{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1502 Esas<br>KARAR NO:2025/287<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/06/2021<br>NUMARASI:2020/582 Esas, 2021/580 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  davalıya forklift tamir hizmeti verdiğini, bu hizmetin karşılığında da 04.12.2019 tarihli ve 13.475,60 TL bedelli fatura düzenlediğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibe davalının itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait forkliftin yağ kaçağı sorununun giderilmesi için aracın davacı firmaya gönderildiğini, ancak 15.000,00 TL değerindeki hortumun çalışamaz duruma getirilerek ve araca başka hasarlarda verilerek aracın müvekkili şirkete geri gönderildiğini, arızanın giderilmemesi nedeniyle başka yerden aynı tür aracın kiralanmak zorunda kalındığını, hem tamire gönderilen araç için hem de kiralanan araç için nakliye masrafı yapmak zorunda kaldıklarını, daha sonra davaya konu aracın dava dışı ... firması tarafından tamir edildiğini, davacının düzenlediği faturanın bu nedenle kabul edilmediğini, faturanın kendi defterlerine işlenmediğini ve Beyoğlu ... Noterliğinin 08.01.2020 tarih ve... sayılı ihtarnamesi ile iade edildiğini belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacının davaya konu faturada davalının aracında yaşanan sorunun giderilmesi için yaptığı harcama kalemlerinin bedeli olan KDV dahil 2.029,60 TL'yi talep etmekte haklı olmadığı, davalının şikâyeti dışında kalan işlerin ise davaya konu aracın lastikleri ile ilgili üç kalem işlem olduğu, davalının davaya konu faturayı iade ettiği, ancak aracının lastiklerinde yapılan işlemlere ilişkin bir itirazda bulunmadığı, değiştirilen lastiklerin iadesini de yapmadığı, iş gören durumundaki davacının yaptığı işlerin bedelini davalıdan talep etme hakkı bulunduğu, bu nedenle takip konusunun fatura olması nedeniyle ve faturada yazılı olan ve davalının şikayeti dışında yapılan işlerin değerinin davacıya ödenmesi gerektiği, bu işlerin bedelinin de bilirkişi raporunda KDV dahil 11.446,00 TL olarak tespit edildiği, ancak  davalının şikayeti dışında yapılan işlerin davaya konu faturada dolgu lastik 27-10-12 bedeli 3.500,00 TL, dolgu lastik 23-9-10 bedeli 2.500,00 TL, lastik pres bedeli 200,00 TL ile bu işlerin işçilik ücreti olan 1.500,00 TL ve nakliye bedeli olan 800,00 TL olmak üzere toplam 8.500,00 TL'nin KDV'si ile birlikte 10.030,00 TL olduğu, bilirkişi raporunda davalının şikayeti dışında yapılan işlerin değerinin yanlış tespit edildiği gerekçesiyle davanın asıl alacak yönünden 10.030,00 TL üzerinden kısmen kabulüne davacı lehine icra inkar tazminatına, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili  ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin faturada yer alan her hizmeti eksiksiz ve kusursuz şekilde zamanında yerine getirdiğini, zira tarihi belirtilmiş olunan faturaya ilişkin ve ürün teslimiyle alakalı olarak davalı tarafın herhangi bir itirazının bulunmadığı, faturada yer alan işçilik kalemlerinin büyük bir çoğunluğunun yapıldığının açıkça tespit edilmesine karşın forkliftin fatura tarihinden sonra bakım ve onarım işlemine tabi tutulması, parçalarının değişmiş olması sebebi ile dava konusu faturada yer alan kalan diğer işlemlerin müvekkili tarafından yapıldığının sözde tespit edilememesinin kabul edilemeyeceğini, teslimden sonra ortaya çıkan ayıptan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, soyut bilirkişi gerekçeleri ile karşı tarafın zımni ikrarına ve hatta bilirkişi raporunda faturada yer alan birçok hizmetin yapıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen halen ispata ilişkin delil aramaya çalışan Mahkeme kararın  açıkça yasaya, hukuka ve usul kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etimiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkile ait forklifteki  yağ kaçağının tamiri için aracın karşı tarafa gönderildiğini, davacı tarafından hortumun çalışamaz duruma getirilerek bununla beraber başka aksamlarına da zarar verildiğini, arızanın başka bir firmaya giderilmek zorunda kalındığını, davacının faturasının kabul edilmeyerek iade edildiğini, defterlere de işlenmediğini, bilirkişi tarafından dava dışı firmaya yaptırılan işlemlerin taraflarınca beyan edilen şikayet ile uyumlu olduğunun ve davacının makinaya verdiği zararları gidermeye yönelik olduğunun açıkça belirtildiğini, aracın başka bir firmaya tamir için gönderildiğine ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu, bu faturaların mahsup edilmesi halinde müvekkilinin borçlu değil alacaklı durumda olacağını, kabul anlamına gelmemek üzere lastiklere ilişkin hizmet bedelinin müvekkilinin yaptığı masraflara mahsup edilmesi gerektiğini, davacının edimini yerine getirmediğinden işçilik ve nakliye bedelinin de hesaba katılmaması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, servis hizmet bedeli kapsamında düzenlenen faturanın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile 04.12.2019 tarihli 13.475,60 TL fatura alacağı, 731,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.206,61 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafından İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ile davalı vekili kararı istinaf etmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık, davacının takibine konu fatura nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı varsa miktarı ile hizmetin ayıplı olarak sunulup sunulmadığı, davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığına ilişkindir.1-Davalı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde;Somut olayda; takibe ve davaya konu 04.12.2019 tarihli 13.475,60 TL bedelli fatura, davalıya ait forklift ile ilgili servis ve yedek parça hizmeti verildiğinden bahisle düzenlenmiştir. Davacı tarafça, davalıya servis bakım hizmeti verildiği belirtilerek  verilen hizmet sonrasında düzenlenen fatura bedelinin ödenemediği iddiası ile başlatılan takibe itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı, kendisinin işi eksiksiz olarak yaptığını ileri sürmekte, davalı ise, davacıdan servis hizmeti aldığını kabul etmekte olup, hizmetin ayıplı ifa etmesi sebebiyle fokliftin tamirini  dava dışı ... firmasına yaptırıldığını ve ayıplı hizmet nedeniyle zararının doğduğunu savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince alınan 31.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait 04.12.2019 tarihli fatura kapsamında yapılan işlemlerin, davalının şikayeti dışında yapılan kısmının KDV hariç 9.700,00 TL, KDV dahil ise 11.446,00 TL olduğu, davalının şikayeti kapsamında yapılan işlemlere ait kısmının ise KDV hariç 1.720,00 TL, KDV dahil ise 2.029,60 TL olduğu, ... firması tarafından dava konusu forklifte 11.12.2019 tarihli fatura kapsamında yapılan işlemler ele alındığında; mazot pompasına yapılan işlemin, davalının forkliftin çalışmadığı, performans göstermediği yönündeki beyanı ile uyumlu olduğu, fatura kapsamındaki diğer işlemlerin de forkliftin ilk kez davacı taraf servisine gönderilme nedeni ile örtüştüğü, bu çerçevede yapılan işlemlere ait onarım bedelinin KDV dahil 6.891,20 TL olduğu, rakamın işlem tarihi itibariyle piyasa rayiçleri açısından makul olduğu belirtilmiştir.21.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; fatura kapsamında, forkliftin mazot pompasına yapılan revizyon işleminin, nakliye ücretinin, dört adet forklift lastik ücretinin, bu lastiklerin sökülüp takılma ve presleme işçilik ücretinin de bulunduğu, davalının şikayeti dışında yapılan bu işlemlerin toplam ederinin KDV hariç 9.700,00 TL, KDV dahil ise 11.446,00 TL olduğu, davalının şikayeti olan forkliftin hortumunda yaşanan yağ kaçağı ile ilgili olarak fatura kapsamında olan işlemlerin faturada; hidrolik sistem yağı, hidrolik tank filtresi ve yürüyüş filtresi parçaları ile işçilik olarak belirtilen kalemler olup, bu kalemlerin parça ve işçilik bedellerinin ise KDV hariç 1.720,00 TL, KDV dahil ise 2.029,60 TL olduğu, dava konusu 04.12.2019 tarihli fatura kapsamındaki işlemlerden; mazot pompası revizyonu, hidrolik sistem yağı, periyodik bakım, işçilik ve hidrolik tank filtresi, yürüyüş filtresi kalemlerinin yapılıp yapılmadığı hususunda somut tespitin; inceleme tarihi itibariyle, araç üzerinde aynı kalemleri içeren sonradan da periyodik bakım ve onarım işlemleri yapıldığından mümkün olmadığı belirtilmiştir. HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı servis hizmetinin ayıplı verildiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının verdiği hizmetten 8 gün sonra başka bir firma tarafından forklifte yapılan tamir işleminin forkliftin ilk kez davacı servise gönderilmesi nedeni ile uyumlu olduğu, mazot pompasına yapılan işlemin davalının davacı servise geldikten sonra fokliftin çalışmadığı, performans göstermediği yönündeki beyanı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan teknik bilirkişi raporuna göre,  davalı, davaya konu faturadaki lastiklerle ilgili hizmet dışındaki hizmetin davacı tarafından ayıplı olarak verildiğini ispat etmiştir. Faturadaki ayıplı hizmete ilişkin bedeller düşüldükten sonra kalan lastik hizmetine ilişkin davalının ayıp iddiası bulunmamaktadır. Davalının lastiklere ilişkin hizmeti almadığına dair bir itirazının bulunmadığı, hatta bu hizmeti aldığını kabul ettiğine göre ayıp iddiası  dışındaki hizmet bedellerinden sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu işlerin bedeli de bilirkişi raporunda KDV dahil 11.446,00 TL olarak tespit edilmiştir. Davalının ayıp iddiası dışında yapılan işler davaya konu faturada dolgu lastik 27-10-12 bedeli 3.500,00 TL, dolgu lastik 23-9-10 bedeli 2.500,00 TL, lastik pres bedeli 200,00 TL ile bu işlerin işçilik ücreti olan 1.500,00 TL ve nakliye bedeli olan 800,00 TL toplamı 8.500,00 TL'dir. KDV'si ile birlikte 10.030,00 TL olduğu, davaya konu faturadaki bu bedeller üzerinden Mahkemece hesaplama yapılarak davanın bu miktar  üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı ayıplı hizmet nedeniyle  ayıbın giderilmesi için yaptığı tamir ve nakliye masraflarının daha fazla olduğunu, bu nedenle  zarara uğradığını, bu faturaların mahsup edilmesi halinde müvekkilinin borçlu değil alacaklı durumda olacağını ileri sürmüştür. Mahkemece faturadaki ayıplı hizmet bedeli mahsup edilerek  faturadaki lastiklere ilişkin hizmete yönelik hizmet bedeline hükmedilmiştir. Bu hale göre davacı lastiklerin bakım ve tamir edimini ifa etmiş olup, somut olayda TBK 97 maddenin uygulama yeri bulunmamaktadır. Davalı, davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğin dolayı maddi zarara uğradığını iddia edilmiş ise de bu iddiasına yönelik usulüne uygun süresinde açılmış bir karşı dava yada takas defi bulunmadığından bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiş olup, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı faturaya konu bir kısım hizmeti aldığına göre bu hizmete ilişkin işçilik ve nakliye bedelinden de sorumludur. Bu nedenle davalının nakliye ve işçilik bedelinin mahsup edilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı vekili icra inkar tazminatı tazminatı yönünden de hükmü istinaf etmiştir. İcra takibine konu edilen fatura sebebiyle davalının,  faturada yazılı olan lastiklerle ilgili hizmeti aldığı, bu hizmete ilişkin borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu da anlaşılmaktadır.Bu nedenlerle  davalı aleyhine  icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde; HMK'nın 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2021 yılı itibariyle 5.880,00 TL'ye ulaşmıştır. Davacı 13.475,60 TL harca esas değer üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açmış olup, Mahkemece 10.030,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince reddedilen miktar (3.445,60 TL) nazara alındığında, karar, hüküm tarihi itibariyle davacı yönünden kesin niteliktedir. HMK'nın  346. Maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1. Maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle istinafa kabil bir karar bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru taleplerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/582 Esas, 2021/580 Karar sayılı ve 28/06/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden REDDİNE, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 171,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 444,11 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"894f051f1438bad9","SID":"019f6761e6e1a931"}}