{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/78 <br>KARAR NO: 2025/221<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2024<br>NUMARASI: 2021/465  Esas - 2024/568 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  İdare abone su sayaçlarının okunması ve faturalandırılma işinde çalışan ve en son işveren davalı şirketi tarafından iş akdi feshedilen ... tarafından işçilik alacaklarının tahsili talebiyle İstanbul 13. İş Mahkemesinin 2012/137 esas davanın yürütüldüğü, yargılama sonucunda 11/02/2014 tarih ve 2014/72 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne dair verilen karar temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 9. Dairesinin 2014/11285 Esas-2015/22478 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleştiğini, idare ve davalı şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi yapıldığını, ancak davalı icra takibi konusu borcu ödememesi sebebiyle, idare hesaplarına haciz uygulandığını ve idaremizce icra takibi konusu tüm bedellerin ödendiğini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile tarafça haciz tazyiki altında ödenmek zorunda kalınan 51.369,92-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Mahkemece, \"... İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının \"son işveren\" olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı asıl işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Bu nedenle, son işveren olan davalının, ihbar tazminatının tamamından, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere diğer işçilik alacaklarından ise, kendi dönemine isabet eden miktarlar üzerinden sorumlu olduğu kabul edilerek, tespit edilecek miktarın 1/2'sinin davalıdan tahsili gerektiği anlaşılmıştır. Somut olaya dönüldüğünde dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 08/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan hesaplama sonucunda belirlendiği üzere; Davalı tarafın, dava dışı işçinin kıdem tazminatının ana parasına isabet eden sorumluluğunun 2.234,22-TL olduğu, ihbar tazminatı ve işlemiş faiz toplamı olan 3.425,30-TL'nin tamamından son işveren olarak davalının sorumlu olduğu, dava dışı işçinin izin ücretinin 1.888,69-TL'sinden ücret alacağının ise 2.292,26-TL'sinden sorumlu olduğu, İstanbul 13. İş Mahkemesinin 2012/137 Esas ve 2014/72 Karar sayılı dosyasında yapılan dava masraflarının 1.707,95-TL'si ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan icra masraflarının 2.451,75-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla toplam 13.310,17-TL'lik tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine ilişkin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine  \"  karar verilmiştir.Verilen karar davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 09/06/2021 tarih 2020/292 E. 2021/618 K. Sayılı ilamı; \"...Mahkemece, davacı ile davalı arasında imzalanmış olan sözleşmenin sorumluluğa ilişkin 22. maddesinde genel şartname hükümlerine atıf yapıldığı ancak dosya kapsamında genel şartnamenin sunulmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde idari şartnameye dayandığı, idari şartnamenin incelenmesinde ise, taraflar arasında kıdem tazminatıyla ilgili bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle; asıl işveren ve alt işveren olan taraflar arasındaki sözleşme ve şartnamelerde, iş akdinin feshedilmesi nedeniyle doğan dava konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, dava dışı işçiye yapılan söz konusu ödemeler nedeniyle davacı taraf ve davalının yarı oranda sorumlu olduklarının kabul edilmiş ise de davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı delillerin, sözleşme ve şartname ile ilgili hükümler olduğu, genel ve teknik şartname arasında herhangi bir ayrım yapılmadığı gibi hangi şartname olduğu belirtilmemiş olsa bile davacının dayandığı delilller arasındaki sözleşmenin eki niteliğinde olduğundan gerekli görülmesi halinde mahkemece resen celbi gerektiği nitekim  taraflar arasında düzenlenen hizmet alım tip sözleşmesinin 22. Maddesinde \"yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde düzenleneceği\" kararlaştırılmış olup mahkemece sözleşmenin eki niteliğindeki genel şartname ve teknik şartname getirtilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. \" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece, \"Mahkememizce bunun üzerine genel ve teknik şartname celbedilerek hesaba yönelik yeni raporlar alındığı, alınan son raporda tespit edildiği üzere taraflar arasında ve şartnamelerde  dava dışı işçinin talep ettiği işçilik alacakları yönünden bir anlaşma olmadığının belirlendiği, bu sebeple HMK 167 uyarınca tarafların kural olarak eşit oranda sorumlu oldukları, ancak bunun yanında İstanbul BAM 45. H.D nin  2021/1044 esas ve 2024/927 karar nolu ilamında belirtildiği üzere,  son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktarın da belirlenmesi gerektiği,yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatından son yüklenici sorumlu iken, diğer alacaklardan ise her bir yüklenicinin işçiyi çalıştırdıkları süreyle sınırlı olacak şekilde sorumlu olduğu, ücret alacağı yönünden de sorumluluğun son işverene ait bulunduğu, mahkememizce alınan 21.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda da anılan BAM kararında belirtildiği şekilde sorumluluk miktarlarının tespit edildiği ve davalıya rücu edilebilecek tutarın 22.000,39 TL olduğunun hesaplandığı anlaşılmakla bu tutar üzerinden \" davanın kısmen kabulü ile 22.000,39-TL tazminatın dava tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkil idaremiz arasında akdedilen ve dosyayaya sunmuş olduğumuz sözleşmenin hükümleri gereği iş akdinin feshi halinde işçinin doğacak olan alacaklarından yüklenici davalı şirketin sorumlu olacağını, ayrıca kıdem tazminatının tamamından da son işveren olan davalı yüklenicinin sorumlu olacağını, bu nedenle  aykırı yönde tanzim edilen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve iş mahkemesi ilamı gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının yargılama ve takip masrafları ile birlikte rücuen tahsili istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacağından ve yargılama ve takip giderlerinden kimin ne oranda sorumlu olduğu  hususundadır.Dava dışı ...'nün İstanbul 13. İş Mahkemesi'nin 2012/137 E. Sayılı dosyasında işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dosyanın tarafları ... Şirketi ile ... Genel Müdürlüğü aleyhine dava açtığı, davanın kısmen kabulü ile  \"Kıdem Tazminatı talebinin kabulü ile, 17.378,04 TL’nin iş akdinin fesih tarihi olan 13/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ihbar tazminatı talebinin kabulü ile, 2.861,05 TL’den, 1.000,00 TL’sine dava tarihi olan 11/01/2012 tarihinden itibaren bakiye miktarına ıslah tarihi olan 09/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, yıllık izin ücreti alacağı talebinin  kabulü ile, 6.437,36-TL’nin, 1.000,00-TL’sine dava tarihi olan 11/01/2012 tarihinden itibaren bakiye miktarına ıslah tarihi olan 09/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ücret alacağı talebinin kabulü ile, 1.863,33 TL’nin, 1.000,00 TL’ sine dava tarihi olan 11/01/2012 tarihinden itibaren bakiye miktarına ıslah tarihi olan 09/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine..\" şeklinde karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2014/11285 Esas ve 2015/22478 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, dava dışı alacaklı işçinin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ile icra dosyası ile ... Şirketi ile ... Genel Müdürlüğü'ne   işçilik alacaklarının tahsili amacıyla takipte bulunduğu, davacı  tarafça icra dosyasına 51.369,92 TL ödeme yapıldığı, davacının işçilik alacaklarının rücuen tahsili amacıyla işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece, taraflar arasında sözleşme ve  şartnamelerde  dava dışı işçinin talep ettiği işçilik alacakları yönünden bir anlaşma olmadığı belirlenmekle HMK 167 uyarınca tarafların kural olarak eşit oranda sorumlu olduklarına karar verilmiş ise de   asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; \"...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren,  işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir...\" şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir.Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan \"...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça...\" hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçinin, işçi alacağından davacı asıl işveren ...'nin sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı ve  yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işveren ...'nin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davacı asıl işveren rücu talebi yerindedir.Ancak son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı,  ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir.  (Y.13. HD. 24/05/2018 T,  2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin  31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları) Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 23/03/2021 tarihli 2021/616 E. 2021/1083 K. Sayılı ilamında; \"...Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici  sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.\" şeklindedir.İş Mahkemesi kararında belirtilen alacak kalemleri incelendiğinde;   17.378,04 TL kıdem tazminatı, 2.861,05 TL ihbar tazminatı, 6.437,36-TL yıllık izin alacağı, 1.863,33 TL ücret alacağı, 3.424,77 TL  vekalet ücreti, 954,97  TL  yargılama giderleri olduğu, işlemiş faiz ile birlikte toplam 40.215,60 TL miktar üzerinden takip başlatıldığı, davacı  tarafça icra dosyasına  18/05/2015 tarihinde 51.369,92 TL  ödeme yapılarak dosyanın kapatıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere asıl işveren  ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenlerden rücuen tahsilini talep edebilse de davalı son alt işverenin, kıdem tazminatından, kendi çalıştırdığı dönemden,  ihbar tazminatı, ücret alacağı ile yıllık izin ücretinin tamamından sorumlu tutularak, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak hesaplama yapılması gerekmektedir.Dosya kapsamına göre; dava dışı işçinin toplam çalışma süresi olan 9 yıl 7 ay 16 (3511 gün) günün, 03/07/2008- 13/03/2010 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 10  (615 gün) günü davalı ... yanında çalıştığı, buna göre davalı şirket bünyesinde çalıştığı sürenin % 17,51'ne tekabül etmektedir. Buna göre davalının, hükmedilen 17.378,04 TL kıdem tazminatından  kendi çalıştırdığı döneme isabet eden tutar 3.044,05 TL olup bunun yanında tamamından sorumlu olduğu 2.861,05 TL ihbar tazminatı, 6.437,36-TL yıllık izin alacağı, 1.863,33 TL ücret alacağı ile birlikte toplam 14,205,79 TL'sinden sorumludur.  Bu tutar,  mahkemece hükmedilen, yargılama gideri, vekalet ücreti  hariç toplam 28.539,78 TL alacağın % 49,77'sine tekabül etmektedir.Takip dosyasındaki alacak kalemleri ile yapılan ödemeler karşılaştırıldığında; davacının ödediği 51.369,92 TL ödeme tutarından 28.539,78 TL'si mahkemece hükmedilen işçi alacakları, 22.830,14 TL'si yargılama gideri, vekalet ücreti, işlemiş faiz ve takip masrafıdır.Emsal yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak hükmedilmesi gerektiğinden davalının  yargılama gideri, vekalet ücreti, işlemiş faiz ve takip masrafı olarak sorumlu olduğu miktar  22.830,14 TL'nin % 49,77'sine tekabül eden 11.362,56 TL'dir. Buna göre, davacının, davalı ... şirketinden  rücu edebileceği alacak miktarı; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı ve ücret alacağı kalemleri yönünden toplam 14.205,79 TL, bu alacaklardan kaynaklanan yargılama gideri, vekalet ücreti, işlemiş faiz ve takip masrafı olmak üzere toplam 11.362,56 TL olmak üzere genel toplam 25.568,35 TL olarak hesap edilmekle bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, hesaplamaya yönelik nedenlerle kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince kaldırılmasına, yargılamada eksiklik olmaması nedeniyle kazanılmış haklar gözetilerek hükmün düzeltilmesi cihetine gidilerek esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, HMK'nın 353/1-b.2 bendi uyarınca İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/465 Esas - 2024/568 Karar ve 24/09/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 25.568,35-TL tazminatın dava tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 1.746,57-TL karar-ilam harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 5.984,85-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 2.978,83-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 25.568,35-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine, İstinaf giderleri yönünden; 1-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 187,80 TL harcın davalıdan hazine yararına tahsiline, 2-Davacı tarafça sarfedilen 1.169,40.TL istinaf başvurma harcı, 427,60.TL istinaf karar harcı ile 660,00 TL posta - davetiye gideri olmak üzere toplam 2.257,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49abd139094186d9","SID":"b68ce98d027b1748"}}