{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/96 <br>KARAR NO: 2025/77<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2021<br>NUMARASI: 2014/394 Esas -  2021/186 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ: 25/04/2013<br>BİRLEŞEN <br>İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2014/11 KARAR NO: 2014/160<br>BİRLEŞEN DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 10/01/2014<br>BİRLEŞEN <br>İSTANBUL 38. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2013/317 KARAR NO: 2015/54<br>BİRLEŞEN DAVA: İtirazın İptali <br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 07/11/2013<br>BİRLEŞEN <br>İSTANBUL 39. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2013/313 KARAR NO:2014/21<br>BİRLEŞEN DAVA: İtirazın İptali <br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 07/11/2013<br>BİRLEŞEN <br>İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2013/303 KARAR NO: 2013/272<br>BİRLEŞEN DAVA: İtirazın İptali <br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 07/11/2013<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı - karşı davalı ... Nak. Tic.  Ltd. Şti. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Asıl dava yönünden; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında yapılmış bayi perakende satış sözleşmesi kapsamında, 23/06/2000 tarihinden itibaren ... mağazası adı altında davalının Karadeniz Ereğlisi bayiliğini yaptığını, bayilik sözleşmesinin teminatı olarak değişik tarihlerde davalıya dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen çeşitli ipotekler, teminat mektubu ve çekler verildiğini, müvekkilinin üzerine düşen edim ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının yapılan ihtara rağmen malları göndermediğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak bu tutumu devam ettirdiğini, ayrıca müvekkilinin borçlu olmamasına rağmen aleyhine bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap ilişkisine dayalı haksız takipler yaptığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle, davalı tarafa verilen 200.000 TL teminat mektubu ve toplam 244.651,03 TL bedelli (dilekçede maddi hata ile 245.651,03 TL olarak hesaplanmıştır) 13 adet çek yönünden tedbir kararı verilmesini ve taraflar arasındaki sözleşmesinin feshi ile müvekkili şirketten talep edilen 484.565,96 TL yönünden borçlu olunmadığının ve 2.928.434,04 TL borçlu olunduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 04/03/2015 tarihli dilekçesinde ayrıntılı olarak açıkladığı üzere maddi hatadan dolayı sadece 484.565,96 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde müvekkili şirkete 2.928.434,04 TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, taraflar arasında yapılmış mutabakat metni gereği davacının müvekkili şirkete 28/02/2013 tarihi itibariyle 4.113.561 TL borçlu olduğunu, davacı aleyhine henüz açılmış dava ve takip bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Birleşen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/11 Esas sayılı dosyası yönünden;Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davada açıkladığı nedenlerle, sonuç olarak icra takiplerine dayalı müvekkili şirket yönünden, haczedilip muhafaza altına alınan mallarının satış sezonlarının bitmesi ve yediemindeki süre gözetildiğinde kullanılamaz durumda olmaları nedeniyle bu malların perakende satış fiyatından şimdilik 50.000 TL'nin, kazanç değer kaybından şimdilik 50.000 TL'nin, haksız hukuka aykırı haciz işlemine dayalı 50.000 TL'nin ve haksız işlemlere dayalı olarak 150.000 TL manevi tazminatın ve diğer müvekkil gerçek kişi yönünden ise 150.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı taraftan alacaklı olduğunu, bunu davacı yanın da ikrar ettiğini, ikrara rağmen borcun ödenmediğini, eldeki davada ileri sürülen iddiaların hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı tarafın mal kaçırma gayesi içinde olduğunu, elindeki stokları yüksek indirim uygulayarak elden çıkarma çabası içinde olduğunu, icraca muhafaza altına alınan malların zaten mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu, bu malların konsinye niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/317 Esas sayılı dosyası yönünden; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı 3.667.763,03 TL cari hesap alacağının yapılan ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla davalı şirket ve borçların temini için ipotek veren davalı gerçek kişi aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, davalı şirketin müvekkili aleyhine açtığı davada 2.928.434,04 TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, ayrıca taraflar arasında 28/02/2013 tarihi itibariyle davalının müvekkiline 4.113.561 TL borçlu olduğuna ilişkin mutabakat metni düzenlendiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı aleyhine İstanbul 31. ATM'nin 2013/135 Esas sayılı dosyasından menfi tespit davası açıldığını, söz konusu davanın tarafları ile eldeki davanın taraflarının ve konusunun aynı olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, ayrıca müvekkili şirketin adresi itibariyle takipte ve davada yetkili yerin Düzce Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu; esas yönünden ise, müvekkili şirket ile davacı arasında yapılmış bayi perakende satış sözleşmesine istinaden müvekkili bayinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, mal bedellerinin teminatı olarak değişik tarihlerde çeşitli ipotekler, teminat mektubu ve çekler verildiğini ancak, davacı şirketin malları göndermediğini, davacının bu tutumu karşısında müvekkilinin zor duruma düştüğünü, davacıya borçlu olunmadığını ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, davacının kötüniyet tazminatını mahkumiyetini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/313 Esas sayılı dosyası yönünden; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının yapılan ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle 50.000 TL üzerinden davalı şirket ve borçların temini için ipotek veren davalı gerçek kişi aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, davalı şirketin müvekkili aleyhine açtığı davada 2.928.434,04 TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, ayrıca taraflar arasında 28/02/2013 tarihi itibariyle davalının müvekkiline 4.113.561 TL borçlu olduğuna ilişkin mutabakat metni düzenlendiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı aleyhine İstanbul 31. ATM'nin 2013/135 Esas sayılı dosyasından menfi tespit davası açıldığını, söz konusu davanın tarafları ile eldeki davanın taraflarının ve konusunun aynı olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, ayrıca müvekkili şirketin adresi itibariyle takipte ve davada yetkili yerin Düzce Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu; esas yönünden ise, müvekkili şirket ile davacı arasında yapılmış bayi perakende satış sözleşmesine istinaden müvekkili bayinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, mal bedellerinin teminatı olarak değişik tarihlerde çeşitli ipotekler, teminat mektubu ve çekler verildiğini ancak, davacı şirketin malları göndermediğini, davacının bu tutumu karşısında müvekkilinin zor duruma düştüğünü, davacıya borçlu olunmadığını ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, davacının kötüniyet tazminatını mahkumiyetini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/303 Esas sayılı dosyası yönünden; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının yapılan ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle 400.000 TL üzerinden davalı şirket ve borçların temini için ipotek veren davalı gerçek kişiler aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, davalı şirketin müvekkili aleyhine açtığı davada 2.928.434,04 TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, ayrıca taraflar arasında 28/02/2013 tarihi itibariyle davalının müvekkiline 4.113.561 TL borçlu olduğuna ilişkin mutabakat metni düzenlendiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Bu kapsamda asıl dava yönünden yapılan yargılama sonrasında; yukarıda gerekçesiyle tartışılıp değerlendirildiği üzere ve benimsenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacının, davalıya borçlu olduğu, davaya ve takibe dayanak borcunun ödendiği yönündeki iddianın hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde yasal delillerle ispatlanamadığı, dolayısı ile ileri sürülen borçlu olunmadığı yönündeki isteminin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; takibin durdurulmuş olması dikkate alınarak İİK'nın 72/4.maddesi gereğince davacı borçlunun tazminata mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Birleşen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/11 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan yargılama sonrasında; yukarıda gerekçesiyle tartışılıp değerlendirildiği üzere, davacının davalıya borçlu olduğu, bu halde davalının alacağın tahsili için giriştiği icra takibinde haklılığının bulunduğu, dolayısıyla haciz nedeniyle muhafaza altına alınan mallardan dolayı uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından birleşen bu davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/317 Esas, İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/313 Esas ve İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/303 Esas sayılı dosyaları yönünden yapılan yargılama sonrasında; yukarıda gerekçesiyle tartışılıp değerlendirildiği üzere, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak birleşen bu dosyalardaki davacının davalıdan takip miktarlarının üzerinde alacaklı olduğu, ayrıca birleşen davacı taraf alacağına istinaden taraflar arasında dosyada örneği bulunan 28/02/2013 tarihli mutabakat metni düzenlendiği, sözkonusu mutabakat metnine yönelik borçlu tarafın bir itirazının bulunmadığı, davalı tarafça faturalar konusu mal bedellerinin ödendiğinin usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı gibi faturalara süresi içinde itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda kanıt yükü kendisinde olan davacı tarafça alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Dolayısıyla alacağın tahsili için davacı tarafça davalı borçlu ve ipotek verenler hakkında başlatılan birleşen bu davalara dayanak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takiplerine vaki itirazların haksız olduğu ve İİK'nın 67.md gereği iptalinin gerektiği anlaşıldığından, birleşen bu davaların kabulüne; alacak likit ve itirazlar haksız olduğundan davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine, \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı - birleşen davalılar ... Nak. Tic.  Ltd. Şti. Ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Nak. Tic.  Ltd. Şti. ile davalı-karşı davacı ... arasındaki temel ve ticari ilişkinin 2000 yılında imzalanan ve Nisan 2013 yılına kadar devam eden bayilik sözleşmesi gereği olduğunu, uzun yıllara dayanan bayilik sözleşmesi kapsamındaki ticari ilişki nedeni ile davalı-karşı davacının gönderdiği  malların karşılığı ve teminatı olmak üzere itirazın iptali davasına konu olan gayrımenkullerin ipotek olarak verildiğini, tarafların defter ve kayıtlarının 28/02/2013 tarihli hesap mutabakatı ile uyumlu olmadığının açıkça ortada olduğunu, bayilik sözleşmesi gereğince sadece davalı-karşı davacıdan fatura karşılığı mal alan bayi müvekkil ile ...'nin defter ve kayıtları arasında da 1.560.030,25 TL.lik fark görülmekte olduğunu, tarafların defter ve kayıtlarının kendi leh ve aleyhlerinde kesin delil olduğunu, (Bu farkın içerisinde müvekkil tarafından ödenen çekler ile teminat mektubu da dahil edilmemiştir.) kök raporda dahi ... A.Ş 'nin mahkemenin kabulünde olan 3.667.763,03 TL. oranında borçlu olduğunun belirtilmediğini, tarafların defter ve kayıtları arasında bu şekilde yüksek bir fark olması nedeni ile; farkın neyden kaynaklandığı defter ve kayıtların neden ve ne şekilde bu farkın oluştuğu hususlarında rapora itiraz da edildiğini, 18.04.2014 tarihli kök rapor ve dava dosyasına  ilişkin olarak teknik ve hukuki mütalaa aldıklarını,  itirazları ve hukuki mütalaa üzerine aynı heyetten 07.06.2016 tarihli ek rapor alındığını,  kök raporda dahi müvekkilin mahkemenin kurduğu hüküm kadar borçlu olduğu yönünde bir tespit bulunmadığını, mahkemenin doğrudan davalı-karşı davacının talebini hükme esas aldığın, kök rapor ve ek raporların çelişkili olduğunu, asıl davada verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davaya konu edilen 200.000 TL.lik teminat mektubu ile 20.000 TL.lik ... Bankasına ait çekin dava sürecinde ödenmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususun hükme esas alınmayarak davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen İstanbul 29.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/11 esas sayılı dosyada taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ile hiç bir ilgi ve alakasının olmamasına rağmen davaların birleştirildiğini ve hiç bir inceleme yapılmadan neticede de davalı-karşı davacının müvekkilden alacaklı olduğu gerekçesi ile hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin yetkisine yaptıkarı itirazlarının usul ve yasaya aykırı olarak ret edildiğini, davalı-karşı davacı tarafından müvekkil aleyhinde haksız ve hukuka aykırı olarak sahte senetlerle icra takipleri yapıldığını ve müvekkillere ait tüm menkullerin muhafaza altına alınıp, satıldığını, tüm bunlarla birlikte müvekkillerin açtığı davaların hukuka aykırı olarak ret edildiğini ve karşı davaların ise raporlar bir tarafa bırakılarak taleple bağlı kalınarak tümden kabul edildiğini, müvekkillerin tüm menkul mallarının haczedilip muhafaza altına alındığını ve bu sebeplerle de müvekkil şirketin kapandığını ve faaliyetine de devam edemediğini beyanla, talep ve istinaf etmiştir.Davalı-birleşen davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: tüm dosya kapsamında asıl davanın dava dilekçesi ile müvekkil şirkete 2.928.434,04 TL borçlu olunduğunun ikrar edildiğini, dolayısıyla bu 2.928.434,04 TL  bedelin, zaten yargılama dışında dahi tutulması gerektiğini,  taraflar arasındaki mutabakat metninin, yargı denetiminden geçtiğini, hukuka uygun bir mutabakat olduğunu, dolayısıyla mutabakat metni ile sabit olan 28/02/2013 tarihi itibariyle 4.113.561,00 TL borcun da esasen yargılama dışında tutulması gerektiği halde yargılandığını ve müvekkil şirket tarafından  alacak bedelinin ispat edildiğini, kök rapor ile fatura alacağı zannedilmiş olan 4 adet ters kayıt işleminin, bedeli ödenmeyen ve bankasına iade edilen 4 adet çek bedeli olduğunu, çeklerin cari kayıtlara alacak olarak işlendikten sonra karşılıksız olduğun tespit edildiğini, ticari ilişkinin şekli gereği yine de \"karşılıksızdır\" işlemi yaptırılmadığını,  karşı tarafa iade edildiğini, doğal olarak cari kayıtlara bu defa borç olarak işlendiğini, karşı taraftan karşılığı olan, yeni vade tarihli çekler tanzim etmesi beklenirken karşı tarafın imtina ettiğini, müvekkil şirketin yıl sonu cari hesabında görünen alacağına karşılık çek ile itfayı kabul ettiğini, ancak karşılığı olmayan çekleri ...'e iade ederek bakiye alacağını bir sonraki yıla devrettiğini, devreden alacak ile birlikte sonraki alacakları için de çek ile itfa noktasında aynı uygulamayı sürdürdüklerinin görüldüğünü, davacı karşı davalı şirketin, bahse konu 4 adet çeki elinde bulunduruyor olmasının ( bankaya ibraz edenin kendisi olmasının ) borcun sükut ettiği anlamına gelmediğinin taraflarınca ispat edildiğini, Zira 4 adet çek borç sükut ettiği için kendisine verildi ise davacı karşı davalı şirket, çek bedellerini müvekkil şirkete ödediği iddiasında olduğunu, oysa dosyaya da herhangi bir ödeme ispatı arz edemediklerini, müvekkil şirketin hiçbir biçimde sahte bono veya çek düzenlememiş olduğunu, aksine davacı karşı davalı tarafın, taraflar arasındaki ilişki şeklini suistimal ederek çekleri ve bonoları başkasına imzalatarak müvekkil şirkete ilettiğini,  yerel mahkeme kararının usul ve yasaya tümüyle uygun bir karar olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin son derece isabetli olduğunu,  karşı tarafın icra takiplerinin hiçbirinde yetkiye itiraz etmediğini, icra müdürlüğünün yetkili hale geldiğini, davacı karşı davalının, yaklaşık 8 yıl süren dava boyunca görülen hiçbir duruşmada yetki itirazını yinelememiş olduğu halde, istinaf başvurusu sırasında bu hususta itirazda bulunarak, gayesinin adaletin tecelli etmesinden ziyade muhakemenin sürüncemede kalması olduğunu aşikar ettiğini, taraflar arasındaki  ticari ilişkide ...'in bir taraf olmadığını, bu davacının dava açmasının dahi en başından hatalı olduğunu, bu davacının yalnızca ipotek veren 3. kişi olduğunu, asıl borçlu şirketin borçlarına karşılık taşınmazının satışına katlanacak olan taraf olduğunu, müvekkil şirketin zaten bu davacıdan cari alacağı olduğunu hiçbir zaman iddia etmediğini, sözleşme borçlarını bu kişiden istemediğini, her zaman asıl borçlu şirketin ... firması olduğunu, taraflar arasındaki mutabakat metninin 28/02/2013 tarihli olduğunu, dolayısıyla dava süresince alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen alacak tutarı ile birebir aynı olmamasının son derece normal olduğunu, kaldı ki karşı tarafın ticari defterleri ile de aynı olmamasının zaten ihtilafın temel sebebi olduğunu, karşı tarafın kendi imzasını havi mutabakat metnine rağmen tüm borçlarını carisine işlemediğini, buna rağmen kendi carisinde dahi müvekkil şirkete karşı borçlu tespit edildiğini  ve hatta alacaklarının tespitinde müvekkil şirketin kayıtlarının yanında, lehe delil olma özelliği taşımadığı halde karşı tarafın kayıtlarıda dikkate alınarak alacağın her türlü kesin olarak ispatlandığını beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Asıl dava; taraflar arasında yapılmış bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine, Birleşen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/11 Esas sayılı dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminatlar bulunmasına rağmen   sahte bonolar kullanılarak yapılan  haksız hacizden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın davalıdan tazmini istemine, Birleşen İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/317 Esas sayılı dava;   ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatılan takibe yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine, Birleşen İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/313 Esas sayılı dava;  ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatılan takibe yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine, Birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/303 Esas sayılı dava;  ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatılan takibe yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak asıl ve  Birleşen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/11 Esas sayılı dosyaları yönünden davaların reddine, birleşen   İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/317 Esas sayılı, Birleşen İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/313 Esas sayılı  ve  Birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/303 Esas sayılı davaları yönünden tahsilde terkerrür olmamak ve ipotek limitlerini aşmamak kaydıyla davaların kabulüne karar verilmiş, kararlara karşı davacı-birleşen davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık, itirazın iptali davaları yönünden mahkemenin yetkili olup olmadığı,  davacı birleşen davalının davalı-birleşen davalıya 484.565,96 TL yönünden borcunun bulunup bulunmadığı, haksız haciz nedeniyle davacı-birleşen davalının  tazminat talebinin yerinde olup olmadığı, tahsilde tekerrür olmamak üzere kurulan itirazın iptaline ilişkin hükümlerin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. İtirazın iptali davaları yönünden mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı birleşen davalı vekili esasa cevap süresi içerisinde mahkemenin yetkisine  itirazda bulunmuş ve yetkili mahkemenin  ve icra dairesinin  Düzce  Mahkemeleri ve İcra Daireleri  olduğunu ileri sürmüştür. İtirazın iptali davası için İİK'nda özel bir yetki kuralı öngörülmemiştir. Bu nedenle, yetkili mahkeme, HMK'nun 6.  ve devamı maddelerinde tanzim edilen yetki kurallarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla, itirazın   iptali  davasının  icra   takibinin   yapıldığı   yer   mahkemesinde  bakılacağı  gibi  bir zorunluluk söz konusu değildir. Doğal olarak, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması veya itirazın usulüne uygun olmaması tek başına takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olmasını gerektirmez. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş veya itiraz usulüne uygun değil ise, yetkinin kamu düzenine ilişkin kesin yetki olduğu haller hariç, takip artık yetki itibariyle kesinleşir. Alacaklı, genel yetkili tüm mahkemelerden borçlunun itirazının iptalini talep edebilir.(Yargıtay 11. HD'nin 06.12.2010 tarih, 2009/6465 - 2010/12510 E/K). Zira itirazın iptali davasının dava konusu takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılması gerektiği yönünde bir yetki kuralı bulunmamaktadır (Yargıtay 19. HD'nin 27.01.2016 tarih, 2015/9221 - 2016/1008 E/K). Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönüldüğünde;  icra dairesinin yetkisine İİK 150 maddesi gereği ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmemiş olmakla icra dairesinin yetkisi kesinleşmiştir. Mahkemenin yetkisi yönünden ise 6100 sayılı HMK 6. maddesi uyarınca, dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesi olan Düzce mahkemeleri genel yetkili mahkemedir. Dava konusu icra takiplerinin dayanağı olan ipotek resmi senetlerinin içeriğinden davacının bir miktar para alacağının (davalının aldığı ve alacağı ürün bedellerinin) teminatı olmak üzere davacı şirket lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sy. TBK'nın 89/1-1 fıkrası  gereği  aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği,  6100 sayılı HMK 10 maddesi uyarıncada sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda davacı alacaklının Kağıthane/İstanbul adresini yetki çevresine alan  İstanbul (merkez çağlayan)  adliyelerinde dava açılabileceği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda taraflar arasında düzenlenen bayi perakende satış sözleşmesinin 28. Maddesi \"bu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların hal mercii İstanbul merkez adliyesi ve icra daireleridir.\" şeklinde  yetki şartının konulduğu, tarafları tacir olan sözleşmenin HMK 17. Maddesi gereği geçerli olup  İstanbul mahkemelerine dava açılabileceği  anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin yetki itirazının reddine ilişkin gerekçesi yerinde olmamakla birlikte HMK 17 ve HMK 10 maddesi gereği İstanbul mahkemeleri yetkilidir. Yetki itirazının reddine karar vrelimesi sonucu itibarıyla doğru olduğundan bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde değildir. Taraflar arasında uzun süredir bayilik sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu, 28/02/2013 tarihli mutabakat ile ... A.Ş.'nin ... A.Ş.'den  28/02/2013 tarihi itibarıyla 3.413.346,24 TL cari hesap alacağı ve 700.014,76 TL çek borcu olmak üzere toplam 4.113.561,00 TL alacağı konusunda tarafların mutabık kaldıkları anlaşılmaktadır. Davacı  karşı davalının bir kısım borçlarını ödememesi gerekçesi ile davalı-karşı davacı tarafça 03 Mayıs 2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 16.1 maddesine dayanılarak sözleşmenin feshedildiği  ve 3.667.492,10 TL borcun 3 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Davacı-birleşen davalı yanca 25/04/2013 tarihinde İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/135 Esas dosyası ile müvekkilinden talep edilen 3.413.000 TL den 484.565,96 TL sinden borçlu olmadığının davalı tarafa 2.928.434,04 TL borçlu olduğunun tespitine, ve ihtiyati tedbir yolu ile ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmaması, teminat mektubunun paraya çevrilmemesi, ve 13 adet çekin ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir talep edildiği, mahkemece ihtiyati tedbirin kabulüne karar verildiği, ihtiyati tedbir kararının uygulandığı,    tedbire itirazın reddedildiği,  kararın temyizi üzerine Yargıtay 19. HD. 2013/16229 E.- 2013/19095 K. Sayılı ilamı ile ihtiyati tedbire ilişkin kararın bozulduğu, ilk derece mahkemesince de ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı birleşen davacı yanca  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile 1.000,000 TL bonoya dayanılarak  16/05/2013 tarihinde  ... A.Ş ve ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, alınan ihtiyati haciz kararı uygulanarak borçluların bir kısım menkullerinin haczedilip muhafaza altına alındığı, bilahare takibe dayanak bono üzerindeki imzaların borçlulara ait olmadığı gerekçesi ile İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesine itirazda bulunulduğu, bu mahkemece imzalar borçluya ait olmadığı belirlenerek itirazın kabulüne, takibin durdurulmasına, %20 oranında kötü niyet tazminata hükmedildiği, kararın temyizi üzerine para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesi kararın Yargıtay 12 H.D. 2014/30801 E, 2015/7343 K. Sayılı ilamı ile bozulduğu, ilk derece mahkemesince 2018/855 E.- 2015/1137 K sayılı ilamıyla asıl alacak üzerinden %10 para cezasına hükmedildiği kararın temyizi üzerine Yargıtay 12 HD.  2016/4822 E . Kararı ile kararın onanmasına karar verildiği, karar düzeltme talebi üzerine de 2017/423 E. Sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı birleşen davacı yanca  İstanbul  ...  İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile 2,000.000 TL ve 400.000 TL bedelli iki adet  bonoya dayanılarak ... A.Ş ve ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, takibe dayanak bonolar üzerindeki imzaların borçlulara ait olmadığı gerekçesi ile İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin  2013/1030 Esas dosyası ile  itirazda bulunulduğu, bu mahkemece imzalar borçluya ait olmadığı belirlenerek itirazın kabulüne, takibin durdurulmasına, %20 oranında kötü niyet tazminata ve %10 oranında para cezasına  hükmedildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 12 HD 2015/33873 E.- 2016/11847  K. Sayılı ilamı ile hükmün tazminat ve para cezası yönünden düzeltilerek onandığı, karar düzeltme talebi üzerine de aynı dairesinin  2016/28415 E. Sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına  karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı- birleşen davalı tarafça  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile  başlatılan haksız takip nedeniyle mallarının haczedildiğini, işletmeyi kapatmak zorunda kaldığı gibi başka alacaklılarının da borçlarını ödeyemediğini, itibar kaybına uğradığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemli İstanbul 29 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/11 Esas dosyası ile dava açılmış ve asıl dosya ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı birleşen davacı tarafça bayilik ilişkisinden kaynaklanan  borçların teminatı olarak verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile 400.000 TL, ... dosyası ile 50.000 TL ve ... dosyası ile  3.667.763,03 TL alacağın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsili için takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Taraf delilleri toplanmış mahkemece konusunda uzman bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar alınmıştır. Denetime elverişli ve  hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporları ile tarafların 28/02/2013 tarihli mutabakatları ve mutabakat sonrası yapılan işlemler denetlenerek takip tarihi olan  10/07/2013  tarihi itibarıyla davalı -birleşen davacının alacağı 3.667.763,04 TL olarak belirlenmiştir.Bu durumda davacı-birleşen davalının menfi tespit davasının reddine karar verilmesinde ve davalı karşı davacının ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin itirazın iptali davalarının ipotek limitiyle sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Takip ve dava tarihi itibarıylaYargıtay uygulamaları alacak rehin ile teminat altına alınmış olsa dahi İİK 45/3 maddesindeki İİK 167 maddesi hükmü saklı tutulduğundan kambiyo senetlerine mahsus takip yapılmasında bir usulsüzlük yoktur. İİK'nın 167/1 maddesi uyarınca alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yapılabilir. Zira, İİK'nın 45. maddesinde  poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167 nci madde hükmü mahfuz tutulmuş olup, alacağın rehinle temin edilmiş olması kambiyo takibi yapılmasına veya ihtiyati hacze engel teşkil etmez.Yargıtay İçtihatları birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2021/2 E.- 2023/1 K sayılı kararı ile; Rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hemde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı içtihat edilmiştir. Sözü edilen kararda alacaklının bu yollardan birini tercih etmesi gerektiği vurgulanmıştır.  Bahsi geçen kararın  karar tarihinden sonraki uyuşmazlıklarda bağlayıcı olduğu, önceki uyuşmazlıklarda uygulama  yeri bulunmadığından davalı-birleşen davacının  bonoya dayalı ayrıca takip yapması hukuka aykırı bir durum olmayıp hakkın kullanılmasından ibarettir.  Davalı karşı davacının 3.667,763,04 alacağı bulunduğu, bu miktarın 2.9434,04 TL si yönünden taraflar arasında uyuşmazlık dahi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Karşı davacının yaptığı takibe konu bonolar üzerindeki imzanın davacı-birleşen  davalı eli ürünü olmadığının anlaşılması nedeniyle icra hukuk mahkemelerince tazminatlara hükmedilmiş ve müeyyidesi uygulanmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta ise davalı karşı davacının alacaklı olduğu haciz uygulanan miktarın alacak miktarından düşük olduğu  anlaşılmakla bu dava yönünden de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı/birleşen davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı/ birleşen davalı ... Nak. Tic.  Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl Dava yönünden; a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Birleşen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi  2014/11 E 2014/160 K sayılı dosya yönünden; a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Birleşen İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/317 E 2015/54 K sayılı dosya; a-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 62.636,22 TL harcın, alınması gerekli olan 250.544,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187.908,68‬ TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,5-Birleşen İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/313 E. 2014/21 K. sayılı dosya;a-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 853,87 TL harcın, alınması gerekli olan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.561,63 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/303 E. 2013/272 K. sayılı dosya; a-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 6.831,00-TL harcın, alınması gerekli olan 27.324,00- TL harçtan mahsubu ile bakiye 20.493,00 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davalı birleşen davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 8-Davacı birleşen davalı ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"210e709173108445","SID":"3566f8747771ffeb"}}