{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/282 <br>KARAR NO: 2025/258<br>KARAR TARİHİ: 19/02/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2024<br>NUMARASI: 2021/721 Esas, 2024/828 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ   D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; taraflar arasında akdedilen \"Yetenek Sözleşmesi\"nden doğduğu iddia olunan alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, davalının sosyal medyada içerik üreticisi olduğunu, reklam ve pazarlama, tanıtım videoları düzenlediğini, bu iş için taraflar arasında \"yetenek sözleşmesi\" akdedildiğini, işbu sözleşmenin Üsküdar ... Noterliği'nin 08/02/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, davacının alacaklı değil aksine borçlu olduğunu, davacının çok uzun süredir müvekkilinin gelirlerini ödemediğini, dolayısıyla davacı yan hakkında icra takibi başlatıldığını ve itirazın iptali yargılamasının hala devam ettiğini, davacı yanın talep edilen alacağın varlığını kabul ettikleri ve ödeme için yaptıkları pazarlıkları gösterir yazışmaların da dosya içerisinde yer aldığını, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; \"...İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi'nin 2024/2210 esas ve 2024/1805 karar sayılı ilamına konu dava tarafları mahkememiz işbu dava dosyasındaki taraflar ile aynı taraflardır. Taraf sıfatları da aynıdır. İhtilafın özündeki konu Yetenek Sözleşmesinden doğan alacak davası da aynıdır. Sonuç olarak tarafları ve ihtilaf konusu aynı olan dava hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi'nin 2024/2210 esas ve 2024/1805 karar sayılı ilamı ile davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği hüküm altına alındığından mahkememizin işbu dava dosyasındaki 14/04/2022 tarihli ve 2 nolu celsenin 2 nolu ara kararından rücu etmek gerekmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi'nin 2024/2210 esas ve 2024/1805 karar sayılı esas alınarak ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın  usulden reddine...\" gerekçesi ile; \"Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden  REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE...\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ve davalı tacir olduğundan huzurdaki davada ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, Dairemizin 2024/2210 Esas - 2024/1805 Karar sayılı ilamına dayanılarak verilen görevsizlik kararının hatalı olduğunu çünkü davalının tacir olmasının yanı sıra yıllık kazancının da esnaf sınırının üzerinde olduğunu, davalı yanın vergi açılışını yapmış, kayıtlarda işyeri adresi yer alan, fatura düzenleyen bir tacir olup serbest meslek erbabı olmadığı, huzurdaki davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe; Taraflar arasında akdedilen \"Yetenek Sözleşmesi\"nden doğduğu iddia olunan alacağının tahsili istemine ilişkin eldeki davada, yerel mahkemece az yukarıda yazılı gerekçelerle görevsizlik karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak davacı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakeme Kanununun  341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak  yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen \"Yetenek Sözleşmesi\"nden doğduğu iddia olunan alacağının tahsili istemine ilişkindir.Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu; \"...-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi'nin 2024/2210 esas ve 2024/1805 karar sayılı ilamına konu dava tarafları mahkememiz işbu dava dosyasındaki taraflar ile aynı taraflardır. Taraf sıfatları da aynıdır. İhtilafın özündeki konu Yetenek Sözleşmesinden doğan alacak davası da aynıdır. -Sonuç olarak tarafları ve ihtilaf konusu aynı olan dava hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi'nin 2024/2210 esas ve 2024/1805 karar sayılı ilamı ile davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği hüküm altına alındığından mahkememizin işbu dava dosyasındaki 14/04/2022 tarihli ve 2 nolu celsenin 2 nolu ara kararından rücu etmek gerekmiştir. -İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi'nin 2024/2210 esas ve 2024/1805 karar sayılı esas alınarak ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın  usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak....\" şeklindeki gerekçe ile; \"1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden  REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin  görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere  İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,...\" karar verildiği ve verilen karara ilişkin olarak da davacı yanca İstinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, bir dava ancak görevli mahkemece incelenebilir. Mahkeme her şeyden önce görevli olmalıdır. Görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir. Bu noktada uyuşmazlık bakımından asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki görev ayrımı önem taşıdığından “ticarî dava” kavramına değinmekte fayda vardır.Her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen ve bu Kanun’un 4. maddesinde belirtilen diğer düzenlemelerden doğan hukuk davaları “ticarî dava” sayılır. Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.<br>Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır. Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5. maddesinin 1. Fıkrası; \"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticarî davalar ile ticarî nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.\" 5. maddesinin 3. Fıkrası; \"Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır\" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan TTK’nın 5/3. maddesinde yapılan bu düzenleme ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi haline gelmiştir. Bu değişiklikten sonra, ticarî davalara sadece asliye ticaret mahkemeleri bakacaktır. 6335 sayılı Kanun ile yapılan göreve ilişkin bu değişiklik 6335 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesi gereğince 01.07.2012 tarihinden önce açılmış olan davalara uygulanmaz. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasını gerektirir. Buna göre asliye ticaret mahkemesi bulunan bir yargı çevresinde dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış olursa, mahkeme görevli olup olmadığını kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine hüküm verilinceye kadar inceleyerek görevsizlik kararı verebilmelidir. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde; davanın,  taraflar arasında akdedilen \"Yetenek Sözleşmesi\"nden doğduğu iddia olunan alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, somut davada her ne kadar davacı tarafın tüzel kişi tacir olduğu açık ise de;  yerel mahkemece gerekçeli kararına dayanak yaptığı, tarafları aynı olan ve ihtilafın da eldeki dava ile aynı mahiyetteki Yetenek Sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası sonucu verilen görevsizlik kararına ilişkin olarak Dairemizce inceleme yapılan  2024/2210 Esas ve 2024/1805 Karar sayılı Dairemiz ilamında da açıkça belirtildiği üzere; Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul /Yakacık  Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda, davalı Merve Kutlu'nun işletme hesabı esasına tabi olduğu ve yıllık kazancının tacir vasfını kazanmak için aranan sınırı aşmadığı, bu haliyle  davacının tacir vasfına haiz olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle de taraflar arasındaki uyuşmazlığın  TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan sayılamayacağı, ayrıca davalının tacir olmaması nedeniyle de nispi ticari davadan da bahsedilemeyeceği, dolayısıyla da uyuşmazlığın çözüm yerinin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca her ne kadar davacı yanca İstinaf başvuru dilekçesinde; \"-Huzurdaki Davada, Davalının Görevsizlik İddiaları Sonrasında, Dosya İncelenmiş, Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı Verilmiş, Görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri Olduğu Tespit Edilmiştir. Bu Nedenle, Yerel Mahkemenin Görevsizlik Kararı Hatalı Olduğundan,  Yapılacak İstinaf İncelemesi Sonucunda Kaldırılması Gerekmektedir. -Taraflar arasındaki dava kapsamında, davalı tarafından ileri sürülen görev itirazları yerel mahkemece reddedilmiştir. Akabinde, davalının olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yönündeki talepleri üzerine görev itirazları Uyuşmazlık Mahkemesi’ne taşınmış ve dosya Danıştay Başsavcılık Uyuşmazlık'ın gönderilmiştir. Mahkeme'nin 2022/137E. Ve 13.06.2022 tarihli kararı ile de Başsavcılıkça olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına gerek olmadığı yönünde karar verilmiştir\" şeklinde bir istinaf sebebine dayanılmış ise de; davacı yanca iddia edilen hususlarda herhangi bir karar örneği veya delil sunulmadığı, bu hususa ilişkin olarak dosyada mübrez olan; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, UY-2022/159165 sayılı, Dosyanın iadesi konulu ve 23.12.2022 tarihli kararı incelendiğinde ise karar içeriğinin aynen; \"İSTANBUL ANADOLU 10. TİCARET MAHKEMESİNE ... Hiz. A.Ş. tarafından ... aleyhine açılan davayla ilgili Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/721 Esas sayılı dava dosyası, davalı vekili tarafından verilen tarihsiz dilekçeyle; davalı vekilinin davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi talebinin reddine ilişkin 14.04.2022 tarihli ara karara karşı, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunulması üzerine, söz konusu dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bilindiği gibi, 2247 sayılı Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasında; \"Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.\" hükmüne, 10. maddesinin birinci fıkrasında; \"Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli ve idari bir yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir.\" hükmüne yer verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; ortada adli ve idari yargı yerlerince karşılıklı olarak verilmiş görevsizlik kararı bulunmadığı gibi, davalı tarafından idari yargılehine görev uyuşmazlığı çıkarılması talebi de bulunmadığından, 2247 sayılı Kanun'un 1. ve 10. maddelerinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılacak herhangi bir işlem bulunmayan dosya ekte iade edilmiştir.\" şeklinde olduğu, karar içeriği incelendiğinde de Dairemiz kanaatini değiştirecek herhangi bir karara yer verilmediği anlaşıldığından, davacı yanın iş bu yöndeki İstinaf istemine de itibar edilmemiş ve reddine karar verilmiştir.Bu itibarla da; tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemiz'ce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere  dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; davacı yanın istinaf talepleri yerinde görülmemiş, açıklanan nedenlerle de, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.1. maddesi gereğince, esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 3.Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 19/02/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a06bb1d892208f09","SID":"628ffa565c3fa84e"}}