{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/230 <br>KARAR NO: 2025/220<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2024<br>NUMARASI: 2024/861 Esas  <br>DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ: 26/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Alacaklı tarafından açılan İİK 177/4 maddesi kapsamında ilama dayalı doğrudan iflas davasında, davalı borçlu vekilinin sunmuş olduğu talep dilekçesinde ; bedelsiz sermaye arttırımı sonrasında bedelli sermaye arttırımı gerçekleştirecek olup bedelli sermaye arttırımından elde edilecek fonun kullanımında iflas yoluyla gerçekleştirilen takipler de dahil olmak üzere ilgili alacaklılara ödeme yapılmasının planlandığını, nitekim müvekkil şirketin 2022, 2023 ve 2024 yıllarında toplam 434.373.927,63 TL alacaklılara iyi niyetli ve samimi olarak ödeme yaptığını, % 80.33 oranında halka açık olan müvekkil şirketin, beş binin üzerinde yatırımcı hissedarı bulunmakta olup öz sermayesi (15.950.535.113 TL) eldeki dosyada dahil olmak üzere tüm borçlarına yüzlerce kat misli ile yeterli olduğunu, fakat mevcut ekonomik koşullarda nakit akış dengesinde yaşanan bir kısım zorlukların mevcudiyeti ile yalnızca Aralık/2024 ayında söz konusu takipler dolayısıyla 115.092.585,32 TL ödeme yapması gerektiğini, söz konusu ödemelerde yaşanması muhtemel bir aksaklık neticesinde ülke ekonomisine ciddi anlamda değer katan, yalnızca öz sermayesi dahi borçlara yüzlerce kat misli ile yeterli müvekkil şirketin yanında gerek eldeki dosya ve benzer mahiyetteki dosya alacaklıları ve gerekse de beş binin üzerindeki yatırımcı hissedarlarının da zarar göreceği ve bu halin orantısız/ölçüsüz bir sonuç doğuracağını, gerek müvekkil şirket gerek eldeki dosya ve benzer mahiyetteki dosya alacaklıları ve gerekse de beş binin üzerindeki yatırımcı hissedarları açısından telafisi güç ve imkansız zararlar ile orantısız/ölçüsüz sonuçların önüne geçilebilmesi amacıyla müvekkil şirketin bedelli sermaye arttırımından elde edilecek fonun kullanımında iflas yoluyla gerçekleştirilen takipler de dahil olmak üzere ilgili alacaklıların tamamına ödeme yapılacağının taahhüt edildiği hususu da nazara alınarak işbu davaya konu müvekkil aleyhinde yapılan takibin bedelli sermeye arttırımından elde edilecek fonunun kullanımına kadar geçici süre ile durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 24/12/2024 tarihli ara kararı ile; \"ilama dayalı alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemiş olması halinde İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca iflasa tabi bir borçlunun doğrudan iflası talep edilmektedir. İlama bağlı bir alacağın icra emri tebliğine rağmen ödenmemesi nedeniyle iflasın açılmasında temel felsefe, borçlu tarafından artık inkar imkanı kalmamış ve bir mahkeme tarafından varlığı ve miktarı saptanmış alacağın her halükârda tahsilini sağlamak konusunda devletin etkinliğini somutlaştırmak ve alacaklının haklarını korumaktır. Böyle bir alacağın çeşitli usul ve takip oyunları ile ödenmemesini ya da ödenmesinin geciktirilmesini kanun koyucu kabul etmemiş ve bu olasılığın ortaya çıkmaması için iflas gibi sert bir önlem almıştır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 23 HD, 22/02/2024 tarih, 2024/327 Esas, 2023/333 karar) Somut olayda, davalı taraf icra takibinin \"bedelli sermaye arttırımından elde edilecek fonunun kullanımına kadar\" geçici süre ile durdurulmasını talep etmiş ise de, işbu dava İİK m.177/4 gereğince açılan doğrudan iflas istemine ilişkin olup mahkemece takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, doğrudan iflas prosedüründe \"takibin durdurulması\" kurumunun mevcut olmadığı, davalı tarafın talebinin yasal dayanağının bulunmadığı \" gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından talep dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.İİK'nın 177. maddesinde; \"1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yolulyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse\" alacaklının, önceden takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür.İlamların icrasına ilişkin hükümler İİK'nın 24 ile 41. maddeleri arasında düzenlenmiş, İİK'nın 32 ve devamı maddelerinde ise para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İİK'nın 32. maddesinde; \"Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi...\" hükmü, \"Haciz veya iflas istemek yetkisi\" başlıklı 37. maddesinde; \"İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemeyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olup ta alacaklı isterse yetkili ticaret mahkemesince iflasına karar verilir.\" hükmü yer almaktadır.İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi haciz yolu ile takibini İİK 43/2'ye göre iflas yoluna çevirmeden ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir.Davalı tarafından, bedelli sermeye arttırımından elde edilecek fonun kullanımına kadar geçici süre ile takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de eldeki dava ilama dayalı para alacağının icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca iflas kararı verilmesi istemiyle açılmıştır. İşbu davada mahkeme şekli ve sınırlı inceleme yetkisine sahip olup tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği için mahkemece tedbir isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının hazineye gelir kaydına, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8eaf685b3d4e5325","SID":"53381b8c4091b0a0"}}