{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:16/09/2021\t<br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:17/02/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davacı müvekkili ile davalı şirket arasında 29/08/2018 tarihinde makine alım satımına ve bu makinelerin kurulumuna ilişkin bir alım-satım sözleşmesi düzenlendiğini, alım satıma konu makinelerin özelliklerinin sözleşmede de belirtildiği gibi 1 adet 2+6 Kalibre Silim Makinesi ve 1 adet 65 cm'lik Ebatlama Makinesi olduğunu, sözleşmeye konu makinelerin sözleşmenin imzalanması ve alıcı tarafından peşinatın yatırılması ile teslim süresinin başlayacağının ve 20/10/2018 tarihinde makinelerin teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, yine söz konusu sözleşmenin 5.6 maddesinde de: “Alıcı sözleşme konusu ürünleri teslim tarihinden 5 gün sonra  hala teslim alamamışsa alanın talebine bağlı olarak gecikilen her gün için satıcıdan 500 USD cezai şart ödeme borcu getirilebilir. Söz konusu ürünler teslim tarihinden sonra 15 gün içerisinde hala teslim edilmemişse alıcının talebine bağlı olarak, satıcı 10.000,00 USD ceza ödemeyi kabul eder” hükmünün düzenlendiğini, müvekkili davacının sözleşmede belirlenen koşullara uyarak 2.000,00 USD peşinatı sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 29/08/2018 tarihinden 2 gün sonra yani 31/08/2018 tarihinde satıcı konumundaki davalı şirkete nakit olarak ödediğini, hatta yapılan nakit ödemeye ilişkin olarak davalı şirketin tahsilat makbuzu da düzenlendiğini, davacı müvekkili tarafından sözleşme hükümlerine uymak koşulu ile üzerine düşen edimler yerine getirilmiş ise de davalı şirketin sözleşme konusu malları sözleşmede kararlaştırılmış olan 20/10/2018 tarihinde teslim etmeyi taahhüt etmiş olmasına rağmen müvekkiline malları teslim etmediğini ve temerrüde düştüğünü, sözleşmede teslim tarihinin taraflarca belirlenmiş olup, 20/10/2018 tarihinin belirli vade niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından söz konusu makinenin imalatının bir an önce bitirilmesi davalı tarafa sözlü olarak tanıkların huzurunda ihtar edildiğinden, müvekkilinin malların teslim edilmesi için satıcı şirkete ihtar çekmesinin gerekmediğini, davalı şirketin, borcun ifa edilmesi için ayrıca ihtara gerek olmadan borcunu ifa etmesi gerektiğini, işbu dava ile taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedilmiş bulunduğundan, müvekkili tarafından davalı tarafa sipariş veriminde ödenen 2.000 USD'nin, ayrıca taraflarca imzalanan sözleşme hükümlerine göre, sözleşme konusu ürünler teslim tarihinden sonraki 15 gün içerisinde hala teslim edilmediği için davalı şirketin müvekkiline 10.000,00 USD ceza ödemesi gerektiğini beyan ederek, davanın kabulü ile, dava konusu 12,000,00 USD'nin (2.000 USD sipariş ile verilen 2.000 USD iş avansı ve 10.000 USD cezai şart olarak) hakkın doğum tarihinden itibaren uygulanacak ticari işlerde yabancı paraya uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca dava masrafı, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davalı şirketin, 17/09/2015 tarih ... sayılı Ticaret Sicil Tasdiknamesi'ne göre, Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olup, şirketin yetkili temsilcisinin  ... olduğunu, davaya dayanak sözleşmedeki imzanın ...'a ait  olmadığını, bu hususun davacı tarafça kabul edilmediği taktirde imza incelemesi neticesinde anlaşılacağını, ayrıca şirketi temsile yetkili ...'ın hiçbir zaman bu sözleşmeye onay vermediğini, davacının, şirket adına sözleşme imzalayan kişinin yetkili olup olmadığını araştırması ve basiretli bir tacir gibi davranması gerekirken, bu dikkat ve özeni göstermeyerek, kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle hak iddia edemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin işbu dava dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği tarihe kadar hiçbir şekilde ihbar, ihtar vs. şekilde uyarılmadığını, bu sebeple eğer taraflar arasında usulüne göre imzalanmış geçerli bir sözleşme olsaydı, bu sözleşme henüz feshedilmemiş olduğundan ve feshedilmeyen sözleşme halen geçerli olacağından, davacının huzurdaki davayı açmayacağını, çünkü sözleşmede, sözleşmenin feshi maddeleri düzenlenmediği gibi huzurdaki davada da sözleşmenin feshi talep edilmediğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...2.000 USD satış avansı yönünden; tahsilat makbuzu düzenlendiği, şirket kaşe ve imzasının olduğu hususu araştırıldı. Tahsilat makbuzunun teslim alan bölümünde şirket kaşesi ve imza görülmekle davalı şirket belgeleri incelendiğinde, aynı imzanın 20/04/2021 tarihinde sunulmuş olan davalı şirkete ait 136 sayfa maaş bordrosu ve 6 sayfa tahsilat makbuzunda bulunduğu görülmekle imza incelemesi yapılmaksızın şirket yetkilisi tarafından düzenlendiği kabul olundu. Geçersiz sözleşmeler taraflara hak ve borç tahmil etmeyeceği için, taraflar ancak verdiklerini karşılıklı olarak haksız iktisap hükümleri uyarınca geri alabilirler. Makinelerin teslimi gerçekleşmediğinden avansın iadesine hükmolundu. Ayrıca imzası bulunan ...'ın imza sirkülerindeki imzasının da aynı olduğu  görüldü. Her ne kadar davalı kayıtlarında 2.000 USD ödeme makbuzu yer almasa dahi taraflar arasında başka bir ticari ilişki olmadığından, 2.000 USD'nin sözleşme gereği davalıya verildiğinin kabulü ile yerine getirilmeyen sözleşme gereği iadesi gerektiği kanaati oluşmuştur. 10.000 USD yönünden; sözleşmenin 5.6 maddesinde, davalının 15 gün içerisinde hala teslim edilmemesi durumunda cezai şartı da tazmin yükümlülüğünü kabul etmiş olduğu görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 182/2. maddesi uyarınca, sözleşme toplam bedelinin 59.000 USD olduğu görülmekle, cezai şart 10.000 USD olmakla cezai şart indirimine yer olmadığına karar verildi.\" gerekçesiyle davanın kabulü ile, 12.000,00 USD alacağın dava tarihi olan 20/12/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa 4/A gereği devlet bankalarının dolar cinsinden para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabından ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile tahsil tarihindeki TCMB döviz kuru üzerinden hesaplanarak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak sözleşme ve tahsilat makbuzundaki imzalar inkar edildiği halde bilirkişi marifeti ile imza incelemesi yapılmaksızın, imzaların şirket yetkilisi ...'ın imzası olduğunun kabul edilmesinin ve yine makbuzun sözleşmeye istinaden alındığına dair de makbuzda herhangi bir ibare yer almamasına ve tahsilat makbuzundaki tahsilat tarihi ile sözleşmede verilen peşinat tarihinin farklı olmasına rağmen sözleşmeye istinaden verildiğinin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmedeki imzanın şirketi sorumlu kılabilmesi için, imzanın şirketi borç altına sokmaya yetkili kişiler tarafından atılmasının zorunlu olduğunu, eldeki davada, öncelikle imza itirazının çözümlenmesi gerektiğini, ticari kişilerin bulundurma zorunluluğu olan ticari kayıtlar içinde yer almayan tahsilat makbuzunun, tarafların bulundurulması zorunlu olan ve ticari defter ve kayıtlarında da yer almadığının bilirkişi raporu ile anlaşıldığını, imzası inkar edilen bir makbuzla  hak iddia edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun bazı bölümlerinde, tahsilat makbuzundaki kaşe ve imzanın sanki şirket yetkilisine aitmiş gibi \"tahsilat makbuzunda davalı şirket kaşesi ve imza olduğu\" şeklindeki beyanının amacını aşan bir ifade olmakla beraber, bilirkişinin bu beyanının yalnızca şirket kaşesinin üzerinde imza olduğu anlamında olup, bu imzanın şirket yetkilisine ait olduğu anlamını taşımayacağının açık olduğunu, dolayısı ile zaten ispat yükü tersine çevrilerek mahkemece re'sen araştırılmış olan ve ticari işletmelerin bulundurmak zorunda olduğu defter ve kayıtlar içinde bulunmayan makbuz ile hak iddia edilemeyeceğini, sözleşmeye istinaden ödendiği iddia olunan 31/08/2018 tarih ve ... kayıt nolu 2.000,00 USD tutarlı tahsilat makbuzundaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturan makine alım-satım sözleşmesine istinaden ödendiği iddia olunan tahsilat makbuzunun 31/08/2018 tarihli olduğunu, ancak sözde sözleşmenin 6. maddesi olan \"sözleşme bedelinin ödenmesi\" maddesinde 2.000,00 USD'nin sözleşme tarihi olan 29/08/2018 tarihinde nakit ödeneceğinin belirtildiğini, ayrıca makbuzun sözleşmeye istinaden alındığına dair makbuzda herhangi bir ibarenin yer almadığını, buna göre  tahsilat makbuzunun sözleşmeyle bir illiyetinin bulunmadığını, bu durumda kabul anlamına gelmemekle beraber, tahsilat makbuzundaki bedelin tahsil edildiği varsayılsa dahi, bu tahsilatın sözleşmeye bağlı bir tahsilat olduğunun ileri sürülemeyeceğini, şirket sahibinin böyle bir makbuz ile sözleşmeye onay verdiği iddiasında bulunulamayacağını, olaydaki cezai şartın, dönme cezası olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, uyuşmazlığa konu taraflar arasındaki sözleşmede bulunan cezai şart ifa yerine cezai şart (dönme cezası) olmadığı gibi sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdiren tarafın, müvekkili şirket olmayıp, davacı tarafından sözleşmenin sona erdirildiğini, nitekim davacı tarafından dava dilekçesinde, sözleşmenin haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedildiğinin beyan edildiğini, sözleşmede bulunan cezai şartın hukuki niteliğinin mahkemece yanlış değerlendirildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmenin 5.6 maddesi uyarınca; gecikilen her gün için kararlaştırılan 500 $ ve sözleşme konusu ürünler teslim edilemediği takdirde kararlaştırılan 10.000,00 $ cezai şartın ifaya ekli cezai şart olduğunu, zira burada maddede açıkça ifa yerine 10.000,00 $ cezai şartın talep edileceği değil, ifanın yanında 10.000,00 $ talep edilebileceğinin beyan edildiğini, davacı her ne kadar dava dilekçesinde, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini beyan etse de işbu beyanın dönme hükmünde olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin geçmişe etkili olarak kaldırılarak sözleşmenin hükümsüz hale getirildiğini ve buna bağlı olarak sözleşme ve içeriğindeki cezai şartın geçersiz hale geldiğini, sözleşmede, sözleşmenin feshi halinde dahi cezai şartın talep edilebileceğine ilişkin bir madde de bulunmadığını, bu hükümsüz sözleşmeye bağlı feri nitelikteki geçersiz cezai şart talep edilemeyeceğini, fahiş olan cezai şart bedelinin indirilmesi gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı avans olarak ödenen paranın malın teslim edilmemesi sebebiyle iadesi ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı taraf, yurt dışına makine sattığını, davalı ile aralarında 2 adet makinenin imalatı ve kendisine teslimi konusunda anlaştıklarını, yaptıkları sözleşme uyarınca 2.000 $ peşinat verdiğini, davalının makineleri teslim etmediğini, sözleşmeye göre, vadesinde makinelerin teslim edilmemesi halinde ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın sözleşmeyi fesih hakkının bulunduğunu, buna göre sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmede makinelerin zamanında teslim edilmemesi halinde 10.000 $ cezai şartın ödeneceği yönünde hüküm bulunduğunu belirterek, yaptığı peşinat ödeme ile cezai şart tutarını dava konusu etmiş, delil olarak davalı adına atılı silik bir imza içeren sözleşmeyi ve 2.000 $ ödeme yaptığına ilişkin davalının kaşesi ve imzasını taşıyan tahsilat makbuzunu sunmuştur. <br>Davalı taraf cevap dilekçesinde, sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olmadığını, tahsilat makbuzunda ise herhangi bir sözleşmeye atıf bulunmadığından, adı geçen sözleşme ile ilişkilendirilemeyeceğini, sözleşmede peşinatın sözleşme tarihinde verileceği yazılmasına rağmen tahsilat makbuzunun sözleşme ile aynı tarihi taşımadığını, ödemenin sözleşme ile ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. <br>Davacının dayandığı ve imzası davalı tarafça inkar edilen 29/08/2018 tarihli makine alım- satım sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmede özellikleri belirtilen 2 adet makinenin imalatı ve davacıya satışı noktasında tarafların anlaştıkları, makinelerin 20/10/2018 tarihinde alıcıya teslim edileceği, teslim tarihinden 15 gün geçmesine rağmen makinelerin teslim edilmemesi halinde alıcının talebine bağlı olarak satıcının 10.000 $ ceza ödemeyi kabul ettiği, sözleşmenin 59.000 $ bedelli olup, sözleşme tarihinde 2.000 $'ın nakit olarak, kalanının teslim tarihinde ödeneceğinin hüküm altına alındığı, 31/08/2018 tarihli ... nolu tahsilat makbuzunda da davacıdan 2.000 $ tahsil edildiği görülmektedir. <br>Davalının sözleşme ilişkisini inkar etmesine rağmen gerekçeli kararda sözleşmenin varlığı veya yokluğuyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece tahsilat makbuzundaki imza üzerinden değerlendirme yapılıp, bu imzanın dosyaya sunulan diğer makbuzdaki imzalara benzediği gerekçesine dayanılması, diğer taraftan, geçersiz sözleşme sebebiyle herkesin aldığını iade etmesi gerektiğine işaret edildikten sonra bu kabulle çelişir şekilde makinelerin teslim edilmemesi sebebiyle denilerek, kendi içinde çelişen gerekçelerle 2.000 $'ın iadesine karar verilmesi hatalıdır. Aynı şekilde cezai şart ile ilgili kurulan hükümde, TBK'nın 179/3. fıkrasındaki düzenleme yazılarak kararlaştırılan cezai şartın, dönme cezası olduğu kabul edildikten sonra TBK'nın 179/1. fıkrasındaki seçimlik cezai şarta ilişkin hükmün yazılıp, yine kendi içinde çelişen gerekçelerle cezai şarta ilişkin talebin kabul edilmesi isabetsiz olmuştur. <br>Öncelikle, sözleşmedeki imza inkarına ilişkin davacıdan sözleşme aslının ibrazı istenerek, imza incelemesi yapılmamış ise de, davalının aşamalardaki beyan dilekçesinde ve istinaf dilekçesindeki anlatımlarında, bir taraftan sözleşmeyi inkar ederken, diğer taraftan sözleşmenin varlığını kabul edercesine sözleşmedeki hükümlere göre savunmalar yaptığı görülmekle, davalının kendi içinde çelişkiye düştüğü, istinaf dilekçesinin 6. sayfasında, \"davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmenin 5.6 maddesi uyarınca\" denilerek, kararlaştırılan cezai şartın türü ile ilgili açıklamalar yapıldığı, 8. sayfada, \"taraflar arasında makine alım sözleşmesinin 29/08/2018 tarihinde yapıldığının\" belirtildiği, dolayısıyla davalının sözleşmeyi inkara yönelik savunmalarının yerinde olmadığı, diğer taraftan, cevap dilekçesinde ve dilekçeler aşamasında davalının tahsilat makbuzundaki imzaya yönelik açık bir inkarının bulunmayıp, sadece makbuzdaki ödemenin dava konusu sözleşmeyle ilgisinin bulunmadığına işaret edildiği, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında davalının dilekçeler aşamasından sonra ve ilk kez rapordan sonraki beyan dilekçesinde ileri sürdüğü imza itirazının dikkate alınamayacağı, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, neticeten, varlığı kabul edilen tahsilat makbuzuna göre, sözleşmede kararlaştırılan 2.000 $ peşinat ödemesinin sözleşme tarihinden 2 gün sonra 31/08/2018 tarihinde davacıdan tahsil edildiği, bu hususun da taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını desteklediği sonuç ve kanaatiyle, malların teslim edildiğine dair savunmanın bulunmaması karşısında davacının yaptığı 2.000 $ avans ödemesinin davacıya iadesinin gerektiği kabul edilmiş,  mahkemenin gerekçesinde en azından malların teslim edilmemesi sebebiyle peşinat ödemesinin iadesinin gerektiğine yönelik açıklamanın bulunması ve neticesi itibariyle kararın doğru olması sebepleriyle davalının kararın bu kısmına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir....<br>Cezai şarta yönelik verilen kabul kararına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın TBK'nın 179/2. maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, sözleşmede aksi yönde düzenleme bulunmaması sebebiyle sözleşmeyi fesheden davacının, ifaya ekli bu cezai şartı artık talep edemeyeceği gözetilerek, bu talep yönünden davanın reddedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi hatalı olup, davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KISMEN KABULÜYLE;<br>a-2.000 USD'nin dava tarihinden itibaren Devlet bankalarının dolar cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faiz ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>b-Cezai şarta yönelik davanın REDDİNE, <br>c-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 719,91 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 1.094,54 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 374,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,<br>d-Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, <br>e-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 719,91 TL peşin harç toplamı 755,81 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>f-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafından oluşan toplam 598,00 TL yargılama giderinin, kabul ret oranına göre hesaplanan ‭99,66 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye masrafın davacı üzerine BIRAKILMASINA,  <br>g-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan davetiye gideri, posta masrafından oluşan toplam 68,50 TL yargılama giderinin, kabul ret oranına göre hesaplanan 57,08 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye masrafın davalı üzerine BIRAKILMASINA, <br>h-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, aleyhe bozma yasağı gereği ve istinaf edenin sıfatı gözetilerek, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 9.020,42 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>ı-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen cezai şart yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>i-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 1.079,88 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, <br>b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 27,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 189,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17685e5a1671fe2e","SID":"59608d89e23c73bf"}}