaatle hüküm tesis edildiğini beyanla Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2019 tarih ve 2018/513 E., 2019/692 K. sayılı ilamının kaldırılarak itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, dava dışı şirkete ait olan ve davacıya kiralanan vincin uluslararası karayolu ile taşındığı sırada hasara uğradığından bahisle dava dışı şirket tarafından açılan davada müteselsil sorumluluk hükümleri uyarınca hükmedilen ve davacı tarafından aleyhine başlatılan icra takip dosyalarına ödenen tazminatın, iç ilişkide zararın tamamından davalıların sorumlu olduğu iddiası ile rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminat taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; davalılar aleyhine başlatılan icra takibine konu alacağın davalılarca bilinebilir, hesaplanabilir ve dolayısıyla likit bir alacak olduğu ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği;Davalı ... Sigorta Şirketi vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece verilen kararda davacıya hiç kusur atfedilmemesinin hatalı olduğu, dava konusu olan taşımanın sigortalandığı poliçede muafiyet kaydının bulunduğu, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediği ve davalıdan işlemiş faiz talep edilemeyeceği, dosyada eksik inceleme yapıldığı;Diğer davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece icra takip dosyasına sundukları itirazlar hakkında herhangi bir karar verilmediği, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2019 tarih ve 2018/513 E., 2019/692 K. sayılı kararında davalı ... Nakliyat Şirketi'nin sınırlı sorumlu olduğu, diğer davalı ...'ın ise sorumlu olmadığı tespit edilmişken davalıların zararın tamamından sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu, iç ilişkide kimin ne miktarda sorumlu olduğunun Mahkemece belirlenmediği, davalıların sınırlı sorumluluklarının kaldırılmasını gerektiren bir husus olmamasına rağmen zararın tamamından sorumlu tutuldukları, davalıların takipten önce temerrüde düşürülmediklerine ilişkindir.Mahkemece verilen gerekçeli kararda tespit edildiği üzere; bu davanın dayanağını oluşturan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/101 Esas sayılı dosyası ile ... Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından davalılar ... Şirketi, ...Şirketi, ..., ..., ... ve ... Sigorta Şirketi aleyhine açılan tazminat davasında Mahkemece 22/05/2014 tarihli karar ile davanın, davalı ... Şirketi yönünden kısmen kabulü ile 295.241 TL'nin 07/03/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraflarca temyiz yasa yoluna başvurulmuş, Yargıtay 11. HD'nin 17/12/2015 tarihli bozma ilamı uyarınca Mahkemece yargılamaya devam edilmiş ve nihai olarak 2018/513 Esas, 2019/692 Karar sayılı ve 17/07/2019 Tarihli kararda; hasar bedeline ilişkin talebin kabulü ile 233.455,34 TL tazminatın davalılar ... Şirketi, ..., ... Sigorta Şirketi ve ... Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, iş kaybından doğan zarar talebinin kısmen kabulü ile 87.633 TL'nin davalı ... Şirketi'nden tahsiline karar verilmiş, verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Açıklanan davada davacı olan ... Şirketi ile bu davanın davacısı arasında imzalanan vinç kiralama sözleşmesi ile ... Şirketine ait olan vincin kullanımı davacıya, davacı tarafından imzalanan alt kira sözleşmesi ile de yurtdışında mukim dava dışı ... Şirketi'ne bırakılmıştır. Vincin kira sözleşmelerinin sona ermesi ile birlikte Türkiye'de malike teslim edilmek üzere taşınması için alt kiracı ... Şirketi ile davalı ... Nakliyat Şirketi arasında 12/07/2005 tarihli nakliye hizmetleri sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşme uyarınca vinç davalı sürücü ...'ın kontrolündeki araç ile Özbekistan'dan Türkiye'ye getirilmiş, dava dışı ... Şirketi ile davalı ... Nakliyat Şirketi tarafından imzalanan tutanakla vincin hasarlı şekilde teslim edildiği tespit edilmiştir. Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve verilen karar ile ... Şirketine ait vincin davalı ... Nakliyat Şirketi tarafından taşınmak üzere teslim alındığında hasarsız olduğu, Özbekistan'dan Türkiye'ye karayolu ile taşındığı sırada hasara uğradığı tespit edilmiş ve bu yönde verilen karar kesinleşmiştir. Davacı, dış ilişkide davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ... Şirketi tarafından başlatılan icra takip dosyalarına, hüküm altına alınan tüm tazminatı ödemiş olup TBK'nın 168. maddesi uyarınca alacaklının yani ... Şirketi'nin haklarına halef olarak iç ilişkide davalılara sorumlu oldukları miktar yönünden rücu etmiştir. Dava konusu taşıma uluslararası karayolunda gerçekleştiğinden uyuşmazlığa CMR hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Davalı ... Nakliyat Şirketi taşıma sözleşmesinin tarafı ve akdi taşıyıcı, davalı ... ise fiili taşıyıcıdır. CMR Konvasiyonu'nun 17. maddesi ile taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, 18. maddesi ile sorumluluktan kurtulma hallerinden birinin gerçekleştiğini ispat külfetinin taşıyıcıda olduğu kabul edilmiştir. Davacı taşıma sözleşmesinin tarafı olmayıp taşıma konusu vinci kiralayan kişidir. Davacının hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı taşıyıcılar yönünden CMR Konvansiyonu'nda sayılan sorumluluktan kurtulma hallerinin gerçekleşmediği ve davalı taşıyıcıların meydana gelen zarardan sınırlı sorumluluk hükümleri gereği, dava konusu taşıma yönünden ... nolu nakliyat emtea taşıma sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta Şirketi'nin de poliçe kapsamında sorumlu oldukları kesinleşen Mahkeme kararı ile sabittir. CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesine göre taşıyıcı zarardan kural olarak sınırlı sorumlu olup, ödenecek tazminat eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini aşmayacaktır. Gerek Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 Esas sayılı dosyasında, gerekse İlk Derece Mahkemesince dosyada alınan bilirkişi raporlarında davalıların sınırlı sorumlu olduklarının kabulü ile sorumluluk limiti hesaplanmış ve gerçek zararın hesaplanan sınırlı sorumluluk miktarının altında olduğu tespit edilmiştir. Yine davacı tarafından başlatılan icra takip dosyasında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/513 Esas sayılı dosyasında verilen kararda yalnızca kendisi aleyhine hükmedilen iş kaybından doğan tazminatın rücuan tahsili talep edilmediği gibi, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da bu kalem dışlanarak hesaplama yapılmış ve hüküm de bu yönde verilmiştir. Dolayısıyla davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin zarardan davacının da sorumlu olduğuna ilişkin istinaf sebebi ile davalılar ... Nakliyat Şirketi ile ... vekilinin davalıların sınırlı sorumluluklarından fazlasına hükmedildiği, davalı ...'ın zarardan sorumlu olmadığı, iç ilişkide kusur oranlarının belirlenmediğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece 27/11/2019 tarihli bir nolu duruşmada davalılar ... Nakliyat Şirketi ile ...'ın icra dairesinin yetkisine itirazları ile derdestlik itirazları yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmiş olduğundan adı geçen davalılar vekilinin icra takip dosyasına sundukları itirazlar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığına dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı taraf, dava dışı ... Şirketi tarafından aleyhine başlatılan Ankara ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına teminat mektubu sunmuş ve ... Şirketi tarafından teminat mektubu 28/06/2016 tarihinde paraya çevrilerek tahsil edilmiştir. Yani davacı bu tarihte dava dışı ... Şirketi'ne ödeme yaparak alacak haklarına halef olmuştur. Dava dışı şirket tarafından bu davanın tüm davalılarına karşı açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/513 Esas sayılı dosyası ve bu dosyadaki ıslah dilekçesinin tebliği ile davalılar temerrüde düşmüş olduklarından dava dışı şirketin haklarına halef olan davacının, davalılara ayrıca bir temerrüt ihtarnamesi göndermesine gerek yoktur. Davalılar ... Nakliyat Şirketi ve ... vekili ile davalı ... Sigorta Şirketi'nin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen poliçenin bağlı olduğu Abonman Sigorta Sözleşmesi'nde yer alan \" bu poliçe, sigorta bedeli üzerinden %1 tenzili muafiyetle düzenlenmiştir.\" şeklinde kayıt somut olay yönünden düzenlenen poliçeye alınmamış olduğundan davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin tazminat miktarına muafiyetin uygulanması gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Beykoz İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takip tarihi ve davalıların takibe itirazları sırasında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen dava derdesttir. Her ne kadar Yargıtay 11. HD'nin bozma ve karar düzeltme talebinin reddine dair ilamları sonrası Mahkemece verilen bozmaya uyma kararından sonraki bir tarihte takip başlatılmış ve davalıların zarardan davacı ile birlikte müteselsilen sorumlu oldukları kesinleşmiş ise de, Yargıtay bozma ilamında davalılar yönünden geçerli sınırlı sorumluluk hükümlerinden bahsedilmiş ve Mahkemece bu hususun değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirme sonrası verilen karar ile davalıların sınırlı sorumluluk miktarını aşan zarardan sorumlu olmadıkları ve fakat gerçek zararın bu sınırın altında olduğu kesinleşmiştir. Somut dava ile de davacının ödediği tazminat miktarından ne kadarlık kısmını davalılardan talep edebileceği alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Dolayısıyla takip ve dava tarihinde her ne kadar dava dışı ... Şirketi'nin zararı ve davacının yaptığı ödeme miktarı belirli ise de, davalıların sorumluluk miktarları belirli olmadığından alacak likit değildir. Bu minvalde Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 60.137,46 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... Şirketi ve davalı ... Tarım Hayvancılık Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 15.034,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 45.103,1‬0'ar TL'nin istinaf eden davalılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1870c149608deee","SID":"8afec5ce1a706229"}}