{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO:2021/2087 <br>KARAR NO:2025/149 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:29/09/2021<br>NUMARASI:2018/389 (E) - 2021/690 (K)<br>DAVANIN KONUSU:Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; plakası belirlenemeyen ve sürücüsü bilinmeyen bir motosikletin yaya müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin malul kaldığını, kaza tarihinde işçi müvekkilinin geçici iş göremezlik, sürekli maluliyet ve iyileşme döneminde ... (...) tarafından karşılanmayan bakıcı giderleri zararının oluştuğunu, dava açımadan önce davalı kuruma yazılı başvuru yapılmasının ardından açılan hasar dosyası kapsamında taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 900 TL sürekli iş göremezlik, 50 TL geçici iş göremezlik ve 50 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 04/06/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle 12.220,82 TL geçici iş göremezlik, 140.699,12 TL sürekli iş göremezlik ve 50 TL bakıcı tazminatı olmak üzere toplam 152.969,94 TL maluliyet tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 152.919,94 TL maddi zararın 21/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından plakası tespit edilemeyen araca %100 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun sadece tanık beyanları esas alınarak düzenlenmiş olduğunu, trafik kazası olduğunun ispat edilemediğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, aktüer raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve hatalı olarak progresif rant yönetiminin kullanıldığını, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilecekse tazminat miktarının hesaplanmasında 09/06/2021 tarihinde yürürlüğe giren Kanun doğrultusunda azami faiz oranı aşılmamak kaydıyla teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava; trafik kazası sebebiyle iş gücü kaybı tazminatı istemlidir.Kazanın varlığını ispat yükü davacıda olup, Batman Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/17748 soruşturma dosyası ile başlatılan soruşturma kapsamında olay günü tutulan \"olay tutanağı, C. Savcı görüşme tutanağı ve yaralının hastaneye kaldırıldığına dair tutanaklarla\" kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğunun sabit olduğu, davacının yaralanmasına neden olan kazada bir aracın da varlığı daimi arama kararı alınmasıyla yetkili resmi makamın da kabulündedir. Bu durumda davacı soruşturma dosyasında yer alan olay gününe ait tutanaklarlar ile kazanın varlığını ve kazaya bir aracın neden olduğunu ispatladığından aksini ispat yükü, bunu iddia eden davalı taraftadır. Somut olayda, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olmadığı hususu davalı tarafça aynı nitelikte bir delil ile ispatlanamadığından davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/786 E. - 2021/2254 K. sayılı ilamı). Somut olayda, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin \"Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği\" ve \"Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve  tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında ve sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumluluğunun belirtilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde karar vermiştir.  Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.445,96 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 2.611,49‬ TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 7.834,47‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin,1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ef55e9b3cc6d7d7","SID":"41a5e6dde753c56c"}}