{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1263 Esas<br>KARAR NO:2025/275 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2017/527 Esas- 2020/663 Karar<br>TARİH:17/12/2020<br>DAVA:Şirket Hisselerinin Devri <br>BİRLEŞEN DAVA:  <br>DAVA:Şirket Hisselerinin Devri<br>KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl davada  davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'nun, ... AŞ'nin Y.Kurulu Başkan Yardımcısı olduğunu, taraflar arasında borç ilişkisi tesis edildiğini, davalı ...'nın ... A.Ş.'ye 1.350.000,00 TL borç para verdiğini, şirketin her ay 25.000,00 TL olmak üzere 60 ay boyunca toplamda 1.500.000,00 TL'yi ...'ya ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, taraflar arasında tesis edilen borç ilişkisi kapsamında 60 adet ve her biri 25.000,00 TL olan tutarında tanzim edilen senetlerin davalıya teslim edildiğini, ayrıca teminat teşkil etmek üzere şirket hisselerinin % 20'sinin de davalıya Hisse Devir Protokolü ile devredildiğini, borç ilişkisi çerçevesinde davalıya bugüne dek 15 x 25.000,00-TL = 375.000,00 TL elden ödeme yapıldığını, ödenen bedel tutarında senetlerin müvekkiline iadesinin sağlandığını, davalıya teminat olarak devredilen şirket hisselerinin de borcun %25'i ödendiğine göre %25'ine tekabül eden kısmın iadesinin sağlanamadığını, teminat amacı ile devredilen şirket hisselerinin müvekkillerine geri verilmemesi üzerine Beyoğlu 37. Noterliği'nin 29.08.2016 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davalıya, ödenen tutar üzerinden teminat olarak verilen hisselerin geri verilmesinin ihtar edildiğini, ancak müspet bir geri dönüş olmadığını, davaya konu şirket hisselerinin taraflar arasındaki borç ilişkisine teminat teşkil etmek üzere devredildiğini, bu hukuki işlemin gerçek bir hisse devir işlemi olmadığını, öncelikle ortada aynı borç için iki ayrı protokol olduğunu, davalının şirket hisselerinin ortaklık ilişkisini temin etmek amacıyla devredildiğine yönelik iddiaları ile hukuka ve taraflar arasındaki ilişkiye aykırı taleplerinin kötü niyetli olarak ileriye sürmeye devam etmesi üzerine davalıya Beyoğlu 37. Noterliği'nin 29.08.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, şirket hisselerinin teminat amacı ile verildiğini ve müvekkillerine iadesinin gerektiğini beyanla hisse senetlerinin teminat amacıyla verildiğinin tespitine, devredilen şirket hisselerinin dava konusu borç ilişkisi kapsamında müvekkillerince davalıya ödenen tutar oranındaki kısmınin müvekkillerine iade edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafı yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların huzurdaki davada aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından davanın husumetten reddinin gerektiğini, söz konusu hisselerin devirden önce dava dışı ...'a ait olduğunu, hisse devrine ilişkin Protokol'de dava dışı ...'ın davacı ... A.Ş.'deki hisselerinin %20'sinin müvekkiline devredildiginin görüleceğini, iadesi talep edilen hisselerin ... tarafından müvekkiline devredilen hisseler olduğunu, davada hisselerin davacılar tarafından devredilmiş gibi beyanlarda bulunularak davacılara iade edilmesinin mümkün olmadığını, davacıların iddia ettiği bonoların borç karşılığında düzenlenen bonolar olmadığını, bunların alıcı müvekkilinin yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak atanması taahhüdü üzerine verilen senetler olduğunu, hisse devir protokolüne uygun olarak yönetim kurulu başkan yardımcısına aylık 25.000,00 TL tutarın ödenmesi için senetlerde; davacı ... borçlu olduğunu, alacaklının ise davacı şirket olduğunu, müvekkiline ciro edildiğini ve 60 ay için düzenlendiğini, müvekkilinin İstanbul dışında olması nedeniyle oğlu dava dışı ...'nın 04.12.2016 tarihli 2015 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak seçildiğini ve kendisine imza yetkisi verildiğini, protokolde hisse devrinden sonra, yeni ortaklık ilişkisine ilişkin düzenlemeler getirildiğini, devirden önceki döneme ilişkin tüm ... ve vergi borçlarının ödenmesine ilişkin yükümlülükler getirildiğini, devir öncesine ilişkin borçların satıcı tarafindan ödeneceği, devirden sonra her hangi bir borç tespit edilmesi ve alıcının sorumlu tutulması halinde 450.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini gizlemek için müvekkilinin daha sonra şirketin %30 oranında hissesini de devir alarak şirketin % 50 oranında ortağı haline geldiği hususundan dava dilekçesinde bahsedilmediğini, davacılar tarafından kötü niyetli olarak ikinci devrin saklanmaya çalışıldığını, davacı ... A.Ş.'nin %30 hissedarı olan ... A.Ş. ile imzalanan hisse devir sözleşmesi ile şirketteki hissesinin devir alındığı ve şirketteki müvekkilinin payının %50'ye ulaştığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı arasındaki akdedilen ... A.Ş. hisselerinin devrine ilişkin protokol kapsamında dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasındaki borç ilişkisine teminat oluşturmak üzere müvekkili tarafından davalıya şirket hisselerinin devredildiğini, bu hususta... A.Ş. ile ... tarafından davalıya karşı dava açıldığını, bu davanın tensiple birlikte aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı bulunan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/527 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla davalıya devredilen şirket hisselerinin TBK.'nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilerek teminat amacıyla verildiğinin tespiti ile, devredilen şirket hisselerinin ...-... borç protokolüne dayanak borç ilişkisi kapsamında davalıya ödenen tutar oranındaki kısmının müvekkiline iade edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen hisseler yönünden dava değerinin düşük gösterildiğini ve eksik harç yatırıldığını, yasaya aykırı ikame edilen davanın 375.000,00 TL üzerinden eksik harcın tamamlattırılmasının talep edildiğini, taraflar arasında ortaklık ilişkisi olduğunu, aksi yöndeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından iddia edilen bonoların borç karşılığında düzenlenmediğini, aksine müvekkilinin yönetim kurulu başkan yardımcılığı olarak atanması taahhüdüne istinaden verildiğini, hisse devir protokolü ile devirden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin düzenlemeler somut olayda açıkça ortaklık ilişkisinin bulunduğunu gösterdiğini, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini gizlemek için müvekkili tarafından şirketin %30 hissesini devir alarak şirket hissedarlığını %50'ye çıkardığından bahsedilmemesinin, saklanmasının kötü niyetli olunduğunu gösterdiğini, şirketin genel kurul toplantılarına müvekkilinin çağrılı olduğunu ve toplantılara katılmasının ortaklık ilişkisinin varlığını gösterdiğini, huzurdaki davanın salt müvekkilinin ortaklık haklarını engelleme ve şirketten uzaklaştırılmasına yönelik olarak ikame edildiğini, davacının kötü niyetli iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 17/12/2020 tarih 2017/527 Esas- 2020/663 Karar sayılı kararında;\"....Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda;Davacı tarafça; Taraflar arasındaki ilişkinin karz ilişkisi olduğunu ve davalıdan alınan 1.350.000,00-TL’lik borcun, her ay 25.000,00-TL olmak üzere 60 ayda 1.500.000,00-TL olarak geri ödeneceğinin protokol ile kararlaştırıldığını, ayrıca alınan borcun teminatı için ... A.Ş.’nin %20 hissesinin davalıya devir edildiğini, davalı yana toplamda 350.000,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme karşılığına isabet eden oranda ... A.Ş’nin hisselerinin iadesinin talep edildiği anlaşılmıştır.Davalı yan ise; taraflar arasındaki ilişkinin bir borç ilişkisi olmadığını, hisse devir ilişkisi olduğunu, taraflar arasında imzalanan hisse devir protokolü ile davalılardan ...’ın ... A.Ş.’deki %20 hissesinin protokol ile devir alındığını, bedelinin birleşen dava davacısı ...’a ödendiğini, ayrıca ... Gıda A.Ş.’nin ... A.Ş.’deki %30 hissesinin de devir alınarak şirketteki hissedarlık payının %50 olduğunu, taraflar arasında hisse devir protokolü bulunduğu ve ikame edilen davaların reddine karar verilmesini savunduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan kök ve ek bilirkişi raporlarında da belirlendiği üzere; Somut olayda; Davacı ... ile davalı ... arasında 07.01.2016 tarihinde imzalanan hisse devri protokolü bulunduğu, bu protokolde tarafların ve konunun; \"...Bir tarafta ... (Satıcı) diğer tarafta ... (Alıcı) ve .... ŞTİ. (Ortak)  bir araya gelerek ... A.Ş. (Şirket) nezdindeki satıcı hisselerinin % 20 ‘nin alıcıya devredilmesi konusunda bu protokolü akdetmektedir.Satıcının alıcıya maliki bulunduğu şirket hisselerinin % 20’ni bu protokolde yer alan termin ve koşullar ile alıcıya devredilmesine ilişkindir....\" olarak belirlendiği, yine şirket hisse devri ile ilgili işlemin bedeli olarak ödenen tüm para ... ile ... arasında ikinci bir borç protokolü şeklinde tanzim edildiği ve bu protokolün de taraflarca onaylandığının belirlendiği, bu kapsamda düzenlenen davalı ...'nın, davacı ...’na 1.350.000,00-TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı aynı tarihli borç protokolünde ise; \"..Borçların teminatı olarak ... borçlu, ... A.Ş. lehtar olup, Lehtarın cirosuna havi 60 ay için 60 adet 25.000,00-TL tutarında bono tanzim edilerek alacaklıya teslim edilecektir...\" şeklinde bir düzenlemenin bulunduğu, bu bağlamda düzenlenen bonoları tanzim edenin ..., ilk lehdarın ... A.Ş. olduğu, bu bonoların bilahare davalı ...’ya ciro edildiği anlaşılmıştır. Birleşen dosya davacısı ...’ın, davalı ...’ya ... A.Ş.’nin hisselerinin %20’sini satması ve yine ... A.Ş.’nin %30 hissesinin daha ... A.Ş. tarafından davalı ...’ya satılmasına ilişkin ikinci devirle birlikte davalı ...A.Ş.’nin toplamda %50 oranında payını devralmış olduğu belirlenmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... A.Ş.’nin hisselerinin davalı ... tarafından hangi amaçla devralındığı noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf; hisselerin teminat amaçlı temlik edildiğini ve davacı ...’nun davalı ...’ya olan borcunun ödendiği ölçüde hisselerin geri verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı taraf ise; bu hisselerin davacıya verilen borcun teminatı olması maksadıyla devralınmadığını, aksine davalı ...’nın bu şirkete iştirak maksadıyla hisseleri devraldığını savunmaktadır.Davacı  şirketin incelenen ticari defter ve belgelerinde; protokol konusu 25.000,00-TL bedelli toplam 1.500.000,00-TL'lik bonoların, davacı ... A.Ş.'nin portföyüne şirket ortağı olmayan ... tarafından ... A.Ş. emrine düzenlendiği ve söz konusu borç senetlerine ilişkin muhasebe kaydı yapılmadan, ... A.Ş. tarafından ciro edilerek davalı ...'ya teslim edildiği anlaşılmıştır.Devir Protokolünün ‘Satıcının Edimi’ başlıklı 3. maddesinde satıcının dava dışı ... A.Ş.’den alacağı ... A.Ş. hisselerinden %20 oranındaki kısmını alıcıya devredeceğini, alıcının Yönetim Kurulu Başkan yardımcısı olması için gerekli işlemleri yapacağını, yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevi kapsamında 25.000,00-TL ödenmesinin ikrar ve taahhüt edildiği, ... ünvanlı şirketin tüm hisselerini devir ederek şirket ile ilgisinin kalmayacak şekilde bir işlem yapacağını, anılan sulh ve ibra protokolü ile ilgili olarak eksiksiz taahhütlerini yerine getireceğini, aksi halde alıcıdan tahsil etmiş olduğu meblağın şirketin kayıtlı hisse değeri miktarını muhafaza ile kalanı her hangi bir davaya, ihtarnameye hacet kalmaksızın iade ile birlikte 450.000,00-USD cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiği anlaşılmıştır.Söz konusu Devir Protokolü’nün ‘Alıcının Edimi’ başlıklı bir diğer düzenlemesi de; “Şirket hisse devri ile ilgili işlemin bedeli olarak ödenen tüm para ... ile ... arasında ikinci bir borç Protokolü şeklinde tanzim edilmiş olup, bu Protokol taraflarca onaylanmaktadır.” şeklindedir. Devir Protokolü’nün ‘Alıcının Edimi’ başlıklı 5. maddesiyle de; Borç Protokolü ile Devir Protokolü arasında bağ kurulduğu anlaşılmıştır.Devir Protokolü başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde; \"....Şirketin % 50 Hissesinin Maliki ... Şti olup, bu protokole şirket temsilcisi onay vermektedir.Ortak ve satıcı birlikte, alıcının yönetim kurulu başkanı yardımcısı olmasını ve Şirketi borç altına sokan işlemlerde alıcının imza yetkisi bulunmasını, her ay TTK 366-394 maddeleri uyarınca Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı Görevi kapsamında 25.000 TL ödenmesini kabul ikrar ve taahhüt etmektedir. Bu Taahhüt gereği alıcı ile ikinci bir protokol tanzim edilmiş bulunmaktadır.Alıcıya ödenmesi belirlenen 25.000,00-TL’nin şirketin borcu olarak kabulünü ve aylık gider hesabına alınmasını, kar payının bu miktar gider olarak belirlendikten sonra dağıtılmasını, ana sözleşmenin kabul ve taahhüt etmektedir. Ortaklık yapısı son halini alması ile birlikte TTK’nın gerektirdiği tüm değişikliklerin gerçekleştirilmesini, yönetim kurulunun oy birliği karar alması ile ilgili tüm değişikliklerin gerekleştirilmesini sağlayacaktır....\" şeklinde düzenleme içerdiği, aynı tarihli Borç Protokolü başlıklı sözleşmede ise; borçların teminatı olarak 60 adet, 25.000,00-TL bedelli toplam 1.500.000,00-TL tutarında bono tanzim edileceğinin kararlaştırıldığı, söz konusu bonoların borcun teminatı olduğuna ilişkin belirlemenin; borcun ödenmesini temin amacıyla Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı için ödenecek tutarın ikinci bir protokolün tanzim edileceğinin belirlenmesi kapsamında borcun yenilenmesi amacını taşıdığı, dolayısı ile; bu bonoların Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı için ödenecek tutara ilişkin olduğunun anlaşıldığı, söz konusu protokol kapsamında belirtildiği üzere; 04.02.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında davalı yanın oğlunun yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçildiği; Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan ...'nın dişhekimi olarak şahsına ait muayenede faaliyet göstermesi sebebiyle anonim şirket yönetim kurulu üyeliği yapamayacağı gerekçesiyle yönetim kurulu üyeliği için yasal şartları haiz olmaması sebebiyle üyeliğinin sona ermesine ve ilk genel kurul toplantısına kadar yerine TTK.'nın m. 363 gereğince ...'nun seçilmesine ilişkin dair 24.08.2016 tarih 2016/12 sayılı yönetim kurulu kararının ... ile ...'nun katılımı ile oybirliği ile alındığı, iş bu karar ile davalı ...'nın oğlu ...'nın davalı ... A.Ş.'deki Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevinin 24.08.2018 tarihli yönetim kurulu karar tarihine kadar sürdüğü anlaşılmıştır.Davalı ...'nın oğlu ...'nın davalı ... A.Ş.'deki Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevinin verildiği 04.02.2016 tarihli olağan genel kurulu kararında; yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine de karar verildiği; ancak bu hususun davalı yana yapılan hisse devrinin teminat amacıyla yapıldığını ispata elverişli olmadığı, bu hususun bir an için davacı şirket ile davalı yan arasında sebepsiz zenginleşme konusu olabileceğinin düşünülmesi halinde dahi bu hususun eldeki davanın konusunu oluşturmadığı ve davacı tarafa hisse devri talep etme hakkı bahşetmeyeceği, davacı yanca; \"teminat amaçlı hisse devri\" ya da \"inançlı işlem\" iddiasına ilişkin devir olgusunun taraflar arasında düzenlenen protokollerde açıkça belirlenmediği gibi davalı yana yapılan hisse devrinin davacı şirketçe kabul edilerek tescil ve ilan edildiği, davacı yanın da hisse devri akabinde gerçekleşen genel kurullara katıldığı, davacı yanın iddialarının aksine taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde, yapılan ödeme tutarında hisselerin davacı yana devrine ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, yine taraflar arasındaki ilişkinin ödünç sözleşmesi olduğu hususunun da davacı yanca kanıtlanamadığı, hisse devri kapsamında belirlenen 1.350.000,00-TL'nin davalı tarafça ödendiği hususunun da taraflar arasında ihtilafsız bulunduğu anlaşılmakla davacı yanın ispatlanamayan asıl ve birleşen davasının reddine karar vermek gerekmiş, buna ilişkin aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davanın ve Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/855 Esas ve 2017/870 Karar sayılı birleşen davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ... ile davalı ... arasında akdedilen borç sözleşmesine teminat sağlama gayesiyle devredilen .. A.Ş. hisselerinin, ödenen borç nispetinde davalı ... tarafından iadesinin gerçekleştirilmemesi üzerine İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde işbu davanın ikame edildiğini ancak Yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın kaldırılması gerektiğini;Davalı ... ile müvekkili şirket arasında ortaklık ilişkisi değil bir borç ilişkisi olduğunu, davalı ...'nın 75 yaşında, hiçbir zaman ticaret ile uğraşmamış bir ev hanımı olduğunu, İstanbul'da dahi ikamet eden bir insanın İstanbul/Nişantaşı’nda bir işletmeye ortak olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının bahsettiği ortaklığın gerçek manada bir ortaklık olmayıp bir borç ilişkisinin gereği olan geçici bir durum olduğunu;Taraflar arasındaki borç ilişkisinin de şu şekilde kurulduğunu: 2013 yılında başlayan gezi parkı olaylarının müvekkili şirket ...'yı da son derece olumsuz etkilediğini ve ekonomik olarak sıkıntıya soktuğunu, zira bahsi geçen yıllarda davacı şirket %80 oranında yabancı turistlere hizmet veren bir işletme olduğu için yaşanan gezi parkı olaylarından dolayı  uzun bir süre müşterilerini ağırlayamadığını ve gelir elde edemediğini, tam da bu dönemlerde müvekkili şirket yetkilileri ile davacı ...'nın oğlu ...'nın aralarında anlaşarak bir borç ilişkisi tesis ettiklerini ve davacı üzerine davacı şirket hisselerinin bir kısmının devri hususunda anlaşma yapıldığını, anlaşma sonucunda davalının borç ilişkisi sona erene kadar müvekkili şirket hisselerinin bir kısmını uhdesine geçirdiğini oğlu ...'nın da davacı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davacının müvekkili şirkette pay sahibi olmasının bir borç ilişkisinin gereği olarak bir nevi teminat amacıyla gerçekleştiğini, taraflar arasında borç protokolü akdedildiğini ve bu borç protokolüne teminat teşkil etmesi adına hisse devrinin gerçekleştirildiğini, ödenen borç nispetinde devredilen hisselerin iadesinin gerektiğini;Yerel Mahkeme nezdinde yapılan yargılamada bilirkişi incelemesine başvurulduğunu ve bilirkişi heyetince tanzim edilen 10.07.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda, “…Mezkur Devir Protokolü’nün ‘Alıcının Edimi’ bir diğer düzenlemesi de “Şirket hisse devri ile ilgili işlemin bedeli olarak ödenen tüm para ... ile ... arasında ikinci bir borç Protokolü şeklinde tanzim edilmiş olup, bu Protokol taraflarca onaylanmaktadır.” Şeklindedir. Devir Protokolü’nün ‘Alıcının Edimi’ başlıklı 5. Maddesiyle de borç protokolü ile devir protokolü arasında bağ kurulmuştur.” şeklinde görüş bildirdiğini, bilirkişi heyetinin işbu görüşünün kendilerinin talebiyle paralel olduğunu, bu kapsamda davalı ...’nın ...’dan devraldığı hisseleri ödenen tutar nispetinde iade etmesi gerektiğini, ancak Yerel mahkeme tarafından bu husus görmezden gelinerek davanın reddine karar verildiğini;Davacı ... tarafından düzenlenen bonoların ve şirket hisselerinin davalıya devrinin esasen borç protokolüne teminat maksadıyla yapıldığını, “hisse devir protokolü” ile “borç protokolü” arasında organik bağ olduğunu, işbu durumun bilirkişi raporunda da ortaya konulduğunu, taraflar arasında, borç sözleşmesinden doğan bono bedellerinin ödenmesini, herhangi bir tereddüte mahal bırakmamak adına teminat altına alma maksadıyla şirket hisselerinin devri gerçekleştiğinden hisselerin davacı müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiğini; Kendileri tarafından 04.04.2019 tarihinde yerel mahkemeye sunulan Borçlar Hukuku ve Medeni Hukuk E. Öğretim üyesi Prof. Dr. ...’in dosya kapsamındaki belgeleri ve sözleşmeleri inceleyerek hazırlamış olduğu hukuki mütalaasında sözleşme yapılırken tarafların esas iradelerinin,“ Taraflar arasında akdedilen Protokoller yorum kural ve prensipleri ışığında yorumlandığında; bu Protokoller ile kurulan akdi ilişkinin “şirketin %25 oranındaki hisselerinin, verilen borcun teminatı olarak ...’ya (borcun alacaklısına ) devrini konu edinen, teminat amaçlı hisse devri akdi ilişkisi (inançlı temlik akdi ilişkisi) niteliğinde olduğunun anlaşıldığı; bu nedenle de taraflar arasında kurulmuş olan akdi ilişkinin niteliği gereği, borç geri ödendikçe borcun teminatını olışturan şirket hisselerinin iade edilmesi gerektiği; sonuç ve kanaatine varılmıştır.” olduğu yönünde görüş bildirdiğini; Mahkemenin gerekçeli kararında dosyaya kendileri tarafından sunulan hukuki mütalaaya en ufak bir atıf yapılmadığını, dayanaksız bir şekilde davanın reddine karar verildiğini;Hukukumuzda gerekçeli karar hakkının Anayasal düzeyde korunduğunu, gerekçeli karar hakkının bir unsuru olan adil yargılanma hakkı Anayasa’ya 36. maddesinin 1. fıkrası ile herkesin sahip olduğu bir hak olarak girmişse de, gerekçeli karar hakkının tüm mahkemelere yüklenmiş bir zorunluluk şeklinde özel olarak düzenlendiğini, Anayasa’nın, yargı erkinin düzenlendiği “Üçüncü Bölüm”ünde yer alan 141. maddesinin 3. fıkrasının, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmünü içerdiğini, Anayasa’nın, adil yargılanma hakkını tanıyan 36. maddesinin 1. fıkrası hükmünün yanı sıra ...’i öne çıkaran 90. maddesinin 5. fıkrasındaki düzenlemeyle dahi AİHS’in 6. maddesi ve bu maddeye ilişkin ... içtihatları altında gerekçeli karar hakkının korunduğunu;İşbu istinaf başvurusuna konu ilk derece mahkemesinin kararının gerekçelendirmeden oluşturulduğunu ve yalnızca gerekçe olarak eksik inceleme sonucu oluşturulan bilirkişi raporunun gösterildiğini, dosyaya kendileri tarafından sunulmuş olan Prof. Dr. ...'den alınmış hukuki mütalaanın değerlendirilmediğini ve görmezden gelindiğini, Mahkemece gerekçeli kararda uzman mütalaasının neden hükme esas alınmadığına ilişkin bile hiçbir açıklama yapılmadığını;Sonuç olarak taraflar arasında “ortaklık ilişkisi” bulunmadığının gerek dosya kapsamında alınan uzman görüşü gerekse 10.07.2019 tarihli bilirkişi raporu ile de açıklığa kavuşturulduğunu, bu kapsamda kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.12.2020 Tarihli 2017/527 Esas 2020/663 Karar sayılı usul ve yasaya aykırı kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava, davalıya, vermiş olduğu borç paranın teminatı olmak üzere devredildiği iddia edilen birleşen davada davacıya ait asıl davada davacı şirket hisselerinin, ödenen borç miktarınca iadesi talebine ilişkindir.Asıl ve birleşen davada davacılar, davalı tarafından davacı ... Ticaret A.Ş.'ye 1.350.000 TL borç para verildiğini, bu borcun teminatı olmak üzere asıl davada davacı ...'nun keşideci ve anılan şirketin lehtar olduğu bonoların düzenlenerek davalıya verildiğini, aylık geri ödemeler yapıldıkça davalının bonoları iade ettiğini, aynı zamanda birleşen davada davacı ...'a ait şirket hisselerinin de borcun teminatı olmak üzere davalıya devredildiğini, taraflar arasında gerçek bir hisse devri olmadığını beyanla teminat olarak verilen şirket hisselerinden ödenen borca karşılık gelen kısmın iadesine karar verilmesini talep etmişler, asıl ve birleşen davada davalı taraf, birleşen davada davacı ...'a ait %20 oranındaki şirket hissesini bedelini ödeyerek devraldığını, taraflar arasındaki protokollerde açık bir şekilde hisse devrinin düzenlendiğini, hisselerini devreden ...'ın talebi ile ödemenin asıl davada davacı ...'na yapıldığını, senetlerin ise davacıya hisse devri protokolünde kabul edilen yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak yapılacak aylık 25.000 TL'lik ödemenin ifası amacıyla verildiğini, devirden sonra oğlunun davacı şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiğini, kendisinin şirketin genel kurul toplantılarına hissedar olarak katıldığını, taraflar arasında borç para verme ilişkisi olmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.HMK'nın 286. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebileceği ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 283. maddesinde hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği; 293. maddesinde  ise tarafların, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilecekleri kabul edilmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, birleşen davada davacıya ait asıl davada davacı şirket hisselerinin davalıya teminat amacıyla devredilip devredilmediğine ilişkindir. Mahkemece davacı şirkete ait ticari defterler ile karar defterindeki kayıtların incelenmesi konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, nihayetinde uyuşmazlık tüm delillerin ve esas olarak taraflar arasında düzenlenen protokollerin yasal düzenlemeler ışığında yorumlanması suretiyle çözümlenmiştir. Bilimsel bir konuya ilişkin olmayıp, Mahkemenin bilgisi dahilinde çözmesi gereken bir konuya ilişkin olarak \"hukuki mütalaa\" başlığı altında dosyaya sunulan uzman görüşü, Mahkemece değerlendirmeye alınarak, gerekçeli kararda içeriğine neden itibar edilmediğinin açıklanması gereken bir delil değildir. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilince ileri sürülen tüm istinaf sebepleri, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, gerekçeli kararda her bir iddia sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmış, karar Anayasa'nın 141. maddesine uygun şekilde gerekçeli olarak yazılmıştır. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; asıl ve birleşen davada davacılar, dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasında düzenlenen bila tarihli ... A.Ş.'nin Hisselerinin Devrine İlişkin Protokol ile; birleşen davada davacı ...'ın asıl davada davacı şirketteki %20 hissesini davalıya devredeceği, devre yönetim kurulunun onayının sağlanacağı ve devrin pay defterine işleneceği, yine devreden davacının, davalının yönetim kurulu başkan yardımcısı olması yönünde karar alınmasını sağlayacağı, bu görevi kapsamında davalıya aylık 25.000 TL ödeme yapılacağı, ödenecek 25.000 TL'nin şirketin borcu olacağı, şirket hisse devri ile ilgili işlemin bedeli olarak ödenen tüm paranın davalı ... ile ... arasında ikinci bir protokol şeklinde tanzim edildiği, yine davalıya yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak yapılacak aylık 25.000 TL ödeme konusunda ikinci bir protokolün düzenlendiği kabul edilmiştir. Davacı ... ile davalı arasında imzalanan 07/01/2016 tarihli borç protokolü, şirket hisse devir protokolünün eki olarak ve protokolde açıkça ifade edildiği üzere hisse devir bedeli ile davalıya yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak ödenmesi kabul edilen aylık 25.000 TL ödeme konusunda düzenlenmiştir. Hisse devir protokolü asıl sözleşme olup, davacıların iddia ettiği gibi borç protokolünün eki değildir. Hisse devir protokolünde davacı ...'ın hisselerini, davalı tarafından asıl davada davacı şirkete verilen borç paranın teminatı olmak üzere devrettiğine dair bir düzenleme olmadığı gibi, protokolün tamamından da tarafların iradesinin, davalının şirket hisselerini devralarak fiilen şirkette hissedar olması ve şirket yönetimine katılması konusunda birleştiği anlaşılmaktadır. Nitekim hisse devir protokolünden sonra davacı ...'ın sahip olduğu %20 oranındaki şirket hissesini gösteren 2000 adet nama yazılı hisse senedi geçici ilmuhaberi ciro edilerek davalıya teslim edilmiş, şirket yönetim kurulu kararı ile devre onay verilmiş, devir şirket pay defterine işlenmiş, davalının oğlu şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçilmiş, bu şekilde davacı ... tarafından protokolde üstlenilen edimler ifa edilmiştir. Hisse devir protokolünün eki olan borç protokolünde davalı tarafından davacı şirkete borç verildiğine dair bir beyan bulunmamaktadır. Bu protokolde, davalı tarafından hisse devri ile karşılığı yapılan ödemenin şekli açıklanmış ve davalının savunmasında ileri sürdüğü üzere ödenecek aylık 25.000 TL ücret konusunda aynı tutarda bonolar tanzim edilerek davalıya verildiği kabul edilmiştir. Davalı tarafından bilahare dava dışı ... A.Ş.'nin %30 hissesi de devralınmış olup davalı halen %50 hisse ile asıl davada davacı şirketin ortağıdır. Taraflar arasındaki ilişkide anayasa hükmünde olan sözleşmeler bağlayıcıdır. Birleşen davada davacı tarafından sözleşme içeriklerinden farklı bir şekilde, devrin teminat amacıyla yapıldığını ispat eder nitelikte ve kuvvette bir delil ibraz edilmediği gibi asıl davada davacı şirketin ticari defterlerinde davalı tarafından verilmiş bir borç ve yine bu borç karşılığında düzenlenen bonolara dair bir kayıt dahi bulunmamaktadır. Bu minvalde birleşen davada davacı ... tarafından davalıya devredilen şirket hisselerinin para borcunun teminatını oluşturmadığı, davalının bedelini ödeyerek davacı şirkette hissedar olduğu açıktır. Her ne kadar asıl davada davacılar tarafından davalıya devredilmiş bir şirket hissesi olmadığı ve devredilmemiş hisselerin iadesi de talep edilemeyeceğinden, yani asıl davada davacılar ileri sürülen subjektif hakkın öznesi olmadıklarından Mahkemece, asıl davanın aktif husumet yokluğundan reddine, birleşen davanın ise açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, her iki davanın da aynı gerekçe ile reddedilmesi hatalı olmuşsa da, verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan ve kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davada davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davada davacıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen davada istinaf eden davacılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70'şer TL harcın ayrı ayrı asıl ve birleşen davada davacılardan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"304272630bb0f6b3","SID":"354809ccf65a01d9"}}